abcgrup adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Sen Kur'an'da ki şeytanı tanıyor musun. O şeytan nefsin kendisidir. Bu yöndeki ayetleri oku.
Şeytan Allah'ı bildiği halde ona baş kaldırdı. Ben senden bağımsızım dedi.

Bakara 36;
Şeytan onların ayaklarını kaydırıp haddi tecavüz ettirdi ve içinde bulundukları (cennetten) onları çıkardı. Bunun üzerine: Bir kısmınız diğerine düşman olarak ininiz, sizin için yeryüzünde barınak ve belli bir zamana dek yaşamak vardır, dedik.

Seçimler bu dünyada yapılmıyor, bu noktayı iyi anlayarak cevap yazınız sizinle muhalefet edenlere.

Cennette şeytanın ne işi var bunu bir düşün. Ruhların kendi iradeleri ve seçim şansları vardır, sonradan yaratılmış olsalar bile bu diriliş inkar etmemelerine sebep olamaz.

Eğer yaratılan ruhlar koşulsuz olarak Allah'a bağlılıklarını dile getirselerdi emin ol Allah zor yolu seçmezdi ve dünya yaratılmazdı.

Kanıt falan fistan istenmesi tamamen kendilerini kandırmalarıdır. Peygamberler mucize gösterdiğinde inandılar mı. Şu zamanda bile ya bir mucize görseydiniz inanır mısınız diye sorulduğunda kime göre neye göre mucize demekteler.

Allah'ın şekli şemali yoktur ancak peygamberlerde tecelli eder. Kimisi Yusuf peygamberi gördü güzelliğinden parmaklarını kesti kimisi ise yüz çevirdi. Allah zaten kendi içimizdedir, sen bunu bilirsin hissedersin ve bu bilgi sana doğru yolda gitmen için güç verir, şeytan nefsin ise seni karamsarlığa düşürür.

Allah bizleri bu dünyada yaratmadı önce ruhların yaratıldığını biliyoruz. Peki o halde neden Allah'ı bildiğimiz halde inanmıyoruz. Dediğim gibi bulamadıkları için inanmıyor değiller, kanıt olmadığı içinde inanmıyor değiller. Kuşkuya düşmek ayrı, hepten yok saymak inkar etmek ayrıdır.

Şimdi olayı basite indirgeyelim. Bize göre ruhumuz var mı, şüphesiz var. Bu yönde acı çekmek, sevmek gibi şeylere değindim kimse cevap vermedi zaten veremezlerde, verilecek bir cevap yok çünkü. Ruh dediğin nedir? Sensin. Yani bir düşün kendini yok sayma yolunu seçiyorlar. Yok sayan kim? Nefis, beyin. Ruhu keşfetmek anlayabilmek için bir çok yol vardır bunlardan en iyi yöntem sükunet etmektir, zikir etmektir, oruç tutmaktır. Şimdi bunları yapmadıktan sonra istediğin kadar araştır, bilgilerin doğruluğu 100 de 100 olsa bile yine inkar edilebilir. Araştıran kim?, nefsin bedeni enerjin. Beynin araştırarak ruhu bulmaya çalışıyor, bu olacak iş değil.

Ruhu matematiğe nasıl dökeceksin ki elle tutulur bir sonuç bekleniyor. İşte bu noktada inananlar bu bilgiye sahiptirler. İnanmayanlar da bu bilgiye daha az olarak sahiptirler ancak beynin kuşkucu yaklaşımı bu bilgiyi bastırır. Devamlı içlerindeki şeytanla savaş verirler. Kim dünyaya daha bağlıdır? Sonsuza kadar öleceğini yok olacağını söyleyen birisi mi, yoksa ahirete gideceğini söyleyen birisi mi? Ne hikmetse sonsuza kadar ölüp yok olacağını söyleyen insanlar buna rağmen teknolojinin gelişmesini ister, bilimin gelişmesini ister ama sorsan cenazemi ne yapıyorsanız yapın derler. Hem ölünce bana ne derler hemde dünyanın gelişmesini güzelleşmesini isterler!

Neden dünyaya bizden daha bağlılar onuda yazalım. İlahi yönleri pek gelişmemiştir. İlahi yön dediğim kendini bilme şuurudur. Ateistler cennete gitseler ne sanıyorsunuz peygamberlerin yanına mı gidecekler. Herkes dengi dengine ulaşacak. Cennete gitseler de 2. makama bile zor çıkarlar. Nefsani tarafı ağır olan ruhlar ışığın maddeye olan bağlılığı gibi bedene olan bağlılıkları güçlüdür. Zaten bundan dolayı fizik, kimya gibi alanlarda çözümleme içgüdüleri kuvvetlidir. Yani aslında onları iyi kötü diye ayıramayız. Nasıl ki müslümanlar teknoloji alanında zayıf iseler onlarda ilahi güçten pek nasiplenemiyor maalesef.

Ortak bir yol bulunması gerekiyor, ancak onlar savaşmak yerine yok saymayı tercih ediyorlar. (bir çoğu) Bu ön yargıları yüzünden kayıp ediyorlar.
Neden milyarlarca insan aynı dine inanıyor diye düşünmek yerine dünyada çok az akıllı insan var bende bunlardan biriyim diyorlar ve bunu kendilerine tasdiklemek içinde kanıt getirin diyorlar. Ne kanıtı istiyorsun kardeş, neye baktığın değil ne gördüğün önemlidir. Madde de, ışıkta, enerjide, sende Tanrının nurusun. Bir güzele bakıp çirkin diyebilirsin, bana güzel olduğuna dair kanıt sun desen affedersin sana mıçımla gülerim.

Kendini yok sayan birisine ben neden kanıt göstereyim, neden böyle bir zorunluluğum olsun ki. Ben mi kayıp edeceğim yoksa kendisinin ne olduğunu bile bilmeyen sen mi? Cehennemi ben sana nasıl göstereyim sen zaten içinde bulunduğun durumu göremiyorsan. Hapisteki bir insan içindeki bulunduğu durumdan memnunsa, dışarı çıkmak istemiyorsa ben neden onunla vakit harcayayım. Cehennem ne tatlıymış arkadaş anlamamak için insan bu kadar kendisini kandırır mı. Ben sizin dinlere yada yaratıcıya nasıl olur da inanmamasına hayret etmiyorum, nasıl olur da kendinizi yok sayarsınız bunu anlayamıyorum.

Nefsini bilen rabbini bilir.
Hocam şeytan tabii ki nefsimizi yönetmeye çalışıyor. Tamam eyvallah.
Bunu zaten Allahu Teala'da söylüyor.
Fakat söylerken şunu da ekliyor. Ben size akıl verdim diyor. Beni bulmanız için aklınızı kullanın diyor.
Yani bu arkadaşlar akıllarını kullanmak yere nefislerine yeniliyorlar.