• 04-03-2016, 13:22:04
    #1
    Uzun süredir amaçsız bir ruh haline büründüm. Aslına bakarsanız daha öncede böyleydim. İş ev arası git geller ile iyice amaçsızlaştım. Bu anlık bir psikolojiden ziyade uzun soluklu bir duygu. Hani gidip eğleneyim ile geçecek bir durum değil.

    Düşünsenize nefes alıyoruz, görebiliyoruz, gezebiliyoruz ama bunların bir amacı olmalı, günün 10 saati birilerine aldığımızdan daha çok para kazandırarak geçmemeli. Ya da sadece para kazanmak için mücadele edilmemeli. Her ay faturalar, ev problemleri ya da maddi dertler ile geçmemeli. Eğlenerek te geçmemeli. Hayatta olmamızın bir amacı olmalı.

    Hiç kendinizi birinin yönettiği duygusunu yaşadınız mı. Sanki biri beni uzaktan kumanda ile hareket ettiriyor. Sanki kendimi dışarıdan izliyorum. Yürüyorum ama ayaklarım ezbere gidiyor. Konuşuyorum ama sanki programlanmış gibi.

    Sanırım ben amaçlarımı kaybediyorum. Peki ya sen ?




    Edit : Biraz araştırmalarım sonucu tükenmişlik sendromu denen hadiseye benzer bir durum yaşıyorum. Artık adı her neyse.

    Aldığım bir karar sonucu hafta sonları ve müsait olduğum zamanlarda kimsesiz çocuklar yurdunda "gönüllü abilik" programına katılacağım. Potansiyel bir baba adayı olmam ve çocukları çok sevmem sonucunda, onlara birşeyler katmayı, eğitimlerine manevi olarak katkıda bulunmayı, en azından faydalı birşey yapmayı planlıyorum. Maddi olarakta elimden geldiğince destek vermeye çalışacağım.
  • 04-03-2016, 13:23:57
    #2
    ben bitsede gitsek modundayım. şükür dilediğim şeylere sahip oldum ama bu seferde uğruna mücadele edecek bir şey kalmamış gibi oluyor.

    totoma güvenemiyorum, güvensem hayatımı güzel bir kadın ile birleştiricem lakin, korkuyorum bu bir sorunu bitirirken daha büyük sorunlara yol açarsa diye.

    ot gibi yaşıyorum, günler çabuk ve amaçsız geçiyor bende de.
  • 04-03-2016, 15:42:08
    #3
    Modern köleyiz biz...
  • 04-03-2016, 16:22:17
    #4
    hep birşeyleri ödemek ya da bir borcu kapatmak için yaşıyoruz. Tabii buna yaşamak denirse
  • 04-03-2016, 19:10:16
    #5
    Birkaç alıntı ile renk katmak isterim;


    Biz televizyon izleyerek, milyonerler, sinema tanrıları, rock yıldızları olacağımıza inanarak büyüdük ama olamayacağız...Hepimiz heba oluyoruz...Bütün bir nesil benzin pompalıyor, garsonluk yapıyor ya da beyaz yakalı köle olmuş...Reklamlar yüzünden araba ve kıyafet peşindeyiz...Nefret ettiğimiz işlerde çalışıyor, gereksiz şeyler alıyoruz... Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız...Bir amacımız yok; ne büyük savaş ne de büyük bir buhran yaşadık...Bizim savaşımız ruhani savaş... Ve bunalımımız kendi hayatlarımız...

    demiş, Chuck Palahniuk



    Kalbinin görevi sadece atmak değildir.
    Yaşamak ; yemek , içmek , yatmak değildir , eğer böyle yaşıyorsan ahıra kadar yolun var.


    demiş Şair Yürekli Adam

    söz meclisten dışarı, teşbihte hata olmaz benzer konu 'dan zarar gelmez.
  • 04-03-2016, 21:48:38
    #6
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    manevi dünyanızı geliştirebilirsiniz.
  • 04-03-2016, 23:22:58
    #7
    Biraz araştırmalarım sonucu tükenmişlik sendromu denen hadiseye benzer bir durum yaşıyorum. Artık adı her neyse.

    Aldığım bir karar sonucu hafta sonları ve müsait olduğum zamanlarda kimsesiz çocuklar yurdunda "gönüllü abilik" programına katılacağım. Potansiyel bir baba adayı olmam ve çocukları çok sevmem sonucunda, onlara birşeyler katmayı, eğitimlerine manevi olarak katkıda bulunmayı, en azından faydalı birşey yapmayı planlıyorum. Maddi olarakta elimden geldiğince destek vermeye çalışacağım.
  • 05-03-2016, 20:54:29
    #8
    tasarimhizmet adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Biraz araştırmalarım sonucu tükenmişlik sendromu denen hadiseye benzer bir durum yaşıyorum. Artık adı her neyse.

    Aldığım bir karar sonucu hafta sonları ve müsait olduğum zamanlarda kimsesiz çocuklar yurdunda "gönüllü abilik" programına katılacağım. Potansiyel bir baba adayı olmam ve çocukları çok sevmem sonucunda, onlara birşeyler katmayı, eğitimlerine manevi olarak katkıda bulunmayı, en azından faydalı birşey yapmayı planlıyorum. Maddi olarakta elimden geldiğince destek vermeye çalışacağım.
    Tükenmişlik falan değil, sadece zor bir dönemden geçiyorsun gibi geldi. Yani sıkılmışsın, hayatında bir değişiklik lazım. Ufak tefek değişikliklerle bunu rahatça aşabilirsin.
    Öncelikle yavaşla. Her alanda. Yemek yerken, kitap okurken, iş yaparken. Acele etme. Tadını çıkar. Ailenle konuş, onların kıymetini bil. Eve giderken aile fertlerine çiğ köfte bile alabilirsin mesela, farklılık olsun.
    Para kazanmak için yaşama, yaşamak için para kazan. Fazlasına tamah etme. Elindekilerle yetin.
    Ve sana şu söyleyeyim. Her gün 13-14 km yürümeye başladım. Yürürken çokça düşünecek vaktin oluyor, kendi iç muhasebeni yapıyorsun. Hem temiz hava, oksijen, beyin daha iyi çalışıyor. Ek olarak spor yapmış olursun.
    Bir yardım faaliyetine katıl, bu çok önemli. Fakir, muhtaç ailelere yardım ulaştır. İyilik yap. Ardında bir iz bırak, bir iş yapmış ol, bir tuğla da sen koy. Ben mesela Aşhane ekibiyle tanıştım, 15 günde bir çıkıp Suriyelilere erzak ve çorba dağıtıyoruz. İnan çok garip duygular yaşatıyor insana. İstanbul'dasın, istersen bir ara sen de katılabilirsin.
  • 06-03-2016, 00:01:26
    #9
    doğadan uzak kalan insanların ruh halinin bozulduğunu düşünüyorum. benimde durumum pek iyi sayılmaz.

    trainspotting filminden bir replik aklıma geldi;

    "hayatı seç. bir iş seç. bir kariyer seç. bir aile seç. büyük ekranlı s*kindirik bir televizyon seç, çamaşır makinesi, araba, cd çalar ve elektrikli konserve açacağı seç. sağlıklı olmayı, düşük kolestrolü ve diş sigortasını seç. sabit faizli mortgage taksitleri seç. bir ev seç. arkadaşlarını seç. rahat kıyafetler ve onlara uygun bavullar seç. taksitle satın alabileceğin, s*ktiğimin değişik kumaşlarından yapılmış üç parçalı bir takım elbise seç. kendin monte edeceğin mobilyaları ve pazar sabahları kim olduğunu sorgulamayı seç. o koltukta oturup zihni körelten ruhu sömüren yarışma programları izleyerek ağzına s*kindirik abur cuburları tıkıştırmayı seç. yerini almaları için ürettiğin bencil, şımarık veletlerin hala yaşadığın için öf çektiği mutsuz bir evde sonunda çürüyüp gitmeyi seç. geleceğini seç. hayatı seç..."