• 08-10-2021, 15:18:18
    #19
    WordPress
    SEOBuyuk adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Kitapta hristaiyanlığı ve yahudiliğide allah gönderdiği yazıyor? allahın gönderdiği bir dine inanıyorsun diye neden cehennemlik olasın ki? Eğer öyle birşey yazıyorsa değiştirilmiş bir kitaptır. Din konusu yasak biliyorum ama ben buna inanıyorum.

    arkadaş cevap vermiş ;
    Düşüncen mantıken doğru fakat sana şurada bir mantıklı yazı bırakıp konuyu kendim için kapatacağım çünkü doğruya değil bildiğine her zaman inanacaksın.




    Soru: Hristiyanlık ve Yahudiliğin hak din olmadığının delileri ve İslam’ın bu dinlere üstünlükleri nelerdir?
    Cevap:
    1. Allah (c.c.) katından inmiş bir dinin, kıyamete kadar devam edeceğinin iddia edilmesi, o dinin bozulmamış olmasını gerektirir. Hristiyanlıkta şu an Kutsal Ruh korunmasında yazıldığına inanılan dört farklı İncil vardır. Tarih boyunca da, bu incillerin sayısı yüzü geçmiştir ve bu dört İncil, İznik Konsilinde diğer İncillerin elenmesiyle oluşturulmuştur. Ancak, “bu İncillerden hangisi Allah’ın indirdiği İncildir?” sorusunun cevabı belirsizdir. İncillerin aralarında da pek çok çelişki mevcuttur. Hristiyanlığın esasları, tarih boyunca bilimsel gelişmelerin önünde büyük engel olmuştur. Mesela, Ortaçağ kiliseleri dini inançlarına dayanarak “Dünya’nın düz bir tepsi gibi olduğunu” savunmuş “Dünya yuvarlaktır” diyen Galileo, Hristiyanlığa aykırı söylemden yakılmış, Dünya’nın yuvarlaklığı kanıtlandığında da bu inançlarından vazgeçmişlerdir. Aşağıda İncil’in içerisindeki çelişkilerden bazı örnekler verilecektir. Yahudilerin Tanrı katından indiğine inandıkları kutsal kitaplarında ise, Allah (c.c.)'ın, Peygamberlerin şanına yakışmayan, aklın ve vicdanın asla kabul etmeyeceği inanışlar vardır. Kur’an’ın ise, aslı bozulmamıştır ve değiştirilmemiştir. İeriği akla, fenne ve fıtrata en uygun hükümleri barındırır. Yine, Kur’an’ın içeriğinde herhangi bir çelişki yoktur.
    2. Hristiyanlığın ortaya çıkış sürecinde yaşananları kısaca özetlersek, Hz. İsa (asm)’nın vefatından sonra kendisine inananlar uzun müddet baskılar altında tutuldu ve işkencelere maruz kaldılar. Bu sebeple, Hz. İsa (asm)’nın tebliği baskı altında yayılmaya başladı. İmparator Konstantin zamanına kadar bu durum böyle devam etti. Sonrasında Hristiyanlar, Hz. İsa (asm)’nın tebliğ ettiği din konusunda birbirlerini aforoz edecekleri ayrılıklara düştüler. Pek çok konsil toplantısı yapıldı. Bu toplantılarda ilk olarak Hz. İsa (asm)’nın da Tanrı olduğu ve onun Tanrı’nın bir cevherinin olduğu kabul edildi. Bunu reddeden yani, Hz. İsa (asm)’yı beşer kabul eden Arius, aforoz edildi. Arius, 300’lü yıllarda Filistin’e gelerek fikirlerini bu bölgede yaymaya çalıştı. Sonrasında, İsa hem Tanrıdır hem de insani iradesi de vardır, görüşü kabul edildi. Yani, “İsa'nın insani tabiatı da vardır ancak aslında bir Tanrıdır. Tanrının 3 unsuru vardır: Baba Tanrı (Allah), Oğul Tanrı (İsa) ve Ruhül Kudüs Tanrı (Cebrail). Bu üç unsur da ilahlık cevheri taşımaktadır. Hepsi, Tanrının farklı şekle girmiş halidir.” Bu görüş, Hristiyanlığın genel görüşü oldu. Hristiyanlar, Ruhül Kudüs’ün de, bir Tanrı olduğuna ve İsa ve Ruhül Kudüs’ün aslında Tanrının cehverini taşıdıklarına inandılar. Ruhül Kudüs’ün Tanrı olduğunu kabul etmeyenler ise, aforoz edildi yani kâfir ilan edildi. Sonrasında Ruhül Kudüs’ün sadece Baba Tanrıdan oluştuğunu iddia edenler Ortodoks, Ruhül Kudüs’ün Baba ve Oğul Tanrıdan ortak oluştuğunu iddia edenler de Katolik mezhebinin temelini attı. Ufak bir fikre katılmayanlar, sayısız farklı mezhep ortaya çıkardı ve çok katı bir şekilde tüm mezhepler birbirlerini kâfirlikle itham ettiler. (İbni Kesir, Hadislerle Kur’an Tefsiri. Çağrı Yay. C.I, s. 58-74)
    Kur’an’a göre ise, Hz. İsa (asm) tevhid inancını tebliğ etmiştir. Hz. İsa’dan (asm) sonra Pavlus’un etkisiyle tebliğ edilen bu din tahrif edilmiştir. Zamanla teslis inancı Hristiyanlığa geçmiş ve Hristiyanlıkla özdeşleşmiştir. İslam’a göre ise, Allah (c.c.)’ın herhangi bir yaratılmış varlıkla birleşmediği ve Allah (c.c.)’ın her türlü değişiklikten münezzeh olduğu İslam akidesinin temel inançlarındandır.
    “O’nun benzeri hiçbir şey yoktur.” (Şura Suresi, 11)
    “O doğurmamış ve doğmamıştır.” (İhlas Suresi, 3)
    “Allah’ın çocuk edinmesi olur şey değildir.” (Meryem Suresi, 35)
    İslam’daki Yaratıcı inancının, bu tür batıl inanışlardan üstün olduğu, akl-ı selim ile düşünen, bozulmamış fıtrata sahip her insan için malumdur.
    3. Hristiyanlıkta, asl-i günah anlayışı mevcuttur. Hz. Âdem (asm)’in cennetteki yasak ağaca yaklaşması sonucu onun işlediği günah yüzünden ondan sonra gelen tüm nesillerin günahkâr ve azaba müstahak olduğu kabul edilir. Ancak, bazı Hristiyanlar; “Tanrı kullarına acıdığı için ezeli oğlu İsa’yı zahiri bir beden içerisine girdirerek Adem’in işlediği ilk günahın kurbanı olarak O’nun haça gerilmesine rıza göstermiştir.”, derler.
    İslam inancında, beraatı zimmet asıldır. Hiç kimse başkasının hatası sebebiyle günahkâr doğmaz. Her insan tertemiz bir fıtrat ve amel defteri ile dünyaya gelir. Bu ise, İslam'ın akla ve fıtrata en uygun din olduğunun bir başka delilidir. Yine Kuran’a göre, Hz. Âdem (asm) Allah (c.c.)’ın kendisine verdiği emri unutmuştur. Niyet taşıyarak haram işlememiştir.
    Kur'an’da geçen ayetleri daha iyi anlamak için, önce o ayetle ilgili olan diğer ayetlere bakmak ve buna göre değerlendirme yapmak gerekir. Nitekim, konunun açıklandığı bir başka ayette Hz. Âdem (asm)'ın bunu bilerek değil unutarak yaptığı açıkça ifade edilir. (Tâ-Hâ, 20/115)
    Âlimler Tâhâ Suresi’nin 115. âyetinde geçen "Andolsun ki biz daha önce Âdem'e emir vermiştik; ancak o unuttu ve biz onu azimli bulmadık." mealindeki ifadeyi göz önüne alarak, Hz. Âdem'in yasaklanmış ağaca günah işleme azmi olmaksızın dalgınlıkla yaklaştığını belirtmişlerdir. Nitekim, Hasan-ı Basri "Vallahi, o unuttuğu için âsi oldu." demiştir (bk. Râzî, XXII/1271)
    Çünkü, İslam'a göre Peygamberler ismet sıfatına sahiptir. Yani, hataları vardır ancak günah işlemekten korunmuşlardır. (Muvazzah İlm-i Kelâm, s.184; Fıkh-ı Ekber Şerhi, s.154; Risale-i Hamidiye, s. 491)
    4. Yahudi ve Hristiyanların kutsal kabul ettiği Kitab-ı Mukaddeste, Peygamberlerin şanına yakışmayan ibareler vardır. Bunlara örnekler verelim:
    - Hz. Lut’un kızlarıyla ilişkiye girmesi
    Hristiyan ve Yahudilerin kabul ettikleri kutsal metinlerde Hz. Lut (asm), kızları tarafından sarhoş edilmiş sonra Hz. Lut (asm), kızlarıyla soylarının devamı için cinsel ilişkiye girmiştir:
    “Büyük kız gidip babasıyla yattı. Ancak Lut yatıp kalktığının farkında değildi. Küçük kız babasıyla yattı. Ama Lut yatıp kalktığının farkında değildi. (Yaratılış, 19/33-35)
    Elbette bir Peygamberin aklını başından alacak kadar sarhoş olup kendi kızıyla cinsel ilişkiye girmesi, Peygamberliğin şanına yakışacak bir durum değildir. Bu, İslam inancındaki “Peygamberlerin hatası vardır ancak günahtan korunurlar” ifadesindeki “hata” bahsinden çok daha üst düzeyde bir cürümdür. Peygamberler bu tür fiillerden münezzehtirler.
    - Hz. Yakup'un zina etmesi:
    “Ve Yahuda (Hz.Yakup), örtünmüş gelinini fahişe sandı... Onunla yattı ve kadın gebe kaldı. (Yaratılış, 38/15-18)
    Bir Peygamberin zina gibi bir günaha düşmesi, akıllara durgunluk verecek bir iftiradır.
    - Dul kadın öz oğluyla cinsi münasebet kurabilir:
    Sözde kutsal metinlerde rıza var ise, anne ile çocuğun ve kardeşlerin birbiriyle cinsel ilişkisi mübah gösterilir.
    “O adam ki kız kardeşi ile beraber yatıp, kendilerini cinsi zevklere bırakırlar ve kız kardeşi bunu şikayet etmez, bunda bir kabahat yoktur. Fakat kız kardeş şikayette bulunursa bu işi tekrarlamaması bu adama bildirilir. O şahıs ki, daha annesi yaşlı değildir ve babası ölmüştür ve validesi yabancı erkeklerin koynuna girmek istemez ve kendi oğlu ile yatmak ister ve keza oğlu da validesi ile yatmak isterse böyle bir vaziyette eğer bu işler zor kullanılmadan yapılıyorsa, bunda bir mahsur yoktur. Ta ki oğul evlenme yaşına gelip de başka bir kızla evlenmek talebinde bulunur ve validesi buna mani olmak isterse, oğul hem kendi karısının cinsi arzularını hem de annesinin cinsi arzularını tatmin etmeli. Ta ki validesi başka bir erkek buluncaya kadar. (Babil Talmudu, Kethobuoth, 76a)
    - Dul kadınların hayvanlarla cinsi münasebeti:
    "Yahudi bir dul, kendisini tatmin için her türlü usule baş vurabilir. Bir kadın, sebepler göstererek bir hayvan ile cinsi münasebetleri ilerletirse bunda münasebetsiz bir şey yoktur. Böyle işler ve zevklere kendisini verip de sonradan evlenmeyi düşünen bir kadını bir baş haham da alabilir." (Babil Talmudu, Yebamoth, 59a - 59b)
    - İbrahim peygamberin kız kardeşiyle evlenmesi:
    “Üstelik, Sara gerçekten kız kardeşimdir. Babamız bir, annemiz ayrıdır. Onunla evlendim.” (Yaratılış, 20/12)
    Tanrı’nın en sevgili peygamberlerinden Hz. İbrahim (asm), öz kardeşiyle evlenmiştir. Tanrı, bu ilişkiye nedense karşı çıkmamıştır. Karşı çıkmadığı gibi onların evliliğini de bereketli kılmıştır.
    “Onu kutsayacağım; ondan sana bir oğul vereceğim. Onu kutsayacağım ve ulusların anası olacak. Halkların kralları onun soyundan çıkacak.” (Yaratılış, 17/20)
    Buna rağmen Tanrı başka yerde kız kardeşiyle evlenene de aynı zamanda lanet etmektedir:
    "'Annesinden ya da babasından olan kız kardeşiyle yatana lanet olsun!' (Yasanın Tekrarı, 27/22)
    Yani, Tanrı hem Hz. İbrahim'i (asm) kız kardeşiyle evlendirmekte hem de bir insanın kız kardeşiyle evlenmesine lanet okumaktadır.
    Elbette, bu meseleler anlattıklarımızla sınırlı değildir. Bazen bu kutsallık atfedilen metinlerde öyle müstehcen ifadeler bulunur ki, kelimelere dökülmesinden dahi haya edilir. Ancak, sadece bu anlatılanlar dahi İslam dışındaki dinlerin sapkın boyutlarını ortaya koymaya yetmektedir. Peygamberlere atılan zina iftiraları ise bu dinlerin, Hz. İsa (asm) ve Hz. Musa (asm)'nın asıl tebliğinden ne kadar uzak olduğunu delillendirir.
    5. Yahudilerin İlah, Yaratıcı tasavvuru da -Hristiyanlar gibi- Allah (c.c.)’ın münezzeh olduğu ve aklın da asla kabul etmeyeceği inançları barındırır. Mesela; Yahudilerin kutsal kabul ettiği ve Tanrı tarafından indiğine inandıkları 10 emirde, Allah (c.c.)’ın 6 günde dünyayı, semayı, yeri, denizi ve ormanları yaratıp sonra yorulup 7. gün istirahate çekildiği bildirilir. (Eski Ahid, Mısır’dan Çıkış, 20/11)
    Allah (c.c.) ise, yorulmaktan münezzehtir. Allah (c.c.), insan ya da diğer mahluklar gibi yorulmaz ve dinlenmez. Bir Kur’an ayetinde “Gökleri ve yeri yaratan O’dur. O, onları yaratmaktan yorulmaz.” (Ahkaf, 46/33) buyurulmuştur. Nitekim, kâinata baktığımızda milyarlarca ışık yılı ötede milyarlarca galaksi ve her birinin içerisinde milyarlarca yıldız barındıran ve sınırlarını aklın almaya aciz kaldığı bir evreni yaratan Allah (c.c.)’ın gücünün sonsuz olduğu, acizlik, yorgunluk gibi kusurlardan münezzeh olduğu her akıl sahibine ayandır. İslam inancı bu esaslarıyla, Yahudiliğin kusur biçtiği yaratıcı imgesinden üstündür.
    Ayrıca, Kur’an'a göre de kâinat 6 günde yaratılmıştır. Ancak, Kur’an’da geçen Allah (c.c.)’ın kâinatı 6 günde yaratması ifadesinde gün kelimesinin Arapçası “yevm” kelimesidir ve bizim bildiğimiz manada gün değil “başlangıç ve sonu kesin bilinmeyen uzun bir devir” anlamına gelmektedir. Yani, kâinatın 6 devirde, 6 aşamada yaratıldığı ifade edilir.
    6. Yahudilik inancında Tanrı’nın insan şeklinde tasavvuru söz konusudur. Tanrının ruhi bir varlığı vardır ve insan gibi organlara sahiptir. Tanrı, Adem’e “Neredesin?” diye seslenmekte, yürümekte ve Adem’i aramaktadır. (Yaratılış, 3/9) Yine Tanrı, Yakup ile yüz yüze görüşmüştür. (Yaratılış, 32/30) Ayrıca, Yahudi dinine göre gök gürültüsü Tanrı’nın gür sesidir. Ancak, Kur’an’a göre “Gök gürültüsü hamd ile Allah’ı tespih etmektedir.” (Rad, 13/13) Allah (c.c.), yarattıklarına benzemekten ve insan gibi organları olmaktan münezzehtir. Kur’an’da zikri geçen “Allah’ın eli, Allah’ın yüzü, Allah’ın kürsüsü” gibi ifadeler ise, hakikatte Allah (c.c.)’ın insan gibi eli, yüzü olduğu manasına gelmez. Bu ayetler müteşabihtir, yani ayetlerde benzetmeli anlatım söz konusudur. Allah (c.c.), insanın tecrübe alanında değildir. Bu sebeple bilmediğimiz bir şeyi anlayabilmek için bazı meseleler bildiğimiz şeylere kıyas edilmiştir. Allah (c.c.), kendi hakkında konuşurken insanların düşünce yapılarına uygun, tecrübe alanı içerisinde olan lafızları kullanarak insanları dine davet etmiştir. Ancak bu ifadelerin yanında gerçekte Allah’ın yaratılmış hiçbir şeye benzemediğini anlatan ayetler indirilerek bu ifadelerin mecaz olduğu ortaya konulmuştur.
    “O’nun benzeri hiçbir şey yoktur.” (Şura Suresi, 11)
    7. Yahudiliğe göre, Peygamberlik milli bir müessesedir. Peygamberler sadece kendi milletlerine gelenlerden ibarettir. Allah (c.c.)’ın sadece Yahudilere peygamber gönderip kalan milletleri uyarıcısız bırakması, Allah (c.c.)’ın rahmetine, adaletine, akla ve vicdana uygun düşmemektedir. Zira, Allah (c.c.)’ın kullarına peygamber göndermeyip onları uyarmadan cehenneme atması düşünülemez. Avrupada, Asyada, Afrikada Yahudilere uzak bölgelerde Dünya’ya gelmek insanın elinde değildir ve bu bölgelerin de tebliğe ve kendisini uyaracak peygamberlere ihtiyaçları vardır. Bazı Kur’an ayetlerinde şöyle buyurulur:
    “…Biz, her millete -Allah'a kullukta bulunun ve putlara ibadetten kaçının- diye bir peygamber gönderdik." (Nahl Suresi, 36)
    "İçinde peygamber olmayan hiç bir millet yoktur." (Fâtır Suresi, 24)
    Bir hadis-i şerifte yeryüzüne 124.000 Peygamber gönderildiği bildirilmiştir. (Müsned 5/265-266; İbn Hibbân, 2/77)
    Yahudiler şöyle der: “Yahudi olmayan cennette giremeyecektir. Yahudi olmak için de ancak Yahudi doğmak gerekir.” İnsanın hangi anne babadan doğacağına ise Allah (c.c.) karar verir. Demek ki, Yahudi inancına göre, Allah (c.c.) insanları yaratıyor ve cehenneme zorla gönderip cennete girmesine de “istese dahi” izin vermiyor. Bunun yanında, insanların sonradan Yahudi olabileceğini savunan hahamlarda vardır. Ancak, bu kesim de insanların Yahudi olmaması için son derece gayret sarf ederler. Çünkü, kendilerini Hz. İbrahim (asm)’in soyunun temsilcileri kabul ederler. Bu sebeple milliyetçi bir din anlayışları olmadığı asla iddia edilemez.
    Sonuç olarak, İslam, getirdiği inanç sistemiyle akla, mantığa, vicdana ve evrenselliğe uyan tek dindir.
    Dört İncil’de bulunan çelişkilere ve tahriflere bazı örnekler:
    İncillerde pek çok çelişki mevcuttur. Bu çelişkilerden beşini zikredelim: (Detaylı bilgi için bkz. Şaban KUZGUN, Dört İncil Yazılması, Derlenmesi, Muhtevası, Farklılıkları, Çelişkileri, 2004)
    1. Matta, Markos ve Luka İncillerine göre Hz. İsa (asm)’ın risaleti bir yıl, Yuhanna’ya göre ise iki yıldan fazla sürmüştür.
    2. Hz. Davud’dan (a.s.) Hz. İsa (asm)’ya kadar geçen kuşakların sayısı Matta’ya göre yirmi altı iken, Lukaya göre kırktır.
    3. Hristiyanlığa göre Hz. İsa (asm) çarmıha gerileceği sırada “Allah’ım! Allah’ım! Beni neden terk ettin!” diye Allah (c.c.)’a yalvarmıştır. (bkz. Markos, 15/34; Matta, 27/46) İsa Tanrı ise, yani bu söz Tanrı olan İsa’nın sözü ise, onun Tanrı olduğu halde kendisini koruyamadığı anlaşılıyor. Bu söz, Peygamber İsa’nın sözü ise, onun Tanrı’yı hakkıyla tanımadığı anlaşılıyor. Çünkü, bir peygamberin “Allah’ım! Beni neden terk ettin!” demesi düşünülemez. İslam inancına göre, Hz. İsa (asm) ne çarmıha gerilmiş, ne de böyle bir yakarışta bulunmuştur.
    4. Matta, Hz. İsa (asm)’ın soy kütüğünü Hz. İbrahim (asm)’e kadar kırk kişi olarak verirken, Luka bunun elli beş olduğunu söyler.
    5. İncillerde Tanrı'nın görülüp görülemeyeceği hususunda çelişkili bilgiler bulunmaktadır.
    Verdiğimiz bu örnekler İncillerin çelişkilerinden bir kaçıdır. Bu İnciller, Allah (c.c.)’a nispet edilemeyeceği gibi, Hz. İsa (asm)’ya da nispet edilemez. Allah (c.c.)’a nispet edilemeyeceğini, aslının korunamadığından, yazıya geçirilemediğinden, ortada üzerinde ittifak edilen ortak bir metin olmadığından anlamaktayız. Hz. İsa (asm)’ya nispet edilemeyişini ise, bu İncilleri onun yazdırmayışından, onu dinleyen ve dinleyenleri dinleyenlerin yazdıkları İnciller içinde bulunan tutarsızlık, yanlışlık ve çelişkilerden anlamaktayız. Dolayısıyla, Tanrı gözetiminde, yani bir nevi vahiyle yazılan eserlerin birbirleriyle çelişkili olması kabul edilemez ve bu durum Hristiyanlıkta tahrifin gerçekleştiğinin kanıtıdır.
  • 08-10-2021, 16:45:04
    #20
    Bu konuya dini açıdan bakarsak neresinden tutsan elinde kalır. Bu hacı hocalar farklı dinde bir ülkede doğsalardı ve aynı koşulları yaşasalardı en fazla papaz olurlardı Buyurun size eşitlik. Müslümanız ayrı konu tabi.

    Ekonomik eşitlik olarak değerlendirirsek insan oğlunun yapısına bu tersdir. Hep daha fazlasını ister. Ayrıca gelişmek için rekabet şarttır rekabet varsa birileri öne geçer birileri arkada kalır. Bu uzun yıllar boyunca devam eder ve birileri çok zengin iken birileri çok fakir olabilir. Buda dünya gerçeğidir.

    Gelişmemiz için bu döngü kesin olarak şart yani herkes eşit yada eşite yakın olsaydı hala akıllı telefonları bile görmemiş olurduk.
  • 08-10-2021, 17:14:04
    #21
    Eğer ki dindar ve sorgulayan araştıran bir hristiyan olsaydım, sorularımın cevabı hiçbir kitapta bulunmazdı. Ya hristiyanlıktan çıkardım ya da çevreme adapte olup hristiyan olmaya devam ederdim. Yani burada bir eşitsizlik durumu olduğuna katılıyorum. Benim de bir kaç sorum var belirtmek isterim belki beni tatmin edici cevap veren birisi olur ise uzaklaştığım inancıma geri dönerim.

    1- Neden dünyaya gelmek zorundaydık? Allah bana "sen cehenneme git" dediğinde karşı mı gelecektim? Diyelim ki gelecektim. Peki Allah beni cehenneme gönderecek güçte değil mi? Geleceğimde yapacaklarımı bilmiyor mu ki bana orada gösteremez mi bunları dünyada yapacaksın hiç gitmene gerek yok vs...

    2- Evrim teorisi ile dinimiz çakışmakta. Ben bilimciyim. Şimdiye kadar evrim teorisinin yanlış olduğunu gösteren tek bir şey göremedim. (İçi boş safsatalar anlatanlar var sadece) Dinimiz ise Hz Adem ve Havva'yı mükemmel şekilde yarattık diyor? Benim aklıma yatan şey ise evrimleşirken in insan olanlar Hz Adem ve Hz Havva'ydı. Diğer türlü hiçbir şey akla yatkın gelmiyor.

    3- Biz neden yaratıldık?

    Lütfen cidden bilgilendirici cevaplar verin arkadaşlar.
  • 08-10-2021, 18:44:05
    #22
    Mordecai adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Eğer ki dindar ve sorgulayan araştıran bir hristiyan olsaydım, sorularımın cevabı hiçbir kitapta bulunmazdı. Ya hristiyanlıktan çıkardım ya da çevreme adapte olup hristiyan olmaya devam ederdim. Yani burada bir eşitsizlik durumu olduğuna katılıyorum. Benim de bir kaç sorum var belirtmek isterim belki beni tatmin edici cevap veren birisi olur ise uzaklaştığım inancıma geri dönerim.

    1- Neden dünyaya gelmek zorundaydık? Allah bana "sen cehenneme git" dediğinde karşı mı gelecektim? Diyelim ki gelecektim. Peki Allah beni cehenneme gönderecek güçte değil mi? Geleceğimde yapacaklarımı bilmiyor mu ki bana orada gösteremez mi bunları dünyada yapacaksın hiç gitmene gerek yok vs...

    2- Evrim teorisi ile dinimiz çakışmakta. Ben bilimciyim. Şimdiye kadar evrim teorisinin yanlış olduğunu gösteren tek bir şey göremedim. (İçi boş safsatalar anlatanlar var sadece) Dinimiz ise Hz Adem ve Havva'yı mükemmel şekilde yarattık diyor? Benim aklıma yatan şey ise evrimleşirken in insan olanlar Hz Adem ve Hz Havva'ydı. Diğer türlü hiçbir şey akla yatkın gelmiyor.

    3- Biz neden yaratıldık?

    Lütfen cidden bilgilendirici cevaplar verin arkadaşlar.

    1- Allah senin nereye gideceğini , ne yapacağını herşeyi şuan biliyor.. Sen yapmadan önce neyi seçeceğini biliyor.. Burada bilmeyen biziz.. Dünyanın olma sebebi kendimizin nereyi hakkettiği görme.. Dünya olmasa da direkt cehenneme haketsekte etmesekte atabilecek güçte tabiki ama Rabbim'in sıfatlarına uygun değil. Rabbim adildir. O yüzden yapmadığın bişey için seni cehenneme atmaz. Yapman içinde böyle bir dünya gerekli.. Şuan sen kendine tanık oluyorsun.. Rabbim zaten biliyor.. Geçmiş , gelecek , şimdi her ne varsa biliyor zaten.. Bilmese böyle bi düzende evren yaratamazdı..

    2- Allah ol dedi ve oldu.. Asayı yılan dönüştürebilen Allah , çamuru da insana dönüştürebilir.. İnsanı oluşturan tüm elementler toprakla birebir aynı.. Her sene zaten tüm hücrelerimiz , elementlerimiz yenileniyor..

    3- Bir dünyayı hak üzerine yarattık diyor ayet .. Çok haklı bir gerekçe var ve öğreneceğiz.. Ama bu sınava girmeyi Allah bize sordu ve kabul ettik.. Bizden öncede dağlara soruldu Onlar böyle bi yükü kabul etmedi..
  • 08-10-2021, 18:48:29
    #23
    kimenet adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    3- Bir dünyayı hak üzerine yarattık diyor ayet .. Çok haklı bir gerekçe var ve öğreneceğiz.. Ama bu sınava girmeyi Allah bize sordu ve kabul ettik.. Bizden öncede dağlara soruldu Onlar böyle bi yükü kabul etmedi..
    Bu Dağ meselesini bende çok duydum ama anlayamıyorum

    Dağlarda zeka yok. Nasıl olurda sınavı kabul edip etmeyeceğini düşünebilir. Ki olurda zeka özelliği verildi. Dağa imtihan olarak ne tür şeyler verilebilir ki
  • 08-10-2021, 19:18:51
    #24
    A.AY adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bu Dağ meselesini bende çok duydum ama anlayamıyorum

    Dağlarda zeka yok. Nasıl olurda sınavı kabul edip etmeyeceğini düşünebilir. Ki olurda zeka özelliği verildi. Dağa imtihan olarak ne tür şeyler verilebilir ki
    Onu idrak edemiyoruz ama öyle olmadığı anlamına gelmez.. 200 sene öncesine kadar mikrop denen bişe yoktu dünyada.. İnsanoğlunun sınırları var.. Perdeleri var.. Onlar hakettikçe kalkabiliyor.. Kalkınca da algılar açılıyor gözler görüyor..

    Veya sorgu sırasında ellerimiz ve ayaklarımız bizim aleyhimiz konuşacak diyor ayet.. Şuan konuştuklarını göremiyoruz.. Bu konuşamadıkları anlamına gelmiyor.. Biz göremiyoruz veya duyamıyoruz..
  • 08-10-2021, 19:32:37
    #25
    Bir program güncelleğini yitirmiş ve de artık durum hakkında o programa güvenilmiyor veya yapabileceği kavramların artık gerçekliğine inanılmıyorsa, yeni bir sürüm güncellemesi yapılmadan etrafta ağızdan dolma bilgiler ile kişiler o programı yine savunmaya devam edeceklerdir nedeni nedir peki? Çünkü Dünya'da veya her hangi bir mecra da o programın yaptığını yapabilen harici bir program yoktur, bu yüzden kişiler o programa muhtaçtır.

    Ama bir zaman sonra yeni bir güncelleme gelmediği takdir de artık o programa güven vb. olmadığı üzere durum hakkında artık o program kişiler tarafından feshedilecektir, çünkü bir işlevi yok.

    Dünya'da her ne oluyorsa oluyor, olanla veya olacak olanla fazla ilgili olmak sizin tek can hakkınızı saçma kavramlar ile kullanaraktan harcamanızdan farksız bir süreç olacaktır.
  • 09-10-2021, 00:31:07
    #26
    ozymoz adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ben gayri müslim diye cehenneme gitmeye inanmıyorum. Edison şimdi cehennememi gidecek ? Bi ton bilim adamının buluşları sayesinde sayısız canlar kurtarıldı. Şimdi bunlar gayri müslim diye cehennememi gidecekler ?
    Hocam imanlı olmayan kişi cehenneme giriyor. Fakat cehenneme giren herkes aynı seviyede azap görmeyecek. Cehennemin de seviyeleri mevcut. Müslüman olmayan bir bilim adamı insanlığa katkıda bulunduğu için, insanlığa hizmet ettiği için cehennemde diğerlerine göre daha az azap çeker, fakat müslüman olmadığı için asla cennete giremez. (Detayları Kur'an-ı Kerim ve Hadisi Şeriflerden araştırabilirsiniz.)