• 25-12-2009, 19:07:48
    #1
    Üyeliği durduruldu
    Kendi takımımın ligin ilk yarısındaki hikayesini yazmak istedim. Dileyen başka bir konuda kendi içini dökebilir.

    ...

    Lig Fenerbahçe için ilginç başlamıştı aslında, Denizli'de giden elektrikler "acaba"
    sorusunu akla getiriyordu; "acaba bu maçı kaybedeceğimizin bir işareti mi?"... Korkulan olmadı ve Fenerbahçe maçı 2-0 kazandı.

    Gol yemeden atılan 2 gol Fenerbahçe'nin ilk haftayı lider kapatmasını
    sağlamıştı.

    Alex'in müthiş pasları, Güiza'nın iki golü ve yeni transferlerin güzel oyunları
    taraftarı mutlu etmişti, ligin ikinci maçı olan Sivas maçında Alex'in 7. dakikada
    sakatlanıp oyundan çıkması herkesin yüreğine inmişti ancak Emre'nin güzel
    oyunuyla gelen 3 puan yüzleri güldürmüştü.

    Emre'nin kornerden gelen golü, Kazım'ın ofsayttan attığı gol ve Andre
    Santos'un 3 kişiyi çalımlayıp attığı gol herkesi sevindirmişti.

    Daha sonra Diyarbakır'a gitti Fenerbahçe; pek de sevilmediği bu şehirde daha
    dakikalar 10'u göstermeden 1-0 geriye düşmüş, ancak mücadeleyi elden
    bırakmamıştı. Koşmuş, çabalamış, didinmiş ve 3 gol atıp galip gelmişti. Bu
    haftada liderlik gitmişti ancak takımın mücadelesi taraftarı sevindiriyordu.
    Hem 3. haftada lider olmanın bir anlamı var mıydı?

    Daha sonra 4 maç üst üste kötü oynamıştı Fenerbahçe. Evet, kazanıyordu
    ancak kazanılan bir maçtan sonra diğer maç için bir ümit vermiyordu.
    Kazanılan maçlar teknik-taktikten ziyade mücadele ile gelmişti. Evet,
    Fenerbahçe mücadele ediyordu.

    Manisa, Bursa, İstanbul BŞB ve Antalya maçlarında gollerden başka pozisyona
    girmeyen Fenerbahçe, kazanıyordu.

    "Maç içinde istikrarsızlık" denen bir sorunu vardı Fenerbahçe'nin. 2 dakika
    tempoyu yükseltip golü buluyor, daha sonra da anlamsız bir şekilde kopuyordu
    oyundan. Taraftarın prostestosu da bu yüzdendi zaten; takımın daha iyisini
    yapacağını biliyordu ve yapmadıkları için de takıma kızıyordu.

    Gençlerbirliği maçı ilaç gibi geldi. Galatasaray'ın öğlen Ankaragücü'ne
    yenilmesi "yemekten önce tatlı" misali garip bir sevinç yaratmış, 3 saat sonra
    aynı skorla kazanılan maç keyifleri yerine getirmişti.

    İstikrarsızlık devam ediyordu; Gaziantep'e hediye paketi ile verilen 3 puandan
    sonra Galatasaray'ı yenmiş, daha sonra gidip Kayseri ile berabere kalmıştı
    Fenerbahçe.

    Ne olduysa bundan sonra oldu... Kayseri maçının 30'lu dakikalarında
    taraftardan çıkan gerçek "Gol!" sesi, 1,5 ay boyunca gerçek anlamıyla bir daha
    hiç çıkmamıştı.

    Milli ara ve beleşten gelen Ankaraspor maçından sonra Beşiktaş'a kaybedilen 3
    puan vardı. Kasımpaşa maçında atılan gol durumu 1-1'e getirmişti, Eskişehir'e
    atılan gol ise 90. dakikada durumu 2-1'e getirmişti. Anlamı olmayan bir golün
    sevinci diğerlerine benzer miydi?

    Devreye "her zaman olduğu" gibi Alex de Souza girdi ve Ankaragücü'ne attığı
    golle herkesi ayağa kaldırdı.

    Fenerbahçe 1,5 ay sonra kazanmıştı ancak taraftarı sevindiren şey 3 puandan
    ziyade "mücadele" idi. Evet, 10. haftada kaybedilen mücadele 16. haftada
    tekrar kazanılmıştı.

    Fenerbahçe ite-kaka 16. haftayı 2. bitirmişti ve son hafta Trabzon'a liderlik
    için gidecekti. Maçtan önce Trabzonspor çalkantılı günler geçiriyordu ve birçok
    Fenerbahçe taraftarı dahil çoğu kişi Fenerbahçe'nin Trabzonspor'a yenileceğini
    düşünüyordu.

    Ancak iki takımın da kötü oynadığı karşılaşmadan daha iyi mücadele eden
    takım; yani Fenerbahçe galip gelmişti.

    Ve Fenerbahçe ligin ilk yarısını 1. sırada tamamladı.

    ...

    Toplam 31 gol attı Fenerbahçe. Direkten ve Güiza'dan dönen toplar olmasa
    busayı daha da fazla olabilirdi.

    ...

    Evet arkadaşlar, Fenerbahçeli olmayanların anlamayacağı bir şey söylemek
    istiyorum: Ligin ilk yarısını şöyle bir gözünüzün önüne getirin, ne kadar iyi
    oynadık, ne kadar kötü oynadık, ne goller kaçırdık, ne kadar sevindik, ne kadar
    üzüldük... İlginç bir ilk yarı olmadı mı sizce de?

    ...

    Bu sorudan başka şunları da cevaplandırmanızı istiyorum.
    İlk önce ben kendilerimkini yazayım...

    Güiza mı Semih mi? Drogba.
    Alex bu takımdan gitmeli mi? Hayır.
    En sevindiğiniz maç: 8. haftadaki Gençlerbirliği maçı: Çok güzel oynayıp
    5 fuan fark atmıştık.
    En üzüldüğünüz maç: 9. haftadaki Gaziantepspor maçı: Anlamsız 2 gol
    yemiştik ve 3 puan kaybetmiştik.

    Eklemek istedikleriniz: Özer'e daha çok şans verilmeli, Kazım
    gönderilmeli, Andre Santos'a sabredilmeli ve ne olursa olsun bu sevdadan
    vazgeçmemeli...
  • 25-12-2009, 19:30:54
    #2
    Üyeliği durduruldu
    Güiza mı Semih mi? Güiza.
    Alex bu takımdan gitmeli mi? Hayır.
    En sevindiğiniz maç: Gs maçı
    En üzüldüğünüz maç: Eskişehir maçı
    Eklemek istedikleriniz: Santos yerinde güzel.
  • 25-12-2009, 21:07:52
    #3
    Güiza mı Semih mi? Tabiki SEMİH
    Alex bu takımdan gitmeli mi? Hayır.
    En sevindiğiniz maç: Galatasaray macı tabiki
    En üzüldüğünüz maç: Antep'te yenen 2 gol bizi yıktı resmen
    Eklemek istedikleriniz: Guiza gonderilmeli bence. Özer e daha cok sans verilmeli gelişmesinde yardımcı olunmalı. Santos kotu gidişe dur demeli. Tabiki ne olursa olsun bu aşk bitmeyecegini bilin
  • 25-12-2009, 21:42:39
    #4
    Güiza mı Semih mi? İkiside değil iyi bir forvet şart.
    Alex bu takımdan gitmeli mi? KESİNLİKLE Hayır.
    En sevindiğiniz maç: Trabzon Maçı.
    En üzüldüğünüz maç: 9. haftadaki Gaziantepspor maçı
    Eklemek istedikleriniz : Guiza ile bu iş olmaz gitmeli ve yerine iyi bir forvet alınmalı. Defenaa ön liberoya takviye güzel transferler yapılmalı.
  • 25-12-2009, 22:51:52
    #5
    Valla okumadım ama güzel birşeye benziyor. Eline sağlık. Emek vermişsin.
  • 25-12-2009, 23:42:36
    #6
    Güiza mı Semih mi? L.FABİANO
    Alex bu takımdan gitmeli mi? Hayır.
    En sevindiğiniz maç: gs maçı
    En üzüldüğünüz maç: antep maçı
    Eklemek istedikleriniz: guiza gönderilmeli yerine iyi bir forvet alınmalı gönül isterki Fabianoyu alalım ama kolay değil santos bekte iyi sorun çıkarmaz sadece düzgün bi forvet ayrıca deivid, kazım, önderle yollar ayrılmalı.
  • 25-12-2009, 23:48:13
    #7
    Üyeliği durduruldu
    Güiza mı Semih mi? Semih.
    Alex bu takımdan gitmeli mi? Hayır.
    En sevindiğiniz maç: Galatasaray Maçı
    En üzüldüğünüz maç: Gaziantepspor Maçı
    Eklemek istedikleriniz: Özer geleceğin starı..
  • 26-12-2009, 00:35:14
    #8
    Böyle bir ligde Fenerbahçe en az 5 puan farkla lider olması gerekirdi. Fenerbahçe adı ağırdır.Bu ağırlı kaldıramayan futbolcu Fenerbahçe'de durmaması lazım.
  • 26-12-2009, 01:51:43
    #9
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    Güiza mı Semih mi? Güiza
    Semih, semih diye haykırmama rağmen haftalarca son haftalardaki şansını hiç değerlendiremedi ve kaçırdığı gollerde bunun yanında saç baş yoldurdu. Ortaya sahaya dönük oynayıp, eskisi gibi top dağıtamaması ve top kaybı yapması ataklarımızı da köreltti. Güiza denen adam da gol kaçırma makinası ancak oynadığı maçlarda en az 2-3 pozisyona giriyor. Elbet gol atar, pozisyona girmek de rakibin direncini kılar. Yeni bir forvet gelmeyecekse eğer Güiza.
    Alex bu takımdan gitmeli mi? Hayır. Bu soru sadece muhalif gazeticilerin yazı başlıklarını süsler.
    En sevindiğiniz maç: Hangi anlamda sorulduğu önemli. Daha doğrusu kimin hangi maça ne anlam yüklediği. 5. Hafta bursada gelen 1-0lık galibiyet sevindirmişti beni. Benim için sıradan maç değildi.
    En üzüldüğünüz maç: 9. haftadaki Gaziantep maçı şüphesiz ama olsun kazandığında sevmiyorum, kaybettiğinde sevdiğim kadar. İnadına sarı-laci, inadına çubuklu.
    Eklemek istedikleriniz: İkinci yarı Özer'in kadrodaki durumunu merak ediyorum. Bana kalırsa sadece kaliteli bir golcüye ihtiyacımız var. Ve bu fikstür avantajıyla şayet futbolcular ağırlığı taşıyabilirlerse çok rahat şampiyonluğu alırız.