Konu nereden nereye gelmiş bari bende yazayım.
Bak şimdi çelişkiler aslında bütünü göremediğimizde başlar. İşimize gelmez inkar ederiz ona bir şey diyemem ama yanlış yolda olduğumu birisi bana söylerse kaç kişi ile savaştığına bir bakmasını öneririm. Bir iş yerinde bile çalışırken 3 kuruş için patrona yalakalık yapan bizler değil miyiz, insanlar paranın kölesi olacağına bırakın da Allah'ın kölesi olsunlar.
Evet kadınların zeka zayıflıkları vardır çünkü duygusal yönleri mantık yönlerine baskın haldedir. İnanmıyorsan bir bebek al onu sev bakalım nereye kadar sabır edebileceksin. Aklı olan birisi için bu zor bir seçim olacaktır. Çelişki yaratarak bir yerlere varılmaz ben sana senin bulduğunun 100 katı çelişki bulurum ama istediğin çelişkinin tekrar tersini de gösteririm.
Her şeyi ancak kendi görüş çerçeveniz de kısıtlıyorsunuz. "Atatürk Türk gençliği diye hitap etmiş" bir arkadaş yorumunda bunu yazmış. Peki bu sözü kendi görüşün ile pekiştiriyorsun iyi güzel birde Kürt arkadaşlara sor bakalım ne diyecekler. Atatürk o dönemde Ey Türk gençliği demiş şimdi olsa aynı şeyi söyler miydi? Türk gençliği diyerek başkalarını ötekileştirmemiş ancak şartlar kötü olduğu için bir bütünlük kazandırmış. Şimdi soralım burada Atatürk mü hatalı yoksa O'nu anlamayanlar mı?
Kimse mükemmel bir sistemi yaratamaz çünkü her dönem birbirinden farklıdır koşullar değişir şartlar değişir insanlar değişir insan bilinci değişir ve gelişir. Bir müslümana soralım bakalım cennette bulunan birisinin kovulması mümkün mü ? Burada bir çelişki yoktur ancak insanların anlayış kapasitesi hele ki yeni bir din gelmişse anlamalarını nasıl bekleyeceksiniz. Sen dinde eşitlik yok diyorsun gülerim buna bir köle ile sahibinin eşit olduğunu söyleyen kitap bunu söylemiş olamaz ancak sen yanlış anlamış olabilirsin. Çalıştığın yerde istersen patrona git bir sor seninle ben eşit miyiz diye. İnsan olarak eşit olmanız her hususta eşit olduğunuzu göstermez. Ama senin her zaman için işçi kalacağını da varsayamayız değil mi?
Yazdığın örnekler ile benim anlattıklarım örtüşmüyor hocam.
Kadın erkek eşitliğini patron işçi eşitliği ile kıyaslayamazsın.
Kadın erkek eşitliğine inananlar, kadınların erkeklerle aynı duygusal fiziksel yapıda olduğunu iddia etmiyor zaten.
Feministler olimpiyatlarda kadın erkek diye ayrılmasın 100 metreyi kadınlar erkeklerle beraber koşsun demiyorlar.
Kadın erkek eşitliği denen şey bir hak eşitliğidir.
Kadın erkek eşitliği demek kadınların da erkeklerin sahip olduğu tüm haklara sahip olma istekleridir.
Patronun da bir kadınla evlenebiliyor sen de bir kadınla evleniyorsun. Patron diye ona 10 kadınla evlenme hakkı verilmiyor. Patronun şahitliği mahkemede işçinin şahitliğinden daha üstün değil. Patronun da imam olabilir. Ya da imamlık yapan işçisinin arkasına geçip saf tutabilir. Patron ile işçi arasında bir hak eşitliği vardır. İşçiye sen işçisin kendi işini kuramazsın diye engel olmaz yasalar. O yüzden patron ile sen sadece iş alanı içinde farklı sorumluluk ve yetkilere sahiptir, sosyal hayatta eşit haklara sahiplerdir. Ama kadınlar sosyal yaşamda eşit haklara sahip değillerdir.
Dinler kadınlara eşit haklar vermiyorlar buna bizim dinimiz de dahildir.
O yüzden hem feminist hem müslüman olunmaz.
Eşitlik denilen şey kadınlara da erkeklere verilen tüm hak ve fırsatların eşit olarak verilmesidir.
Ama bizim dinimizde kadın erkek eşit değildir ve eşit haklara sahip değildir.
Dini alim de olsalar kadınların imam olma hakkı yoktur, kocalarına bakacak zenginlikte de olsalar kadınların 4 koca alma hakkı yoktur, çok dürüst de olsalar şahitlikleri erkeğin 3'te biri güvenilirliğindedir, anasının babasının yatalak hasta hallerinde kahırlarını onlar da çekseler mirastan erkek kardeşinin yarısı kadar pay alır.
Örnekler çoğaltılabilir.
Dinimizde ve diğer dinlerde de kadınlar erkeklere eşit değildir. Eşit haklara da sahip değildir. Bunu reddetmek inkara girer. Dinden çıkmaya neden olur.