• 18-04-2014, 01:17:10
    #1
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    Birçoğumuz internet üzerinden freelance olarak tabir ettiğimiz şekilde, yani bağımsız olarak çalışmaktayız. Sanal ortamda çalışmanın avantaj ve dezavantajları hakkında akademik bir makale hazırlayıp sunum yapacağım. Bu sebeple farklı kişilerden yorum almam gerekiyor

    Sorumuz basit; İnternet üzerinden çalışmanın avantaj ve dezavantajları nelerdir ?

    Cevaplarınızı bekliyorum
  • 19-04-2014, 03:35:23
    #2
    Herhangi bir fikri olan yok mu ?
  • 19-04-2014, 03:38:34
    #3
    SLiM_BoY adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Herhangi bir fikri olan yok mu ?
    Bana göre devlet diploması gibisi yok yani yarın birgün evlendiğinde internetteki işle devam etmez.
  • 19-04-2014, 03:52:25
    #4
    internet işlerine parayı kırmak istiyorsan bak uraş aksi durumda,coderlıkmış başka işmiş şu bu ,günü kurtarmakmış uzak durmak gerek.
    • SLiM_BoY
    • jooker
    SLiM_BoY ve jooker bunu beğendi.
    2 kişi bunu beğendi.
  • 19-04-2014, 07:04:29
    #5
    10 yıldır freelance olarak çalışıyorum. Şehir değişikliydi, okuldu derken kısa sürse de bu süreçte ajanslarda çalışmışlığımda oldu bu ajansların toplamı 2 sene ya eder ya etmez, düz hesapla 8+ seneden fazla freelance tecrübem var.

    Çok şükür maddi anlamda öyle büyük denebilecek sıkıntı yaşamadım pek.

    Yalnız gerek bıkkınlıktan olsun, gerek hayatıma yeniden düzen vermek istemem olsun, gerek maddiyat olsun son bir kaç aydır aklımda yeni bir hayata başlama fikri vardı, hala da var. Yakın zamanda freelance işleri bırakıp mesaili bir işe başlamayı düşünüyorum.

    Şimdi sorunuza cevap vereyim;

    Avantajları: İstediğiniz kadar tatil yaparsınız, mesai saatlerinizi siz belirlersiniz, işe geç kalmazsınız, patron sigortamı yatırdı mı diye stres yapmazsınız, ayın elemanı seçileceğim diye kendinizi yırtmazsınız, işten çıkarılır mıyım korkusu olmaz, ofisteki arkadaşlar patrona yaranmak uğruna kuyunuzu kazmaz, yine bunun gibi işyerinde yaşayabileceğiniz problemlerin hiç birini yaşamazsınız, kendinizi bir şeye mecbur gibi hissetmezsiniz, çok rahat yaşarsınız; hatta o kadar rahat yaşarsınız ki, bugün çalışan hemen herkesin 60+ yaşından sonra kurduğu emeklilik hayalini afedersiniz suyunu çıkara çıkara yaşarsınız. Çevrenizdekilerin "biz akşama kadar yırtınalım adam evinde yata yata çalışsın, hayat sana güzel" gibi sözlerine maruz kalırsınız ama güzel olan bunu söylemeleri değil, durumun hakikaten öyle olmasıdır.

    Dezavantajları: Düzenli bir yaşantınız yoktur, gündüzler geceye karışabilir, uyku problemleri baş gösterebilir, özel gayret göstermezseniz ve bünyeniz müsaitse balkon yapabilirsiniz, bunların neticesinde de "bir ayağı çukurda" diye tabir edilen son derece sağlıksız bir bünyeye sahip olursunuz.

    Dezavantajlar başlığı altına maddiyatı eklemek istemedim onu ayrıca yazıyorum, neden derseniz bu 8+ yıllık süreçte Allah bereket versin zaman oldu ayda 6.130 TL kazandığım oldu (rekor ), zaman oldu ayda 300 TL 'yi zor topladım. Yani maddiyat sizin yaptığınız işe, becerilerinize ve çalışma şeklinize bağlı değişecektir. Yalnız özellikle belirteyim öyle gerekirse bi tarafımı yırta yırta çalışırım 6 k alırım gibi bir şey mümkün değil. O ciroyu yapacaksanız sektörde çevre edinmeniz lazım, kaldı ki işinizde de çok iyi olmanız lazım haliyle.

    Ben alnımın akıyla çalışıp kazanacağım derseniz freelance çalışmak budur.

    Yok, bana para çok lazım; 18+ sektörlerinde çalışırım, olmadı insanları mağdur ederim vs. derseniz oralarını da bir bilene sormanız lazım.

    Not: İnanır mısınız bu mesajı yazarken hiç backspace tuşunu kullanmadım. Bir çırpıda yazdım gitti. Demek ki biraz zorlasam kitap yazarım artık bu kadar tecrübeyle, neyse
  • 19-04-2014, 07:52:14
    #6
    Hocam iş her zaman sizde biter bence. Bende yaklaşık 2 yıldır makale alanında freelance olarak çalışıyorum. Bende biraz deneyimlerimi aktarayım.

    Dezavantajları: Müşteri parayı ödemez, oyalar, en ufak bir hatanız da aslan kesilir, göz göze bir temas olmadığı için size güven duymaz. İşlerinizi erteleme gibi bir lüksünüz vardır bunu kullanırsanız sıkıntı yaşarsınız.

    Avantajları: Sülalem rahat modunda dolaşırsınız ki bu çok iyidir. İş olsa da aynı olmasa da aynıdır. Çalışmaya ister sabah 12 de başlayın ister 8 de tamamen size kalmıştır.

    Gel gelelim ki dünyamız da artık Sülalem rahat modunda bir dünya değildir. Eğer ki birine karşı sormluluklarınız varsa düzenli çalışmanız şarttır. Çünkü freelance'de yarının iş garantisi yoktur.
  • 19-04-2014, 11:25:22
    #7
    Üyeliği durduruldu
    freelance çalışmadan önce 60 kiloydum şimdi 71 kiloyum
  • 19-04-2014, 12:06:11
    #8
    freelancede çevreye ihtiyaç yoktur.Bu forum herkese ekmek yedirir.Arkadaşın birini davet ettim foruma dedim bak millet iş alıyor tamam mamam felan üyelik aldıgından beri bir kere girmedi AMELE. niye amele biliyormusun? adam bayern firmasına site yaptı 3000 tl ha bir gün ha yarın yok şöyle yok böyle oyalıyıp duruyor.Parayada ihtiyaçı var bu foruma konu açsa portföy oluşturacak çalıştıgı firmadan 2 aydan beri maaş alamıyor.Böyle bir amele.dedim bak banner lazım 20-30 tl kardeşim parayı beğenmez.Ama günlük sigara parasına muhtaç.İster koder ol ister grafiker.7/24 online olmazsan ve işin ile yaşamazsan sıkıntı olur.Bundan bir kaç sene önce bir grafik işim oldu sabah 8 de göstermem gerekiyor.Gecenin 3 ünden forumdan adam buldum.ve hala görüşürüm.İşimi halletti 50 liralık işe 500 de dese veririm.Böyle bir iş yapıyorsanız

    -İlk etapda portföy olması için ne iş olursa alırım ( 10 liraya da logo yaparım 1000 liraya tasarımda )

    -whatusupp blackberry pin email. twitter linkedin facebook daima online olurum.(adama mail atıyorum forumda online bana 2 gün sonra ne iş için mail attınız diyen mallar gördüm

    -kişisel site,deviart gibi sitelerden üyelik alırdım.Kendime ait bir android ve ios uygulaması yaptırır yapardım.(coderlik burda devreye girer) geçen bi coder lazım geldi 15 dakikada 30 tl aldı gitti tek form düzenlemesine )

    -her şey den önce haddimi de bilirdim.Kazandığım paranın kuş olduğunu görürdüm (domain veya web sitesi alırdım) bir ara dükkan kirasını el altından alıp sattıgım sitelerden çıkarıyordum 1 k iken alıyorsum 2 k oldugunda 2 katına satıp işime bakıyordum)

    -forumlarda genel gördüğüm bir işte ustalaşan ukala köpekler var adam müşteriye hakaret ediyor.Böyle yapmazdım bunlar bana her zaman lazım


    böyle yaptıktan sonra 1 sene sonra asgari ayda en kötü 3 k kazanırsın.1 seneden sonra 250 lira logo desen kimse oha llayn demez portföye bak kardeşim dersin ( bana logo yapan bir arkadaş vardı 20 liraya yaptı işine o kadar sadık bir adam ki 20 liralık logo için bana bir word dökümanı yazdı logo hikayesi adında çok beğendim bir sene sonra aveayla felan çalışmış geçen logo istedim birisine lazım geldi 450 lira abi o da sana dedi ...

    Ne iş yaparsanız yapın müşteriye değer verin ve 7/24 feed back sağlayın yoksa diğerlerinden farkınız kalmaz.Sabit 4-5 müşterinizde olursa freelance bal gibi de geçinirsiniz.Bu dünyada iki türlü insan vardır 1-yumurtlayanlar 2- o yumurtayı satanlar siz yumurtayı satanlardan olun.Önce iş ahlakı sonra müşteri
  • 19-04-2014, 12:37:20
    #9
    fatgptyazilim.com.tr
    project42 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    freelancede çevreye ihtiyaç yoktur.Bu forum herkese ekmek yedirir.Arkadaşın birini davet ettim foruma dedim bak millet iş alıyor tamam mamam felan üyelik aldıgından beri bir kere girmedi AMELE. niye amele biliyormusun? adam bayern firmasına site yaptı 3000 tl ha bir gün ha yarın yok şöyle yok böyle oyalıyıp duruyor.Parayada ihtiyaçı var bu foruma konu açsa portföy oluşturacak çalıştıgı firmadan 2 aydan beri maaş alamıyor.Böyle bir amele.dedim bak banner lazım 20-30 tl kardeşim parayı beğenmez.Ama günlük sigara parasına muhtaç.İster koder ol ister grafiker.7/24 online olmazsan ve işin ile yaşamazsan sıkıntı olur.Bundan bir kaç sene önce bir grafik işim oldu sabah 8 de göstermem gerekiyor.Gecenin 3 ünden forumdan adam buldum.ve hala görüşürüm.İşimi halletti 50 liralık işe 500 de dese veririm.Böyle bir iş yapıyorsanız

    -İlk etapda portföy olması için ne iş olursa alırım ( 10 liraya da logo yaparım 1000 liraya tasarımda )

    -whatusupp blackberry pin email. twitter linkedin facebook daima online olurum.(adama mail atıyorum forumda online bana 2 gün sonra ne iş için mail attınız diyen mallar gördüm

    -kişisel site,deviart gibi sitelerden üyelik alırdım.Kendime ait bir android ve ios uygulaması yaptırır yapardım.(coderlik burda devreye girer) geçen bi coder lazım geldi 15 dakikada 30 tl aldı gitti tek form düzenlemesine )

    -her şey den önce haddimi de bilirdim.Kazandığım paranın kuş olduğunu görürdüm (domain veya web sitesi alırdım) bir ara dükkan kirasını el altından alıp sattıgım sitelerden çıkarıyordum 1 k iken alıyorsum 2 k oldugunda 2 katına satıp işime bakıyordum)

    -forumlarda genel gördüğüm bir işte ustalaşan ukala köpekler var adam müşteriye hakaret ediyor.Böyle yapmazdım bunlar bana her zaman lazım


    böyle yaptıktan sonra 1 sene sonra asgari ayda en kötü 3 k kazanırsın.1 seneden sonra 250 lira logo desen kimse oha llayn demez portföye bak kardeşim dersin ( bana logo yapan bir arkadaş vardı 20 liraya yaptı işine o kadar sadık bir adam ki 20 liralık logo için bana bir word dökümanı yazdı logo hikayesi adında çok beğendim bir sene sonra aveayla felan çalışmış geçen logo istedim birisine lazım geldi 450 lira abi o da sana dedi ...

    Ne iş yaparsanız yapın müşteriye değer verin ve 7/24 feed back sağlayın yoksa diğerlerinden farkınız kalmaz.Sabit 4-5 müşterinizde olursa freelance bal gibi de geçinirsiniz.Bu dünyada iki türlü insan vardır 1-yumurtlayanlar 2- o yumurtayı satanlar siz yumurtayı satanlardan olun.Önce iş ahlakı sonra müşteri

    keşke herkesin ticaret ahlakı sizinki gibi olsa... tüm sözlerine katılıyorum..

    ek olarak konu sahibi arkadaşa mizahi bir yaklaşım olması için aşağıdaki makaleyi veriyorum zaytung'dan alıntıdır

    Sabah 9, akşam 6 çalışıp, günün en az iki saatini iş-ev arası mesafede helak olarak geçirenlerin en büyük rüyasıdır home office çalışmak. Bir çok insan, illa haftanın en az beş günü, günün en az 9 saati bir dört duvar arasına sıkışacaksa bu duvarların kendi evine ait olmasını tercih eder. Lakin home office’i tecrübe edenlerin tembel hayvanına dönüp toplumsal hayattan süratle koptuğu ve bir süre sonra evden çıkmamak için belediye ekiplerine direndiği de bir gerçek. Bu hafta sizler için, tüm yönleriyle evde serip çalışmayı mercek altına aldık.

    Buyrun:

    1 – İkna: Home office modelde arkadaşlarınızı ve ailenizi çalıştığınıza ikna etmek en zorlu süreçtir. Bütün gün eşofmanlarınız ve yağlı saçlarınızla paspal paspal evde oturduğunuzu gören anneniz, trilyon da kazansanız gerçek bir işte çalıştığınıza ve her ay düzenli olarak para aldığınıza inanmaz. Bu sebeptendir ki, siz çok önemli bir telefon konuşması yaparken odanıza elektrik süpürgesiyle dalacak, ziyarete gelen dayınızla iki çift laf etmeniz için sizi uyaracak, kabul gününde çay servisine yardım etmeniz için darlayacaktır. Gerekirse odanızın duvarına vergi levhası asın, evde boynunuza şirketin yaka kartını asıp dolaşın ama bir şekilde çevrenizdekileri bir işiniz olduğuna ikna edin...

    2 - Beslenme: Home office çalışmanın normal iş yaşamına nazaran türlü avantajları olmasına karşın, dünyada halen fazla rağbet görmemesinin temel sebeplerinden biri, evde çalışan adama kimsenin sodexo vermemesidir. Başta üşenip 3 öğün dışarıdan yemek sipariş etseniz de, kazandığınız bütün paranın gıda harcamasına gittiğini farketmeniz çok uzun zaman almayacak. El mecbur karnınızı doyurmak için kendi başınızın çaresine bakacak, mutfağın sihirli dünyasını keşfetme yoluna gideceksiniz. Ortalama bir home office çalışanı, ilk 1 yıl içerisinde yaprak sarmasından mantıya dek geniş bir yelpazede yemek yapabilecek ustalığa erişebilmektedir.

    3 - Çalışma pozisyonu: Uzanarak çalışmak, yatarak çalışmak gibi kulağa hoş gelen şeylerin bir süre sonra uyuklayarak çalışmaya döneceğinden hiç şüpheniz olmasın. Uyumasanız bile günde 10 saat bir kanepede uzanan adam bir süre sonra o kanepenin şeklini alır, anatomisi bile ona göre evrimleşir. Siz siz olun, en azından kendinize adam gibi bir masa ve rahat bir sandalye temin edip bunları arada bir de olsa kullanın. Üstelik söz konusu masa-sandalyeyi ofis tipi mobilyalardan seçerseniz, çevrenizi gerçekten bi iş yaptığınıza ikna etmeniz de kolaylaşacaktır.

    4 - Mazeret: Yalan söyleme olanaklarınız ciddi şekilde kısıtlanır. Zorda kaldığınızda "şu an bi görüşmedeyim" diye kapatabileceğiniz telefonlar, Kiev'de oluşunuzu "bayi toplantısı vardı hayatım"a bağlayabileceğiniz seyahatler home office çalışmada pek olası değildir. Mümkün mertebe yalan söylemekten uzak dururken, "abi çok sıkıştım, bi işiyim ben dönücem sana" seviyesinde bir açık sözlülüğe varmamaya dikkat edin. Bunun yanında rapor, mazeret izni gibi şeyleri de unutun. Değil grip, isterseniz verem olun, patronunuzu asla inandıramazsınız. Biraz iyi yürekliyse en fazla çiçek gönderecek , geçmiş olsun demek için aradığında, "neyse sen yattığın yerden şu işleri hallediver bir zahmet" demeyi ihmal etmeyecektir.

    5 - Sosyalleşme: Normal bir ofis hayatının en cazip yanlarından olan “çalışanlar arası sosyalleşme ve mümkünse çiftleşme olasılığı”, home office'de pek mümkün değildir. Bu açığı evde canınız istediğinde rahat rahat ***** izleyebilme lüksüyle bir miktar kapatabilirsiniz ama dikkat etmezseniz bir süre sonra bunu standart bir ilişki biçimi haline getirip “seks yapıcam diye ne çekicem onun bunun ağız kokusunu, kendime kendime yeterim bundan sonra" kafasına geçmeniz çok olası. Ayrıca adında home geçiyor diye illa orada çalışmak zorunda değilsiniz. Arada bir bilgisayarınızı alıp saatlerce kurulabileceğiniz ekonomik kafeler falan bulun. Dışarı çıkma alışkanlığınızı canlı tutmazsanız, bir süre sonra saçı sakalı salmış, epilasyonu hayatından çıkarmış, üzerindeki 2 haftalık eşofmanlarıyla yek vücut olmuş bir meczuba dönüşmeniz kaçınılmaz olur.

    6 - Enformasyon: Nice home office çalışanı vardır ki, işten kovulduğunun ya da şirketin battığının çok geç farkına varır. İş bu yüzdendir ki, ara sıra da olsa hala bordrolu bir çalışan olup olmadığınızı kontrol etmenizde büyük fayda var. Yoksa evde bilgisayar başında ne olduğunu anlamadan çalışmaya devam etmeniz işten bile değil...

    7 - Eğlence: Artık patron geldiğinde alt+tab kombinasyonuyla excel açmak ya da telefonla konuşuyormuş gibi yapmak gibi zevklerden mahrumsunuz. İşten gizlice kaytarmak, çalışma hayatından alınan keyfi önemli ölçüde artıran bir eylem olduğundan, evde ne alışveriş sitelerinde dolaşmak ne de Facebook’ta oyun oynamak size eskisi gibi heyecan vermeyecektir. Bu sorunu aşmak için evdeki diğer bireylerden yardım alabilirsiniz. Misal, annenizden arada bir aniden odanıza dalıp monitörünüzü kontrol etmesini, tam akşam 6’da mail atarak toplantı isteği yollamasını falan isteyin. Eğer yalnız yaşıyorsanız ufak bir kişilik bölünmesiyle de bunu halledebilirsiniz. Bu konuda Gollum, sizin için ideal bir örnek sayılabilir...

    8 - Ekonomi: Home office çalışmak, markete sık sık sipariş vermek demektir. Markete sipariş vermekse, "dur ya şimdi bi paket sigara için de aramak olmaz bi şeyler daha söylemeliyim" duygusunu beraberinde getirip evi kısa sürede şarküteriye çevirmeniz anlamına gelir. İhtiyacınızdan fazlasını almamaya özen gösterin. Almak durumunda kaldığı tekerlek kaşarlardan kendine bilgisayar masası yapabilen home office çalışanları var, unutmayın.

    9 - İmaj: Patronunuz arada sırada bile olsa "*** ben bu kadar zamandır kime maaş veriyorum acaba" diye düşünüp, sırf gül yüzünüzü görmek için görüntülü toplantı isteyebilir. Bu tip toplantılarda web cam'den bile olsa iyi görünmek önemlidir. Yalnız, toplantı sırasında patronunuzla konuştuğunuzu unutup "ben bir kahve alıp geliyorum" gibi cümlelerle ayağa kalkmayın. Adam size maaş veriyor diye bir de tazmanya canavarlı boxerınızı görmek zorunda değil.

    10 - Mesai saatleri: Belli bir mesai saatinin olmaması başta şahane bir şey gibi görünse de, bir süre sonra uyuduğunuz süre hariç tüm saatlerin mesai saatine dönüştüğünü, gecenin 2'sinde bilgisayar başında çalışırken "9-6 iyiydi ***, en azından kaçta çıktığımız belliydi" diye düşündüğünüzü hayretle fark edeceksiniz. Kendinize normal mesai saatleri koyup onlara riayet etmeye çalışın diyeceğiz ama o da pek mümkün değil. Neyse, buna alışmaya çalışın en iyisi…


    orjinal makale linki: http://www.zaytung.com/blgdetay.asp?newsid=205476