Evrim teorisinin ne olduğunu bilmeden, antropoloji bilmeden kendi kendine sorular sorup bunları bilimin yanıtlayamadığını düşünüyorsunuz. Sorduğun soruların yanıtı var ama senin evrim teorisi bilgin insan maymundan gelir sloganını yapıştıranların bilmeni istedikleri kadar. Yukarıda bir eleman yazmış neden ateizm ile ilgili kitap okuyayım diyor. Adam zaten okumuyor, ve bilmediği bir şeyi reddediyor. Oku, öğren, açığını bul sonra reddet. Başkalarının uydurduğu sloganlarla reddetme.
Bir bilimsel teori ortaya atıldığında, senin benim 10 katımız zeka ve eğitim düzeyine sahip başka bilimadamları tarafından senin aklına gelmeyecek şekillerde tenkit edilir. Bu teoriyi ortaya atam bilimadamı ona kıskançlıkla bakan diğer bilimadamları tarafından doğrarırcasına eleştirilir. Saydı değer bir bilimadamı muhtemel bütün soruları açıklayabildiğini kanıtlayabildiğine emin olmadan teorisini ortaya atmaz. Ama kendi dinini bile tam olarak bilmeyen adamlar bilmedikleri konular hakkında atıp tutabilir.
Evrim senin kafandaki gibi bilinçli bir zihin değil. Sen bir varlığın herşeyi kontrol etmesi gerektiğine o kadar takılmışsın ki rastlantılar içinden bir düzen çıkmasına ihtimal bile vermiyorsun. İnsanların neden konuştuklarını antropoloji açıklıyor. Diğer hayvanlar da iletişim kurar kendi aralarında. Yani iletişim tüm sürü hayvanlarının sürüyü düzende tutabilmek adına geliştirdikleri ortak özelliklerindendir. Çünkü bu özelliği geliştiremeyen türler yok olur. Evrim avantaj yarattığı sürece ilerler. Dünyada şartlar değişir. Bugün sıcak olan bölge 5000 sene önce buzlarla kaplıydı. Bugün orman olan yer 200 sene sonra çöl olacak. Bu şartların değiştiği dönemde mutasyon ile değişime ayak uyduramayan türler yok olur, mutasyon geçirenler yeni bir tür olarak devam ederler. Bir sürü hayvan türü tamamen yok olmuş. Varolanlar da onların değişim gösterebilen türleri. Bunları genetik bilimi açıklıyor artık darwin in ara tür göstermesine gerek yok, genetik yapının nerede kırıldığı açıklanıyor.
Kendi kısıtlı bilgin ile Allahı varoluşu açıklayamayacağın için inanmak gerektiğini söylüyorsun. Ama sen o kadar kısıtlısın ki, bilimadamlarının açıkladığı konuları bile bilmiyor, kafandaki soruların yanıtları olmadığnı düşünüp kendini kandırıyorsun. Bu kadar fizik ile felsefe antropoloji ile pozitif bilimler ile uğraşan dünyanın en gelişmiş ülkelerindeki bilimadamlarının ilmi senden düşük mü?
Bir de bir ateist arkadaşın söylediği gibi. Ateist olmak nefse uymak, şeytana uymak falan değildir. Ateist olmak inançlı olmaktan daha zordur. Ölünce ne olacağını bilememek, hayatın anlamını bulmak insanda stres yaratır. Ama Ateistler cesaretli insanlardır. Çünkü toplum baskısına ve hayatları boyunca cehenneme gideceksin diye küstahca yapılan konuşmalar karşısında dik durmak cezaret ister. Kutsal kitaplar ateistlere açık açık küfür aşağılar hakaret eder. Ama ateistler neden inanmadıklarını söylediklerinde dine hakaret ettikleri gerekçesiyle linç edilir.
Oysa ne kadar kolaydır inanmak. Yaratan belli ölünce ne olacağı belli. 70 sene az ye, az iç, az seviş, çok ibadet et sonra sonsuz bir mutluluğa kavuş. Bundan kolay ne var? Bugün ayda 50 bin lira maaş verecez deseler günde 16 saat taş taşıyacak insanlara sonsuz mutluluk için 5 vakit namaz 30 gün oruç deyince hayır mı diyecekler? Şu cenneti gerçekten akıl mantık ve delil ile ispat edebildiğinizde ateistlerin tümü sizden daha dindar olacaklardır kesinlikle.
Benim kör kütük dindar olan bir çok insandan daha güçlü bir Tanrı inancım var. Ama dini 1000 sene önceki imamların yorumladığı gibi yaşamam. Benim de bir aklım var. Kendi aklım, görüşüm ve hayat tarzım var. Ve bu aklım bana yeter aracıya ihtiyacım yok. Kimsenin benim imanımı ölçmesine, hangi dine mensup olduğumu yorumlamasına da ihtiyacım yok.
Ben emrimi inkar etmiyorum kısmen inkar etmiyorum bilgim ölçüsünde. Fiziği de inkar etmiyorum ve inkar edemem, olan bir şeyi inkar etmem söz konusu olamaz. Delilleri ikna edicisi ise neden kabul etmeyeyim. Ancak diyorum ki evriminde fizik kanunlarınında bir düzene uyması için arkasında bir akıl olmalıdır diyorum. Her şeyin size göre açıklaması var ama yaratıcı olamaz. İnsanlar nükleer santral yapıyorlar o kadar bilgi o kadar tecrübe o kadar uğraş sonucunda. Milyarlarca daha büyük ve henüz yapılamayan füzyon teknolojisi ise gökyüzünde orada duruyor ve dünyaya enerji gönderiyor. Bu enerjide ne hikmetse bitkilere hayat veriyor, canlılara hayat veriyor. Ne hikmetse dünya güneşin çekimine ne kapılıyor nede uzaya doğru karanlığa doğru sürüklenmiyor. Arkadaşım sen yazdıklarıma bakma ne demek istediğimi anla, bunların hepsinin açıklaması var ancak evrim haricinde de evren de mükemmel bir uyuma sahiptir. Neye göre mükemmel bizim yaşamamız için gereken dizayna sahip. Gökyüzünde bulutlar var ve sana yağmur indiriyor sende bu sudan hayat buluyorsun. Sende bu ve bunlar gibi sayısız şeyi tesadüflere bağlıyorsun, açıklanabilir olması değil neden bu şekilde kusursuz olduğunu görmeni beklerim. Ön yargılı davranıyorsunuz, nereden biliyorsun yaratıcının olmadığını.
Ateist birisi bana dese ki, yahu evet benimde kafama şu takılıyor belkide bir yaratıcı vardır, o kadar şey arasından sadece birisini bile görmüyorlar. Öldükten sonra ne olacak demek yerine gerçekten bir yaratıcı var mı diye düşünmek daha makuldür bence. Yaratıcı illaki size göre olsun demiyorum ama olmasında demiyorum. Bak ön yargılısın hep, benden neden 10 kat daha zeki neye göre bunu yazıyorsun. Kime göre neye göre daha zeki. Ben 15 yaşında bilimsel makaleler okuyordum. Tamam fizik yasalarını belki bulamam ancak teorileri okuduğum zaman hemen kavrarım mantığını ve doğruluğu yada yanlışlığı hakkında mantık yürütebilirim. Sana göre onlar çok zeki ve biz onların bilemediğini bilemeyiz! Bilim adamı gözlem yapar deney yapar nasıl yapıyor bunu aklı ile hayal gücü ile bazı dayanaklar ve tespitlerle. Ben inançlı birisi olduğum için sorgulamıyorum mu sanıyorsun bir ateist gibi de sorgularım bir müslüman gibi de. Anlamayanlara diyorum ki, bize böyle öğretildiği için mi inançlıyız, evet kısmen bu şekilde. Kur'anda ne yazıyor size ben öğrettim. Sen diyorsun ki müslüman bir aileden doğdun onun için müslümansın, bende diyorum ki zaten müslüman bir aileden gelmem Allah sayesindedir. Siz diyorsunuz ki çok akıllı birisi çıktı bir kitap yazdı, bende diyorum ki vahiy geldi öyle yazıldı. Vahiy gelmediğine emin misin? Yaratıcının insanlarla konuşmadığına emin misin. Hani benimle neden konuşmuyor diyebilir bazı arkadaşlar haklılar da mantıken, bende diyorum ki herkesle konuşabilir ancak konuşsa ne olacak biliyor musun sen kendini şizofreni sanacaksın, hayal gördüğünü sanacaksın. Ne gördüğün değil nasıl idrak ettiğin önemlidir diye üstüne basa basa her yorumda yazıyorum. Bilim insanları bizim görmediğimiz nice şeyleri görmüşlerdir peki aynı şekilde bizim görmediğimiz yaşamadığımız şeyleri yaşayan insanlar olamaz mı.
Yaratıcının olması bilimi inkar edeceğiz anlamına gelmez, ancak biliminde olması yaratıcıyı inkar etmemize sebep olmaz. Her şeyin açıklanabilir olduğunu söylüyorsunuz yani bilimsel olarak, ben buna katılmıyorum daha öncede yazdım daha atom altı ölçeğinde bile tam olarak neler oluyor nasıl bir sistem var bilmiyoruz. Örneğin yer çekimi parçacığı en son bildiğim ispatlanmamış peki onun yerine ne yapıyorlar sanal bir parçacık yada X değeri atıyorlar. Karanlık madde ile boşlukları dolduruyorlar örneğin. Işık hızı geçilemez ama neye göre geçilemez? Kuantum fiziği belli belirsizdir bir sihir gibidir. Takyon parçacıkları var mesela. Sicim teorisi var ne bileyim aklıma gelmeyen bir çok gizemli şey var. Bir çoğu 2+2=4 matematiğine uymaz. Açıklanabilir olması bizim o şeye x değeri vermemizden dolayıdır. Ancak bir parçacığın madde mi yoksa dalga gibi mi davranacağını önceden kestiremeyiz. Kuantum fiziğinde bir parçacık aynı anda bir çok yerde olabilir, meydana çıkar ve tekrar yok olur diye öngörüyor. Newton yasalarının bazen geçersiz olması en bilindik ve basit bir ispattır. Bizim üstünde konuştuğumuz bilim yada fizik kanunları anlayabildiğimiz olanıdır. Ancak iddia ediyorum 100 seneye kalmayacak ne ölçüm yapabileceğiz nede her şeyin bildiğimiz gibi basit olmadığını anlayacağız zaten senin o çok zeki dediğin insanlar bile buna değiniyor.
Monitörde ne görüyorsun bir resim görüyorsun, bütünün parçalarını. Yakından baktığın da ise hiç bir şey göremezsin bütüne dair. Atomlara çok yakından baktığımızda da net şeyler görülmez hatta parçacıkları gözlemlersek onlara etki etmiş oluruz ve yaptığımız gözlem sağlıksız olur. Onun daha da ötesi çok daha karışık ve gizlemli ve bildiğimiz matematiğe uymayabilir de. Peki sen ondan sonra hangi bilimden bahsedeceksin, hangi fizik yasalarından bahsedeceksin. Belkide görünür evrenin arkasında ruhsal bir güç var, bilimde buna değindiği zaman ne yapacaksın bilimi mi inkar edeceksin? Ben söyleyeyim orasını anlayamayız, bilimden sonrasını ölçemediğimiz için o bölgeye giriş yasak diyeceksin.
Bir şeyleri anlamak için gözlem yapmak için illa bilime ihtiyaç yoktur. Akıl fizik yasalarından daha üstündür zaten onları anlayabilmemiz aklımız sayesindedir. Bilimde bir gözlemdir neticede. Bende diyorum ki madde ötesini kavramak için ölçü aletlerimiz buna elverişli değil, ancak ruhumuzun kaynağı olan bilincimiz ile bunları anlayabilir hatta gözlem yapabiliriz. Şimdi diyeceksin bedende böyle bir donanım yoktur. Nereden biliyorsun bunu? Beyinde bir akıl var değil mi, her şeyi anlayan tespitlerde bulunan. Bunun olması seni şaşırtmıyor ancak ruhumuzun olabilirliği seni şaşırtacak mı? Çok çok zeki olduğum için yazıyorum; insandaki aklın kaynağı idrak edebilmemizin sebebi zaten ruhumuza bağlıdır. Ancak sen zeki ama çok çok zeki olmadığın için ruhu maddeci bir akıl ile çözmeye çalışıyorsun ve çözemiyorsun çünkü en başta yanlış bir mercek ile yanlış yere bakıyorsun. Daha öncede yazdım kimse cevap vermedi insanın başlı başına zevk alması görmesi acı duyması ruhunda hasıl olur. Bunu sen maddeci bir ispatla zaten anlayamazsın. Evinde ki mercekle atomları göremezsin görsen de sihir sanırsın. Bakış açını değiştirmeden yazdıklarımı anlayamazsın zaten düşünmeye bile gayret etmezsin sadece olasılığı bulunmadığını ve bunu da kendince ispatlamak için yine bilimsel verilerden konuşursun.
Bilimsel veriler var elimizde peki neye göre bilimsel neye göre geçerli? Görelilik kanununda ki gibi neye hangi açıdan baktığın çok önemlidir. Evren ve onun oluşmasını bizler sadece bakış açımıza göre değerlendiririz. Uzaktan bakarım Newton yasası derim adına, yakından bakarım kuantum fiziği olarak adlandırırım. Bu kesinlikle mutlak gerçekliktir diye zaten bir şey yoktur evrende. Senin gördüğün nesne sana göre mavi olabilir, bende renk körlüğü vardır farklı renkte görürüm, bazı hayvanlar renksiz olarak görebilirler, bazı hayvanlar farklı dalga boyunda algılayabilirler. Yani iç içe geçmiş bir çok olasılık bulunabilir. Önemli olan adına ne koyduğun.
İnsan bilinci şuuru kullandığımız kadarından çok çok daha fazla bir kapasiteye sahiptir. Örneğin çok çok uzaklardaki sesleri duyabilirsin, mikroskopla göreceğin şeyleri görebilirsin. bir nesneyi elinle dokunmadan hareket ettirebilirsin. Bu noktada anlayış kapasitemizde normale göre kat kat artar ve bilgiye ulaşmak için bakmanın yeterli olduğunu anlarsın. Zaten bilgiye ulaşmak için bakarız ancak elimizde ya mercek olur yada mikroskop. İnsanın bunları yapamayacağını düşünüyorsun ancak aynı zamanda evrenin arka planında da böyle bir şuurlu bir güç olduğunu düşünemiyorsun. Ön yargılı değilim diyorsun ve her şeyin anlaşılabilir ispatlanabilir olduğunu söylüyorsun. Nasıl bir ispat kime göre neye göre. İspatlamak demek benim gördüğümü sende görüyor musun demektir, evet dersem aynı noktada kesişmiş oluruz. Dünyada kaç kişide tünel mikroskobu vardır sence. Peki sen onların gördüklerini yada gördüğü şeyleri nasıl yorumladıklarını biliyor musun. Belki sen baksan farklı şekilde bakacaksın onların göremediği şeyleri görerek buluşlar yapacaksın. Aynı şekilde benim bahsettiğim insanlarında sayısı çok fazla değildir ama sen nasıl onlara inanıyorsan bizde bu şekilde inanıyoruz. Arada bir alaka yok diyeceksin ama çok benziyor durum. Aya çıkıldı deniliyor sen inanıyorsun, öyle olmalı diyorsun. Yada atomlar proton ve nötrondan oluşmuştur diyorlar sen inanıyorsun ve öyle kabul ediyorsun. Ama gerçekten proton ve nötrondan mı oluşuyor belkide bilmediğimiz akıl edemediğimiz bizim öyle sanmamıza yol açacak başka dinamikler vardır. Yani burada sadece bu örneğe bakarak ne dediğimi anlamaya çalışma sonuç olarak görmediğin halde öyle varsayıyorsun. Buluşların yapılması da önemli değil demek istediğim noktada.
Bak insanlar daima dışa doğru bakarlar, gözlerin dışa doğru açılır ve dış dünyaya bakmaya alışırsın ve bu bir zaman sonra körlük yaratır, içe bakmazsın hatta içinde bir şey olmadığını karanlık olduğunu düşünürsün. Evrendeki karanlık bir enerji mi yoksa hiçlik mi? İnsan kendisini günde kaç saat yada kaç dakika düşünür. Dışarıya doğru bakmaktan hep kendimizi de unuturuz değil mi. Sen hayatın boyunca dışarıya bakıp bilim yapsan, teoriler üretsen buluşlar yapsan eline ne geçecek bana bunu bir açıklar mısın? Hafızanda ki bilgileri gelişigüzel tarayarak bana bir şey yazma, dediğimi sıfırdan bir düşün kendine tepeden bakarak. Hiç bir işine yaramayacak!!!, eğer ölüme çare bulunmasını beklemiyorsan!
Bilimi kendin için mi kullanıyorsun yoksa bilimle bir şeyleri açıklamaya anlamaya mı çalışıyorsun. Neyi anlamaya çalışıyorsun, her şeyi anladığında ne olacak? Sonuçta bilimin ucu bucağı yok önüne ne koyarsa onu yiyorsun. Sence insanlardaki bu içgüdü nereden geliyor? Bana hiç masal hikaye anlatma, sende bilmiyorsun bunu. Örneğin yazıma cevap vereceksin bunu neden yapma iç güdün var? Bana cevap verince eline ne geçecek bir gram bir şey yaz bana. Gerçeği mi arıyorsun? Gerçeği ararken bir şeylerin olmadığını olamayacağını varsayıyorsun aynı zamanda, yeni gerçeği aramıyorsun. Bilim ile gerçeği arıyorsan o halde bilimin ötesinde ki gerçekler ne olacak. Gerçekleri bulduğunda ne olacak? Ben sana dinen cevap vereyim, sen ne kadar inkar etsen de insanlar gerçeği aramıyorlar insanlar yaratıcılarını arıyorlar. Olasılığı bulunduğu için değil çünkü bilincin zaten yaratıcıdan uzak düşmüştür ve şimdi yine onu arıyorsun. Bir bebeğin annesinden ayrıldığında olduğu gibi. Bunun farkına varamaman bu gerçeği asla değiştirmez. Dışarı baktığının yarısı kadar kendine baksan, ne istediğini dışarıda değilde kendi için de arasan ne demek istediğimi anlarsın. Bak kelime oyunu falan yapmıyorum, yada sana herhangi bir dini inancı aşılamaya da çalışmıyorum. Sürekli tartışan 2 kişi düşün, sen ne söylersen duymazlar, mantıksız konuştuğun için değil kendi sesleri seni bastırdığı için, kendi dediklerinden başka bir şey duymadıkları için. Bazı şeyleri biliyor olabilirsin, yeterince araştırdığını da sanabilirsin bunlar önemli değil. Bir bebekken de bilincin vardır ancak farkında değilsindir. Farkında olmayan nedir bunun üstünde durup düşünmeni rica ediyorum. Uyuduğun zaman bu bilincin nerede? Farkında olmayan diye bir şey yoktur. Sadece hafızana o esnada bir şey yazılmaz. İnsanlar zaten çözümleme yaparken hafızaya bakarak buradaki bilgiler eşliğinde bir şey VAR yada YOK derler. Ancak bu bir yanılsamadır. Örneğin bir rüya görürsün ancak gördüğün şeyleri hatırlamazsın hatta rüya görmedim diyebilirsin, çünkü hafızanda çok az bir bilgi kayıt edilmiştir. Ama yinede bir bilgi olabilir azda olsa. Peki bu bilgiyi nasıl çıkartacaksın? Bilgisayarda bazen bizim için önemli bir dosya olduğunu hatırlarız ve didik didik ararız uzun zaman alsa da bulabiliriz. Binlerce doya içinden adını belli belirsiz hatırladığımız bir şeyi aramak bulmak zor olabilir, önem derecesine göre bu zahmete girişiriz.
Neyin senin için önemli olduğunu çok çok iyi düşünmelisin. Ben ne yapıyorum, bundan sonra ne yapacağım, aradığım nedir ve bulduğum zaman gerçekten bana ne kazandıracak. İnsan bilinci sandığından çok daha fazla gelişmiştir, bunun bilimsel verilere uygun olup olmamasını
düşünmemelisin Düşünmeye başladığın an zaten orada noktayı koymuş oluyorsun. Cümlenin sonuna değil başına koyuyorsun noktayı. Burada kim daha akıllı kim daha zeki diye sidik yarıştırmıyoruz. Senin için yine sen önemlisin değil mi. Bilim teknoloji vs bunların gelişimi ve faydası yine sana olacaktır. Ama bunlara o kadar çok odaklanmışız ki kendimizi unuttuk. Hayatı boyunca para peşinde koşan bir insanı düşün, ama bir bakıyor ecel gelmiş kapıyı çalıyor. O an kafası dank eder yahu iyi güzelde o kadar parayı ben kimin için kazandım? Yine o esnada hemen mirasını hazırlar. Ben diyorum ki teknoloji bilim iyi güzel de kardeşim sen kendi potansiyelini, kendi gerçekliğini bilmedikten sonra sana zerre faydası olmayacak bilhassa yok olup gideceğiz diyenlere hitaben yazıyorum. Daha önce birisinin çıkıp işte insanoğlunun gerçek gücü, gerçek özü, gerçek potansiyeli budur dememesi seni alıkoymamalı. Eğer her şeyi kendin için yapıyorsan o halde soruların cevabını da önce kendi içinde bulmalısın. Her paragrafta ayrıca belirtiyorum üstüne basa basa, ön yargılı olmamanız için. Bir şey yoktur ve olamaz diye nokta koymayın. buna sebep olanda hafızanızda daha önce öğrendiklerinizdir. Eski bilgileri silmeyin yada yok saymayın buna gerek yoktur ancak bu bilgileri kullanarak dediklerimi çözümlemeye çalışmayın. İnsan dışarı bakarken bunu bilimsel olduğu için yapmaz, bakıp görebileceğini bildiği için yapar. Peki doğuştan kör olan birisi daha önce hiç görmemişse, sen ona ne söylesen boştur değil mi. Bırakın ne söylediğinizi anlamak, onun bütün dünyası karanlıktır. Ona göre söylediklerinizin olma ihtimali yoktur çünkü öyle bir olasılık yoktur, çünkü karanlığa aşina olmuştur. Ruhun varlığı da bu şekildedir, senin görmemiş olman yok saymana sebep oluyor. Bunu desteklemek içinde yani aramamak içinde, zahmete girmemek içinde bilimsel veriler haricinde görülecek bir şey olmadığını öne sürersin.