Arkadaşlar Bügün Size Bir Derdimi Anlatmak İstiyorum
1- İnsanların Artık birbirlerine tahmül seviyesinin kalmadığını düşünüyorum
2- İnsanlar artık herşeyi çok iyi bildiklerini ve bazı konularda fikirim yok dememesi gereçekten şaşırtıyor örneğin Türkiyede kimse İngilizce bilmiyorum demez hepsi biraz biliyorum der bildikleri (10 kelime )
3- Ticaret âhlakı olarak gerçekten günden güne kötüye gittiğimizi düşünüyorum sokak lezetlerimiz hindistan gibi olmaya başladı hijyen problemleri olduğunu görüyorum
4- Hizmet sektörü bitik bir durumda insanlar 12 saatik emeğinize 700-800₺ gibi komik rakamlar veriyor.
5- Eskiden yalan söylemek toplumda iyi karşılanmazdı artık insanların top 3 özeliğinden biri
peki siz ne düşünüyorsunuz ??
Ticaret Ahlâkı Ve İnsanlık Nereye gidiyor
10
●276
- 01-05-2025, 08:01:01Küçük esnafın kapısından bile geçmek istemiyorum. Kurumsal olsun diye gidip büyük mağazalardan alıyorum, biliyorum kurumsal adı altında 1 liralık ürüne 3 lira vereceğim ama en azından ürününün arkasında duracak düşüncesiyle oradan alışveriş yapıyorum. Esnaf maalesef tipimize göre fiyat veriyor, 1 saat sonra ürünle geri dön malına sahip çıkmıyor vs. vs.
Sadece esnaflada bitmiyor ki trafikte saygısızca üstüne sürenler, kaynak yapmaya çalışanlar. Toplum olarak ahlak seviyemiz ayaklar altında, yalan söylemeyi, hak yemeyi, torpil yaptırmayı uyanıklık sanan ve bununla övünen çok büyük bir topluluk var. Bilmiyorum ama bu anne babaların ve eğitim sisteminin yetiştirdiği çocuklar ile daha ahlaklı bir gelecek göreceğimizi düşünmüyorum. - 01-05-2025, 08:06:42Kesinlikle haklısınızLuckywoman adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
- 01-05-2025, 08:11:48Cevaplar şaka gibi
Türk Kültürünü kavramamış birisi gelmiş insanlık değil Türklük demiş kısacası. Ablacım aç bakalım 3. Sayfa haberlerini gör bakalım Türk mü yoksa değil mi ?
Manevi duygularla milletin duyguları da sömürüldüğü için gençlerimiz artık maddi duygularla hareket ediyor. Bir iş yapacağın zaman Besmele ile başlarsın sonradan alacak verecek geldiğinde inşallah ile süreci uzatırsın. Bak ben mesela arkadaş zor durumda diye Manevi olarak destek olayım diye, Maddi destek sağladım. Kaç aydır paramı alacağım alamıyorum ? Şimdi Manevi duygularla başladığım eylemde niye Maddi olarak zarara uğruyorum ?
Sorularınıza gelecek olursa;
1. Maddi ve Manevi zorluk yaşayan insanların çoğalmasından ötürü bu tarz sorunlar çıkacaktır. Bende mesela metroda en ön sırada bekliyorum. Yaşlı birisi bana kaynak yapmaya çalışıyor. Şimdi yaşlı diye ses çıkarmasam başka bir gün yine kaynak yapacak o yüzden uyarıyorum.
2. Bu sorun genelde genç ve cahil olan kitlede var. Buna çözüm yok.
3. Ticarette dengesiz enflasyon sebebiyle olduğunu düşünüyorum. Eskiden Senede 1 zam gelmesi gereken ürünü 6 ay sonradan 3 ay'a inerse, ticarette bu tarz sorunlar olabilir.
4. Hizmet sektöründe siz bir işi "yapmak zorundasınız" diye karşı tarafı çalıştırırsanız. Yarın öbür gün bir talepte bulunduğunuzda "rica etsem" diyemezsiniz. Hizmet sektöründe zaten Şirket kendini düşündüğü için kendinizi çok sıkmanızı önermiyorum. İş yaptıracağınız kişiye karşı saygılı olursanız karşılığını alırsınız.
5. Bu sorun ilk ve orta döneminde okuyan çocuklarımızda daha fazla var. Sebebi de akran zorbalığı buna sorun yaratan da eğitim sistemidir. Çözümü de Ailede değil Toplum olarak çöze(medik) biliriz. - 01-05-2025, 08:31:16Katılmakla beraber, aslında insanlık hep aynıydı sadece olguları daha kolay gizleyebiliyorlardı ve bilinmiyorlardı. Teknoloji 'nin gelişimiyle gelen SMP 'nın aktif olarak kullanılması insanların davranış şekillerini, beklentilerini, yaşantılarını, gelirlerini vb. gibi bir çok şeyi değiştirmeye devam ediyor. Örnek olarak mevzu bahis olan bir "din alimi" nin kızı, suç olmasına rağmen çakarlı araçla şerit ihlali yaparak suç işlerken pişkin pişkin konuşup, hiçbir şey olmamış ve sanki suç işlemiyormuşcasına rahat tavırlarda bulunabiliyor.
Yani, videoyu çeken şahıs o videoyu almasa, SMP 'da kimse videoyu görmese, sorgulamasa, kim olduğu ortaya çıkmayacak ve bir çok kişi yasal bir şekilde kullanan devlet görevlisi bir memur diye zannedecekti.
Toplumu toplum yapan, toplumdur. Seçimle bir yere gelmiş kişiler veya onlar tarafından atanmış kişiler değil. Algılara ve olgulara dikkat etmediğimiz sürece, bana dokunmayan yılan bin yaşasın zihniyetiyle yaşadığımız sürece bu tarz problemler giderek daha da artacaktır. Bahsettiğim olaydaki videoyu çeken kişi bence devlet tarafından ödüllendirilmeli fakat an itibariyle devlet içerisindeki işleyiş bile bir çok sorun ve problemin aşikâr olduğunu görebiliyoruz.
Konuşulacak, tartışılacak, çözülecek bir çok meseleye sahibiz ama bilinçli olarak halkın fakirleştirildiğini ve yöneticilerin bunlardan hem " seçim " hem de " rahatlık " çıkarı elde ettiğini düşünmemden mütevellit, boş geliyor. - 01-05-2025, 08:47:50Merhaba,
Görece basite indirgeyerek bir analoji ile anlatmak gerekirse, teknik direktör ve sahadaki takım olarak da bakılabilir meseleye. Aynı takımdaki oyuncular birbirine saha içinde "hay senin atacağın topa basayım" demezler, fevkalade çekişmezler kendi aralarında zira saha kenarında ses tellerini koparıp atarcasına, maksadı galibiyetle sonuçlanan iyi futbol anlayışını şiar edinmiş bir hoca vardır ve farkındadırlar. Hal böyle olunca, makam ve mevki fark etmeksizin, yönetimi istikrasız olan, yönetici ve taktiksel hatalar barındıran bir yönetim şekli de böyle sonuçların var olmasına sebep olabilir.
Konuyu toplumsal ve bireysel olarak ele alırsak;
1- Artık milletlerin, toplumların bile birbirine tahammülü kalmadığını söylemek pek de yanlış olmaz zannediyorum. Bu dönüşen ve değişen zamanın ve etik değerlerin bilerek ya da sehven örtüşememesinden kaynaklanmaktadır ki hem tümden gelimsel hem de tümevarımsal olarak birey ve toplum etkileşimine zorunlulukla dokunmaktadır.
2- Yine değişen zamanda insanların her şeyi bildiklerini zannetmesi tabii zira bilgiye ulaşmak artık yapay zekaların da hayatımıza girmesi itibarıyla oldukça kolay hale geldi. Hiç bilmediğim fikrim olmayan bir konuyu, hemen yeni sekmede şuracıktan yapay zekaya sorarak bilmişlik taslamak gibi bir avantajım var artık.
3- Ticari ahlak ve hijyen konusunu farklı değerlendirmek zannediyorum yerinde olur zira bilenlerimiz bilirler ki; 1990'lardan beri Uğur Dündar bu tip iş yerleriyle savaşmaya adamıştır uzunca bir dönemini. Bunu da yine konunun başındaki taktiksel yönetim hatalarına bağlamak yerinde olabilir.
4- "Hizmet sektöründe siz bir işi "yapmak zorundasınız" diye karşı tarafı çalıştırırsanız" dan ziyade zaten iş sözleşmesini imzalamış çalışanın her şeyden önce kendisine "yapmak durumundayım" telkinini vermesi de bakılması ve incelenmesi gereken bir durum olabilir. Zamanında Ekşi'de "Nasa'da Çalışan Türk Olmak" diye bir başlık vardı ve bir üye "Patron içeri girince Facebook'u kapatıp uzayı açmak" diye yorumlamıştı. Yine bu açıdan sadece ülkemizde değil tüm dünyada da iş sözleşmesine pek de sadık olmayan işveren - işçi örneklerini gözlemlemek gayet mümkündür.
Bütün bunlar da perspektifi ve ufku genişletmek açısından konuya belki faydalı olabilir.
Dost sevgilerimle,
Akademia