• 07-04-2015, 15:15:48
    #55
    abcgrup adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Araştırma yapabilirsin elbette ne kadar araştırdığını da bilmiyorum ama işin ehli varken bizim araştırmalarımız ne kadar doğru bir netice verebilir. Sadece bazı hususlarda derinlemesine araştırma da yapılabilir. Ama neden araştırdığında önemli sen sanki çelişkileri bulmak için araştırıyorsun gibi geldi yanılıyor da olabilirim bu yüzden çözemediğimi söyledim. Yazdıkların genelde yapıcı olmaktan uzak genelde muhalefet tarzında, bilgili araştırmacı bir insan illa bu şekilde davranacak diye bir kaide mi var. Bir kez olsun dini bir konu açtın mı, güzel bir şeye değindin mi? Ama dini bir konu yada dine değinen yorumları görünce hemen zıplıyorsunuz. Amacın nedir bizleri aydınlatmak mı yoksa içinde ki ateşi körüklemek mi? 3-5 insanı aydınlatsan ne olacak milyonlarca insan var bu ülkede. Yoksa su damlası gibi birike birike göl mü olmaya çalışıyorsunuz? Nereye kadar sorgulama yapacaksın eline ne geçecek? Ölünce yanıp yanmayacağın beni bağlamaz ben kendimi kurtardım da başkaları ile mi uğraşacağım. Kesin bilgiye ulaşmak için sorgulamak yetmez benim derdim bu, bilgiye ulaştığın vakit karşına başka bir çözülmesi gereken soru çıkacaktır kısır bir döngüdür bu.

    Tüm soruların cevabını bulsan da sana faydası kısıtlıdır. Senin yaptığın şey şuna benzer; denizde nasıl yüzmen gerektiğini bir kitaptan okuyabilirsin ancak nasıl yüzeceğini okuyamazsın. Bunun haricinde okumakla ile yüzerek kazandığın tecrübe bir değildir. Ne alakası var bu nasıl bir örnektir diyebilirsin ama tamda yerinde bir örnek çünkü etrafımız ilim ile dolu iken her an rahmet yağmuru ile aydınlanırken yüzdüğümüzü söylemeyen birisine cahil diyebilirim. Denizi Allah bizler yüzelim keyif çatalım diye mi yarattı yoksa zaten içinde bulunduğumuz durumu idrak edebilmemiz için mi. Hadi bu gerçeği araştırarak bul! Yada bir hocaya sor de ki Allah denizi niçin yarattı.
    Bak bizleri de saran bir hava var. Peki aklına gelmeseydi şuan farkındamıydın bunun. Çünkü senin için önemsiz yada artık sıradan bir şey sadece fizik derslerinde ele aldığın bir şey onun haricinde düşünme ihtiyacı hissetmezsin bundan ötürü önemini manasını kavraman da gecikir hatta belkide bulamazsın. Lakin her an nefes almaktayız bir dakika bile nefesimizi tuttuğumuzda işte o zaman anlarız bunun değerini ama bu bile mamasında yatan hakikatleri anlamamız için kafi gelmez.


    Yanmaktan bahsetmişsin bu dünyada ne ekti isen karşılığını alacağız, sen kendin ne ektiğini bilmiyor musun? Sen kendinde olanı bilmiyorsun ama bunu araştırarak bulmak istiyorsun. Bu mümkün değildir. Zaten cebinde duran bir şeyi başka yerde aramaya benzer. Araman araştırman gerektiği doğrudur ancak nerede arayacağını bilmiyorsun. Milyonlarca soruyu cevaplarsın belkide hayatın boyunca ama yine de şu vicdanına bakıp hatalarını yediğin haram lokmaların sayısını bana söyleyemezsin. Anlamanı istediğim şey de budur, bunu daha açık nasıl izah edebilirim ki fazla şey yazınca da masal yazdığımı hikaye anlattığımı söylüyorsunuz. İşin ehli dediğim kamil insanların senden benden farkı budur, hocaları kastetmedim yada sakallıları. Bizler şu günah mı bu sevap mı diye tek tek araştırırken kamil insanlar bizzat yaşarken bunu kendi gözleri ile görerek bizim 1 yılda öğrenemeyeceğimiz şeylere, biranda bu bilgiye vâkıf olabilirler. Çok çaba sarf etmek bilgiye ulaşman için yeterli olmayabilir, ancak doğru bilgiye ulaştığın yanılgısına düşebilirsin. Doğru bilgi Tanrıdan gelir sorarsın ve aynı anda cevabını alırsın bu noktaya ulaşmak kolay değildir ancak şöyle bir şey var bu mertebeye geldiğin zaman gerisi çok kolaydır işinde emekli olan bir kişi gibi... 100 değil 1000 sene yaşayıp kafanı cevaplarla doldursan bile bu mertebeye gelemezsin.

    Bunları aslında yazmam boşuna anlamak istemeyene ne yazsak boşuna. Çünkü senin gittiğin yol bellidir sen hedefe gitmiyorsun kendince çizdiğin bir yoldan gidiyorsun. Bir işçi emekli olduğu zaman rahat yaşayacağını düşünür ve dört elle işine sarılarak tabiri caizse köle gibi çalışır. Sanırsın ki sonsuza kadar ölmeyecek! Peki neden bu şekilde? Çünkü başkalarından duyduğu için değil emekli olan insanları gördüğü için bu değere bizzat şahit için. Başkalarından duysa lakin hiç emekli olmayan birisini görmeseydi eminim bu kadar çabalamazdı. Bu yüzden ne anlatsam boşa ahiretin ne olduğunu bilmiyorsunuz ve gayeniz ahiret değil bundan dolayı. Ahireti hadi araştır bakalım sor soruştur sana adres tarif edebilecek kimse çıkacak mı. Kur'an okudum anlamadım demişsin. İşte bu senin eksikliğin, çelişkileri değil kendinde olan eksiklikleri eğer bu kadar çok araştırsaydın çok yol katedersin. Mana gözün açıkken okuduğun her kelime her cümle içinde yüzlerce binlerce bilgi barındırır. Bir kitabın adı 2 kelime bile olsa içinde barındırdığı bilgi çok daha fazladır.

    Bana hiç bilgi gelmiyor diyenler olacaktır. Ama siz bilgiye açıksanız illaki bu bilgi akışı her an süregelir. Okuduğunuz bilgiler hafızanıza yazılırken manen gelen bilgilerde kalbinize nakşeder. Aklınız gönlünüzü aydınlatırken aynı şekilde gönlünüzde aklınıza yol gösterici olur. Manen gelen bilgiler eğer temiz bir yüreğiniz varsa orada birikir ve çoğalır. Bu bilginin ne olduğunun farkında olmayabilirsiniz ve bundan dolayı gözardı eder hatta yok sayabilirsiniz. Lakin işin ehli kimseler bu bilgileri dışarıdan okunarak alınan bilgilerde olduğu gibi hafızaya yazarak görünür hale getirirler. Kur'an da bu şekilde yazıldı zaten, senin zaten araştırdığın kaynak budur farklı bir şey değil. Sen başkasının kaynağına bakarak araştırma yapıyorsun ama bizim için verilen bir kaynak. Lakin kendi kaynağına da bakabilirsin.

    Sakallı birisine hayatın gayesini dünyaya geliş amacımızı sorarsak bize sınav diyecektir. Ancak bu tek bir kelime bir kitabın kapağında yazabilir. Kitap dolusu bilgi... Derinlemesine düşünürken tefekkür ederken saniyenin kısa bir diliminde bir bilgi yumağı kalbime işler, bu bilgiyi o anda yakalayıp farkına varıp hafızamda bulunan bilgiler ile eşleştirerek yorumlayabilirim. Eğer bu anı kaçırırsam daha sonra çıkartmam bulmam çok zordur. Bakın bunlar kitaplarda öğretilmez, bunlar çok önemli olduğu halde bahsedilmez ancak dinin gerekliliklerini yerine getiren ahlak sahibi insanların tecrübe kazanması uzun sürmez. İsterse Hristiyan isterse Yahudi olsun önemli olan Allah'a imandır. Kalbinizi ona açtığınız zaman kendinizde halihazırda olan bu iletişim kanalını bloke etmemiş olursunuz.

    KAF-16
    Ve andolsun ki insanı Biz yarattık. Ve nefsinin ona ne vesveseler vereceğini biliriz. Ve Biz, ona şah damarından daha yakınız.

    Bilgi insanın sahip olduğu en değerli şeydir. Para değil bilgidir değerli olan. Günah işleyen bir insan yanmaktan ziyade bu bilgilerden mahrum kalabilir. Ektiğini yakar küle çevirir. Sonrada der ki vicdanım rahat. Yahu sen sende olanın kayboluşundan bihabersin daha neyi araştırırsın. Hele önce sende olanı bir araştır. Cebinden 3 kuruş eksilse bunun hesabını tutarsın ama ya ahirette geçecek olanın hesabını kim tutacak ben mi tutacağım senin yerine! Ahirette geçecek dediysek bu dünyada geçmez de demedik. Burada da çok iyi geçiyor ama görene bilene anlayana. Kötü insanlara da değer veren insanların sayısı çoktur ama akıl vicdan sahibi birisi çok iyi bilir ki böyle insanların gittiği yol yol değildir. Allah'ı bilmeyen bir insan istediği kadar iyilik kötülük kavramları üstünde düşünsün, istediği kadar iyilik yaptığını savunsun. İyilik seni Allah'a yakınlaştıran şeydir kötülük ise uzaklaştıran. Bu kavramları insanın bilmesi bile aslında Allah'ın tek bir yaratıcının olduğunun delilidir. Aksi halde inançsızların direttiği gibi yaratıcı olmasaydı senin mükemmel olarak görmediğin bu dünyanın çok çok ötesinde bir yaşayış şekli olurdu. Allah'ın öğrettiklerini inkar eden birisine her türlü hakarette bulunmak Allah'ın hakkıdır. Ben olsaydım hakaret etmez ağızlarını bantlardım. Ama bu şekilde belki utanırlar da kendilerine çeki düzen verirler diye bir sesleniş var. Nankör ve bencil kimseler bu seslenişteki rahmeti görmek yerine bir suçları yokken kendilerine hakaret edildiği yanılgısına düşerek bunu koz olarak kullanmayı seçiyorlar.

    Kaldığımız yerden devam edelim;

    Velîlerin sözlerinden, yumuşak olsun, sert olsun, vücudunu örtme çünkü o sözler, dininin zâhirîdir.

    Sıcak da söylese, soğuk da söylese, hoş gör ki sıcaktan, soğuktan ( hayatın hâdiselerinden) ve cehennem azabından kurtulasın.

    Onun sıcağı, hayatın ilkbaharıdır. Doğruluğun, yakînin ve kulluğun sermayesidir.
    Çünkü can bahçeleri, onun sözleri ile diridir. Gönül denizi, bu cevherlerle doludur.
    Eğer gönlün bahçesinden cüzi bir zevk ve hal eksilse aklı başında olan kişinin gönlünü, binlerce gam kapladı.

    Sıddîka’nın –Allah ondan razı olsun- “ Bugünkü yağmurun sırrı neydi? “ diye sorması

    Sıddîka’nın aşkı çoşup edebe riayetle Peygamber’e sordu:

    “Ey şu varlığın hülâsası, vücudun zübdesi! Bu günkü yağmurun hikmeti neydi?
    Bu yağmur, rahmet yağmurlarından mıydı, yoksa tehdit için mi yağıyordu, pek yüce, pek azametli Allah’ın adaletinden miydi?

    Bu yağmur, bahara ait lûtuflardan mıydı, yoksa âfetlerle dolu güz yağmuru muydu?”
    Peygamber dedi ki: “Bu yağmur musibetler yüzünden insanın gönlüne çöken gamı yatıştırmak için yağıyordu.”
    Eğer Âdemoğlu, o keder ateşi içinde kalıp duraydı ziyadesiyle harabolur, eksikliğe düşer, ( hiçbir şey yapamaz bir hale gelir) di.

    O anda bu dünya harap olurdu, insanların içlerinde hırs kalmazdı.
    Ey can, bu âlemin direği gaflettir. Akıllılık, uyanıklık, bu dünya için âfettir.
    Akıllılık o âlemdendir, galip gelirse bu âlem alçalır.
    Akıllılık güneştir, hırs ise buzdur. Akıllılık sudur, bu âlem kirdir.
    Dünyada hırs ve haset kükremesin diye o âlemden akıllılık, ancak sızar, sızıntı halinde gelir.
    Gayb âleminden çok sızarsa bu dünyada ne hüner kalır, ne de ayıp.
    Siz konuya gelmeden önce arkadaşlarla güzel bir tartışma yapıyorduk. Neden konuda sadece beni hedef aldığınızı ve benim ne yaptığımla bu kadar ilgilendiğinizi anlayamadım? Beni neden yargılıyorsunuz ?
    İster muhalefet ederim, ister onlara kendi doğrularımı öğretmeye çalışırım, istersem güzel bir vakit geçirmek için insanlarla tartışır, yeni şeyler öğrenirim.
    Sizi bu neden ilgilendiriyor? Merak ediyorsanız açıklayayım. Hiçbir amacım yok. Böyle konularda tartışma yapmayı çok seviyorum. Beni çok eğlendiriyor ve bilgilendiriyor. Boş vakitlerimi güzel bir şekilde değerlendirmek hoş oluyor.

    Sizde forumda sadece böyle konulara yazıyorsunuz.
    Siz de konulara hiçbir zaman açıklık getirecek yanıtlar vermiyorsunuz. Genelde uzun uzun cümleler yazıp, benzetme içerikli hikayeler paylaşıyorsunuz.
    Ama ben gelip sizi yargılamıyorum. Beni ilgilendirmez ne yazıp yazmadığınız. Madem bu konularla ilgilisin insanlara açıklayıcı yanıtlar verin. Hikaye, kıssa paylaşmak bir yere kadar... Mesala alıntladığım mesaja ne yanıt vereceğimi bulamadım. Çünkü hikaye anlatmışsınız. Ben mantık çerçevesinde konuşmak istiyorum, hikayeler ile değil.

    İnsanlar doğa olaylarını akılları ile idrak edemediklerinde, Yağmur'un, Güneşin, Depremin Tanrı tarafından gelen nimet veya ceza olarak görmüşlerdir. Güneş'e, yıldızlara tapmışlar. Akıllarının yetemediği herşeyi doğaüstü olay olarak görmüşler.

    Bugün Bilim sayesinde hepsinin nasıl oluştuğunu görüyoruz.
    Hepsine açıklama getirebiliyoruz. Bugün bilim sayesinde sakat bir çocuk protez bir bacağa sahip olup yürüyebiliyor.
    Sizin üst mesajda doğa olayları ile ilgili paylaştığınız gerçekliği olmayan, efsanelerin hiçbiri doğa olaylarını açıklamıyor. Yağmur Tanrı'nın gazabı veya hediyesi değildir. Deprem'de. Hepsi doğal olaylardır.

    Kafanızı kaldırın ve göğe bakın. Kocaman bir evrende yaşıyoruz. Belki milyarlarca galaksi var...
  • 07-04-2015, 15:58:34
    #56
    @karacoder;

    Sen ahirete gidince orada ne yapacaksın onu düşünüyorum malum bilim olmayacak orada yada fizik yasaları. Sen Allah'a inanıyorsan sana şunu sorayım bilimi yaratan kimdir? Bilim benim ne işime yarıyor bunun izahını yapayım, güneşe tapmıyorum ama bilim sayesinde bu güce tanıklık ediyorum ve Allah'ı idrak etme aşamasında çok faydasını görüyorum. Sen dünyada henüz füzyon teknolojisini kullanamıyor iken uzayın o muazzam boşluğunda koca bir füzyon teknolojisinin dünyayı aydınlatmasını düşündüğümde Allah'ın sanatının güzelliğine şahitlik ediyorum yani nankörlük yapmıyorum.

    Ne bizleri soğukta koyuyor çok uzaklaşıp nede bizlere çok yakınlaşıp sıcaktan kavurmuyor ve sen kimsenin müdahalesi olmadığını fizik yasalarına dayanarak söylemeye çalışıyorsun bende aksini söylemiyorum zaten ama en baştan yaratıcı bizler için bu düzeni sağlamış ister yaratıcının kanunları dersin istersen fizik kanunları. Hepsine de açıklama getiremiyoruz bu senin uydurman daha yıldırımın nasıl düştüğü bile tam olarak çözülemedi tabii ki doğaüstü demiyorum ama her şeyi çözdük demen saçmalık, evrenin işleyişinin 100 de 1 ini bile çözemedik. Bilim fizik yasaları senin zaten kağıt üstünde idrak edebildiğin kısımlardır ötesinin olmadığını arka planda bir müdahale olmadığına emin misin? O halde kuantum fiziğinden bahseder misin bana?

    Her şey enerjiden oluşur dokunabildiğin ve dokunamadığın. Madde olmasaydı sadece enerji olsaydı değil bilim bilim adına konuşacak ne bedenin ne ağzın olurdu nede düşünebilecek bir beynin. Bak işte bunlar hep bir mucizedir. Sen protezi falan düşünüp bilime şükür edeceğine önce maddenin hasıla gelmesinden başlayıp proteze kadar olan süreçten dolayı seni yaratan rabbine şükür etmelisin.

    Bilim bizim değil Allah'ın emrindedir sana ne kadarını verirse o kadarını kullanırsın bundan dolayı hop diye buluşlar yapılmıyor zaten. Bir protez yapabilirsin peki bir çocuğun sakat doğmasını engelleyebilir misin. Kanseri engelleyebilir misin. Ölümü yaşlanmayı engelleyebilir misin, hadi bilimin yapamadığı şeyleri de düşün neden hep tam tersi şekilde düşünüyorsun. Madem muhalefet etmiyorsun gerçekten bu şekilde de düşünmeni beklerim, bir şeyleri anlamak için değil gerçekten düşünüyorum diyorsan düşün o halde aklına gelmediği için mi düşünmüyorsun yoksa ne düşünmen gerektiğini egon mu sana söylüyor. Gökten yağmur iniyor neymiş efendim bilim, evet bilim ama bilim bir aracıdır araçtır.

    Açık ve dürüst olun inanıyor musunuz yoksa bunu açıklamaktan kaçınıyor musunuz, yada inanıyorsunuz lakin bilimin gelişmesini istiyorsunuz. Bunu sorma hakkın yok diyebilirsin ama benimle konuşuyorsan sormak istiyorum çünkü inanmıyorsan boş yere yazmaya lüzum yok zaten okumuyorsun da. Ben inanıyorum çünkü biliyorum ve bilimi inkar etmiyorum zaten edemem olan bir şeyi fakat belirttiğim gibi bilimi referans almakla birlikte onun arkasında ki güçten de habersiz değilim.
  • 07-04-2015, 18:01:46
    #57
    Zafer adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam incilin arasına para sıkıştırıyorlarmış ne demek? Bu kadar mı aciz duruma düştünüz bir dini kötülemek için.
    Ben neden kötüleyeyim ki dini ? İnsanlar zaten az çok neyin ne olduğunun farkındalar. Bir arkadaşım internetten ücretsiz incil sipariş etti ve arasında para olduğunu söyledi. Bilip bilmeden konuşma, haddini bilerek yorum yap. Hayır senin düşüncene göre ben o dini kötüledim, çıkarım ne ? Ne geçti elime ?
  • 07-04-2015, 18:18:44
    #58
    FZaman adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ben neden kötüleyeyim ki dini ? İnsanlar zaten az çok neyin ne olduğunun farkındalar. Bir arkadaşım internetten ücretsiz incil sipariş etti ve arasında para olduğunu söyledi. Bilip bilmeden konuşma, haddini bilerek yorum yap. Hayır senin düşüncene göre ben o dini kötüledim, çıkarım ne ? Ne geçti elime ?
    Adresi pm alayım para lazım.
  • 07-04-2015, 18:44:44
    #59
    karacoder adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Siz konuya gelmeden önce arkadaşlarla güzel bir tartışma yapıyorduk. Neden konuda sadece beni hedef aldığınızı ve benim ne yaptığımla bu kadar ilgilendiğinizi anlayamadım? Beni neden yargılıyorsunuz ?
    İster muhalefet ederim, ister onlara kendi doğrularımı öğretmeye çalışırım, istersem güzel bir vakit geçirmek için insanlarla tartışır, yeni şeyler öğrenirim.
    Sizi bu neden ilgilendiriyor? Merak ediyorsanız açıklayayım. Hiçbir amacım yok. Böyle konularda tartışma yapmayı çok seviyorum. Beni çok eğlendiriyor ve bilgilendiriyor. Boş vakitlerimi güzel bir şekilde değerlendirmek hoş oluyor.

    Sizde forumda sadece böyle konulara yazıyorsunuz.
    Siz de konulara hiçbir zaman açıklık getirecek yanıtlar vermiyorsunuz. Genelde uzun uzun cümleler yazıp, benzetme içerikli hikayeler paylaşıyorsunuz.
    Ama ben gelip sizi yargılamıyorum. Beni ilgilendirmez ne yazıp yazmadığınız. Madem bu konularla ilgilisin insanlara açıklayıcı yanıtlar verin. Hikaye, kıssa paylaşmak bir yere kadar... Mesala alıntladığım mesaja ne yanıt vereceğimi bulamadım. Çünkü hikaye anlatmışsınız. Ben mantık çerçevesinde konuşmak istiyorum, hikayeler ile değil.

    İnsanlar doğa olaylarını akılları ile idrak edemediklerinde, Yağmur'un, Güneşin, Depremin Tanrı tarafından gelen nimet veya ceza olarak görmüşlerdir. Güneş'e, yıldızlara tapmışlar. Akıllarının yetemediği herşeyi doğaüstü olay olarak görmüşler.

    Bugün Bilim sayesinde hepsinin nasıl oluştuğunu görüyoruz.
    Hepsine açıklama getirebiliyoruz. Bugün bilim sayesinde sakat bir çocuk protez bir bacağa sahip olup yürüyebiliyor.
    Sizin üst mesajda doğa olayları ile ilgili paylaştığınız gerçekliği olmayan, efsanelerin hiçbiri doğa olaylarını açıklamıyor. Yağmur Tanrı'nın gazabı veya hediyesi değildir. Deprem'de. Hepsi doğal olaylardır.

    Kafanızı kaldırın ve göğe bakın. Kocaman bir evrende yaşıyoruz. Belki milyarlarca galaksi var...
    Din senin eğlencen değil.
  • 07-04-2015, 19:39:40
    #60
    abcgrup adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    @karacoder;

    Sen ahirete gidince orada ne yapacaksın onu düşünüyorum malum bilim olmayacak orada yada fizik yasaları. Sen Allah'a inanıyorsan sana şunu sorayım bilimi yaratan kimdir? Bilim benim ne işime yarıyor bunun izahını yapayım, güneşe tapmıyorum ama bilim sayesinde bu güce tanıklık ediyorum ve Allah'ı idrak etme aşamasında çok faydasını görüyorum. Sen dünyada henüz füzyon teknolojisini kullanamıyor iken uzayın o muazzam boşluğunda koca bir füzyon teknolojisinin dünyayı aydınlatmasını düşündüğümde Allah'ın sanatının güzelliğine şahitlik ediyorum yani nankörlük yapmıyorum.

    Ne bizleri soğukta koyuyor çok uzaklaşıp nede bizlere çok yakınlaşıp sıcaktan kavurmuyor ve sen kimsenin müdahalesi olmadığını fizik yasalarına dayanarak söylemeye çalışıyorsun bende aksini söylemiyorum zaten ama en baştan yaratıcı bizler için bu düzeni sağlamış ister yaratıcının kanunları dersin istersen fizik kanunları. Hepsine de açıklama getiremiyoruz bu senin uydurman daha yıldırımın nasıl düştüğü bile tam olarak çözülemedi tabii ki doğaüstü demiyorum ama her şeyi çözdük demen saçmalık, evrenin işleyişinin 100 de 1 ini bile çözemedik. Bilim fizik yasaları senin zaten kağıt üstünde idrak edebildiğin kısımlardır ötesinin olmadığını arka planda bir müdahale olmadığına emin misin? O halde kuantum fiziğinden bahseder misin bana?

    Her şey enerjiden oluşur dokunabildiğin ve dokunamadığın. Madde olmasaydı sadece enerji olsaydı değil bilim bilim adına konuşacak ne bedenin ne ağzın olurdu nede düşünebilecek bir beynin. Bak işte bunlar hep bir mucizedir. Sen protezi falan düşünüp bilime şükür edeceğine önce maddenin hasıla gelmesinden başlayıp proteze kadar olan süreçten dolayı seni yaratan rabbine şükür etmelisin.

    Bilim bizim değil Allah'ın emrindedir sana ne kadarını verirse o kadarını kullanırsın bundan dolayı hop diye buluşlar yapılmıyor zaten. Bir protez yapabilirsin peki bir çocuğun sakat doğmasını engelleyebilir misin. Kanseri engelleyebilir misin. Ölümü yaşlanmayı engelleyebilir misin, hadi bilimin yapamadığı şeyleri de düşün neden hep tam tersi şekilde düşünüyorsun. Madem muhalefet etmiyorsun gerçekten bu şekilde de düşünmeni beklerim, bir şeyleri anlamak için değil gerçekten düşünüyorum diyorsan düşün o halde aklına gelmediği için mi düşünmüyorsun yoksa ne düşünmen gerektiğini egon mu sana söylüyor. Gökten yağmur iniyor neymiş efendim bilim, evet bilim ama bilim bir aracıdır araçtır.

    Açık ve dürüst olun inanıyor musunuz yoksa bunu açıklamaktan kaçınıyor musunuz, yada inanıyorsunuz lakin bilimin gelişmesini istiyorsunuz. Bunu sorma hakkın yok diyebilirsin ama benimle konuşuyorsan sormak istiyorum çünkü inanmıyorsan boş yere yazmaya lüzum yok zaten okumuyorsun da. Ben inanıyorum çünkü biliyorum ve bilimi inkar etmiyorum zaten edemem olan bir şeyi fakat belirttiğim gibi bilimi referans almakla birlikte onun arkasında ki güçten de habersiz değilim.
    Benim ahirette ne olacağımı neden düşünüyorsun ki? Kimden aldınız bu yetkiyi acaba? Siz Peygambermisiniz de beni sorguluyorsunuz veya düşünüyorsunuz ?
    Sen önce kimin multi üyeliğisin, söyler misin?
    Bana bu kadar kafayı taktığına göre beni yakından tanıyorsundur. Senin gerçek ismin nedir, neden üyeliğinde kişisel bir bilgi yok. Gerçek ismini veya facebook profilini paylaşırmısın? Neden kendini forumda gizliyorsun ? Tanışalım ve bu ikili tartışmaya Facebook'ta devam edelim kardeşim. Özel mesaj bekliyorum

    Genetik ilerlediğinde bir çocuğun sakat doğması engellenebilecek. Kanser engellenebilecek. Ölüm yaşam formumuza göre engellenemez, ama yaşlılığı dengeli beslenme ve spor ile 10.000 yıl önce bile engelleyebiliyordun. Anlatmak istediğine geleyim, söylediklerinin hepsi yapılabilir. 400 yıl önce insanlar bir köyde doğup, o köyde ölüyordu. Hayatları belki 50km'lik bir mesafede geçiyordu. Şimdi oturduğun noktadan başka bir kıtada'ki insanla yüz yüze konuşabiliyorsun. O yüzden hayal ettiklerini ileride gerçekleştirebileceğiz.

    Bilimin hala çözüm bulamadığı şeyler olabilir. Bu seni haklı çıkarmıyor.
    Atıyorum sen hayatın boyunca hiç bir kadınla sevişmeden öldün. Arkandan senin gay diyorlar. Sen gay oluyormusun ? Belki sevişecek kadın bulamadın? Sen anlattığın mantıkla ölü adamı gay yaptıni, bir kadınla sevişmediği için.

    Konuşmayı kişisel bir tartışmaya döndürmene izin vermeyeceğim. Zira biz burada güzel bir şekilde konuşuyorduk, senden önce. Kimin ne düşündüğü, nasıl yaşadığı, neye inandığı kimseyi ilgilendirmez. Sınırı aşmayalım.
  • 07-04-2015, 22:20:37
    #61
    Üyeliği durduruldu
    ByBrawe adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Tek kaynak kuran


    [/COLOR]Anlayamazsın diyen arkadaş . Kuranı sonuna kadar okudun mu ? Namaz nasıl kılınacağı yazıyor ve namaz tek bizim dinimize öz bir şey değil . Çoğu dinde vari
    Namazin Kuranda nasil kilinacagi nerde yaziyor hocam? Bizey sure ve ayet verin kaynak gosterin, bizde ogrenelim... Sen git CUmadan sonra cami hocasina sor, hoca Kuranda namaz nasil kiliniyor, neresinde yaziyor diye bi sor, versin sana cevabini. Oyle bilmeden sallamak iyi bisey degil. Kivirmayin diye simdiden yazayim, namazin nasil kilinacagi, rukuda, secdede vs neleri okunacagi, hangi namazin kac rekat oldugu vs... demek. Bunlarin anlatildigi yeri Kuranda bize gosterin, bizde ogrenelim. Sadece ben degil, 1400 yillik islam aleminde bir Allahin kulu namazin nasil kilinacagini Kuranda yazdigini iddia etmedi, ilk sizsiniz, ispatlarsan tarihe gecersin.

    Segoe adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle

    Cariyeler ile yetininin derken, bir kadın köleninin biriyle evlenmesi sonucu artık cariye hür olur ve aile kadını olur ve bu cariyenin yararına olur. Bunu tecavüz olarak nasıl algıladınız?
    Cariye ile sevisildiginde cariye hur olmaz. Cariyeyi sahibi azad ederse, kendi parasi varsa, yada bir diger ucuncu kisi prasini sahibine odeyerek ozgurlugune kavusturur. Bak asagida Ahzab 50 var: Bak ne yazmis Allah


    Mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle beraber hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını ve Peygamber nikahlanmayı dilediği takdirde müminlerden ayrı, sırf sana mahsus olmak üzere kendisinin mehrini Peygambere hibe eden mümin kadını almanı helal kılmışızdır. Bir zorluğa uğramaman için; müminlerin eşleri ve cariyeleri hakkında onların üzerine neyi farz kılmış olduğumuzu bildirmiştik. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.

    Kuranda eslerinden ayri, cariyelerden ayri bahsediyor. Senin dedigin gibi olsa, cariye sevistiginde hur olsa, otomatikman esi olarak gecer. Musluman birisi esini baska bir muslumana para ile satamaz, ama sevistigi cariyesini satabilir. Anladin mi aradaki farki... Cariyeye aile kadini olur dedi yahu. Boyle bisey olsa, zaten cariye diye bir kavram kalmaz. Cariye koledir, hicbir sey ustunde hak iddia edemez.

    Herseyi gectim,cariye sahibine versin, hur olur, bu oyu yararinadir demek nasil bir zihnyet? BU kadinlara yapuilan en baba hakaretlerden biridir. Simdi bu cariye, niye diger kadinlar gibi kocami secemiyorum, hani nerde ozgurluk, hani nerde kadin haklarini koruyan islam derse, ne cevap vereceksin?


    CengizYurek adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    şuan ki din alimleri(!) İslam dinini tamamıyla içine kapanık sorgulamaya kapalı bir din olarak tanıtıyorlar yansıtıyorlar. Ama İslam zaten şunun garantisini veriyor : Sorgula nasıl olsa her kapının bana çıkacağını biliyorum.
    İnneddine İndAllahil İslam
    Nerde yaziyor hocam sorgula her kapi bana cikacak diye yaziyor? Yada siz bu manayi neye gore cikariyorsunuz. Bak bunun tersi oldugunu yani, sorgulamayin dediginin ornegini ben sana Kurandan vereyim.

    Mâide 101: Ey iman edenler! Açıklanırsa hoşunuza gitmeyecek olan şeyleri sormayın.

    Bak soru sorup durmayin der. Senin iddia ettigin gibi sorgulamayi tesvik etse, Muhammede istedigini sorun der. Hatta sormasinlar diye Musayada sordular, baslarina ne geldi biliyorsunuz diye gozdagida verir.

    Bakara 108: Yoksa siz de (ey müslümanlar), daha önce Musa'ya sorulduğu gibi peygamberinize sorular sormak mı istiyorsunuz? Kim imanı küfre değişirse, şüphesiz dosdoğru yoldan sapmış olur.

    Al bak Maide 102:
    Maide-102. Sizden önceki bir millet o tür şeyleri sordu da sonra o yüzden kafir oldu.

    Kuranda birak sorgulamyi tesvik etme, direkt olarak sorgulamayin, kafir olursunuz der. Mudessir suresinde bir kafir icin, dusundu dusundu, sorguladi, sapitti anlamina gelecek sekilde seyler yazar. Simdi tam olarak ayet numarasini hatirlamiyorum.

    Peygamber sizin yazdiklarinizi su anda okusa, size savas acar, o derecede islamdan habersizsiniz. Madem sorgulamayi seviyorsun, su asagidakini sorgula bakalim, ne cikacak sonucta.

    Andolsun ki biz, cinlerin ve insanların çoğunu cehennem için yarattık; onların kalpleri vardır; düşünmezler onunla; gözleri vardır, görmezler o gözlerle; kulakları vardır, duymazlar o kulaklarla. Onlar dört ayaklı hayvanlara benzerler, hattâ daha da sapıktır onlar. Onlardır gaflette kalanların ta kendileri.
  • 07-04-2015, 22:38:36
    #62
    Üyeliği durduruldu
    Konu sahibine tek sozum var;Niye Alemlerin Rabb'i tarafindan indirilien ve bir harfinin degismemesi ugruna dunyalari feda olunan Kur'an-i Kerim den baska,suanki halleri ile sapitmis,insanlar sayesinde sacmaliklar ile doldurulan diger kitaplara bakiyorsun ? Zaten Orjinal ve hak hallerinde ve var ise en kapsamlisi Kur'an-i Kerim'imizde
  • 07-04-2015, 22:57:51
    #63
    @protos78;

    http://www.sorularlaislamiyet.com/qn...-nelerdir.html

    Ateist forumlarında da soru sorup duruyorlar soran kim bir ateist cevaplayan kim Kur'an. Ama doymak bilmiyorlar bu sorular hiç bitmiyor, aslında soru sormuyorlar çelişkiye düşürerek kafanı karıştırmak istiyorlar. O devirde de varmış böyle art niyetli insanlar.

    Soru sormaktan kasıt nedir niyet nedir bu çok önemlidir. Yoksa sen bu ayetleri hiç soru sorulmaması anlamına geldiğini mi düşündün gerçekten.

    Bak ne sormuşlar rivayete göre; babasının kim olduğunu soruyor.

    İnsanlar, Resulullah'a birçok şeyler sormuşlar, hatta ısrar ve direnme derecesine varmışlardı. Bir gün Resulullah kızgın bir şekilde hutbeye çıktı, Allah'a hamd ve senâdan sonra:' Sorunuz, Allah'a yemin ederim ki şu makamda bulunduğum müddetçe her ne sorarsanız açıklayacağım.' buyurdu.

    Ashâb-ı kirâm başlarına bir tehlike gelmek üzere bulunduğundan korktular. Enes (r.a.) demiştir ki,

    'Sağıma, soluma baktım, herkes başına elbisesini çekmiş ağlıyordu. Kureyş'ten Beni Sehm'den Abdullah b. Huzafe denilen adam ki, erkeklerle bir münâkaşa ettiği zaman babasından başkasına nisbet edilirdi. Kalktı:
    "Ey Allah'ın Nebisi, benim babam kim?" dedi. Peygamberimiz de:
    "Baban, Huzafe b. Kays ez- Zührî'dir." buyurdu. Diğer biri de kalktı:
    "Benim babam nerede?" dedi,
    "Ateştedir." buyurdu. Sonra Hz. Ömer (r.a.) kalktı:
    "Biz, Rab olarak Allah'a, din olarak İslâm'a, Resul ve Nebi olarak Muhammed Aleyhisselâm'a razı olduk, biz fitnelerden Allah'a sığınırız, henüz bir cahillikten ve şirkten yeni kurtulduk. Şu halde bizi affet ey Allah'ın Resulü." dedi, Resulullah'ın kızgınlığı da yatıştı'.