Hocam burada anlaşamayacağımızı bildiğim halde sadece sana yanıt vermekte ısrar ediyorum çünkü bazı sivrilerin aksine senin iyi niyetine inanıyorum.
1) Senin en büyük problemi bilgiye ulaşmak için tüme varımı kullanıyorsun. Kendi yaşadıklarından hareket ediyorsun ve bunu bütün evrene uydurmaya çalışıyorsun. Oysa tüme varım çok zayıf ve hataya kolay götüren bir metoddut. Doğru bilgi için daha iyi yöntem tümden gelimdir.
2) Sürekli ruh şuur bilinç diyorsun. Kaç akıl hastası ile tanıştın. Normal bir adam depresyona giriyor, hayatında hiç bir sıkıntısı olmayan ekmek elden su gölden yaşayan 13-14 yaşındaki çocuklar depresyona giriyor intihara kalkışıyor. Sonra bu çocuklara bir anti depresan veriyorlar be ruh kalıyor ne dert ne tasa. Anti depresana başladıktan sonra baba öldü diyorlar Allah rahmet eylesin diyor üzülemiyor. Çünkü senin üzülmek sevgi mutluluk dediğin şeyler beyindeki kimyasal reaksiyonlar. Tıpkı bacağın ağrıdığında bir ilaç alıyorsun, bu ilaç sinir sisteminde acının iletimini engelliyor ve ağrıyı kesiyor. Beyinde mutsuzluk yapan psikolojik olarak mutsuzluğa neden olan hormonları baskılayıp yerine mutluluk hormonu koyduğunuzda anası babası ölen adam acı çekemiyor, üzülemiyor bile. Beyindeki kimyasal reaksiyonlara dışarıdan etki ettin mi ne ruh kalır ne şuur. Alkol bile ruh meselesini tehlikeye düşürür. İçinde sapıtıyorsan demek ki ruh madde ile reaksiyona girebiliyor. Ben 1000 sene önceki imamlar gibi bedenden ayrı hayaletvari bir ruha inanmam. Benim için ruh insanın beyin sinir sistemindeki elektrik akımlarının tümüdür. Bu akımın dolaşımı ve sürekliliği için maddeye ihtiyacı vardır.
3) Sürekli mükemmellikten kusursuzluktan bahsediyorsun. Hangi kusursuzluktan bahsediyorsun hocam. Suriye de çocuklar ölüyor. Bu mu kusursuz düzen. Yağmur berekettir diyorsun dünyanın yarısı çöl yarısı buzul. Evrende gezegenler birnirine çarpıyor. Ortada nereye gittiği bilinmeyen nötrinolara dolanıyor. İnsanoğlu kusursuz bir dünyada yaşamıyor. İnsanoğlu şartların kusurlarını aşacak mekanizmalar geliştirmiş evrim sayesinde. Kutuplarda insanlar yaşıyor bu mu kusursuzluk? Buz deryasının içinde bir tamla tatlı su yok. İnsanların 1000 de 3-5 sakat doğum var. Kör sağır topal doğuyor insanlar. Bu mu kusursuzluk. O kusursuz bedenlerde hergün bir ton kanser hücresi ortaya çıkıyor. Gözün saniyede 25 karenin üzerinde hareket algılayamıyor. Bir kartal 3 km yukarıdan yerdeki fareyi görüyor. Tamamen kusurlu şartlar içinde yaşıyoruz. Sadece bu şartlara uyum sağlayabildiğimiz için yaşıyoruz bu şartlara uyum sağlayamayan milyonlarca tür yokoldu.
O kusursuz evren hakkında o kadar az şey biliyosun ki? İnsanlığın modern bilim ürettiği son 200 senesi kumsalda bir kum tanesinden bile daha küçük kozmik zamanda. Milyonlarca sene içinde bir sürü yıldız çarpıştı. Güneş sistemini yutacak samanyolu galaksisinde bir karadelik keşfedildi. Ama bu iş bir kaç yüz milyon yıl sonra olacağı için problem etmiyoruz. Yani senin kusursuzluğunun içinde bir sürü kusur var.
4) Bazen fazla cüretkar konuşuyorsun. Ben bilimadamı diyorum sen benden zeki olduğu ne malum diyorsun. Bizim memleketteki tırt üniversitelerin profesörlerinden bahsetmiyorum. Yıllık bütçesi bizim ülkenin yıllık milli eğitim bütçesinden fazla olan üniversiteler var. Bu üniversitelerdeki adamlar ile kendini kıyaslayabilmek büyük cüret. Bugün Türkiye'nin en iyi üniversitelerindeki profesörler bile bu üniversitelerdeki profesörler ile kendini kıyaslayamaz. Sen mahalle arasında futbol oynayan adamsın Messi ile kendini kıyaslıyorsun. Sergen bile messi ile kendini kıyaslamaye cüret edemez.
5) Ben sözlerimin hiç bir yerinde Tanrı yoktur demedim. Hatta ateist olmadığımı ateistleri köşeye sıkıştırmayı çok sevdiğimi söyledim. Ama inananları köşeye sıkıştırmaktan da keyif alırım. Çünkü inannanların çoğu da saçma sapan şeylere inanırlar. Senin bana Tanrının varlığını ispatlamana gerek yok çünkü ben Tanrının var olduğunu biliyorum. Ben Tanrıya inanmıyorum, Tanrının var olduğunu biliyorum. Benim için Tanrının varlığı kesin ama diğer kesin olmayan şeylerin hiç birine inanmıyorum. Bunun nedenlerini açıkladığımda birileri üzerine alınacağı için açıklamıyorum. Merak eden özelden görüşür.
6) Sen de skolastik kafa var hocam. Sen bilimi önceden var olduğunu kabul ettiğin şeyleri ispatlamak için yapmak istiyorsun. Kafanda ön kabullerin doğmaların var. Sen bilimin bunları ispatlamasın istiyorsun. Sonra çıkıp bilimin ne yararı var diyorsun. Bilim bilginin önüne sonuna bakmaz. Götürebildiği yere kadar götürür. Senin gözün korktu diye bilimin sonu yok diye bıraksalardı bugün antibiyotikler olmazdı en ufak enfeksiyondan insanlar ölürdü. Bilim adamı Tanrıya kitaba cennete cehenneme bakmaz. Bugüne kadar binlerce bilimadamı uğraştı didindi. Bilimadamları hayatlarını adadılar. Dini çevreler bazı bilimadamlarına işkence etti, bazılarını sürgün etti bazılarını öldürdü. Çünkü dindarların kendi inançlarına uymayan herşeyi şeytanileştirmek gibi bir huyları var bu bilgi doğru olsa bile. Teknoloji ve bilim bu kadar büyük mücadeleler ile bir noktaya geldi. Son 200 yıldır pederleri kiliseye kilitleyen Avrupalılar bütün dünyaya hükmediyorlar. Biz imamları başbakan, vali, genel müdür yapıp din dersini matematik fizik dersi ile bir tuttuğumuz için islam dünyası son 300 senedir tamamen yok olmuş silinmiş durumda tarih sahnesinde.
Bu bir bayrak yarışı. Her gelen bilimadamı jenerasyonu yeni bir şey keşfedecek ve bilim insanlık tarihi boyunca durmayacak. Bilimin amacı insanı cennete sokmak değildir. Cennete gitmek isteyenler bu forumu kullanmasın, internet, mobil telefon gibi şeytan icatlarını kullanmasın. Bütün gün çorba içip namaz kılsın tekke hayatı yaşasın. Ama yemiyor değil mi? Sonsuz cennet için dünya nimetlerini tamamen terkedip kuru ekmek çorba ile namaz ve zikir ile 60 sene geçirmeyi göze alamayanlar burada Tanrının askeri rolünü oynuyor millete iman kitap dersi vermeye kalkıyor. Sözüm meclisten dışarı sana değil önceki bazı tipler için söyledim bunu.
7) Bilim insanları geliştirir. Bilimsel kanunlar ayet değildir. Değişir şartları vardır. Mesela 2+2=4 değildir her zaman. 2+2=4 sadece Mod 4 üzerinde 4 eder. Yani bilimsel bilginin ve kanunların şartları vardır. Ortaya atılan bir kanun için şartlar belirtilir. Su 100 derecede kaynar. Bu bilgi dünyada ve deniz seviyesinde şartı ile kanunlaşır. Başka bir gezegendeki atmosfer farklı olacağı için kaynama ısısı da farklı olur. Bugün a kanununu yapan bilim yarın yeni deney metodları ile bunu yanlışlar b kanunu yapar.
Yani bilimsel bilginin özelliği yanlışlanıp yerine daha doğrusunun konulabilmesi ve her şartta her yerde her zamanda değil, belirli şartlarda belirli yerlerde belirli zamanlarda kabul görmesidir.
YANİ SENİN BİLİMDEKİ TUTARSIZLIK, BİLİMSEL KANUNLARIN YANLIŞLANABİLİRLİĞİ DİYE HORGÖRDÜĞÜN ŞEY BİLİMSEL İLERLEMENİN ASIL KAYNAĞIDIR.
8) Oysa Dinler bunun tam tersidir. Yanlışlanamaz. Yanlışlanamadığı için de hiç değişmez. İnsanları geliştirmez hep aynı tutar. Sabah namazı vakti ile ilgili siyah ipliğin beyaz iplikten ayrılabildiği tan vaktinden bahsedilir. Seni St Petersburga götüreyim. Haziran ayında 24 saat siyah iple beyaz ipliği bir birinden ayırabilirsin. Şimdi burada bir açık var. Ama din tüm zamanlara gönderildi diye akıl ile içtihat yapacaksın bir şeyler uyduracaksın. Bir sürü mucizesi olduğu iddia edilen, evrenin genişlediğini söyleyen bir kitap ise 5 temel şartından birinin pratiğini dünyanın her yerinde gece gündüzün aynı şekilde yaşanması üzerine kurmuş. Onu da elbette bir bildiği vardır diyerek geçiştirirsiniz güçlü bir imanınız varsa. Daha bir sürü şey sayarım ama uzatmayacağım. Daha fazla yanıt yazmayacağım bu konuya hocam. Eğer bana bir şey yazarsan bir sonraki yanıtımı özelden veririm. Bu konu verimsiz bir tartışmaya gidiyor.