Blogumda
yazmıştım vakti zamanında:
Bugün yine uykusuzum. Gece hep uyuyacağım uyuyacağım dedim sabahı ettim. Güneş doğmaya başlarken bir sigara daha yaktım. Bu gece kaçıncı nescafemdi bilmiyorum ama; nescafemi yudumladım. Dışarıdan işittiğim kuş sesleri... Çıkıp biraz hava almak istedim saat sabah 5'e yaklaşırken.
Rahat pijamalarımı çıkardım yavaş yavaş. Eşofmanlarımı giydim... Telefonuma taktım kulaklığın bir ucunu, diğer uçlarını da kulaklarıma. Hafif bir müzik, kısık sesli... Evdekiler uyanmasın diye yavaşça açtım kapıyı. Yavaşça giydim ayakkabılarımı. Ayağıma oturduklarını hissettim. Kapıyı da yavaşça kapatıp, uykunun da etkisiyle yavaş yavaş indim merdivenlerden.
Sokaklar bomboş...

Yaktım bir sigara daha, yürüdüm yavaş yavaş boş sokaklarda... Kuş sesleri... Hafif müzik... Rahatladığımı hissettim.
Sabah sabah köpekler niye havlar ki bana? Ben de onlara baktım ters ters...
Sıcak bir poaça aldım... Parktaki bir ağacın altında çimlere oturdum, kahvaltımı yaptım poaçamla... Yavaş yavaş... Bir sigara daha yaktım, uzandım. Ağacın dallarını saydım anlamsızca...
Sonra kalktım nereye gittiğimi bilmeden yürüdüm. İstasyonda bir banka oturdum. İstasyon henüz kapalı... Her yer sessiz... Sadece müzik ve kuşlar...
Kalktım sonra tekrar yürümeye başladım. Başka bir parkta bir banka oturdum... Bazıları işlerine gitmeye başlamıştı, servisler de işçileri taşımaya... Onları seyrettim bir süre. Kalktım... Eve doğru yürümeye başladım.
Eve geldiğimde evdeki kimse daha uyanmamıştı. Yine kapıyı yavaşça açtım, yavaşça girdim içeri... Ortamın sessizliğini bozmadan. Uzandım biraz. Tavana baktım boş boş... Sonra... Sonrası yok. Tekrar geçtim aynı yere, bilgisayarmın başına...