Hocam,
Sen hangi forumlara baktin bilmiuyorum ama muslumanlarin sorulara mantikli cevap verdiklerine ben pek sahit olmadim. Kuran birak sorulara cevap vermeyi, kendi icinde cogu zaman celisir. Mesela Kuranda iblis melek mi, cin mi sorusunun cevabi celisir. Bi yerde melek der, baska bi yerde cin der. Ayrica birak mantikli cevap vermeyi, muslumanlarin cogunun islamdan haberi yok. Uzaga falan gitmeye gerek yok, su konuda yazanlarin iddalarini 150 yil once tekrarlasinlar, cemaat bunlari kafir oldular diye linc eder, haberleri yok.
Arkadas Kuranda sorgulama tesvik edilir falan demis, sorgulamada soru ile soru olur zaten. Yani o ne diye soruldugunda soruyu begenmeyip, sinirlenirse ordaki insanlarin bazilari sessiz kalip, bir daha sormaya cekinir. BUda zaten sorgulama istemedigini gostergesidir. Senin verdigin ornekte benim tezimi onayliyor, sorgulamayi engellemis peygamber. Zaten kurandada buradaki insanlari iddidlarinin tam tersine sorgulamayi tesvik etmez. Senin mantigina gore bazi sorular sorulabilir, bazilari sorulmaz gibi bir anlam cikariyorum, isine gelen sorulari cevalayip, isine gelmeyen sorulari, sormayin diyorsa, zaten cok kurcamalayin, tezgah oldugu ortaya cikmasin demektir. Hak dini olsa, arkadaslarinda iddia ettigi gibi sorgulamayi destekler, degilse susun yoksa sizden oncekiler sorduda, baslarina bela gonderdim diye korkutmaya calisirki, Kuran birebir bunu yapiyor.
Mesela ben merak ediyorum. Kuranda insanlrin kapleriyle dusundukleri yaziyor. Bu nasil oluyor?, biri anlatsin bana, bende ogreneyim. Insanlar nasil kalbiyle dusunuyor? Sen biliyorsan, sen cevap ver. Mesela Kuranda seslerin en cirkini esek anirmasidir der. Bu nasil oluyor? Yani niye esek anirmasi en cirkin ses oluyor, nasil olcuyoruz en cirkin sesi vs....VBunlari gec niye esek sesisinin en cirkin ses oldugunu anlatiyorda, namazin nasil kilinacagini anlatmiyor? Celiskili bilgiler verir, ilk musluman icin bi yerde Muhammed, baska bi yerde Ibrahim, baska bi yerdede Musadir der. Insanin nasil yaratildigi konusunda 4-5 tane farkli cevap verir. Bak bu konuda butun muslumanlar incildeki hatalari bulduklarini falan yaziyorlar, Kurandakileri bunlar nasil goremiyor bende merak icindeyim.
Uzun oldu ama ya hiç okumayın yada hepsini okuyun. Fazla iyi yazamadım bir zahmet anlamaya çalışırsanız bana yardımcı olursunuz.
Ne alakası var bir peygamber neden soru sorulmasına müsaade etmesin o halde zaten sana göre dinler yalan olmalı haksız mıyım. Sorulan soruların haddi hesabı yoktur ben bile şaşırıyorum o zaman da bu soruları sormuşlar diye o halde bunlarda uydurma diyerek işin içinden çıkılabilir. Hangi pencereden baktığın çok önemli. Bu zamanda bir peygamber olsaydı ne sorarlardı biliyor musun yarın ki maçın sonucu ne olacak haberin var mı.

Çok ciddiyim hocalara sorulan soruları hiç görmüyor musun dinle alakasız cahil bir insanın soracağı sorular, hocanın birisi programa bağlanıp soru sorana şöyle demişti; babanın eşeği mi var git aç oku çoğu kitapta zaten yazıyor bunlar. Karşında bir peygamber olsaydı sende din harici her şeyi sorardın bende sormayı düşünürdüm yalan yok fizik soruları sorardık, evren hakkında sorular sorardık. Soru var soru var sormak var sormak var, verdiğim linki okumadın mı.
Peygamberimize soruyorlar herkesin bir şeytanı var mı diye evet var diyor. Cinlerde vesvese verebilirler çünkü onlarda insanlar gibi inançsızları ve inananları mevcut. Lakin her insanda bulunan şey nedir nefsi. Dünyada baş kaldıran kim yaratıcısına insan değil mi. Sana sen şeytansın desem hoşuna gider mi yada kendinden tedbir almaya çalışır mısın. Sigara içtiğim zaman aklıma kötü şeyler geliyor sürekli içmediğimde ise berrak bir düşünceye sahip oluyorum. Şeytan sigara içince mi geliyor yanıma, yada şeytan vesvese verirken neden şu adamın cebinde şu kadar para var diye sana söylemiyor, hırsız önce parayı görür sonra aklına türlü şeyler gelir. Tetikleme olmadığı zaman düşüncelerde nadiren gelir. Ancak dediğim gibi cinlerde vesvese verirler. Senin cebinde kaç para olduğunu da bildirmeleri mümkündür çünkü öyle insanlar tanıdım sen görmediğin için inanmayabilirsin bu senin sorunun. Bir psişik uzmanı da sana vesvese verebilir yada bulunduğun yerde ki insanların kötü düşünceleri de sana yansır. Sen bunların farkında mısın, değilsin çünkü sana daha önce kimse bunları söylemedi sende kafanda beliren her düşünceyi kendinden bildin bundan dolayı farkında olman mümkün değil. Bazen birilerinin yanında aklıma alakasız şeyler geliyor bir hainlik seziyorum anladığım zaman önlem alıyorum anlayamadığım zaman düşündüğüm şey başıma geliyor bu insanlar tarafından. Bunlar çok basit şeyler sen ne kadar çok farkında olursan o kadar çok şeyi bilirsin peki günümüzde neden bunlar insanlara aktarılmıyor, neden gözardı ediliyor. Bilim cep telefonunu yaptı diyoruz evet ama zaten insanın kendisi ondan daha mükemmel bunun farkında mıyız. Zaten bu teknoloji insanı köreltiyor, senin yeteneklerini kullanmana mani oluyor. Bu gibi şeyleri bilim adamları bile söylüyor zaten, örneğin büyük bir felaket yaşanmadan önce insanların beyinlerinin arka tarafında hareketlilik artışı tespit etmişler, insanların bunu sezdiğini ancak doğru şeye yorumlayamadıklarını belirtiyorlar. Bir bebek eğer insan içinde doğmasaydı konuşmasını öğrenebilir miydi, belkide teknoloji çok ilerleyecek düşüncelerimizi aktarabileceğiz ama bu seferde konuşma yetimizi kayıp edeceğiz. Bunlar hep birbiri ile bağlantılı şeylerdir.
İncil'e de biraz baktım bazı şeyler mecazi olarak daha doğrusu o zamanda anlaşılır şekilde veriliyor. Aslında bu zamanda da değişen pek bir şey yoktur. Kitapta misal sana ahireti anlatmaya çalışsalar ne anlayacaksın buna Hz. İsa da değinmiş. Dördüncü boyutu düşün desem düşünebilir misin ancak bunu meslek edinmiş olan fizikçiler az çok hayal edebilir, kağıt üstünde matematiğini yapabilirler ama yinede hayal etmeleri çok zordur. Kaldı ki o zaman din daha yeni inmiş insanların kafasını böyle şeyler ile karıştırmak yerine mecazi anlamlar kullanılmış. Bunlar insanın aklına gelebilir düşünebilirsin ama bunları düşünürken esas olan şeyleri gözden kaçırmamak gerekiyor. Örneğin sen birisini seviyorsun sana şöyle sorular sorduğunu düşün, beni ne kadar çok seviyorsun arabandan daha mı çok evden dahamı çok arkadaşlarından dahamı çok bardağı doldurur mu yoksa bir havuzu dolduracak kadar mı, havuzu ikimizin sevgisi kaç saatte doldurur. Örnek biraz saçma oldu ama inan insanların sorduğu sorularda Allah katında böyle saçmadır. Anı yaşamak sevgiyi paylaşmak varken sorular sorarken anı kaçırmak çelişkilerle boğuşmak doğrumu. Bilim de bile yeterince soru sorarsın anladığın kadarı da sana yeter daha fazlasını sormazsın çünkü ötesini ya kafan almaz yada bilim cevaplamaz yada daha doğrusu henüz bir cevap veremez. Örneğin atomaltı parçacıkları araştırırken kayıp bir enerji olduğu bulunur bu enerjinin hangi parçacık olduğu o gün bilenemediği için yerine x değerini koyarlar ve hesaplamaya o şekilde devam ederler. Bu x nedir diye üstünde ilk başta durulmaz önce deneyin tümünü ele alarak sonuçlarını çözümlerler, x ile uğraşmaya çalışsalar yada x parçacığını anlamaya çalışsalar bu sefer deneyi gerçekleştirmeyi erteleyecekler ama bu zaman kaybından başka bir şey değil.
Dinleri sorguluyoruz iyi çok hoş neden sorguluyoruz. İnanan birisi kendince yeteri kadar bilgi sahibi ise sorgulamaya ara verebilir yada azaltabilir her şeyi bilmesine gerek yoktur. Aksini de kimse iddia edemez. Sana göre ben cahilimdir bana göre başkası cahildir, o başkasına göre bir diğeri bu şekilde sürer gider. Kim kime göre daha akıllı daha bilgilidir? Küçümsemek boşunadır çünkü her akıldan daha üstünü vardır. Genele göre dersek belkide genelin topu aptaldır kendisini akıllı sanıyordur.

Belkide aptallar akıllıdır biz aptalızdır.
He nerede kalmıştım, dinleri sorguluyoruz. Sorgulanacak o kadar çok şey var ki. Sorguladığımızı mı sanıyoruz yoksa sadece içgüdüsel bir şey mi? İnsan hiç bir zaman tatmin olmaz. Cevap istiyorum dersin ama senin için çok önemli bu cevapları bulduğun vakit bile yeni sorular anında aklında canlanır. Sadece din değil her konuda bu soruları sorman mümkün ve pencereden nasıl baktığın çok önemlidir istediği kadar doğru olsun yinede inanmayabilirsin yinede kendini çelişkilere gömebilirsin. Mevzu bahis din hakkında sorular sorulması değil öyle olsaydı hiçbir soru sorulmaz ve hiçbir sorunun cevabı günümüze ulaşmazdı. Asıl mesele insanın çelişkiye düşmesinin istenmemesidir, sorular sorarak değil bu hayatı yaşayarak sorularımızın cevabını buluruz. Böyle olmasaydı küçük bir çocuk yaşlı bir insan kadar bilgili ve olgun olurdu. Soruların cevabı zaten önümüzdedir bizim yaptığımız şey ise soru sormak değil şeytana uymaktır tabiri caizse.
Bilimi direk edinen insanlar neden bilimi sorgulamıyorlar? Ben sorguluyorum çoğu zaman ve aşırıya kaçtığım zaman aklının almayacağı şeyler çıkıyor kafamdan bu gerçeği aramak değil kendimle boğuşmaktır. Dinleri de bu şekilde sorgularım kimse bu yüzden dinden çıktığımı söyleyemez. Ateistlerin bu gününe kadar aklına gelmeyen bugüne kadar sorulmamış sorular sordum kendime öyle sorular ki cevabını kendimden başkası veremez. Peki bu cevabı göremeseydim ne olacaktı, bu çelişkinin içinde kaybolup gidecektim. Bu şuna benzer, denizde araç olmadan yüzmek gibidir. Yorulman yüzmeyi bırakman kaçınılmazdır, dev dalgalar ile boğuşamazsın, yönünü bulmanda mümkün olmayabilir.
Sorduğum bu sorular öyle büyük ki cevabı ne kağıda yazılabilir nede hafızamda böyle bir bilgi yoktur. Nasıl alacaksın cevabını pekala? O anda sana eğer bu sırlar tanrı tarafından bir ışık hüzmesi gibi akar ve sen doyuma ulaşırsın, kağıda aktarabilsen bile bunu okuyan kimse bu doyuma ulaşmaz imkanı yoktur, ancak aktarabildiğin kadarını sadece kendi bakış açısı ile kendi hafızasında bulunan bilgiler ile pekiştirmeye çalışır ve bunda ne kadar başarılı olur belkide kafası daha da çok karışır tam olarak anlayamadığı için. Bir dilin başka bir dile tercümesine benziyor bu iş. En ufak bir eksiklikte anlaşılamaz yada başka anlamlar çıkabilir ortaya.
Hafızanda bulunmayan bir soruyu sorabilir misin? Soru sorman belkide normal değildir anormal bir şeydir. Soru sormanın normal bir şey olduğunu neye göre belirliyorsun bunu hiç düşündün mü. Mesela forumlarda bir şey yazarken yahu ben ne yapıyorum neden sürekli aynı şeyleri anlamayan bir insana sorup duruyorum neden zaten bildiğim şeyleri sorup duruyorum... dediğin oldu mu. Olmadıysa henüz bu aşamaya geçmemişsindir. Bir noktaya kadar soru sorarak gelebilirsin ancak bu noktadan sonra soru sorman lehine değildir aksine aleyhine olur. Vites değiştirmeden aynı vitesle hızlanmaya çalışman gibi mantık dışı. Ne demişler söz gümüşse sükut altındır. Bu sözden senin çıkardığın anlam farklı benim ki farklı çünkü senin tecrübelerin farklı benimkiler farklı.
Sorgulamanın ne olduğunu sorguladın mı hiç. Neden sorgulamak istediğini neden sürekli soru sorduğunun ne anlama geldiğini sorguladın mı?
Evden işe işten eve gelirken kaç adım attığını sorguladın mı, saydın mı hiç? Bana bunun sakın saçma olduğunu mantık dışı olduğunu söyleme. Kafirin sorgulaması da işte bundan farksızdır inan bana. Yahu bir yolda gidiyorsun neden sorguluyorsun attığım adımları sayarken bu yolculuğun keyfinin içine edersin. Yanlış yolda giderken dahil adımlarını saymazsın ancak acaba doğru yolda değil miyim diye sorgularsın. Mantıklı cevaplar verilmediğini söylemişsin, cevap verenlerin kaynağı onların okuduğundan farksız mı, onların bilmediği okumadığı şeyler mi? Bilgisiz okumamış gerçekten arayış içerisinde olanları aynı kefeye koymuyorum ama benim gözlemim bir savaş var fikir savaşı. Birbirleri ile olan bir savaş değil kendin ile verdiğin bir savaştır bu aslında. Doğru yolda bile olsan vaziyet budur. Soru sormak ve cevaplamak, cevap verirken bilgini pekiştirmek emin olduğunu hissetmek. Mevlana bile ne diyor bak; önce oku sonra yaz zaten gerçeği anlayınca ne soru sorarsın nede yazarsın. Nereye gidiyoruz diye yol arkadaşımıza bezen sorarız, şimdi nereye gidiyoruz? Gidince görürsün diye bir yanıt verebilir. Ölünce zaten göreceğiz hepimiz değil mi bunca soru nedendir. acaba.
Soru sormadan düşünmeden kaç saniye kaç dakika kaç saat durabilirsin. Sana şimdi şeytanı yani nefsinin hilelerinden bahsedeceğim. Şeytan denilmiş çünkü nefis her ne kadar senden hasıla gelen bir şey olsa da senin özün değildir. Geçen aylarda böyle bir deneyim yaşadım nefsimden ayırdım kendimi bunu da zaten forumda paylaştım konu açarak okuyabilirsin.
https://www.r10.net/off-topic/1350711...yildizmis.html
Evet nefsimden bağımsız oldum ver gördüm ki bizler kendi nefsimizin kölesiyiz. Bunları dalga geçileceğini bilmeme rağmen yazıyorum ve siz okumasanız da ben bir umutla yazıyorum çünkü biliyorum ki böyle deneyimleri herkes yaşamıyor, nasıl edindiğimiz bilgileri forumda paylaşıyor birbirimize yardım ediyorsak bende az çok yazıyorum kendi üstüme düşen vazifeyi yapıyorum gerisi size kalmış. Gerçekten bu deneyimi sadece bir kez yaşayacak olsan inan bu tarz sorular sormayı bırakırsınız sadece bu kölelikten nasıl kurtulacağınızı araştırırsınız, soru sormanın gayesi bu olmalı iken bizler bu köleliğe hizmet etmek için sorular sorarız. Sen daha kölelik ettiğini bile bilmiyorsun değil ki nasıl kurtulmaya çalışacaksın.
Hükümete kölelik ediyoruz değil mi sana göre bunu bir düşün senin için ne kadar zor bir şey, bunu yüzlerle binlerle çarp. Kime kölelik ettiğim önemli değil bu dünyada, beni bundan dolayı çok küçümseyebilirsin ama inan bana nefsime ettiğim köleliğin yanında bunun adını bile söylemeye ihtiyaç duymuyorum. Sen nasıl olur da görmezsiniz diye insanlara veryansın edebilirsin, ben insanlara nefsimize ettiğimiz kölelikten dolayı veryansın edemiyorum çünkü kendime bile kızamıyorum. Bildiğim halde gördüğüm halde bu kölelikten kurtulamıyorum. Çünkü dünyaya geliş amaçlarımızdan birisi de budur. Bu kölelik olmadan özgürlük olmaz. Kölelik ne kadar büyükse özgürlükte o kadar güzel olacak.
Aynaya bak ve kendini sorgulamaya başla. Ben kimim daha sonrada ben neyim diye sorgulamaya başlayacaksın. Aynaya insanlar pek uzun bakmazlar çünkü bakamazlar korkarlar. 10 dakika baksan bile bazı şeylerin farkında varmaya başlarsın. Nefsin buna izin vermeyecektir bundan dolayı sana korku salar, kendini sorgulama bu mantık dışı diye kandırır seni. Bu nefsinin sana düşman olduğundan dolayı değil nefsini yok etmekten korktuğu içindir. Nefsin seni nasıl kandırıyorsa sende onu kandırmalısın, korkacak bir şey yoktur merak etme diye onu okşamalısın ara ara. Epey bir bakıştan sonra ise aslında görünen bir şey olmadığını, senin o gördüğün şeyden ibaret olmadığını kavramaya başlarsın. Beyninde ufak ufak bu bilgiler birikmeye başlar daha da kolay anlamaya başlarsın. Aklına sorular gelir. Cevaplar bulmaya başlarsın. Nefsini susturduğun zaman anlarsın ki zaten sen yoksun olan şey Tanrıdan başka bir şey değil.
Ateistler sorarlar hani Tanrı nerede neden bana görünmüyor. Hayır sen Tanrıyı aramıyorsun ki. Her şey zaten onun bir yansıması iken onu görmekten nasıl bahsedilebilir. Bu tam tersine onu inkar etmektir, kendini inkar etmektir. Bak bakalım aynaya inkar etmeden uzun süreli her gün bak. Görmek istemiyor musun yoksa yüzleşeceğinden mi ürperiyorsun. Gördüğün zaman aslında Tanrıyı değil kendini aradığını idrak edersin. Sen Tanrısın demiyeyim de Tanrı olmasaydı sende olmazdın diyeyim. Çünkü sen Tanrısın denildiğinde işin içine yine nefsin karışır kendine pay çıkartır böbürlenmek haricinde yine kendinden uzaklaşırsın.
Dostum insanlar bir şey aramıyorlar gerçekten aramıyorlar, işte gerçekler bunlardır arayan insan da var gücüyle sadece kendisinde arar aradığını. Arayan zaten ben değil miyim o halde dışarıda aradığım şey nedir ki! Ben kendimi bilmezken başka ne arayabilirim ki, sadece çelişkilerle boğuşurum bu da yanılsamadan ibarettir. Bir oyalama bir taktik. İşte sınav denilen şey budur. Kim Tanrıyı unutacak kim oyuna dalacak. Oyun olsa da arkasında yine bir gizem vardır. Önce bir hasret gurbet sonra sıkılırsın isyan edersin kendini zorlarsın ve hatırlamaya başlarsın. Neden daha önce görmedik mi, gördükten sonra mı inanacağız. Neden daha önce görmediğimizi düşünüyoruz? Neden unuttuğumuzu hiç düşünmüyoruz. Bu hasret ne zaman bitecek. Hasret ne kadar uzunda kavuşmakta o denli güzel olacak. Ben bunları bilirken ne kendime kızıyorum nefsime kölelik ettiğim için ne sana ne bir ateiste ne de başka şeye. Çünkü zaman zaman öfkelensem de biliyorum ki bu gurbet elbet bitecek. Ben yokum ki aslında, kızan kim muhatap olan kim, kızdığım kim.
Nerede kalmıştım. Düşünmeden kaç saat durabilirsin. Düşünmeden uzun bir süre duramayacağını biliyorsun peki neden duramadığını hiç sorguladın mı. Bak işte sana şeytanın oyunlarını anlatacağım demiştim. Sen düşünceden ibaret değilsin ki. Tam tersine düşünmek seni senden uzaklaştırır. İnsanlar bundan dolayı sürekli düşünürler bu sınavın bir parçasıdır bir oyalamadır. Her gün 2 saat düşünmeden dur sadece içine yönel ve hiç bir şey arama hiçbir şey düşünme, aylar sonra bilincin sana ne olduğunu gösterir. Ne kadar basit değil mi. Bütün aradığın cevaplara biranda sahip olacaksın. Ama yinede bu yazdıklarımı okuduktan sonra nefsin seni kandıracak bu zor bir şey diyecek, bu ne diyor anlamıyorum demeni sağlayacak. Nefsinin binbir yüzünü sana uzun uzun anlatırsam kendine düşman olurdun başka düşmana gerek duymazsın. Hiçte zor değil aksine düşünsene hiç soru sormadan hiç araştırmadan hiç uğraşmadan cevapları bulacaksın. Aslında soru sormanın hayatın boyunca seni oyaladığını keşke bunu sana daha önceden birisinin anlatmasını bile isteyeceksin.
Aynı şeyleri 50 kere yazdırma bana. Sen kendi iyiliğini istemiyorsan zor yolu tercih ediyorsan ben de başka cevap yazmam.
Sorguladığını sanıyorsun ama sen münakaşa etmekten başka bir şey yapmıyorsun bunu sağlayan şey nefsindir. Hepimiz az çok bu oyuna geliyoruz. Seni eleştirmiyorum gerçekleri gör de demiyorum, gerçekleri kendinde ara diyorum.
Yemek yerken geçenler sorgulama yaptım. Yemek yemek nedir yerken neden keyif alırız bir lezzet duyarız. Birkaç dakika içinde hiç hoşuma gitmeyen cevaplar aldım ve sorgulamayı bıraktım. Bakış açısı demiştim, kendi hayatını zehir etmek istersen sorgulayabilirsin kendinden başlayarak. İşin vahim tarafı bu gerçekleri ararken tek bir noktayı bile çözmeyi başaramazsan takılıp kalırsın ve o kadar bilgiye ulaşmışken hepsini kaldırıp çöpe atman içten bile değil. Ama verdiğin örnekteki gibi takılıp kaldığımda buna x değeri veriyorum üstünde sonra düşünüyorum yada başka bir şeyin cevabını bulduğumda x değeri de kendiliğinden ortaya çıkıyor. Kendini sorgula ve bir robottan farklı olmadığını çok değersiz olduğunu düşün. İşte bu bakış açısıdır. Yinede bunu yapmaya yeltenmezsin nedeni ise yine nefsindir. Karşındaki insanı küçümseten ama seni kendine bile ezdirmeyen sorgulatmayan nefsin. Nefsin bazen iyi işler çıkartır bazende kötü denilebilecek şeyler. Nefsin olmasaydı kendini parçalardın belkide, kendinde bir anlam bulamaz kendini de Tanrı gibi yok sayıp pencereden kendini salabilirdin. İntihar edenler de bu noktayı aşamazlar.
Soru sormak ve gerçekleri görmek. Bu kadar basit diyorsun yani. Ne diyeyim dostum sormaya devam et ama unutma değil 100, 10.000 sene bile yaşasan soru sormaktan usanmazsın.
Düşüncenin ilk çıktığı anı yakalamaya çalış. Neden çıktığını çıkmasaydı ne değişeceğini idrak et. Göreceksin ki çoğu düşünce boşa zaman kaybı. Düşünceler denizdeki dalgalara benzer. Ne kadar güçlü ve çok olursa üstünde gemiler yüzemez. Durgun olduğunda ise gemiler zahmetsizce yol alırlar. Hepimiz aynı geminin içindeyiz ve aslında bizi ayrı düşüren şeyde düşünmektir, fikirlerdir. Senin kendini bana ispatlamana benim de sana ispatlamama gerek yoktur. Kendini kendine ispatla. Ölüp yok olup gidecek miyiz yoksa ben ölümsüz müyüm. Bu soruyu neden dinlerde arayayım neden bilimde arayayım, neden kendimi başkalarına sorayım. İşte ben buradayım işte ben buyum kendimi başka yerde aramak, aslında küçümsenecek şey işte budur.
Makyaj yaparız saçımızı tararız aynaya bakarız kendimize aşık oluruz ama yinede illa birisine sorarız. Aynada işte ben neden hala başkasına soruyorum!
Ve cevap gelir, hiç hoşnut olmayız duyduğumuz bu cevaptan. Kendimize verdiğimiz değer bir saniyede yok olur gider. Hani nerede kaldı bilim nerede kaldı. Bir başkasının bakış açısı beni bana değersiz kılmaya yetti. Beni bu yüzden küçümseyebilirsin haklısın da.
Sen kendini bilseydin başkasına sorma ihtiyacı hissetmezdin. Soru sordun ve hoşnut kalmadın burada suçlu kim. Çirkinsin diyen mi yoksa kendini başkasının gözü ile görmek isteyen kendin mi. Kötü konuşmasa bile aynada sana eksik söyler bir başkası da. Uyurken nasıl tatlı nasıl mutlu oluruz değil mi, uyandığımızda bazen keşke hiç bitmeseydi deriz. Sanki özgürlükten sonra bir hapse tıkılmış hissederiz kendimiz. Sen bana bilimsel olarak uyumanın nedenini anlatırsın bende sana uyumanın gerekliliğini anlatırım. Fiziksel olarak uyumaya ihtiyacımız olmasaydı bile emin ol bu dünyaya katlanamazdı kimse. Her gün gidip geldiğin yeri unutuyorsan hatırlamıyorsan bu başkasının suçumu. Ne zaman rüyanda ne gördüğünü hatırlarsın, ne zaman rüyanda iken bilincin de bedeninle birlikte uyumaz hiçte o zaman kendine dürüst olmaya başlarsın, insanlara sürekli sorular sormazsın. Ben neyim uyuduğumda ben denilen şey nereye kayıp olur? Bu soruyu düşünmekle boşa düşünmüş olmazsın istediğin kadar düşünebilirsin.