• 12-11-2019, 21:36:23
    #1
    Faizin neden haram olduğunu düşünüyorlar?

    X miktara ev alıp kiraya vermek ve bundan gelir elde etmek haram sayılmıyor diye biliyorum, X miktardaki paranızı 1 yıllığına bankaya kiraya verip bundan gelir etmek neden haram?

    İkisi aslında aynı şey.

    Cevap geldi:

    SmhCLK adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bakara Suresi - 275 . Ayet
    Faiz yiyenler ancak şeytanın çarparak sersemlettiği kimse gibi kalkarlar. Bunun sebebi onların, "Alım satım da ancak faiz gibidir" demeleridir. Halbuki Allah alım satımı helâl, faizi ise haram kılmıştır. Artık kime Allah’tan bir öğüt erişir de faizciliği bırakırsa geçmişte yaptığı kendisine aittir, işi de Allah’a kalmıştır. Kim de yine faizciliğe dönerse işte bunlar orada devamlı kalmak üzere cehennemliklerdir.

    onlarca konu var internette bununla ilgili ancak yine de kafanda sorular varsa en temizi "iyi bir" din alimidir. bu mahallende bulunan cami hocası da olabilir ancak iyi olması önemli yani demem o ki bilgili olsun yoksa faiz haram der geçer direk.



    örnek buldum bir tane


    Faiz ile kira gelirinin farkı

    Hocam, Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu olup halen özel sektörde finans kontrolörü olarak çalışmaktayım. Sorum da '' faiz'' ile ilgili. .
    Kuran-ı Kerim faizi kesin bir dille yasaklıyor ve biz de inanan insanlar olarak bunu kayıtsız şartsız kabul ediyoruz. Kendi adıma kendi iradem ile faize bulaşmıyorum.
    Ancak; şu soru aklıma hep takılıyor, bugüne kadar bu sorumu sorduğum insanlar ya islamî bilgileri iyi düzeyde olup ekonomiyi ve iktisat bilimini bilmiyorlardı ya da ekonomi bilip islamî düşünceden yoksun insanlardı.
    Aynı şartlarda hayata başlamış iki insan düşünelim hocam. Her ikisi de 15 yıl çalışmış ve her ikisi de 100'er milyar TL biriktirmiş.
    Birisi bir daire alıyor, onu kiraya veriyor ve her ay 1 milyar TL kira geliri elde ediyor. Digeri bankaya yatırıyor her ay 1 milyar TL faiz kazanıyor.
    Neden İslamiyette ilk örnek günah değil; kiraya veren de kiraya verdiği tarihten itibaren emeksiz bir kazanç elde etmiyor mu? Üstelik faizde anapara sabit kalırken (hep 100 milyar TL) diğerinde bir de mülkün değer artışı yok mu?
    Hocam çok sağolun, Allah razı olsun...

    Cevap:

    Soruda nitelikleri açıklanan iki kişi meşru yoldan para kazanıyorlar. Her ikisi de belli bir miktar (soruya göre yüz milyar) kazandıktan sonra artık çalışmamaya, kazandıkları paranın geliri ile geçinmeye karar veriyorlar. Ancak bunlardan biri İslam'da haram olan faiz geliri ile diğeri ise helal olan kira geliri ile geçinmeyi tercih ediyor.
    Faiz gelirinin haram olması ne ana paranın aşınması veya artmaması ne de anapara sahibinin çalışmadan para kazanması ile ilgilidir; yani haram olmanın gerekçesi (hikmeti) bunlar değildir. Eğer çalışmadan, sermaye (akar, birikim vb.) sayesinde para kazanmak caiz olmasaydı, sermaye-emek ortaklığından para kazanmak da haram olurdu; halbuki öyle değildir; sermaye bir taraftan, iş ve emek diğer taraftan olmak üzere ortak ticaret ve üretim yapılabilir, hasıl olan kâr anlaşmaya göre paylaşılır. Bu ortaklıkta -ki adına mudarebe denir- taraflardan biri (mesela yüz milyarın sahibi) çalışmadan, diğeri ise sermayesi olmamakla beraber çalışarak para kazanmaktadırlar. Ama burada dikkat etmemiz gereken bir incelik var: Eğer mudarebe ortaklığı kâr değil de (girişimcinin bir kusuru sözkonusu olmaksızın) zarar ederse, sermaye sahibi zararın tamamını üstlenir, emek ve teşebbüs sahibi zarara iştirak etmez, yalnızca emeği boşa gitmiş olur. Eğer bu ilişki ortaklık ilişkisi değil de "müteşebbisin (girişimcinin) bir kişi veya bankadan faizli kredi alması şeklinde olsaydı ve teşebbüs zarar etseydi ne olacaktı?
    1. Banka veya yüz milyarı faizli kredi olarak veren taraf, müteşebbisin -gerekirse evini barkını da sattırarak- hem ana parayı hem de -bu ana para kâr getirmediği halde- onun faizini (yani olmamış kârını) alacaktı.
    2. Taraflardan biri; yani çalışan, fikir ve kol gücü sarfeden, ülkeye katma değer kazandıran, insanlara iş imkanı sağlayan taraf ezilecek, yok olacak, karşı taraf ise servetine servet katmaya devam edecekti; böyle bir sonuç faizli kredi alarak teşebbüste bulunma yolunu tıkayacak veya daraltacak, cesaret kırıcı olacaktı. Bunun bir haksızlık (zulüm) olduğu, bir adalet ve dengenin bulunmadığı apaçık ortadadır.
    Görüldüğü üzere çalışmadan, riske girmeden, zarara katılmadan para kazanma işi faizli kredilerde oluyor. Bu işlemlerde çalıştığı halde kaybeden ise faizli kredi alan oluyor.
    Gelelim mülkün kiraya verilmesine:
    Yüz milyarı kredi olarak alan şahıs bununla ticaret veya üretim yaptığında ondan fayda sağlamış olmuyor, eğer ticaret ve üretim kâr ederse fayda sağlamış oluyor. Bir mülkü kiralayarak kullanan kimse ise kullandığı sürece ondan fiilen faydalanıyor: İçinde iş, ziraat, koruma vb. yapıyor, barınıyor, oturuyor. Yani kiracı kira öderken "elde etmediği" bir faydayı, bir kârı" değil, "elde ettiği" bir faydanın, bu mânada bir kârın karşılığını ödüyor. Eğer bir arıza yüzünden kiralanan malı kullanmak, kiralama amacını gerçekleştirmek mümkün olmazsa mal sahibi onu tamir etmeye mecbur oluyor ve -mal kiracının elinde olduğu halde- kullanılamayan sürenin kirasını ödemiyor; bu da gösteriyor ki ödenen (kira) fiilen elde edilen bir faydanın karşılığıdır. Faizli kredi alan ise bu parayı kullansın kullanamasın, ondan yararlansın yararlanamasın faizi ödeyecektir.
    Sosyo-ekonomik yönden faizin kira gelirinden önemli bir farkı da, bu ikisinin yoksullar ve açlara farklı etkisinde görülür. Faizli kredi ile mal üreten, ticaret yapan bir şahıs maliyete faizi de yansıtmak mecburiyetindedir; bu da piyasaya sürülecek malın faizi oranında pahalı olmasına ve faizin dar gelirli çoğunluğun kesesinden çıkmasına sebep olmaktadır. Kira bedeli ise doğrudan ve pahalılığa yol açacak ölçüde maliyete yansıtılmaz, çoğu kez üretici ve tüccarın kârından ödenir.
    Taşınmazlar her zaman değerlenmez, faizli kredi veren ise her zaman paranın aşınmasını da hesap ederek faiz miktarını ona göre ayarlar.
  • 12-11-2019, 21:38:12
    #2
    range adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Faizin neden haram olduğunu düşünüyorlar?

    X miktara ev alıp kiraya vermek ve bundan gelir elde etmek haram sayılmıyor diye biliyorum, X miktardaki paranızı 1 yıllığına bankaya kiraya verip bundan gelir etmek neden haram?

    İkisi aslında aynı şey.
    Birisi ticaret diğeri faiz
  • 12-11-2019, 21:39:15
    #3
    faizin haram olduğunu düşünmüyorlar allahın emri faiz haramdır
    https://www.google.com/search?q=Faiz...hrome&ie=UTF-8
  • 12-11-2019, 21:39:36
    #4
    VohaaMedia adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Birisi ticaret diğeri faiz
    Faiz işleme verilen isim, teknik olarak bankaya paranızı kiralıyorsunuz o da kendi işi için bu parayı kullanıyor, sonrasında size parasını ödüyor.

    İkisi aynı işlem aslında.
  • 12-11-2019, 21:39:39
    #5
    Bakara Suresi - 275 . Ayet
    Faiz yiyenler ancak şeytanın çarparak sersemlettiği kimse gibi kalkarlar. Bunun sebebi onların, "Alım satım da ancak faiz gibidir" demeleridir. Halbuki Allah alım satımı helâl, faizi ise haram kılmıştır. Artık kime Allah’tan bir öğüt erişir de faizciliği bırakırsa geçmişte yaptığı kendisine aittir, işi de Allah’a kalmıştır. Kim de yine faizciliğe dönerse işte bunlar orada devamlı kalmak üzere cehennemliklerdir.

    onlarca konu var internette bununla ilgili ancak yine de kafanda sorular varsa en temizi "iyi bir" din alimidir. bu mahallende bulunan cami hocası da olabilir ancak iyi olması önemli yani demem o ki bilgili olsun yoksa faiz haram der geçer direk.



    örnek buldum bir tane


    Faiz ile kira gelirinin farkı

    Hocam, Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu olup halen özel sektörde finans kontrolörü olarak çalışmaktayım. Sorum da '' faiz'' ile ilgili. .
    Kuran-ı Kerim faizi kesin bir dille yasaklıyor ve biz de inanan insanlar olarak bunu kayıtsız şartsız kabul ediyoruz. Kendi adıma kendi iradem ile faize bulaşmıyorum.
    Ancak; şu soru aklıma hep takılıyor, bugüne kadar bu sorumu sorduğum insanlar ya islamî bilgileri iyi düzeyde olup ekonomiyi ve iktisat bilimini bilmiyorlardı ya da ekonomi bilip islamî düşünceden yoksun insanlardı.
    Aynı şartlarda hayata başlamış iki insan düşünelim hocam. Her ikisi de 15 yıl çalışmış ve her ikisi de 100'er milyar TL biriktirmiş.
    Birisi bir daire alıyor, onu kiraya veriyor ve her ay 1 milyar TL kira geliri elde ediyor. Digeri bankaya yatırıyor her ay 1 milyar TL faiz kazanıyor.
    Neden İslamiyette ilk örnek günah değil; kiraya veren de kiraya verdiği tarihten itibaren emeksiz bir kazanç elde etmiyor mu? Üstelik faizde anapara sabit kalırken (hep 100 milyar TL) diğerinde bir de mülkün değer artışı yok mu?
    Hocam çok sağolun, Allah razı olsun...

    Cevap:

    Soruda nitelikleri açıklanan iki kişi meşru yoldan para kazanıyorlar. Her ikisi de belli bir miktar (soruya göre yüz milyar) kazandıktan sonra artık çalışmamaya, kazandıkları paranın geliri ile geçinmeye karar veriyorlar. Ancak bunlardan biri İslam'da haram olan faiz geliri ile diğeri ise helal olan kira geliri ile geçinmeyi tercih ediyor.
    Faiz gelirinin haram olması ne ana paranın aşınması veya artmaması ne de anapara sahibinin çalışmadan para kazanması ile ilgilidir; yani haram olmanın gerekçesi (hikmeti) bunlar değildir. Eğer çalışmadan, sermaye (akar, birikim vb.) sayesinde para kazanmak caiz olmasaydı, sermaye-emek ortaklığından para kazanmak da haram olurdu; halbuki öyle değildir; sermaye bir taraftan, iş ve emek diğer taraftan olmak üzere ortak ticaret ve üretim yapılabilir, hasıl olan kâr anlaşmaya göre paylaşılır. Bu ortaklıkta -ki adına mudarebe denir- taraflardan biri (mesela yüz milyarın sahibi) çalışmadan, diğeri ise sermayesi olmamakla beraber çalışarak para kazanmaktadırlar. Ama burada dikkat etmemiz gereken bir incelik var: Eğer mudarebe ortaklığı kâr değil de (girişimcinin bir kusuru sözkonusu olmaksızın) zarar ederse, sermaye sahibi zararın tamamını üstlenir, emek ve teşebbüs sahibi zarara iştirak etmez, yalnızca emeği boşa gitmiş olur. Eğer bu ilişki ortaklık ilişkisi değil de "müteşebbisin (girişimcinin) bir kişi veya bankadan faizli kredi alması şeklinde olsaydı ve teşebbüs zarar etseydi ne olacaktı?
    1. Banka veya yüz milyarı faizli kredi olarak veren taraf, müteşebbisin -gerekirse evini barkını da sattırarak- hem ana parayı hem de -bu ana para kâr getirmediği halde- onun faizini (yani olmamış kârını) alacaktı.
    2. Taraflardan biri; yani çalışan, fikir ve kol gücü sarfeden, ülkeye katma değer kazandıran, insanlara iş imkanı sağlayan taraf ezilecek, yok olacak, karşı taraf ise servetine servet katmaya devam edecekti; böyle bir sonuç faizli kredi alarak teşebbüste bulunma yolunu tıkayacak veya daraltacak, cesaret kırıcı olacaktı. Bunun bir haksızlık (zulüm) olduğu, bir adalet ve dengenin bulunmadığı apaçık ortadadır.
    Görüldüğü üzere çalışmadan, riske girmeden, zarara katılmadan para kazanma işi faizli kredilerde oluyor. Bu işlemlerde çalıştığı halde kaybeden ise faizli kredi alan oluyor.
    Gelelim mülkün kiraya verilmesine:
    Yüz milyarı kredi olarak alan şahıs bununla ticaret veya üretim yaptığında ondan fayda sağlamış olmuyor, eğer ticaret ve üretim kâr ederse fayda sağlamış oluyor. Bir mülkü kiralayarak kullanan kimse ise kullandığı sürece ondan fiilen faydalanıyor: İçinde iş, ziraat, koruma vb. yapıyor, barınıyor, oturuyor. Yani kiracı kira öderken "elde etmediği" bir faydayı, bir kârı" değil, "elde ettiği" bir faydanın, bu mânada bir kârın karşılığını ödüyor. Eğer bir arıza yüzünden kiralanan malı kullanmak, kiralama amacını gerçekleştirmek mümkün olmazsa mal sahibi onu tamir etmeye mecbur oluyor ve -mal kiracının elinde olduğu halde- kullanılamayan sürenin kirasını ödemiyor; bu da gösteriyor ki ödenen (kira) fiilen elde edilen bir faydanın karşılığıdır. Faizli kredi alan ise bu parayı kullansın kullanamasın, ondan yararlansın yararlanamasın faizi ödeyecektir.
    Sosyo-ekonomik yönden faizin kira gelirinden önemli bir farkı da, bu ikisinin yoksullar ve açlara farklı etkisinde görülür. Faizli kredi ile mal üreten, ticaret yapan bir şahıs maliyete faizi de yansıtmak mecburiyetindedir; bu da piyasaya sürülecek malın faizi oranında pahalı olmasına ve faizin dar gelirli çoğunluğun kesesinden çıkmasına sebep olmaktadır. Kira bedeli ise doğrudan ve pahalılığa yol açacak ölçüde maliyete yansıtılmaz, çoğu kez üretici ve tüccarın kârından ödenir.
    Taşınmazlar her zaman değerlenmez, faizli kredi veren ise her zaman paranın aşınmasını da hesap ederek faiz miktarını ona göre ayarlar.
  • 12-11-2019, 21:40:57
    #6
    Takip, ne cevaplar gelecek merak ediyorum.

    Şöyle de bir ilan vardı bir ara.

    ​​​​
  • 12-11-2019, 21:41:01
    #7
    Belirli bir kesime hitap eden.. Geçerliği hiç bir zaman olamayacak bir şey... Fazla takılmamaka lazım paranında bir değeri var sonuçta
  • 12-11-2019, 21:43:43
    #8
    AOK
    Google Haritalar Uzmanı
    Allah öyle emretmiş. Haram demiş. Onun Sözünü dinlemiyor bizi dinlersen zaten sıkıntı vardır. Faizde kaybetme riskin yoktur. Hiçbir emeğin yoktur. Ama kaybetmiyorsunda. Evin yıkılır, boya gerekir al sat yaparsın burada ticaretler vardır. Riskler vardır.
  • 12-11-2019, 21:44:28
    #9
    range adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Faiz işleme verilen isim, teknik olarak bankaya paranızı kiralıyorsunuz o da kendi işi için bu parayı kullanıyor, sonrasında size parasını ödüyor.

    İkisi aynı işlem aslında.
    Kabaca bakacak olursak, ev alıp kiraya vermek bir takım riskler barındırır bu yüzden zararda edebilirsiniz karda buda ticaretdir.

    Bankaya verdiğiniz parayıda banka başka müşterilere satar.Banka ev alıp kiraya vermez, direk parayı satar.

    Bence ikisi aradındaki fark bu, arkadaşın da dediği gibi iyi bi hocaya sormak gerekir.