pcbagimlisi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
@abcgrup;

Bazı şeyleri değerli,bazı şeyleri değersiz hale getirdiler hocam.Maddi değerler arttı,manevi değerler azaldı.Şimdi bir aile oğluna kız istemeye gitse ilk duyacağı soru oğlumuz ne iş yapar?Kaç kazanıyor diye?Belediye çöpçüsüyüm dese oğlanın alacağı tepkiyi düşünün bir de doktorum dese alacağım tepkiyi düşünün.

Bende artık o yola girdim hocam.İlk kendimi geliştireyim,kendimi iyi bir seviyeye getireyim sonrasında imkan olursa başkaları içinde uğraşırım diye düşünüyorum.Bu yüzden bu tarz konularda fazla vakit harcamamaya çalışıyorum.Bir yazılım geliştireyim bugün de yeni bir şeyler öğreneyim.

İyi günler.
Öyle bunlar konuşmakla bitmez ama suçun birazı da bizde. Ben kolay kolay kendimden ödün vermemeye çalışıyorum ama insanlar sisteme razı olmuş ve seslerini çıkartmıyorlar ta ki ibre kendilerine dönene kadar. Gençler bizim dönemimize göre çok daha şanslı ama onlara sorarsan onlarında eksiklikleri var haklı olarak. Benim bir kitap alacak param yoktu, internet desen adsl yoktu 1000 tl internet faturası ödediğimi bilirim 15 sene evvel. İnternet diyebilirsek 56 kbps

Şimdilerde 10 mbit yetmiyor insanlara. Her ne kadar geçmişle değilde günümüz ile dünya teknoloji ile bir kıyaslama daha doğru olsa bile elimizdekilerin hakkını hiçbir zaman veremiyoruz. 100 mbit olsa ne olacak sınırsız olsa ne olacak? Ne değişecek? Üretiyor mu olacağız yoksa harıl harıl film mi indireceğiz. Memleketin yarısı oyun oynuyor ama program yazayım ufak tefek oyun yapayım kendimi geliştireyim diyen yok. Dünya kadar webmaster var sözde ama adam gibi bir tane bile script yazılmıyor. Oturuyor bir ay uğraşıp yarım yamalak bir tasarım yapıyor sonra hemen para kazanayım sevdasına bürünüyor. Bak işte bize aşılanan empoze edilen en büyük belamız kolay yoldan para kazanma sevdasıdır. Birileri mi empoze etti yoksa bizler mi bu hale geldik yoksa bu haldemiydik orasını bilmiyorum. Ama şu zamanlarda bu düşüncenin empoze edildiği bir gerçek, tüketim alışkanlığı gibi.

Eğitim sistemi de buna müsaade ettiği için çığ gibi büyüyen bir sorunla karşı karşıyayız. Kimse mesleğimi yapayım bildiğim hoşlandığım işi yapayım demiyor diyemiyor. Bilmediği ama para getirebileceğini düşündüğü işlere yöneliyor hal böyle iken umduğumuzu yada karşılığını alamıyoruz ve toplum olarak bu yüzden üretemiyor gelişemiyoruz. Ne yapmak istediğimizi bilmiyoruz bundan dolayı hayatımız verimsiz geçiyor.

Ne kadar arkadaşım varsa görüşmüyorum öyle bir karar aldım. Onların kusurlarını görürken onların sorunları ile uğraşırken kendi sorunlarımla yüzleşmeyi unuttum hep geçiştirdim. İnsanlar için en basit şey anlamak olmalı hak verir yada vermez ama anlamıyoruz anlama özürlü olduk çıktık. Cebinden hopa diyerek para çıkartabilir misin, sıfırdan elde bir şey yokken üretebilir misin ama düşünmek anlamak bedava hemde çok kolay olduğu halde en zoru oymuş gibi takılıyoruz.

Olsun, olsun, olsun bitsin! Ne oluyor arkadaş nereye yetişiyoruz bende bunu anlayamıyorum. Bir arkadaşım sınava girecekti son senesi diplomasını alacaktı. Sınav var sınav var ne yapacağım ben diye günlerce kendini yıprattı. Biraz konuştum kendisiyle. Aha yarın sınav günü geldi çattı aldın diplomayı peki sonrası. Sonrasında olacak şey sonrasını düşünmek, hep sonrası hep yarını düşünmek. İşte şeytanın insan üstündeki en büyük kozu budur. Diplomayı aldım iş aramaya koyuldun işe girdin mal mülk edinmeye başladın. Onlara da sahip oldun ya sonrası. İşi büyüteyim malıma mal katayım. Peki sonrası? Kısır bir döngü ve bu döngünün içinde insan kendi değerini unutur hale geliyor. Dün belgeselde Amerikalı bir kız şöyle diyordu, telefonlarımız akıllı ama bizler aptalız. İnsan davranışları ve teknoloji üstüne bir belgeseldi. İnsanlar telefonla haşır neşir olurken etraflarında olup bitenleri göremiyorlar. Trafik ışıklarından geçerken telefonla meşgul olduğu için bir çok yaya kazaya maruz kalıyormuş. Telefonla oyun oynuyorsun internete giriyorsun hadi diyelim telefon görüşmesi yapıyorsun.

Kimle görüşüyorsun uzaktaki biriyle, uzağa odaklandığımızda ne oluyor yakını göremez hale geliyoruz. Yakınımızdakileri ve kendimizi unutuyoruz. Üretelim üretelim çabalayalım... Uzun uzun yazarak aslında demek istediğimi anlatamadığım nokta hep bu. Üretelim başaralım ama asıl meseleyi kaçırmayalım ve asıl mesele olan şey önemli olduğu için öncelikli olmalı bizler için. Ben yahu neden kendimi paralayayım ki internetim yavaşmış arabam yokmuş falan filan diyerek. Kendimin farkında mıyım, insa olduğumun bilincin demiyim, insanlara azda olsa bir şeyler verebiliyor muyum, kendime değer veriyor muyum. Peki 100 sene öncesinde 200 sene öncesinde yaşasam ne olacaktı, teknoloji gibi bir bahanem olmasa da yine peşinde koşturacağım şeyler olacaktı ama kabul edelim daha az olacaktı. Şimdi o halde neyi niçin istiyoruz, gayemiz nedir. Bunları irdelemek farkında olmak lazım. Gelişmediğimiz için mi yeriniyoruz yoksa o bilince sahip olmadığımız için mi.

Bazen bunların ötesinde şeyleri detaylı olarak arkadaşlarımla konuşuyoruz. Ama anlamıyorlar anlamıyorlar. Çünkü benlik hissiyatı bizi ele geçirmiş. Eni sonu patlayanlar oluyor. Ben kendim için istiyorum diye düşünenler oluyor. Yok kardeşim yok ben kendimi geçtim benliği geçtim olsa ne olacak olmasa ne olacak toprağa gitmeyecek miyiz. Bunlar sözde cümleler değildir özde hakikat olandır. Haklısın diyenler oluyor ama öyle haklısın demekle olmuyor düşünmek lazım anlamak lazım o bilince erişmek lazım.

Gelişmek insanın zihninde gerçekleşir. İnsan sahip oldukları ile gelişmez, her ne kadar sahip olduklarımız vasıta görevi görse de gereklilik olsa da bizler amacımızdan saptık. Araçlar amaç halini aldı. Örneğin telefon bir araç mı yoksa amaç mı oldu bu zamanda. Araç diyen olursa gülerim ona. Birbirimizi ne kadar seviyoruz ki iletişimi kopartmamak adına tonla para harcıyoruz! Alıyor eline cep telefonunu x kişiyi arıyor, x kişinin telefonu kapalı y kişiyi arıyor ulaşamıyor c kişiyi arıyor. Ulaşana kadar bu şekilde elinden düşmüyor. C kişisine ulaşıyor görüşme bitince D yi arıyor. Nedeni nedir? Bir doyumsuzluk bir samimiyetsizlik mevcut.

Adamla sohbet ediyorsun elinden telefon düşmüyor peki o halde ben sana yetmiyorum ki başkalarını arıyorsun. Demiştim ya ne aradığımızı ne istediğimizi bilmiyoruz diye. Kendimizi arıyoruz aslında. İnsanlar kendilerini bulamadıkları içinde boş işlerle meşgul oluyorlar. Bir kız peşinde koşan birisini açık konuşayım ister istemez yadırgıyorum. Onun gerçeği onun yolu o olsa dahil elimde olmadan kınıyorum. Çünkü kendi değerini bilmeyen kendisini başkasında bulmak ister. Kendi kendisine değer vermez ama veren birinin olmasını ister. Önce kendimizde aramamız lazım neyi ararsak arayalım. Barış mı arıyorsun barış mı istiyorsun önce kendi içinde bulmalısın barışı. İnsanların savaşmalarını yadırgamam yadırgadığım şey nasıl olur da verdikleri savaşın aslında kendi içlerinde olduğunu göremedikleridir.

Bu yüzden bir önceki yazımda bunları söyledim. Herkes kendi işine yani kendi içerisine bakmalı çözüm bundan ibaret. Dışarıdaki sorunların çoğu yada bir takımı kendi içimizdekilerin yansımasıdır. Ben seni eleştiririm sen beni eleştirirsin çünkü insan insanın aynasıdır ve bu sistemin en güzel özelliğidir. Ancak eleştirilere kapalı bir toplum olduk, eleştiri kabul etmiyoruz bunun için kendimize dönmek daha makul.

Örneğin bu toplum tembel bir toplum diye bir cümle kursam bu sözüme itimat etme, cevap olarak bana şunu söyle; sen kendine bak önce. Çalışkan birisi üreten birisi zaten başkaları ile uğraşarak zaman kayıp edeceğini bilir ve bu sözlerle uğraşmaz bunun yerine bildiği yolda gitmeye devam eder. Tembel biriside kendine bahane bulmak için sistemi bahane eder başkalarını yada başka şeyleri bahane eder. Birisine cahil dediğimi hatırlamıyorum çünkü o onun cahilliğidir bana göre cahildir belkide fakat peki ben kime göre cahilim bunu bulmam gerek. Benden aşağıda olduğunu düşündüğüm birisini eleştirmekle vakit kayıp edeceğime benden daha yüksek seviyede birisine bakarak örnek almalıyım ve kendi cahilliğimi gidermeliyim.

Altın mı daha değerlidir yoksa o altına değer biçme kuvvetine sahip bir varlık mı? Altın daha değerlidir. Çünkü kendi değerimizi unuttuk kendi değerimizi değer biçtiğimiz şeylerle mukayese edecek kadar aptalız. Hani önceleri kendi yaptığı putlara tapanlar varmış ya şimdide değişen pek bir şey yoktur, kendi bastığımız paraya tapıyoruz. Ekmek parası için çalışana amenna peki araba almak için çalışana ne diyeceğim. Şu arabayı alayım başka bir şey istemem dedikten sonra defalarca üst modele geçene ne diyeceğiz. Araç oldu amaç. Bu amacın peşinde koşmayanlar da cahil oldular sözde. Öldüğümüzde ne kalacak, kendimiz kalacağız kendimizden başka bir şey kalmayacak. Zihnindeki teknoloji, para pul, mal mülk, şan şöhret kin heves nerede kalacak. Hepsi geride kalacak. Geride kalmayacak olan nedir, nedir geride kalmayacak olan? İşte bunu insanlar bilseydi boş işlerle uğraşmazlardı. Kimisi bakacak 1 gramlık altın kadar değerde kimisi bakacak haddi hesabı yoktur kendine kattığı değerin. Kimisi üzülecek kimisi sevinecek. Kimisi kara geçecek kimisi zarara. Hal böyle iken benim dünyada sahip olamadıklarımı söylemem yada senin sahip olmadıklarını bana söylemen farksızdır ve beni sadece neşelendirir. Şuan kim zararda kim karda kimse bilmiyor, eğer karlı çıkanlar açık beyan görülseydi insanlar boş şeylerle vakit öldürmezlerdi. Kandırmacayı fark eden birisi ancak güler geçer bunları. Hadi insanlara hak vermek için sebepler yok değil, örneğin öldüğümüzde alacağımız ödülleri göremiyoruz bir ödül alacak mıyız bundan da şüpheliler. Peki ya ölenleride mi görmüyorlar. Ölüm varsa bu koşuşturmaca nedendir o halde. Bunun boş bir hayal olduğu açık değil mi. Zengini ölmüyor mu yoksa, Amerikalısı ölümsüz mü. Aya çıkanlar sonsuzluğu mu keşfetti yoksa bizim gideceğimiz yerdeler mi?