• 03-11-2014, 11:42:16
    #73
    Üyeliği durduruldu
    Starks adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    yoktan var olan bir madde daha kanıtlanamadı ama bir gün gerçekleştirilirse ki ben inanıyorum "bu zaten kuranda yazıyordu" diyeceğine inancım tam. bahsettiğim şey zaten bir varsayım, delil kalıbına konulamaz. senin ise milyonlarca diye bahsettiğin deliller arasında bir tanesi tanrının varlığını somut olarak kanıtlasaydı bugün burada bu konuyu tartışmazdık. bilim vesveselere delil demez. maddenin yoktan var olabileceğine inanmak da bir adamın asasıyla orayı burayı yarmasına inanmaktan absürt değil. inan tanrının varlığını kabul edebilirim benim için hiç sorun değil de cennet, cehennem bunlar benim için masaldan öteye geçemiyor.
    Ya delil getir kardeşim delil bana felsefe yapma bana süslü laflarla gelme...

    Birincisi yoktan var etme nedir onu bir öğren gel ?.Yok tan var etme hem o maddeyi hemde maddeden meydana gelen olan eseri yapmaktır.

    Bilimi saçmalıklara alet etmeyin bilimmi diyor sana ağaç kendiliğinden oluyor hangi fizik kanunuyla konuştun iletişime geçtinde sana biz kendimizi biz yaptık dediler.

    Bilim deliller üzerine ilerler diyorsun diyoruz sana işte kalem var kalem hani şu normal olan kalem varya onun bile kendiliğinden olması imkansız.Şimdi sana soruyorum ey felsefeci arkadaş şu ağacı kim yaptı kendiğinden oldu diyorsan direk kendini şikayet ettir ve forumdan uzaklaş .

    Bak bir düşün her madde atomdan oluşuyor şimdi yağmur bulutlarının ağaçların suya ihtiyacı olduğunu bilmesi güneşin aman fazla yaklaşmayalım burada insanlar var yanar kül olurlar gece ayın çıkması aman gece çıkalım meyveler kızaracak yazık olacak mahsule demesi mümkün ise kendi iradesinden işte buradada ben diyorumki ben Apple firmasının sahibiyim bu iddia ile onun arasında hatta o mükemmel saçma...

    Herşey bir düzen içinde inek nereden biliyor senin süte ihtiyacı olduğunu.Yada sana soruyorum sen kendi dilini kendinmi yaptın sen yoktun bile 100 sene önce bu inekler gene bizim köyün çayırlarında otluyordu aman falanca gelecek süt hazırlayalım dediklerini sanmıyorum hadi diyorsunki o inek biliyor sen nerden biliyorsun yani dilin nereden biliyor o sütü tadmadıki.Annem yaptı diyorsan teyze o kadar ilmi olsa hiç acı çekmeden doğururdu...

    Özetle deliliniz yok kardeş olmayan delil için hiç kendimi yorma sanat varsa ustasıda vardır vesselam

    --R10.NET; Flood Engellendi -->-> Yeni yazılan mesaj 11:42:16 -->-> Daha önceki mesaj 11:28:43 --

    Maeglin adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Kardeşim senin için en önemli adım, evrimi pert etmiştir diyenlere dikkat etmen olmalıdır. Evrimi, yalnızca maymundan gelmek olarak savunanlar, insan bedeninin zaman içerisinde yaşadığı değişimi anlamakta zorlanır. "Evrim" denildiğinde halen maymundan mı geliyoruz diyen insan topraktan geldiğini olduğu gibi kabul edip, açıklama zahmetine girmez.

    Evrim, bir süreçtir. Kalıtsal olarak değişime uğrarız, boyumuz kısalır, kafatasımız büyür vb. Bu hali hazırda zaten olan bir süreç. Sadece insanlar için değil diğer canlılar, doğa, gezegen bu evrim süreci içinde yoğruluyor. Daha önce ki mesajlarımda da söylediğim gibi ilgin var ise sciencedaily, phys.org, populer science gibi yayınlara göz atmanı tavsiye ederim. Yabancı dil konusunda sıkıntı yaşıyorsan çevirisi olan sayfalar da mevcut.

    İllaki araştırmak, evrime inanmak, bilime bağlı olmak Allah'ı reddetmek değildir. Ama Dawkins'in çok güzel bir sözü vardır. Gerçekleri kutsal kitaba göre yorumlayan biriyle tartışamazsınız".

    Edit: Bak burada da çok güzel bir şekilde ifade edilmiş. http://www.evrimagaci.org/makale/388
    Arkadaşım darwin dediğin adam kaçığın teki kuyuya bir taş attı 1000 akıllı çıkaramadı.Artı komunist felsefeninde bir numaraları adamıdır darwin...

    Şimdi dana diyorum hocam bana bir tane balık iken maymun olan fosil getir yada aradaki evrelere şahitlik edecek bir fosil.Şimdi ben bunu dedim benimkisi oldu bilimsel bilim ise delilini getir yok ki getiresin o da ayrı bir mesele.İnsan genetikte ne ise odur boyuda kısalı saçıda uzar bunu getirip darwine bağlamanın bir önemi yok saçmada kanımca .

    Son olarakta bu mükemmel düzen bize çalışıyor hocam farkındamısın istediğimiz gibi at koşturuyoruz zayıfları istediğimiz gibi eziyoruz hiç kimsede bir şey demiyor adama .Sen merak etme bu mükemmelliği yaratan yaratan onlarıda hesap etti kışın toprağa attığımız tohumda çürüyor sonra ağaç olarak geliyor.

    Nasıl bir tohumda koça bir ardıç ağacını kodladıysa insanda'da ahireti ve hesap gününü kodladı .Kuru toprağa kışın attığım tohum ektiğim ağaç çürüse bile baharın yeşeriyor buna inanıyorsunda insanın neden yeşermeyeceğini savunuyorsun hocam...

    Özetle hocam tam araştırmak gerek bu kainatta olan her şey Şeriat dahilindedir zaten buna şeriat derler onun bile manasını bilmiyor insanlarımız onun için hiç gerek yok...
  • 03-11-2014, 12:17:13
    #74
    Kardeşim sen burada verilen cevaplarla yolunu çizemezsin.
    Biz müslümanlar olarak elimizden geldiğince yardım etmeliyiz sana. Fakat bu konu üzerinden devam etmez. Çünkü sallama bilgiler ile giren insan çok.
    Sen alacaksın eline bir Kur'an-ı Kerim. Türkçe meali ve tesfir kitapları alacaksın.
    Nasıl ki ingilizcede bir kelimeyi dahi yalnış anlayabiliyorsak arapçada böyledir.
    Anlamı derinleştirilmiş kitaplarla çözeceksin ayetleri. Bütün sorularına rahatlıkla bulacaksın cevapları.
    Takıldığın yerde de biz müslüman kardeşlerin buradayız. Sorular sorabilirsin elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalışırız.
    • UstaUser
    UstaUser bunu beğendi.
    1 kişi bunu beğendi.
  • 03-11-2014, 12:48:11
    #75
    Misafir adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ya hocam boş konuşuyor işte.
    Bak konuyu baştan sona okumuşsundur büyük ihtimal. Adam sorduğumuz sorulara cevap veremiyor. Konuyu değişiyor.
    Sorduğu soruya cevap veriyoruz kabul etmeyip yine konuyu değişiyor.
    Şu soruya cevap verebilecek mi acaba.
    Hadi tamam haşa Allah yok.
    Öldük bize ne olacak?
    Hadi Allah var.
    Öldünüz size ne olacak?
    Sen Kur'an'da ki şeytanı tanıyor musun. O şeytan nefsin kendisidir. Bu yöndeki ayetleri oku.
    Şeytan Allah'ı bildiği halde ona baş kaldırdı. Ben senden bağımsızım dedi.

    Bakara 36;
    Şeytan onların ayaklarını kaydırıp haddi tecavüz ettirdi ve içinde bulundukları (cennetten) onları çıkardı. Bunun üzerine: Bir kısmınız diğerine düşman olarak ininiz, sizin için yeryüzünde barınak ve belli bir zamana dek yaşamak vardır, dedik.

    Seçimler bu dünyada yapılmıyor, bu noktayı iyi anlayarak cevap yazınız sizinle muhalefet edenlere.

    Cennette şeytanın ne işi var bunu bir düşün. Ruhların kendi iradeleri ve seçim şansları vardır, sonradan yaratılmış olsalar bile bu diriliş inkar etmemelerine sebep olamaz.

    Eğer yaratılan ruhlar koşulsuz olarak Allah'a bağlılıklarını dile getirselerdi emin ol Allah zor yolu seçmezdi ve dünya yaratılmazdı.

    Kanıt falan fistan istenmesi tamamen kendilerini kandırmalarıdır. Peygamberler mucize gösterdiğinde inandılar mı. Şu zamanda bile ya bir mucize görseydiniz inanır mısınız diye sorulduğunda kime göre neye göre mucize demekteler.

    Allah'ın şekli şemali yoktur ancak peygamberlerde tecelli eder. Kimisi Yusuf peygamberi gördü güzelliğinden parmaklarını kesti kimisi ise yüz çevirdi. Allah zaten kendi içimizdedir, sen bunu bilirsin hissedersin ve bu bilgi sana doğru yolda gitmen için güç verir, şeytan nefsin ise seni karamsarlığa düşürür.

    Allah bizleri bu dünyada yaratmadı önce ruhların yaratıldığını biliyoruz. Peki o halde neden Allah'ı bildiğimiz halde inanmıyoruz. Dediğim gibi bulamadıkları için inanmıyor değiller, kanıt olmadığı içinde inanmıyor değiller. Kuşkuya düşmek ayrı, hepten yok saymak inkar etmek ayrıdır.

    Şimdi olayı basite indirgeyelim. Bize göre ruhumuz var mı, şüphesiz var. Bu yönde acı çekmek, sevmek gibi şeylere değindim kimse cevap vermedi zaten veremezlerde, verilecek bir cevap yok çünkü. Ruh dediğin nedir? Sensin. Yani bir düşün kendini yok sayma yolunu seçiyorlar. Yok sayan kim? Nefis, beyin. Ruhu keşfetmek anlayabilmek için bir çok yol vardır bunlardan en iyi yöntem sükunet etmektir, zikir etmektir, oruç tutmaktır. Şimdi bunları yapmadıktan sonra istediğin kadar araştır, bilgilerin doğruluğu 100 de 100 olsa bile yine inkar edilebilir. Araştıran kim?, nefsin bedeni enerjin. Beynin araştırarak ruhu bulmaya çalışıyor, bu olacak iş değil.

    Ruhu matematiğe nasıl dökeceksin ki elle tutulur bir sonuç bekleniyor. İşte bu noktada inananlar bu bilgiye sahiptirler. İnanmayanlar da bu bilgiye daha az olarak sahiptirler ancak beynin kuşkucu yaklaşımı bu bilgiyi bastırır. Devamlı içlerindeki şeytanla savaş verirler. Kim dünyaya daha bağlıdır? Sonsuza kadar öleceğini yok olacağını söyleyen birisi mi, yoksa ahirete gideceğini söyleyen birisi mi? Ne hikmetse sonsuza kadar ölüp yok olacağını söyleyen insanlar buna rağmen teknolojinin gelişmesini ister, bilimin gelişmesini ister ama sorsan cenazemi ne yapıyorsanız yapın derler. Hem ölünce bana ne derler hemde dünyanın gelişmesini güzelleşmesini isterler!

    Neden dünyaya bizden daha bağlılar onuda yazalım. İlahi yönleri pek gelişmemiştir. İlahi yön dediğim kendini bilme şuurudur. Ateistler cennete gitseler ne sanıyorsunuz peygamberlerin yanına mı gidecekler. Herkes dengi dengine ulaşacak. Cennete gitseler de 2. makama bile zor çıkarlar. Nefsani tarafı ağır olan ruhlar ışığın maddeye olan bağlılığı gibi bedene olan bağlılıkları güçlüdür. Zaten bundan dolayı fizik, kimya gibi alanlarda çözümleme içgüdüleri kuvvetlidir. Yani aslında onları iyi kötü diye ayıramayız. Nasıl ki müslümanlar teknoloji alanında zayıf iseler onlarda ilahi güçten pek nasiplenemiyor maalesef.

    Ortak bir yol bulunması gerekiyor, ancak onlar savaşmak yerine yok saymayı tercih ediyorlar. (bir çoğu) Bu ön yargıları yüzünden kayıp ediyorlar.
    Neden milyarlarca insan aynı dine inanıyor diye düşünmek yerine dünyada çok az akıllı insan var bende bunlardan biriyim diyorlar ve bunu kendilerine tasdiklemek içinde kanıt getirin diyorlar. Ne kanıtı istiyorsun kardeş, neye baktığın değil ne gördüğün önemlidir. Madde de, ışıkta, enerjide, sende Tanrının nurusun. Bir güzele bakıp çirkin diyebilirsin, bana güzel olduğuna dair kanıt sun desen affedersin sana mıçımla gülerim.

    Kendini yok sayan birisine ben neden kanıt göstereyim, neden böyle bir zorunluluğum olsun ki. Ben mi kayıp edeceğim yoksa kendisinin ne olduğunu bile bilmeyen sen mi? Cehennemi ben sana nasıl göstereyim sen zaten içinde bulunduğun durumu göremiyorsan. Hapisteki bir insan içindeki bulunduğu durumdan memnunsa, dışarı çıkmak istemiyorsa ben neden onunla vakit harcayayım. Cehennem ne tatlıymış arkadaş anlamamak için insan bu kadar kendisini kandırır mı. Ben sizin dinlere yada yaratıcıya nasıl olur da inanmamasına hayret etmiyorum, nasıl olur da kendinizi yok sayarsınız bunu anlayamıyorum.

    Nefsini bilen rabbini bilir.
  • 03-11-2014, 12:49:16
    #76
    Türkiye'de bir çok insan taklidi müslüman, yani doğup büyüdükleri çevrenin etkisinde müslüman olmuş, müslüman doğmuş kişiler. Kendi içlerinde bunu bularak değil. O yüzden burada da görülebileceği gibi komik cevaplar verebiliyorlar.

    Ben yıllarca dinsiz olarak sıfatlandırdım kendimi, araştırmalar ve düşünceler hiç bir şekilde dini kabullenmeme olanak sağlamıyordu. Oysaki gerçek bir müslüman olmak için araştırmalara başlamıştım, herşeyi dört dörtlük yapmak için. Belli bir zaman böyle geçti her tartışma ortamında bir çok müslümanı susturdum, hatta öyle kuvvetli argümanlar sunuyordum ki bir çoğunu şüpheye düşürüyordum. Ancak bir yerden sonra şunu farkettim. Hiç bir sorunun kesin olarak cevabı yoktu. Yani bir soruya farklı insanlar farklı farklı cevaplar verebiliyor ve hepsi kendisi gibi düşünenler tarafından doğru olarak kabul ediliyordu. Bilim ortaya koyduğu kesin gerçekleri bir kaç yıl sonra hayır böyle değil şöyleymiş diyerek yalanlıyor. Büyük şirketler için bir aracı olarak onların satış politikaları doğrultusunda işliyor.

    Hepimizin televizyon, internet ile aklı zehirlenmiş ve sürekli yönlendirilirken, kendimizi özgür sanıp yaptığımız her seçim yalnızca sistemin bize sunduğu seçeneklerden biriyken. Doğruyu kendi aklımızdan bulmamız mümkün mü? Aklımızı kullanabiliyor muyuz? Bu durumda yaratıcı yok dersek kendi aklımızın doğru sanrılarıyla nasıl düzgün yaşayabiliriz? Bu yüzden bütün soruların doğru cevaplarının olduğu bir kaynak, kural koyucu olmalı ve o kaynak bana göre yaratıcıdır ve eğer o var ise doğrularının yazılı olduğu kitaplar olmalıdır. İşte bunlarda kutsal kitaplardır.
  • 03-11-2014, 13:15:10
    #77
    Hz. Allah'a inancımız şeksiz, şüphesizdir. O halde konuya cevabımız da net.
    2. Bu tür konular sanalda bir noktaya vazmaz. Bilenler derdini anlatamaz. Bilmeyenlerin kafasının karışmasından başka sonuç gelmez.. + zaman kaybı
    Vesselam.
  • 03-11-2014, 13:38:45
    #78
    Üyeliği durduruldu
    Hepinize teşekkür ederim, konuyu kitlesek mi acaba diyorum ?
  • 03-11-2014, 13:47:58
    #79
    Türkçe'yi kullanmaktan aciz kendi dininden bir haber Müslüman kardeşlerimin bilmişlik taslamaları iyi hoş, kötü bir niyetlerinin olduğunu düşünmüyorum ancak bilginin en büyük düşmanının da "bildiğini sanmak" olduğunu unutmadan doğru olarak kabul ettiğimiz şeylerin ne kadar doğru olduğunu sorgulamamamız, düşünmemiz değil düşündüğümüzü sanmamız nedeniyle çoğu şeyi bir çözüme kavuşturamayıp sağdan soldan duyduğumuz basmakalıp sözleri satmak vs işten değil.

    UstaUser ve diğer kişilere yardımcı olur umarım bu sayfa

    http://arsiv.ozgurdusuncehareketi.org/
  • 03-11-2014, 13:55:21
    #80
    abcgrup adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Sen Kur'an'da ki şeytanı tanıyor musun. O şeytan nefsin kendisidir. Bu yöndeki ayetleri oku.
    Şeytan Allah'ı bildiği halde ona baş kaldırdı. Ben senden bağımsızım dedi.

    Bakara 36;
    Şeytan onların ayaklarını kaydırıp haddi tecavüz ettirdi ve içinde bulundukları (cennetten) onları çıkardı. Bunun üzerine: Bir kısmınız diğerine düşman olarak ininiz, sizin için yeryüzünde barınak ve belli bir zamana dek yaşamak vardır, dedik.

    Seçimler bu dünyada yapılmıyor, bu noktayı iyi anlayarak cevap yazınız sizinle muhalefet edenlere.

    Cennette şeytanın ne işi var bunu bir düşün. Ruhların kendi iradeleri ve seçim şansları vardır, sonradan yaratılmış olsalar bile bu diriliş inkar etmemelerine sebep olamaz.

    Eğer yaratılan ruhlar koşulsuz olarak Allah'a bağlılıklarını dile getirselerdi emin ol Allah zor yolu seçmezdi ve dünya yaratılmazdı.

    Kanıt falan fistan istenmesi tamamen kendilerini kandırmalarıdır. Peygamberler mucize gösterdiğinde inandılar mı. Şu zamanda bile ya bir mucize görseydiniz inanır mısınız diye sorulduğunda kime göre neye göre mucize demekteler.

    Allah'ın şekli şemali yoktur ancak peygamberlerde tecelli eder. Kimisi Yusuf peygamberi gördü güzelliğinden parmaklarını kesti kimisi ise yüz çevirdi. Allah zaten kendi içimizdedir, sen bunu bilirsin hissedersin ve bu bilgi sana doğru yolda gitmen için güç verir, şeytan nefsin ise seni karamsarlığa düşürür.

    Allah bizleri bu dünyada yaratmadı önce ruhların yaratıldığını biliyoruz. Peki o halde neden Allah'ı bildiğimiz halde inanmıyoruz. Dediğim gibi bulamadıkları için inanmıyor değiller, kanıt olmadığı içinde inanmıyor değiller. Kuşkuya düşmek ayrı, hepten yok saymak inkar etmek ayrıdır.

    Şimdi olayı basite indirgeyelim. Bize göre ruhumuz var mı, şüphesiz var. Bu yönde acı çekmek, sevmek gibi şeylere değindim kimse cevap vermedi zaten veremezlerde, verilecek bir cevap yok çünkü. Ruh dediğin nedir? Sensin. Yani bir düşün kendini yok sayma yolunu seçiyorlar. Yok sayan kim? Nefis, beyin. Ruhu keşfetmek anlayabilmek için bir çok yol vardır bunlardan en iyi yöntem sükunet etmektir, zikir etmektir, oruç tutmaktır. Şimdi bunları yapmadıktan sonra istediğin kadar araştır, bilgilerin doğruluğu 100 de 100 olsa bile yine inkar edilebilir. Araştıran kim?, nefsin bedeni enerjin. Beynin araştırarak ruhu bulmaya çalışıyor, bu olacak iş değil.

    Ruhu matematiğe nasıl dökeceksin ki elle tutulur bir sonuç bekleniyor. İşte bu noktada inananlar bu bilgiye sahiptirler. İnanmayanlar da bu bilgiye daha az olarak sahiptirler ancak beynin kuşkucu yaklaşımı bu bilgiyi bastırır. Devamlı içlerindeki şeytanla savaş verirler. Kim dünyaya daha bağlıdır? Sonsuza kadar öleceğini yok olacağını söyleyen birisi mi, yoksa ahirete gideceğini söyleyen birisi mi? Ne hikmetse sonsuza kadar ölüp yok olacağını söyleyen insanlar buna rağmen teknolojinin gelişmesini ister, bilimin gelişmesini ister ama sorsan cenazemi ne yapıyorsanız yapın derler. Hem ölünce bana ne derler hemde dünyanın gelişmesini güzelleşmesini isterler!

    Neden dünyaya bizden daha bağlılar onuda yazalım. İlahi yönleri pek gelişmemiştir. İlahi yön dediğim kendini bilme şuurudur. Ateistler cennete gitseler ne sanıyorsunuz peygamberlerin yanına mı gidecekler. Herkes dengi dengine ulaşacak. Cennete gitseler de 2. makama bile zor çıkarlar. Nefsani tarafı ağır olan ruhlar ışığın maddeye olan bağlılığı gibi bedene olan bağlılıkları güçlüdür. Zaten bundan dolayı fizik, kimya gibi alanlarda çözümleme içgüdüleri kuvvetlidir. Yani aslında onları iyi kötü diye ayıramayız. Nasıl ki müslümanlar teknoloji alanında zayıf iseler onlarda ilahi güçten pek nasiplenemiyor maalesef.

    Ortak bir yol bulunması gerekiyor, ancak onlar savaşmak yerine yok saymayı tercih ediyorlar. (bir çoğu) Bu ön yargıları yüzünden kayıp ediyorlar.
    Neden milyarlarca insan aynı dine inanıyor diye düşünmek yerine dünyada çok az akıllı insan var bende bunlardan biriyim diyorlar ve bunu kendilerine tasdiklemek içinde kanıt getirin diyorlar. Ne kanıtı istiyorsun kardeş, neye baktığın değil ne gördüğün önemlidir. Madde de, ışıkta, enerjide, sende Tanrının nurusun. Bir güzele bakıp çirkin diyebilirsin, bana güzel olduğuna dair kanıt sun desen affedersin sana mıçımla gülerim.

    Kendini yok sayan birisine ben neden kanıt göstereyim, neden böyle bir zorunluluğum olsun ki. Ben mi kayıp edeceğim yoksa kendisinin ne olduğunu bile bilmeyen sen mi? Cehennemi ben sana nasıl göstereyim sen zaten içinde bulunduğun durumu göremiyorsan. Hapisteki bir insan içindeki bulunduğu durumdan memnunsa, dışarı çıkmak istemiyorsa ben neden onunla vakit harcayayım. Cehennem ne tatlıymış arkadaş anlamamak için insan bu kadar kendisini kandırır mı. Ben sizin dinlere yada yaratıcıya nasıl olur da inanmamasına hayret etmiyorum, nasıl olur da kendinizi yok sayarsınız bunu anlayamıyorum.

    Nefsini bilen rabbini bilir.
    Hocam şeytan tabii ki nefsimizi yönetmeye çalışıyor. Tamam eyvallah.
    Bunu zaten Allahu Teala'da söylüyor.
    Fakat söylerken şunu da ekliyor. Ben size akıl verdim diyor. Beni bulmanız için aklınızı kullanın diyor.
    Yani bu arkadaşlar akıllarını kullanmak yere nefislerine yeniliyorlar.
  • 03-11-2014, 14:26:09
    #81
    Misafir adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam şeytan tabii ki nefsimizi yönetmeye çalışıyor. Tamam eyvallah.
    Bunu zaten Allahu Teala'da söylüyor.
    Fakat söylerken şunu da ekliyor. Ben size akıl verdim diyor. Beni bulmanız için aklınızı kullanın diyor.
    Yani bu arkadaşlar akıllarını kullanmak yere nefislerine yeniliyorlar.
    Bu aklı neye meyil edersen o yönde gelişir. Yukarıda bir arkadaşın yazısına bak amacı bir şey mi anlatmak sence yoksa inkar politikası mı tamamen. Ben burada ne ayet paylaşıyorum nede klasik sözleri tekrar yazıyorum. Ama kendi ön yargılarının olmadığını sanıyorlar. İnsanın ruhu olmasaydı en başta şu kolunu bile kaldıramazdı. İnsanın ruhu olmasaydı göremezdi. Bilgi ile bunlara erişemezsin anlayarak idrak ederek erişirsin.

    Bu ülkede yaşayıp Atatürk'ü sevende var sevmeyende. Sevmeyen birisini kınamak mümkün değildir çünkü kendisine layık olduğu şekilde hareket eder. Ona ne kanıt sunarsan sun inanmaz sevmez. İnanıp inanmamakta böyledir, inansam bile neden oruç tutayım neden namaz kılayım gibi bahaneler öne sürerler. Bahane çok kardeşim işimize nasıl geliyorsa öyle davranırız. Cennette cehennemde Tanrıda zaten bu dünyadadır, her yerdedir. Ölünce cehenneme gideceksiniz sözü yersizdir. Bu neye benzer vicdanının huzurlu olmamasına rağmen ona kulak vermemeye benzer. Kulak vermemek içinde huzurluyum benim bir suçum yoktur diye sesini yükseltirsin ki bu vicdanın sesini azalttığını sanırsın. Neden inanmayanlar inkar haricinde hep aşağılama yöntemini kullanıyorlar bir düşün. Konuya gir 3 cümle yaz 3 ü de aşağılama içersin ve iş sana göre noktalanmış olsun. Bu vicdan rahatlatmadır. Onlara cevap vermemelisin çünkü zaten bu cehennemi şuan yaşıyorlar ve öldüklerinde de nereyi isterlerse oraya gidecekler, başka bir yere değil.

    Sence kardeşim bu dünyada cehennem yok mu bunu da iyi düşün.
    Sen ölüp Tanrıya kavuşacaksın bunu biliyor ve için ferah huzurlu.
    Birde diyelim ki ben ölünce yok olacağıma inanıyorum, kafamda da milyonlarca çelişkili sorular var. Hem öleceğime inanıyorum hemde insanları bir şeylere inandırmaya daha doğrusu inançlarından soğutmaya çalışıyorum. Öldüğümde yok alacağıma rağmen vaktimin çok kıymetli olması gerekirken oturup insanların inancı ile uğraşmaya çalışarak bu kıymetli vakti harcıyorum. Bu çelişkiyi görmek için akla ihtiyaç yoktur, yani akıl gerekmez sadece inkar etmemek ön yargılı olmamak lazımdır.

    Sence bu halde sen mi cenneti zaten yaşıyorsun yoksa ben mi. Ölünce yok olacağıma inanıyorum ama ne hikmetse dünyaya olan sevgim bağlılığım hiç tükenmeyecekmiş gibi!

    Kıssadan hisse onları kendi haline bırak hatta cevap yazma, yaşayarak bu çileyi çekerek, bu kıskançlığı hasedi çekerek, bu ateşi tadarak eninde sonunda kafaları dank edecek.

    Onların yok demesi ile bir şey de yok olmaz sen içini ferah tutmaya devam et bunun için. Yok olmayacağını kendileri de biliyor ama neden uğraşıyorlar çünkü içlerinde biriken bu ateşi bu şekilde soğutmaya çalışıyorlar. Suçlu psikolojisi de böyledir. Ben suçlu değilim dersin ve karşı tarafı hedef alırsın, içini rahatlatmak için tam tersine bu ateşe ateş katarsın. Bu cehennem değilde o zaman nedir ki. Ben örneğin birisine küfür etsem, sinirlensem, kızsam ama o kişi benden çok uzak olsa... Kimin kime zararı olur? Benim kendime zararım olur, kendi içimde bir savaş veririm ancak.