Seviyesizlik Değilde Nedir?
21
●1.492
- 24-06-2015, 11:35:09Üyeliği durdurulduMilletin ***** ko**caz diyenlerden daha üsluplu olmamış mı? Ramazan ramazan pek uygun olmadı ama ne yazık ki acı ama gerçek.
- 24-06-2015, 13:04:57Öyle bunlar konuşmakla bitmez ama suçun birazı da bizde. Ben kolay kolay kendimden ödün vermemeye çalışıyorum ama insanlar sisteme razı olmuş ve seslerini çıkartmıyorlar ta ki ibre kendilerine dönene kadar. Gençler bizim dönemimize göre çok daha şanslı ama onlara sorarsan onlarında eksiklikleri var haklı olarak. Benim bir kitap alacak param yoktu, internet desen adsl yoktu 1000 tl internet faturası ödediğimi bilirim 15 sene evvel. İnternet diyebilirsek 56 kbpspcbagimlisi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Şimdilerde 10 mbit yetmiyor insanlara. Her ne kadar geçmişle değilde günümüz ile dünya teknoloji ile bir kıyaslama daha doğru olsa bile elimizdekilerin hakkını hiçbir zaman veremiyoruz. 100 mbit olsa ne olacak sınırsız olsa ne olacak? Ne değişecek? Üretiyor mu olacağız yoksa harıl harıl film mi indireceğiz. Memleketin yarısı oyun oynuyor ama program yazayım ufak tefek oyun yapayım kendimi geliştireyim diyen yok. Dünya kadar webmaster var sözde ama adam gibi bir tane bile script yazılmıyor. Oturuyor bir ay uğraşıp yarım yamalak bir tasarım yapıyor sonra hemen para kazanayım sevdasına bürünüyor. Bak işte bize aşılanan empoze edilen en büyük belamız kolay yoldan para kazanma sevdasıdır. Birileri mi empoze etti yoksa bizler mi bu hale geldik yoksa bu haldemiydik orasını bilmiyorum. Ama şu zamanlarda bu düşüncenin empoze edildiği bir gerçek, tüketim alışkanlığı gibi.
Eğitim sistemi de buna müsaade ettiği için çığ gibi büyüyen bir sorunla karşı karşıyayız. Kimse mesleğimi yapayım bildiğim hoşlandığım işi yapayım demiyor diyemiyor. Bilmediği ama para getirebileceğini düşündüğü işlere yöneliyor hal böyle iken umduğumuzu yada karşılığını alamıyoruz ve toplum olarak bu yüzden üretemiyor gelişemiyoruz. Ne yapmak istediğimizi bilmiyoruz bundan dolayı hayatımız verimsiz geçiyor.
Ne kadar arkadaşım varsa görüşmüyorum öyle bir karar aldım. Onların kusurlarını görürken onların sorunları ile uğraşırken kendi sorunlarımla yüzleşmeyi unuttum hep geçiştirdim. İnsanlar için en basit şey anlamak olmalı hak verir yada vermez ama anlamıyoruz anlama özürlü olduk çıktık. Cebinden hopa diyerek para çıkartabilir misin, sıfırdan elde bir şey yokken üretebilir misin ama düşünmek anlamak bedava hemde çok kolay olduğu halde en zoru oymuş gibi takılıyoruz.
Olsun, olsun, olsun bitsin! Ne oluyor arkadaş nereye yetişiyoruz bende bunu anlayamıyorum. Bir arkadaşım sınava girecekti son senesi diplomasını alacaktı. Sınav var sınav var ne yapacağım ben diye günlerce kendini yıprattı. Biraz konuştum kendisiyle. Aha yarın sınav günü geldi çattı aldın diplomayı peki sonrası. Sonrasında olacak şey sonrasını düşünmek, hep sonrası hep yarını düşünmek. İşte şeytanın insan üstündeki en büyük kozu budur. Diplomayı aldım iş aramaya koyuldun işe girdin mal mülk edinmeye başladın. Onlara da sahip oldun ya sonrası. İşi büyüteyim malıma mal katayım. Peki sonrası? Kısır bir döngü ve bu döngünün içinde insan kendi değerini unutur hale geliyor. Dün belgeselde Amerikalı bir kız şöyle diyordu, telefonlarımız akıllı ama bizler aptalız.
İnsan davranışları ve teknoloji üstüne bir belgeseldi. İnsanlar telefonla haşır neşir olurken etraflarında olup bitenleri göremiyorlar. Trafik ışıklarından geçerken telefonla meşgul olduğu için bir çok yaya kazaya maruz kalıyormuş. Telefonla oyun oynuyorsun internete giriyorsun hadi diyelim telefon görüşmesi yapıyorsun.
Kimle görüşüyorsun uzaktaki biriyle, uzağa odaklandığımızda ne oluyor yakını göremez hale geliyoruz. Yakınımızdakileri ve kendimizi unutuyoruz. Üretelim üretelim çabalayalım... Uzun uzun yazarak aslında demek istediğimi anlatamadığım nokta hep bu. Üretelim başaralım ama asıl meseleyi kaçırmayalım ve asıl mesele olan şey önemli olduğu için öncelikli olmalı bizler için. Ben yahu neden kendimi paralayayım ki internetim yavaşmış arabam yokmuş falan filan diyerek. Kendimin farkında mıyım, insa olduğumun bilincin demiyim, insanlara azda olsa bir şeyler verebiliyor muyum, kendime değer veriyor muyum. Peki 100 sene öncesinde 200 sene öncesinde yaşasam ne olacaktı, teknoloji gibi bir bahanem olmasa da yine peşinde koşturacağım şeyler olacaktı ama kabul edelim daha az olacaktı. Şimdi o halde neyi niçin istiyoruz, gayemiz nedir. Bunları irdelemek farkında olmak lazım. Gelişmediğimiz için mi yeriniyoruz yoksa o bilince sahip olmadığımız için mi.
Bazen bunların ötesinde şeyleri detaylı olarak arkadaşlarımla konuşuyoruz. Ama anlamıyorlar anlamıyorlar. Çünkü benlik hissiyatı bizi ele geçirmiş. Eni sonu patlayanlar oluyor. Ben kendim için istiyorum diye düşünenler oluyor. Yok kardeşim yok ben kendimi geçtim benliği geçtim olsa ne olacak olmasa ne olacak toprağa gitmeyecek miyiz. Bunlar sözde cümleler değildir özde hakikat olandır. Haklısın diyenler oluyor ama öyle haklısın demekle olmuyor düşünmek lazım anlamak lazım o bilince erişmek lazım.
Gelişmek insanın zihninde gerçekleşir. İnsan sahip oldukları ile gelişmez, her ne kadar sahip olduklarımız vasıta görevi görse de gereklilik olsa da bizler amacımızdan saptık. Araçlar amaç halini aldı. Örneğin telefon bir araç mı yoksa amaç mı oldu bu zamanda. Araç diyen olursa gülerim ona. Birbirimizi ne kadar seviyoruz ki iletişimi kopartmamak adına tonla para harcıyoruz! Alıyor eline cep telefonunu x kişiyi arıyor, x kişinin telefonu kapalı y kişiyi arıyor ulaşamıyor c kişiyi arıyor. Ulaşana kadar bu şekilde elinden düşmüyor. C kişisine ulaşıyor görüşme bitince D yi arıyor. Nedeni nedir? Bir doyumsuzluk bir samimiyetsizlik mevcut.
Adamla sohbet ediyorsun elinden telefon düşmüyor peki o halde ben sana yetmiyorum ki başkalarını arıyorsun. Demiştim ya ne aradığımızı ne istediğimizi bilmiyoruz diye. Kendimizi arıyoruz aslında. İnsanlar kendilerini bulamadıkları içinde boş işlerle meşgul oluyorlar. Bir kız peşinde koşan birisini açık konuşayım ister istemez yadırgıyorum. Onun gerçeği onun yolu o olsa dahil elimde olmadan kınıyorum. Çünkü kendi değerini bilmeyen kendisini başkasında bulmak ister. Kendi kendisine değer vermez ama veren birinin olmasını ister. Önce kendimizde aramamız lazım neyi ararsak arayalım. Barış mı arıyorsun barış mı istiyorsun önce kendi içinde bulmalısın barışı. İnsanların savaşmalarını yadırgamam yadırgadığım şey nasıl olur da verdikleri savaşın aslında kendi içlerinde olduğunu göremedikleridir.
Bu yüzden bir önceki yazımda bunları söyledim. Herkes kendi işine yani kendi içerisine bakmalı çözüm bundan ibaret. Dışarıdaki sorunların çoğu yada bir takımı kendi içimizdekilerin yansımasıdır. Ben seni eleştiririm sen beni eleştirirsin çünkü insan insanın aynasıdır ve bu sistemin en güzel özelliğidir. Ancak eleştirilere kapalı bir toplum olduk, eleştiri kabul etmiyoruz bunun için kendimize dönmek daha makul.
Örneğin bu toplum tembel bir toplum diye bir cümle kursam bu sözüme itimat etme, cevap olarak bana şunu söyle; sen kendine bak önce. Çalışkan birisi üreten birisi zaten başkaları ile uğraşarak zaman kayıp edeceğini bilir ve bu sözlerle uğraşmaz bunun yerine bildiği yolda gitmeye devam eder. Tembel biriside kendine bahane bulmak için sistemi bahane eder başkalarını yada başka şeyleri bahane eder. Birisine cahil dediğimi hatırlamıyorum çünkü o onun cahilliğidir bana göre cahildir belkide fakat peki ben kime göre cahilim bunu bulmam gerek. Benden aşağıda olduğunu düşündüğüm birisini eleştirmekle vakit kayıp edeceğime benden daha yüksek seviyede birisine bakarak örnek almalıyım ve kendi cahilliğimi gidermeliyim.
Altın mı daha değerlidir yoksa o altına değer biçme kuvvetine sahip bir varlık mı? Altın daha değerlidir. Çünkü kendi değerimizi unuttuk kendi değerimizi değer biçtiğimiz şeylerle mukayese edecek kadar aptalız. Hani önceleri kendi yaptığı putlara tapanlar varmış ya şimdide değişen pek bir şey yoktur, kendi bastığımız paraya tapıyoruz. Ekmek parası için çalışana amenna peki araba almak için çalışana ne diyeceğim. Şu arabayı alayım başka bir şey istemem dedikten sonra defalarca üst modele geçene ne diyeceğiz. Araç oldu amaç. Bu amacın peşinde koşmayanlar da cahil oldular sözde. Öldüğümüzde ne kalacak, kendimiz kalacağız kendimizden başka bir şey kalmayacak. Zihnindeki teknoloji, para pul, mal mülk, şan şöhret kin heves nerede kalacak. Hepsi geride kalacak. Geride kalmayacak olan nedir, nedir geride kalmayacak olan? İşte bunu insanlar bilseydi boş işlerle uğraşmazlardı. Kimisi bakacak 1 gramlık altın kadar değerde kimisi bakacak haddi hesabı yoktur kendine kattığı değerin. Kimisi üzülecek kimisi sevinecek. Kimisi kara geçecek kimisi zarara. Hal böyle iken benim dünyada sahip olamadıklarımı söylemem yada senin sahip olmadıklarını bana söylemen farksızdır ve beni sadece neşelendirir. Şuan kim zararda kim karda kimse bilmiyor, eğer karlı çıkanlar açık beyan görülseydi insanlar boş şeylerle vakit öldürmezlerdi. Kandırmacayı fark eden birisi ancak güler geçer bunları. Hadi insanlara hak vermek için sebepler yok değil, örneğin öldüğümüzde alacağımız ödülleri göremiyoruz bir ödül alacak mıyız bundan da şüpheliler. Peki ya ölenleride mi görmüyorlar. Ölüm varsa bu koşuşturmaca nedendir o halde. Bunun boş bir hayal olduğu açık değil mi. Zengini ölmüyor mu yoksa, Amerikalısı ölümsüz mü. Aya çıkanlar sonsuzluğu mu keşfetti yoksa bizim gideceğimiz yerdeler mi? - 24-06-2015, 13:53:20@abcgrup;
Kısmen güzel bir zaman geçirdim kısmen kötü.Güzel bir zaman geçirdim maddi olarak şu son 10 yılda her ne kadar farklı siyasi politikalardan kaynaklansa da ailemin mesleği sebebiyle bir şeyde gözümüz kalmadı çok şükür.Aklımıza giren yorganımızı aşmayan çoğu iyi,güzel şeyi denedik.Gezmeyi de tozmayı da yemeyi de.
Fakat şimdi işler çok farklı bir hale geliyor hocam dediğin gibi.Arkadaşlarınla dışarı çıkıyorsun ister istemez alışmışlar telefonu ellerinden düşürmüyorlar.Bir iş mi yapıyor?Yok.Bir bilgi mi ediniyor yok?Boş boş yanındayken facebook'a bakıyor 2 laf söylüyor tekrar facebook'a bakıyor veya konuşmak için çıkarken whatsapp'dan kız yazıyor haliyle o da bir senle konuşuyor bir telefonda kıza yazıyor.
Ve bu cidden kötü bir tutum yani bunu yapan arkadaşım kötü bir karaktere sahip değil on numara delikanlı,mert biri.Fakat alışmış.Misal onun telefonu eskiyken benzer durumlara tanık olunca o da yavaş yavaş aynı hale girmiş.Şimdi benimde aslında adaptasyon sağlayıp aynı şekle girmem lazım ama telefonum eski
Para konusu da ayrı bir olay hocam.Dünyaya geliyorsun.Hadi geçmişi,dinleri,fikirleri bir kenara bırakalım.Elin kolun var sağlığın var gezmek tozmak istiyorsun diyorlar ki bu kağıt parçasından lazım.Niye lazım işte.Alla alla diyorsun bu meret öyle bir şey ki ne kadar rahat,özgür bir hayat yaşamak istiyorsan o kadar kişiyi çiğnemen lazım,ezip geçmen lazım.
Hakkınla bir işte çalışarak kışın ayrı gezip tozup yazında ayrı gezip tozamazsın.Yıllık izin belli.Daha fazlası için işi bırakacasın veya birilerinden para kazanacaksın onlar çalışacak sen yiyeceksin.Ve bu para denilen şey kundaktan itibaren başlıyor geleceğini belirlemeye.Paran yoksa,işin yoksa sağlık sigortan da yok,sağlık sigortan yoksa tedavi yok,tedavi yoksa sağlık yok,sağlık yoksa huzur yok kısacası hiçbir şey yok.Dünyada o kaç milyar canlı var.Hepsi belli temel ihtiyaçlar karşılığında belli sınırlar dahilinde çalışıyorlar,yaşıyorlar fakat insanoğlu öyle değil ki.Kimisi hiç çalışmıyor altında ferrarisi ile fink atıyor.Kimisi gece gündüz çalışıyor,tozun pisliğin içinde 2 hafta ailesiyle bir denize gidemiyor.Dünyanın en zenginleri belki parayı üreten adamlar.Fakat ürettikleri para yetmiyor verdikleri parayı da geri almaya çalışıyorlar.
Merak etmiyor değilim dünyanın en zengini acaba ne amaçlıyor?Hani trilyon dolarların olduktan sonra biraz daha kazansan ne olur kaybetsen ne olur.Hadi onuda geçtim doğal olarak sürekli kazanmak isteyebilirsin fakat sahip oldukları bir şeye daha da sahip olmak için daha da arttırmak için neden insanların eline silah veriyorlar.
Evreni,gezegenleri yaratan kimlik,pasaport,vize sormuyor gelmiş bazı insanlar bir düzen oluşturmuşlar bankada şu kadar bin dolar paran orada şöyle bir tanıdığın varsa 500-600 lira karşılığında verelim vizeni git gez gör oraları diyorlar.
Güneş bilmem kaç milyar joule ısıyı karşılıksız veriyor bir düzen oturtulmuş ısınmak için üşütmemek için şu kadar para vermen lazım diyor. - 24-06-2015, 18:49:41Dostum para bahane, para insanlara hareket kazandırmak için çabalamaları için bir bahanedir. Sınavdan öte bir bahane. Zengin olan kim? Allah değil mi. Peki gökten yağdırmasını bilmiyor mu yada başka bir deyişle bizi ona muhtaç eden Allah değil mi. Paranın hakimiyeti kimde, kimde daha çok para var bunları tartışmak yersiz çünkü bizim müdahalemiz dışında olaylar. Ama para bir emeğin karşılığıdır, önceden para icat edilmemişken sanırım insanlar takas ediyorlarmış mallarını ürünlerini. Aslında güzel bir icat ama yanlış kullanılıyor ve bu yönde insanlar teşvik ediliyor lakin para olmasaydı da türlü sorunlar insanın yakasını bırakmayacaktı zaten bugün bile tek sorunumuz para değil ki.pcbagimlisi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Dünyada ki amacımız mal mülk para vs değildir, huzuru bulmakta değildir. Çile çekmek ezilmek hor görülmek dışlanmak. Bu nasıl olabilir ki diyen arkadaşlar olabilir ama ister kabullenin isterseniz mantık dışı deyin ama sistem bu şekilde işliyor. Bunların hepsi birer araçtır, amaca giden her yol mübahtır sözü yalan değil aslında. Bu gerçekten habersiz olan inancı zayıf insanların dedikleri genelde şu oluyor, Tanrı kusursuz ise veya Tanrı varsa neden böyle bir şeye yeltensin. Ama inancı zayıf olanlar haklı olarak sorabilirler peki ya inançlı olan müslüman olduğunu söyleyenler. Müslüman olanları da dünyada kandırmak için sabredin denilir. Kandırmak için değilde yatıştırmak için, çünkü elden bir şey gelmeyince ne yapabilirsin ki sabredeceksin razı geleceksin.
Para olmasaydı yada herkes her şeye sahip olabilseydi insanlar kendilerini kendi elleriyle ateşe atarmıydı, belaya atlarmıydı. Çalışmazlardı hatta peki nasıl olgunlaşacaklar nasıl birbirlerini anlayacaklar nasıl kendilerini geliştirecekler. Bir ayakkabı almak için bir 3 gün çalışıyorsun diyelim daha sonra o ayakkabıyı da zaten çalıştığın süre zarfında yıpratıyorsun. Geriye kalan şey alın terin yani sana kattığı şeylerdir.
Okula gidiyorsun okuyorsun kimisi çalışıyor kimisi çalışmıyor ama yinede okula gidiyor musun, yinede aynı zahmeti neredeyse çekiyor musun. Asıl mesele sana bir şey katıp katmadığı ve bunun farkında olabilmen aksi halde işte asıl cehennemi o zaman yaşarız. Ya seve seve ya seve seve sözü gibi. Başımıza gelenleri elimizde olmayanları yani nefsimize zor gelen şeylere razı olmamız gerekiyor çünkü her koşulda bu çileyi çekeceğiz, bu çileyi bize yapılan bir haksızlık olarak görürsek vay halimize.
Güneşteki sıcaklığı biliyorsun o ısı olmasaydı güneş parlamazdı etrafını aydınlatmazdı dünyada karanlıkta kalırdı. İnsanda böyledir. Bir benzetme yapmıyorum güneş zaten insanın aynasıdır, evrende aynasıdır. İnsanda çile çekerek yanarak güneş gibi parlar. Çile çektikçe parlar ve sönersin, kimi zaman olumlu olursun mutlu olursun kimi zaman karamsarlığa düşersin karanlığa kapılırsın. Bu çekilen çile dahada arttıkça insan öyle bir hale gelir ki artık hiç sönmeyen bir ateşe benzer sürekli parlar. Bizler buna itiraz ettikçe direndikçe işimiz zorlaşır çünkü yanma süremiz artar. İşte sonsuz cehennem tabirinin sırrı budur. İbadet yapmayanın ibadeti cehennemdir, ateştir. Ateş kötü değildir ancak bir şey anlatır sana önemli olan anlatılanı kavrayabilmek.
Güneşteki sıcaklığa hiçbir madde dayanamaz. Ona bakmaya bile gözümüz güç getiremez. E peki Allah'a nasıl takat getireceğiz. Öleceğiz cennete gideceğiz bol bol Allah'ı göreceğiz. Yapma yahu öylemi bu kadar basit mi. Neymiş Allah bu gücü insanlara sağlayacakmış. Bak sen o halde bu gücü dünyada neden sağlamıyor bizlere. Sen Allah'ı yarım saat düşünürsün ben bir saat düşünürüm bir başkası 10 saat düşünür, bir diğeri 24 saat zikir eder. Hani neden Allah'ı göreceğiz diyenler sürekli Allah'ı zikretmiyor edemiyor. Neden namazın süresi daha uzun değil? Katlanabilecek miyiz uzun süreye. İnsanlar bir taraftan tatile giderler güneşlenir bir taraftan da güneş gözlüğü takıp gölgeden giderler. İşte bunları bizlere öğreten hep Allah'dır.
Ateşe odunu atıp ısınıyorsun da seni yaktığında neden bağırıp çağırıyorsun. Odundan ne farkımız var? Ekmek ateşte pişmiyor mu, pişirmeden ye neden hamura eziyet ediyorsun. Yiyebilir misin o şekilde. İnsanda hamur gibidir, hamdır pişmeden lezzeti olmaz. Bir pişmiş olgunlaşmış insana bak bir çiğ insana bak hangisiyle arkadaşlık dostluk yaparsın. Allah peki ham olan bizlerle neden arkadaşlık yapsın. Neden duamız kabul olmuyor Allah bizi duymuyor mu yoksa kirlimiyiz. Bu kiri en çok temizlemenin yolu ateştir. Allah insanları cezalandırmak için ateşi yaratmadı, tövbe haşa Allah hiçbir şeyi boşa yaratmamıştır. Bize bunu ceza olarak anlatsalar da ceza intikam almak için değil tövbe etmemiz temize çıkmamız içindir, şarttır.
Bu okula geldik mi kardeşim, zaman bizim zamanımız. Neden boşa harcayayım neden yok olacak şeylerin peşinden koşayım. Bu okul bitecek, bu zamanda harcanacak geriye dönüp nasıl bakacağımız önemlidir. Ah çekip boşa harcamışım diyeceğiz yada ektiklerimizi biçeceğiz.
İnsanlar kendilerini zeki sanıyorlar. Ben şunları biliyorum, ben şu kadar para kazanıyorum, benim fabrikam var, benim şöhret sahibiyim, iddaa'dan şu kadar para kazandım vurgun yaptım falan filan uzar gider. Bazıları da sürüye uymadıklarını zannederler ama sürü ile öyle bir uyumlu gidiyorlar ki farkında değiller. Ben ne yapıyorum, burada işim ne, neden geldim, ben kimim, ben kimim demek ne demek, ne demek demekte ne ola ki. İşte bu sorular kimsenin aklına düşmüyor zorlamıyorlar akıllarını. Bu soruların ardında ise büyük bir sır yatıyor, bütün soruların cevabı yatıyor. Aslında soruların ne kadar mantıksız olduğunu anladığınızda sırrı çözmüş oluyorsunuz. Ama her babayiğidin harcı değil, şizofreni olursunuz kafayı yersiniz. İnsanlar kafayı sıyırmasınlar diye dünya bir mantık üstüne inşa edilmiş, ama mantığın arkasında aslında mantık yatmıyor, orada 2+2 4 değil.
Bir şeyler yapma gereği duyuyorsun bu gerekliliğin arkasında işte sır yatıyor. Bir şeyler yapmaya devam ederek bu sırra dünyada ulaşamazsın. Aslında bu sırdan insanların habersiz olması iyi bir şey kendilerini geliştirmeleri adına. Bu sırrı bilselerdi yine aza tamah edeceklerdir kendilerini geliştirmeyecek ve olana razı olacaklardı. Halbuki sırlar hiçbir zaman bitmiyor bir sonu yok bu işin. Neyse boş ver bunları kafamız karışmasın daha fazla, bol bol yanın yanmak güzel şeydir.
İnsan davranışları ve teknoloji üstüne bir belgeseldi. İnsanlar telefonla haşır neşir olurken etraflarında olup bitenleri göremiyorlar. Trafik ışıklarından geçerken telefonla meşgul olduğu için bir çok yaya kazaya maruz kalıyormuş. Telefonla oyun oynuyorsun internete giriyorsun hadi diyelim telefon görüşmesi yapıyorsun.