• 09-09-2014, 02:50:34
    #10
    Öksüz ve yetimsiniz sanırım her neyse bu şarkı benden size:
    https://soundcloud.com/seyityakutoff...lum-ad-m-album
  • 09-09-2014, 02:58:18
    #11
    pcbagimlisi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Arkadaşlar betonların içerisinde,şehir gürültüsünde sıkış,tıkış yaşamak çok sinir bozucu.Şehir merkezlerine çok uzak olmayacak bir şekilde (misal 1-2 km ötede) yeşillikler içerisinde yaşamak sadece para.Allahın taşı toprağı için istenilen paraların haddi hesabı yok Böyle sahipsiz olup gidip kendimiz tahtadan veya başka bir yoldan küçük barınak gibi veya bahçeli,atölyeli.

    Zaten köylük alanlarda su dağdan bedava.Gerektiği kadar elektriği hareketli su kaynağından,rüzgardan falan elde etmeyi düşünüyorum.Zaten şehir içinde evimiz var.Bir de böyle sessiz,sakin atölyeli,bahçeli bir ev çok güzel olur.Yada ev yerine el yapımı off road büyük bir karavan daha iyi mi olur acaba?

    Burada sizlerden pek yorumlu tepkiler beklemiyorum çünkü milyon liralık ferrari hediye verileceğine malzemeleriyle kendi yaptığım bir araçtan daha çok zevk alırım.Misal kendim bir araç yapıp onun yakıtını bahçede yetiştirdiğim fındık,fıstık vb. gibi yağlı yiyeceklerden karşılayıp onunla kendi yaptığım sedan tarzı aracımı,pick up'ımı,traktörümü çalıştırmayı isterdim.(Vergi vb. şeyler ile hiç alaka-dert tasa olmadan) Bir 3-4 tane büyükbaş hayvan,5-10 tavuk,3-4 koyun,keçi besleyerek doğal süt,et,yumurta ihtiyacınıda karşılayıp diğer sebzeleri bahçemden temin ederek kimseye muhtaç olmadan sessiz sakin yaşamak isterdim.Tabi yine teknolojiden kopmamak için telefon çekecek bir yerde olması hatta telekom olmaması durumunda internet ihtiyacının cep telefonunun üzerinde gerçekleştirilmesi için bu dediğimi büyük şehirlerde yapmak çok daha mantıklı olacaktır ama dediğim gibi sanırsam ciddi miktarda para olmadan imkansız galiba

    Gerek internetten veya gidip günde belli saatlerde çalışarak ayda 600-700 kazanıp onunda yeteceğini düşünüyorum.Para için okula gitmek istemiyorum çünkü olacakları biliyorum iyi kötü bir mühendis olsam aylık alacağım en fazla 3500 TL olacak hatta mühendis bile olamam bu lanet eğitim sisteminde,düzende.O parayı alacağım ama ne olacak gidip 200 bin liralık beton dairesinde şehir içinde ev alıp borçlanacağım gidip araba alıp borçlanacağım köpek gibi çalışmaya devam ederken şehir içinde her şey para her şey para.Geberene kadar çalışacağım ne için bir taşıt için senede 15 gün tatile gitmek için tüm bu yaşadıklarımı tekrar çocuklarıma yaşatmak için.Kimse mühendisliği,teknolojiyi sevmiyor herkes en kolay şekilde para kazanıp güzel lüks evim olsun arabam olsun telefonum olsun derdinde.Ben değilim bu yüzden bu şekilde devam etmek istemiyorum ama nasıl yapacağım bilmiyorum.Siz de bana karşı çıkacaksınız çünkü sizde dediğim şekilde yaşıyorsunuz gerçi ama olsun yinede beni bir nebze anlarsanız ve ona göre bir tavsiye verirseniz diye yazıyorum bunları.

    Yani aslında ben kafelere,barlara,eğlence mekanlarına karşı değilim ama sırf ayda 1 kere veya yılda 5 kere bunları yapabilmek için senelerce köpek gibi çalışmaya gerek yok.Ve tüm bunların aynısını zorla olursa çocuklarıma yaşatmak istemiyorum.Yani güzel bir eşim olsun ama onla yeri geldiğinde dağ bayır gezelim.Fakat sırf senede 10 gün bir otelde tatil yapabilmek için elimizde iphone 5s olması için o kadar sene o kadar saat şuursuzca çalışmak hiç mantıklı gelmiyor.
    motorsiklet motorundan uçak yapıp gezmek isteyen arkadaş sendin dimi ?
  • 09-09-2014, 11:25:25
    #12
    @PesimisTr;

    O filmi izledim.Zaten o filmi izledikten sonra bu düşüncelerime daha çok önem verdim.Açıkçası sizin de o filmi izledikten sonra sevdiğin işi yapma yaptığın işi sev gibi tavsiyede bulunmanıza şaşırdım.O filmde aradaki farkı görmediniz mi inek gibi çalışan birileri ne isterse yapan bir ton para sahibi olup yine birilerinin peşinde koşan bir inek vardı bir de kendi düşüncelerine önem veren sevdiği şeylerle uğraşan ve sevdiği şeyleri yapan (ki ana karakter mühendisliği seviyordu ve sadece öğrenmek için oraya gidiyordu).

    Çok güzel bir dönemde yaşıyoruz bence kahve gibi tadı muhteşem içeceklerin,kavurma gibi lezzetlerin olduğu bir dönemde ama hayatımızı zindan ediyoruz.Gerçi tamam herkesin bir isteği seçimi var.Sizler günde 8 saat veya daha az çalışarak 25 yılınızı geçirmeye razısınız ben buna da saygı duyuyorum çünkü siz iphone 5s sahibi olmak isteyebilirsiniz veya bir Audi arabam olsun diyebilirsiniz (gerçi doktorlar ve pilotlar dışında hiç bir üniversite o arabayı bu ülkede aldırabilecek mesleği veremez ama) o zaman haklısınız derim saygı gösteririm.Fakat bende aynı düşüncelerime saygı bekliyorum ama nerde

    @abcgrup ;

    Abi ilk önce şu unlimited happy'i bir tanımlada sonra orası için emek ver.Sonsuz mutluluk nedir?Sence her şey sonsuz,limitsiz olsa orada mutluluk olur mu?Düşün ki şuanda her şeye sahip olabiliyorsun ölümsüzsün sevdiklerinde ölümsüz dünya gittikçe kötüleşmiyor düzen bozulmuyor ne kadar mutlu olabilirsin?Bunu bize tanımla sonra orayı düşünelim abi

    @HaB;

    Evet anlatmak istediğim aynen o videodaki filozofun dediği gibi valla.Bakın şuanda böyle düşünürken tek tedirgin olduğum konu dediğiniz gibi bu tarz bir hayat isteyecek sevdiğim birini bulmak olur sanırsam.

    Dediğiniz gibi düşünelim hadi ben mühendis olmuşum eşimde çalışıyor eve giren aylık para 6000 lira.Ayda evine 1500-2000 TL giren birine göre telefonlar daha üst seviye olur,televizyonda daha üst seviye olur,araba olur,iyi bir yerde ev olur,senede (1 ay bile değil ben çevremde dediğiniz gibi 1 ay tatil yapan görmedim.Bir öğretmenlerin en çok izni var sanırsam)

    Yani 12 yıllık saçma bir öğrencilik hayatından sonra o kadar çalışma bu dediklerim için.Taştan topraktan beslenen hayvanların kilosuna 20 lira vermek için?Zaten altını çizdiğim bir nokta var o da benim bu dediklerimi yapabilmek içinde az da olsa para gerekiyor.Yani o çiftlikteki hayvanların iğnesi,aşısı var.Bir şey geliştirmek yapmak-icat etmek isteniyorsa onların malzemelerinin alınması var.

    Fakat birilerinini istediklerini yaparak bir şeyler kazanmaya çalışmak yerine kendi istekleriniz doğrultusunda yaşarsanız zaten yine kazanırsınız.Yani atıyorum nasıl ki evde pişen yemekler,yiyecekler bütçe dahilinde en iyisi oluyor,en iyi şekilde yapılıyor o yüzden lezzetli oluyor aynı onun gibi bir durum.

    @oxside;

    Bıkkınlık değil.Sürekli buraya yazmamın nedeni de bunları olabildiğince mantıklı konuşabileceğim kişiler tek sizsiniz.Ailem ile konuşuyorum gülüp geçiyorlar yok öyle bir dünya diye,çevremdekilere anlatıyorum onlarda yok ayfon güzel diyen okul arkadaşlarına da böyle şeyleri deyince tabi onlarda gülüp geçiyor.

    Yanlış anlamayın ama size ben mi dedim gidip o işlerde çalışın diye yada ben mi dedim o bulaşık yıkayan ağır işlerde çalışan insanlara.İnsanlar bir şeyleri göze alamıyor sonra böyle yapamadıklarını başkalarına gösterip durumuna şükret demesini çok iyi biliyor ne yazık ki.Bunlar hayal değil ben ölümsüzlüğü istediğime dair bir mesaj mı yazdım?Yada dünyanın dönüş yönünü değiştirmek istiyorum top gibi sektirmek istiyorum tarzında.Lütfen halime şükrediyorum tarzında işin içinden çıkmaya çalışmayın.

    Bende halime şükrediyorum.Yemekten sonra,yatağa yatarken yani sahip olduğum şeylere karşılıksız sahip olduğum için kim bunları bana tayin ettiyse (gerek ailem,gerek yaratıcı) teşekkür etmesini biliyorum ama kendimi şurada açlıktan ölen insanlar var şeklinde avutacakta değilim.Zaten trilyon m istemişim anlamadım ki sadece istediğim hani o bir şeyler icat eden mucitler gibi bir şeylerle uğraşmak.

    @KurnazayRap;

    Yok hocam yapmayın Allah korusun.Çok şükür sevdiklerim,ailem hayatta.

    @ByMaster;

    Evet bendim hocamda niye bu şekilde aşağılayıcı bir şekilde sordunuz anlamadım?


    http://www.youtube.com/watch?v=tzi3OX0ADW8


    Bu videolardaki insanlar yapınca oluyor da biz bunları isteyince komik mi oluyor anlamadım
  • 09-09-2014, 11:35:28
    #13
    Hazır izmirdesin hocam Özdere beldesi çok hoşuma gidiyor.
  • 09-09-2014, 11:37:57
    #14
    Üyeliği durduruldu
    başarısızlıktan korkup dolaylı olarak kaçmayı istemek kolay.

    bu eğitim sisteminde mühendis olup 10-15 bin tl alanlar nasıl oluyor acaba? denenmemiş ve yapılmamış birşey kalmadıktan sonra insan başka yol aramalı. yaş daha 18. kafanı değiştir.
  • 09-09-2014, 12:25:23
    #15
    @loreafro;

    Nasıl oluyorlar söyleyeyim.

    İlk önce iyi bir liseye gidebilmek için insanlıktan çıkacak seviyede çalışıyorlar sonra iyi bir üniversiteye girebilmek için sonrada iyi bir şirkete girebilmek için sonra ne mi oluyor en iyi ihtimal üni terk olan bill gatesin şirketinde çalışmaya başlıyorlarki (bu en iyi ihtimal) yada ilkokul mezunu bir patronun işinde sabah 9 akşam 5 çalışıyorlar. Neleri oluyor 15 bi tl alan mühendisin bmw si ve güzel evi oluyor ama yine senede 2 hafta tatil yapıyor.

    Bu dediklerimi bir trilyoner dese nasıl onaylarsınız ve haklı bulursunuz çünkü o sizin senelerce çalışıp kazandığınız kağıtlara sahip ama ben söyleyince bir önemi olmuyor tabi.
  • 09-09-2014, 12:26:06
    #16
    bizim buraya gel 1 saate adanadasın gezersin 1 saate en güzel yaylalardasın 1 saate deniz kenarındasın sessiz sakin kışı ılık yazı cehennem anlattığın tarzda yaşamı burada rahatca sürebilirsin
  • 09-09-2014, 13:07:08
    #17
    Üyeliği durduruldu
    pcbagimlisi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    @loreafro;

    Nasıl oluyorlar söyleyeyim.

    İlk önce iyi bir liseye gidebilmek için insanlıktan çıkacak seviyede çalışıyorlar sonra iyi bir üniversiteye girebilmek için sonrada iyi bir şirkete girebilmek için sonra ne mi oluyor en iyi ihtimal üni terk olan bill gatesin şirketinde çalışmaya başlıyorlarki (bu en iyi ihtimal) yada ilkokul mezunu bir patronun işinde sabah 9 akşam 5 çalışıyorlar. Neleri oluyor 15 bi tl alan mühendisin bmw si ve güzel evi oluyor ama yine senede 2 hafta tatil yapıyor.

    Bu dediklerimi bir trilyoner dese nasıl onaylarsınız ve haklı bulursunuz çünkü o sizin senelerce çalışıp kazandığınız kağıtlara sahip ama ben söyleyince bir önemi olmuyor tabi.

    dandik bir anadolu lisesi çıkışlıyım. öss'ye çalışmadım, üniversite kazandım ve yaya yaya mezun oldum. üni terk dediğin kişinin şirketinde de çalıştım. insanlıktan da çıkmadım. burada sorun benim anormal derecede başarısız ama şanslı olmam mı yoksa senin başarısızlıktan korkman mı. ) daha 18 yaşındasın bu kadar koyvermişlik zararlı.

    //

    bazı insanların hayatta bakışı mutluluk amacı farklıdır. benim seni zorlamamın nedeni doğru kararını verebilmen için. ben sosyal bilimler okumayaı phd derecesi yapmak isterdim. tarih falan okusaydım keşke derim arada. ama mutsuzluktan değil, daha çok mutlu olabileceğim ihtimali için. başarılar hayatında.
  • 09-09-2014, 13:30:55
    #18
    @pcbagimlisi; Aslında fazla yazmak istemiyorum, biliyorsun yazmaya başlayınca uzun uzun yazıyorum. Ve bir şeyde anlatamıyorum fazla, anlaşıldığı kadar anlaşılıyor ama okumak yetmiyor anlamakta yetersiz kalıyor bizzat yaşamak lazım. Bazı büyüklerim var konuşurken söylerler, ben anlamasam bile aklımın bir köşesine kayıt ediyorum 1 sene sonra bile anladığım oluyor. O anlayışa hemen sahip olamıyorsun. Zaten anlasak bile kendimiz yorumlarız ve üstüne bir şeyler katarız.

    Bedava olan her şey insan için pek önemli değildir çünkü halihazırda vardır ve onu düşünme gereği duymazlar. Bana yaşamak için öncelikle su yemek ve nefes alabilmek kafidir. Bunun haricinde sağlığım olsun isterim, elim ayağım tutsun diye değil sağlıklı düşünebilmek için. Düşünmekte bedavadır ancak kendin ürettiğin düşünceler insana faydalıdır.

    Ama insanlara bir bakalım, onu istiyorum bunu istiyorum devamlı bir şeyler isterler.
    İstenilen şeyler normalin, sıradanlığın üstüne çıkamaz. Belkide huzur istediklerini zannediyorlar ama pek doğru diyemem, huzur insanın kendi içinde çözebileceği bir şeydir. Bende şuan bir şeyler istiyorum ama aslında kendimi kandırıyorum.

    Şimdi bir püf noktası paylaşayım, insanlar istediklerine çoğunlukla kavuşamazlar. Neden böyle olduğunu ters mantıkla anlayabiliriz. Demiştim huzur kendi içimizde sağlanır, eğer huzuru dışarıda ararsak ve istediğimiz şeyleri elde edersek huzuru bulduğumuzu zanneder ve yanılırız.

    Huzuru yakalayamayız ve süreç bundan dolayı kendini kısır bir döngü olarak yineler. Şunu alayım mutlu olacağım, alırız ama bakarız ki mutluluk kısa sürmüş, o halde bunu da alayım kesin mutluluğa erişeceğim deriz. Bu şekilde devam ettiği için gerçek hedefimiz olan huzura değilde, onu sağlayacağını düşündüğümüz şeylere odaklanmış oluruz. Hedefimizi farkına varamadan saptırırız. Ama işte hayatın bir cilvesi, biz bunu anlayana kadar bize bir şey vermez kolay kolay. Bizler akıllı canlılarız, ama bilin ki hayat daha akıllıdır. Çünkü hayatın zaten oluşum amacı bize bir şeyler öğretmektir.

    İnsanlar neden anlamıyorlar? Evet burası ayrı bir konu aslında. Anlamıyorlar aptallar mı, düşünmüyorlar mı, işlerine mi gelmiyor, dik başlılar. Bir çok sebebi var belkide. Bence en büyük sebebi çoğunluğa bakılması, örnek alınması.

    İsteklerimiz hiç bitmiyor aksine artıyor. Bu istekler çoğaldıkça insanın etrafında bir duvar örülüyor ve gerçekleri görmesi zorlaşıyor. Özgürlük isteyen insan aslında kendi eli ile bu duvarı örüyor. İşte bu duvarı yıkanda bu isteklerimizi gerçekleştirmeyen hayattır.

    Bu şekilde akşama kadar misal vererek yazabilirim, ancak üstünde durup düşünmek gerekiyor yoksa okumak değil anlamak lazımdır. Anlama kısmında ise kendimizi kandırırız çoğu kez. Anlayamıyorum, yazı çok uzun olmuş okuyamadım aklım karıştı. Bahaneler buluruz. İnsanı cezbeden şeyler genellikle elle tutulur cinstendir. Elle tutulsun, gözle görelim çünkü sahiplenme duygumuzun ön planda olması gerekir bizim için. Elle tutulur olsa bile unutmamak gerekir ki sonuç itibariyle onu tutmaya çalışan şey bile bir düşünceden ibarettir. Örneğin seni mutlu yapacağına inandığın şey A dır, beni mutlu yapacağına inandığım şey ise B yada C yada D... Göreceli olduğunu varsayıyorum. O halde beni mutlu yapan şeyler aslında A yada B değildir, mutlu olmamı sağlamış olabilirler ama esas mutluluk benim içimde ve bunu görmemi sağlıyor. O zaman diyebilirim ki mutlu olmam için A ya B ye ihtiyacım yoktur.

    A, B, C her neyse beni mutlu etmesi için aslında düşüncelerimi tetiklemesi rol oynamakta. Bunlar yokken o halde düşünmediğimi söylersem doğru bir kanıya varmış olurum. Mutlu olman için hayal etmen gerektiğini söylerim, zaten dediğim gibi istediklerin gerçekleştiğinde de aslında bu gerçekleşmekte. Ama gözünün önünde bu hayali canlandıracak şeyler olmadığı için bir mum ışığı gibi sönüme uğruyor. Işığın sönmemesi ancak senin elinde. A ya veya B ye bağlasan bile, A ile B tükendiğinde, yok olduğunda senin ışığında yok olmaya mahkum kalacak.

    Ahirete değinmiştim ilk yazımda. Şimdi eğer iyi düşündüysen bir şeyler anlaman icap eder. Dünya malına yada hayatına neden bağlanmamız gerektiği burada anlaşılır. Dünyalık şeyler mumun yanmasına vesile olan fitile benzer. Fitil bitince mumda söner. Halbuki o ışı oluşturan gerçek kaynak fitil değildir.

    Dünyada huzurlu ve mutlu bir hayat sürdün, hatta çok mal varlığın vardı diyelim. Ancak ahirette bu fitili kayıp eden ruhlar yine mutlu olamayacak çünkü olmak için bir sebep bulamayacaklar. Orada da aynı durumun geçerli olduğunu anlamamız gerek. Sebep başka şeyler değil, kendimizden ötürüdür. Hani ALS hastalığını konuşuyorduk sürekli. Hiç kimsenin aklına geldi mi acaba bu insanlar neden böyle bir haldeler. Hal derken kötü anlamda söylemiyorum, bulundukları durum neden böyle.
    Hastalıkta hayatın bizlere verdiği bir nimettir. Bu hastalığa yakalandığını düşün, elindeki tek koz sadece düşünme yetin olacaktır. Böyle bir kimsenin ışık olması için sebeplere bağlılığı ortadan kalkmıştır. Ancak yine hastalığını olumsuzluk olarak değerlendirip ona göre düşünürse tam tersine hepten mağlup olur. Bundan dolayı bizler hastalığın Allah'tan geldiğine inanırız ve olumlu tarafından bakarız.

    Şimdi konudan fazla uzaklaşmayayım. Hastalığı falan geç anlamadıysan üstünde düşünme fazla.
    Bana yazdığından alıntı yaptım;
    "Düşün ki şuanda her şeye sahip olabiliyorsun"

    Gördüğün gibi yazımda yazdığım şekilde mutluluğu sahip olma kavramıyla pekiştirmekten geri durmuyoruz. (Senin yazdıkların üstünden yola çıkarak yazmadığımı bil bunları, şimdi dikkatimi çekti bu benzerlik.)

    Neyse, şimdi sen nelere sahipsin. A,B,C. Kim üretti bunları? Başkaları.
    Ne diye sordum dikkat et, kim üretti. Örneğin ben araba üreten bir firmayım. Bu arabanın seri üretime geçmeden önce, üretim aşamasından daha önce önemli bir aşama vardır. O arabayı senin benim gibi sıradan birisi düşünür ve hayalinde canlandırır, sonra çizime döker. Üstünde çalışmalar yapılır. Kısacası senin kullandığın yada istediğin şey aslında başkasının hayalidir.

    Dünyaya neden geldiğimizin çok önemli bir noktası bu örnekte yatmakta. Bir mumla ne yapabilirsin? Başka bir sönük mumu yakabilirsin. İnsanlar üretmekten acizler. Ne üretmekten? Hayal üretmekten. Başkalarının hayalleri ile yaşıyorsan zaten bir şeye sahip değilsindir. Sonsuz mutluluk sonsuzluğa doğru tırmanan mutluluktur. Halihazırda var olan her şeye sahip olmak demek kesin bir rakam içerir. Süreklilik arz etmez. Şuanda dünya ki her şey sınırlıdır, ancak üretim sınırlı değildir çünkü süreklidir.

    Yani seni mutlu kılan şeyler sahip olduklarının ölçüsüyle bağdaştırılmaz. Ne üretebiliyorsun? Ahirette senin önüne bir şey sunulmaz. Sen neyi düşünürsen o gerçekleşir. Gerçekleşen şey ise zaten senden çıktığı için bu aynı anda oluşur. Yani mutluluk kendisi vardır zaten. Evren genişliyor deriz, buda bize evrenin yine bir şey içerisinde genişlediği kanısına sebep olur. Ama genişleyen evrenin kendisidir. Evrenle insan benzerlik taşımakta. Amaç insanın genişlemesidir. Bundan dolayı bu dünyada daralmalara maruz kalıyoruz.

    İstemen güzel bir şey, isteme demiyorum. Ama gerçekleri düşünmekten anlamaktan seni alıkoymasın. Bağlanma. Bu istekleri bir hayale dönüştür, ve o hayalin içinde yaşa. Bu aslında yine pek iyi değil senin açından çünkü, kendini bir hayale mahkum ediyorsun ve kısıtlamış oluyorsun. Bu gerçek aklımda bir çağrışım yaptı. Mutlu olmak yada olmamak, mutlu olursun yada olmazsın. Olaya böyle bakabiliriz lakin mutlu olmanın ne olduğunu bilmiyorsak bizim için sıkıntı doğuracak. Başkasının bize göre şaşalı yaşamlarını görene kadar aslında mutlu sayılırız bir bakıma. Demek ki mutlu olmakta yetmiyor. Daha çok mutlu olmak, daha çok daha çok.

    Bundan sonra ise mutluluk nedir diye sorgulamaya başlıyorum. Mutluluğu tarif etmek için mutsuzluğu anlamam gerek öncelikle. Çünkü aydınlığı anlamak için karanlığa bakmak daha kolaydır.

    Mutsuzluk, benim kendimden uzak düşmemdir. Kendimi unutmam. Üretmeyi unutup tüketici olmam. Madde ile mutlu olmak isteyen insanoğlu var karşımızda. Peki madde mutlumudur? Bence mutlu değildir çünkü kendini bilemez. Peki mutlu olmayan şey bana mutluluğu nasıl öğretecek. Mutsuzluğun ne olduğunu göstererek bunu yapıyor bence. Hal böyle iken, madde bize ne anlatıyor biz ne anlıyoruz.

    Madde nedir? Enerjinin yoğunlaşmış halidir dersem yalan olmaz sanırım. Işık hızında ilerleyen, yani evrendeki en hızlı olan şey bir anda durağan bir hal alıyor, her yöne saçılan ışık bir anda kendini hapsediyor.

    Üretirsen güneş gibi olursun, tüketirsen karadelik gibi olursun. Hem karanlığın kendisi olursun hemde başkalarının ışığını bile emersin.

    Mutluluğu anlamak yerine mutsuzluğu anlamak gerçekten daha kolay olacak bizim için. Çünkü mutluluğun peşinde koşarken bile kendimizi unutuyoruz ve zaten bu şekilde mutluluktan uzaklaşıyoruz. Ben kendim olmalıyım, kendimi arayıp bulmalıyım zaten kendimi bulunca mutluluk diye tanımladığımız şey gerçekleşiyor. Daha basite indirgersek mutluluk yoktur, onu düşenmek yersizdir. Kendimi düşünüp kendime odaklanmalıyım. Ben varım ve sadece ben varım. Zaten ben olmasaydım mutlulukta benim için olmazdı ki!