Soru: Hristiyanlık ve Yahudiliğin hak din olmadığının delileri ve İslamın bu dinlere üstünlükleri nelerdir?
Cevap:
1. Allah (c.c.) katından inmiş bir dinin, kıyamete kadar devam edeceğinin iddia edilmesi, o dinin bozulmamış olmasını gerektirir. Hristiyanlıkta şu an Kutsal Ruh korunmasında yazıldığına inanılan dört farklı İncil vardır. Tarih boyunca da, bu incillerin sayısı yüzü geçmiştir ve bu dört İncil, İznik Konsilinde diğer İncillerin elenmesiyle oluşturulmuştur. Ancak, bu İncillerden hangisi Allahın indirdiği İncildir? sorusunun cevabı belirsizdir. İncillerin aralarında da pek çok çelişki mevcuttur. Hristiyanlığın esasları, tarih boyunca bilimsel gelişmelerin önünde büyük engel olmuştur. Mesela, Ortaçağ kiliseleri dini inançlarına dayanarak Dünyanın düz bir tepsi gibi olduğunu savunmuş Dünya yuvarlaktır diyen Galileo, Hristiyanlığa aykırı söylemden yakılmış, Dünyanın yuvarlaklığı kanıtlandığında da bu inançlarından vazgeçmişlerdir. Aşağıda İncilin içerisindeki çelişkilerden bazı örnekler verilecektir. Yahudilerin Tanrı katından indiğine inandıkları kutsal kitaplarında ise, Allah (c.c.)'ın, Peygamberlerin şanına yakışmayan, aklın ve vicdanın asla kabul etmeyeceği inanışlar vardır. Kuranın ise, aslı bozulmamıştır ve değiştirilmemiştir. İeriği akla, fenne ve fıtrata en uygun hükümleri barındırır. Yine, Kuranın içeriğinde herhangi bir çelişki yoktur.
2. Hristiyanlığın ortaya çıkış sürecinde yaşananları kısaca özetlersek, Hz. İsa (asm)nın vefatından sonra kendisine inananlar uzun müddet baskılar altında tutuldu ve işkencelere maruz kaldılar. Bu sebeple, Hz. İsa (asm)nın tebliği baskı altında yayılmaya başladı. İmparator Konstantin zamanına kadar bu durum böyle devam etti. Sonrasında Hristiyanlar, Hz. İsa (asm)nın tebliğ ettiği din konusunda birbirlerini aforoz edecekleri ayrılıklara düştüler. Pek çok konsil toplantısı yapıldı. Bu toplantılarda ilk olarak Hz. İsa (asm)nın da Tanrı olduğu ve onun Tanrının bir cevherinin olduğu kabul edildi. Bunu reddeden yani, Hz. İsa (asm)yı beşer kabul eden Arius, aforoz edildi. Arius, 300lü yıllarda Filistine gelerek fikirlerini bu bölgede yaymaya çalıştı. Sonrasında, İsa hem Tanrıdır hem de insani iradesi de vardır, görüşü kabul edildi. Yani, İsa'nın insani tabiatı da vardır ancak aslında bir Tanrıdır. Tanrının 3 unsuru vardır: Baba Tanrı (Allah), Oğul Tanrı (İsa) ve Ruhül Kudüs Tanrı (Cebrail). Bu üç unsur da ilahlık cevheri taşımaktadır. Hepsi, Tanrının farklı şekle girmiş halidir. Bu görüş, Hristiyanlığın genel görüşü oldu. Hristiyanlar, Ruhül Kudüsün de, bir Tanrı olduğuna ve İsa ve Ruhül Kudüsün aslında Tanrının cehverini taşıdıklarına inandılar. Ruhül Kudüsün Tanrı olduğunu kabul etmeyenler ise, aforoz edildi yani kâfir ilan edildi. Sonrasında Ruhül Kudüsün sadece Baba Tanrıdan oluştuğunu iddia edenler Ortodoks, Ruhül Kudüsün Baba ve Oğul Tanrıdan ortak oluştuğunu iddia edenler de Katolik mezhebinin temelini attı. Ufak bir fikre katılmayanlar, sayısız farklı mezhep ortaya çıkardı ve çok katı bir şekilde tüm mezhepler birbirlerini kâfirlikle itham ettiler. (İbni Kesir, Hadislerle Kuran Tefsiri. Çağrı Yay. C.I, s. 58-74)
Kurana göre ise, Hz. İsa (asm) tevhid inancını tebliğ etmiştir. Hz. İsadan (asm) sonra Pavlusun etkisiyle tebliğ edilen bu din tahrif edilmiştir. Zamanla teslis inancı Hristiyanlığa geçmiş ve Hristiyanlıkla özdeşleşmiştir. İslama göre ise, Allah (c.c.)ın herhangi bir yaratılmış varlıkla birleşmediği ve Allah (c.c.)ın her türlü değişiklikten münezzeh olduğu İslam akidesinin temel inançlarındandır.
Onun benzeri hiçbir şey yoktur. (Şura Suresi, 11)
O doğurmamış ve doğmamıştır. (İhlas Suresi, 3)
Allahın çocuk edinmesi olur şey değildir. (Meryem Suresi, 35)
İslamdaki Yaratıcı inancının, bu tür batıl inanışlardan üstün olduğu, akl-ı selim ile düşünen, bozulmamış fıtrata sahip her insan için malumdur.
3. Hristiyanlıkta, asl-i günah anlayışı mevcuttur. Hz. Âdem (asm)in cennetteki yasak ağaca yaklaşması sonucu onun işlediği günah yüzünden ondan sonra gelen tüm nesillerin günahkâr ve azaba müstahak olduğu kabul edilir. Ancak, bazı Hristiyanlar; Tanrı kullarına acıdığı için ezeli oğlu İsayı zahiri bir beden içerisine girdirerek Ademin işlediği ilk günahın kurbanı olarak Onun haça gerilmesine rıza göstermiştir., derler.
İslam inancında, beraatı zimmet asıldır. Hiç kimse başkasının hatası sebebiyle günahkâr doğmaz. Her insan tertemiz bir fıtrat ve amel defteri ile dünyaya gelir. Bu ise, İslam'ın akla ve fıtrata en uygun din olduğunun bir başka delilidir. Yine Kurana göre, Hz. Âdem (asm) Allah (c.c.)ın kendisine verdiği emri unutmuştur. Niyet taşıyarak haram işlememiştir.
Kur'anda geçen ayetleri daha iyi anlamak için, önce o ayetle ilgili olan diğer ayetlere bakmak ve buna göre değerlendirme yapmak gerekir. Nitekim, konunun açıklandığı bir başka ayette Hz. Âdem (asm)'ın bunu bilerek değil unutarak yaptığı açıkça ifade edilir. (Tâ-Hâ, 20/115)
Âlimler Tâhâ Suresinin 115. âyetinde geçen "Andolsun ki biz daha önce Âdem'e emir vermiştik; ancak o unuttu ve biz onu azimli bulmadık." mealindeki ifadeyi göz önüne alarak, Hz. Âdem'in yasaklanmış ağaca günah işleme azmi olmaksızın dalgınlıkla yaklaştığını belirtmişlerdir. Nitekim, Hasan-ı Basri "Vallahi, o unuttuğu için âsi oldu." demiştir (bk. Râzî, XXII/1271)
Çünkü, İslam'a göre Peygamberler ismet sıfatına sahiptir. Yani, hataları vardır ancak günah işlemekten korunmuşlardır. (Muvazzah İlm-i Kelâm, s.184; Fıkh-ı Ekber Şerhi, s.154; Risale-i Hamidiye, s. 491)
4. Yahudi ve Hristiyanların kutsal kabul ettiği Kitab-ı Mukaddeste, Peygamberlerin şanına yakışmayan ibareler vardır. Bunlara örnekler verelim:
- Hz. Lutun kızlarıyla ilişkiye girmesi
Hristiyan ve Yahudilerin kabul ettikleri kutsal metinlerde Hz. Lut (asm), kızları tarafından sarhoş edilmiş sonra Hz. Lut (asm), kızlarıyla soylarının devamı için cinsel ilişkiye girmiştir:
Büyük kız gidip babasıyla yattı. Ancak Lut yatıp kalktığının farkında değildi. Küçük kız babasıyla yattı. Ama Lut yatıp kalktığının farkında değildi. (Yaratılış, 19/33-35)
Elbette bir Peygamberin aklını başından alacak kadar sarhoş olup kendi kızıyla cinsel ilişkiye girmesi, Peygamberliğin şanına yakışacak bir durum değildir. Bu, İslam inancındaki Peygamberlerin hatası vardır ancak günahtan korunurlar ifadesindeki hata bahsinden çok daha üst düzeyde bir cürümdür. Peygamberler bu tür fiillerden münezzehtirler.
- Hz. Yakup'un zina etmesi:
Ve Yahuda (Hz.Yakup), örtünmüş gelinini fahişe sandı... Onunla yattı ve kadın gebe kaldı. (Yaratılış, 38/15-18)
Bir Peygamberin zina gibi bir günaha düşmesi, akıllara durgunluk verecek bir iftiradır.
- Dul kadın öz oğluyla cinsi münasebet kurabilir:
Sözde kutsal metinlerde rıza var ise, anne ile çocuğun ve kardeşlerin birbiriyle cinsel ilişkisi mübah gösterilir.
O adam ki kız kardeşi ile beraber yatıp, kendilerini cinsi zevklere bırakırlar ve kız kardeşi bunu şikayet etmez, bunda bir kabahat yoktur. Fakat kız kardeş şikayette bulunursa bu işi tekrarlamaması bu adama bildirilir. O şahıs ki, daha annesi yaşlı değildir ve babası ölmüştür ve validesi yabancı erkeklerin koynuna girmek istemez ve kendi oğlu ile yatmak ister ve keza oğlu da validesi ile yatmak isterse böyle bir vaziyette eğer bu işler zor kullanılmadan yapılıyorsa, bunda bir mahsur yoktur. Ta ki oğul evlenme yaşına gelip de başka bir kızla evlenmek talebinde bulunur ve validesi buna mani olmak isterse, oğul hem kendi karısının cinsi arzularını hem de annesinin cinsi arzularını tatmin etmeli. Ta ki validesi başka bir erkek buluncaya kadar. (Babil Talmudu, Kethobuoth, 76a)
- Dul kadınların hayvanlarla cinsi münasebeti:
"Yahudi bir dul, kendisini tatmin için her türlü usule baş vurabilir. Bir kadın, sebepler göstererek bir hayvan ile cinsi münasebetleri ilerletirse bunda münasebetsiz bir şey yoktur. Böyle işler ve zevklere kendisini verip de sonradan evlenmeyi düşünen bir kadını bir baş haham da alabilir." (Babil Talmudu, Yebamoth, 59a - 59b)
- İbrahim peygamberin kız kardeşiyle evlenmesi:
Üstelik, Sara gerçekten kız kardeşimdir. Babamız bir, annemiz ayrıdır. Onunla evlendim. (Yaratılış, 20/12)
Tanrının en sevgili peygamberlerinden Hz. İbrahim (asm), öz kardeşiyle evlenmiştir. Tanrı, bu ilişkiye nedense karşı çıkmamıştır. Karşı çıkmadığı gibi onların evliliğini de bereketli kılmıştır.
Onu kutsayacağım; ondan sana bir oğul vereceğim. Onu kutsayacağım ve ulusların anası olacak. Halkların kralları onun soyundan çıkacak. (Yaratılış, 17/20)
Buna rağmen Tanrı başka yerde kız kardeşiyle evlenene de aynı zamanda lanet etmektedir:
"'Annesinden ya da babasından olan kız kardeşiyle yatana lanet olsun!' (Yasanın Tekrarı, 27/22)
Yani, Tanrı hem Hz. İbrahim'i (asm) kız kardeşiyle evlendirmekte hem de bir insanın kız kardeşiyle evlenmesine lanet okumaktadır.
Elbette, bu meseleler anlattıklarımızla sınırlı değildir. Bazen bu kutsallık atfedilen metinlerde öyle müstehcen ifadeler bulunur ki, kelimelere dökülmesinden dahi haya edilir. Ancak, sadece bu anlatılanlar dahi İslam dışındaki dinlerin sapkın boyutlarını ortaya koymaya yetmektedir. Peygamberlere atılan zina iftiraları ise bu dinlerin, Hz. İsa (asm) ve Hz. Musa (asm)'nın asıl tebliğinden ne kadar uzak olduğunu delillendirir.
5. Yahudilerin İlah, Yaratıcı tasavvuru da -Hristiyanlar gibi- Allah (c.c.)ın münezzeh olduğu ve aklın da asla kabul etmeyeceği inançları barındırır. Mesela; Yahudilerin kutsal kabul ettiği ve Tanrı tarafından indiğine inandıkları 10 emirde, Allah (c.c.)ın 6 günde dünyayı, semayı, yeri, denizi ve ormanları yaratıp sonra yorulup 7. gün istirahate çekildiği bildirilir. (Eski Ahid, Mısırdan Çıkış, 20/11)
Allah (c.c.) ise, yorulmaktan münezzehtir. Allah (c.c.), insan ya da diğer mahluklar gibi yorulmaz ve dinlenmez. Bir Kuran ayetinde Gökleri ve yeri yaratan Odur. O, onları yaratmaktan yorulmaz. (Ahkaf, 46/33) buyurulmuştur. Nitekim, kâinata baktığımızda milyarlarca ışık yılı ötede milyarlarca galaksi ve her birinin içerisinde milyarlarca yıldız barındıran ve sınırlarını aklın almaya aciz kaldığı bir evreni yaratan Allah (c.c.)ın gücünün sonsuz olduğu, acizlik, yorgunluk gibi kusurlardan münezzeh olduğu her akıl sahibine ayandır. İslam inancı bu esaslarıyla, Yahudiliğin kusur biçtiği yaratıcı imgesinden üstündür.
Ayrıca, Kuran'a göre de kâinat 6 günde yaratılmıştır. Ancak, Kuranda geçen Allah (c.c.)ın kâinatı 6 günde yaratması ifadesinde gün kelimesinin Arapçası yevm kelimesidir ve bizim bildiğimiz manada gün değil başlangıç ve sonu kesin bilinmeyen uzun bir devir anlamına gelmektedir. Yani, kâinatın 6 devirde, 6 aşamada yaratıldığı ifade edilir.
6. Yahudilik inancında Tanrının insan şeklinde tasavvuru söz konusudur. Tanrının ruhi bir varlığı vardır ve insan gibi organlara sahiptir. Tanrı, Ademe Neredesin? diye seslenmekte, yürümekte ve Ademi aramaktadır. (Yaratılış, 3/9) Yine Tanrı, Yakup ile yüz yüze görüşmüştür. (Yaratılış, 32/30) Ayrıca, Yahudi dinine göre gök gürültüsü Tanrının gür sesidir. Ancak, Kurana göre Gök gürültüsü hamd ile Allahı tespih etmektedir. (Rad, 13/13) Allah (c.c.), yarattıklarına benzemekten ve insan gibi organları olmaktan münezzehtir. Kuranda zikri geçen Allahın eli, Allahın yüzü, Allahın kürsüsü gibi ifadeler ise, hakikatte Allah (c.c.)ın insan gibi eli, yüzü olduğu manasına gelmez. Bu ayetler müteşabihtir, yani ayetlerde benzetmeli anlatım söz konusudur. Allah (c.c.), insanın tecrübe alanında değildir. Bu sebeple bilmediğimiz bir şeyi anlayabilmek için bazı meseleler bildiğimiz şeylere kıyas edilmiştir. Allah (c.c.), kendi hakkında konuşurken insanların düşünce yapılarına uygun, tecrübe alanı içerisinde olan lafızları kullanarak insanları dine davet etmiştir. Ancak bu ifadelerin yanında gerçekte Allahın yaratılmış hiçbir şeye benzemediğini anlatan ayetler indirilerek bu ifadelerin mecaz olduğu ortaya konulmuştur.
Onun benzeri hiçbir şey yoktur. (Şura Suresi, 11)
7. Yahudiliğe göre, Peygamberlik milli bir müessesedir. Peygamberler sadece kendi milletlerine gelenlerden ibarettir. Allah (c.c.)ın sadece Yahudilere peygamber gönderip kalan milletleri uyarıcısız bırakması, Allah (c.c.)ın rahmetine, adaletine, akla ve vicdana uygun düşmemektedir. Zira, Allah (c.c.)ın kullarına peygamber göndermeyip onları uyarmadan cehenneme atması düşünülemez. Avrupada, Asyada, Afrikada Yahudilere uzak bölgelerde Dünyaya gelmek insanın elinde değildir ve bu bölgelerin de tebliğe ve kendisini uyaracak peygamberlere ihtiyaçları vardır. Bazı Kuran ayetlerinde şöyle buyurulur:
Biz, her millete -Allah'a kullukta bulunun ve putlara ibadetten kaçının- diye bir peygamber gönderdik." (Nahl Suresi, 36)
"İçinde peygamber olmayan hiç bir millet yoktur." (Fâtır Suresi, 24)
Bir hadis-i şerifte yeryüzüne 124.000 Peygamber gönderildiği bildirilmiştir. (Müsned 5/265-266; İbn Hibbân, 2/77)
Yahudiler şöyle der: Yahudi olmayan cennette giremeyecektir. Yahudi olmak için de ancak Yahudi doğmak gerekir. İnsanın hangi anne babadan doğacağına ise Allah (c.c.) karar verir. Demek ki, Yahudi inancına göre, Allah (c.c.) insanları yaratıyor ve cehenneme zorla gönderip cennete girmesine de istese dahi izin vermiyor. Bunun yanında, insanların sonradan Yahudi olabileceğini savunan hahamlarda vardır. Ancak, bu kesim de insanların Yahudi olmaması için son derece gayret sarf ederler. Çünkü, kendilerini Hz. İbrahim (asm)in soyunun temsilcileri kabul ederler. Bu sebeple milliyetçi bir din anlayışları olmadığı asla iddia edilemez.
Sonuç olarak, İslam, getirdiği inanç sistemiyle akla, mantığa, vicdana ve evrenselliğe uyan tek dindir.
Dört İncilde bulunan çelişkilere ve tahriflere bazı örnekler:
İncillerde pek çok çelişki mevcuttur. Bu çelişkilerden beşini zikredelim: (Detaylı bilgi için bkz. Şaban KUZGUN, Dört İncil Yazılması, Derlenmesi, Muhtevası, Farklılıkları, Çelişkileri, 2004)
1. Matta, Markos ve Luka İncillerine göre Hz. İsa (asm)ın risaleti bir yıl, Yuhannaya göre ise iki yıldan fazla sürmüştür.
2. Hz. Davuddan (a.s.) Hz. İsa (asm)ya kadar geçen kuşakların sayısı Mattaya göre yirmi altı iken, Lukaya göre kırktır.
3. Hristiyanlığa göre Hz. İsa (asm) çarmıha gerileceği sırada Allahım! Allahım! Beni neden terk ettin! diye Allah (c.c.)a yalvarmıştır. (bkz. Markos, 15/34; Matta, 27/46) İsa Tanrı ise, yani bu söz Tanrı olan İsanın sözü ise, onun Tanrı olduğu halde kendisini koruyamadığı anlaşılıyor. Bu söz, Peygamber İsanın sözü ise, onun Tanrıyı hakkıyla tanımadığı anlaşılıyor. Çünkü, bir peygamberin Allahım! Beni neden terk ettin! demesi düşünülemez. İslam inancına göre, Hz. İsa (asm) ne çarmıha gerilmiş, ne de böyle bir yakarışta bulunmuştur.
4. Matta, Hz. İsa (asm)ın soy kütüğünü Hz. İbrahim (asm)e kadar kırk kişi olarak verirken, Luka bunun elli beş olduğunu söyler.
5. İncillerde Tanrı'nın görülüp görülemeyeceği hususunda çelişkili bilgiler bulunmaktadır.
Verdiğimiz bu örnekler İncillerin çelişkilerinden bir kaçıdır. Bu İnciller, Allah (c.c.)a nispet edilemeyeceği gibi, Hz. İsa (asm)ya da nispet edilemez. Allah (c.c.)a nispet edilemeyeceğini, aslının korunamadığından, yazıya geçirilemediğinden, ortada üzerinde ittifak edilen ortak bir metin olmadığından anlamaktayız. Hz. İsa (asm)ya nispet edilemeyişini ise, bu İncilleri onun yazdırmayışından, onu dinleyen ve dinleyenleri dinleyenlerin yazdıkları İnciller içinde bulunan tutarsızlık, yanlışlık ve çelişkilerden anlamaktayız. Dolayısıyla, Tanrı gözetiminde, yani bir nevi vahiyle yazılan eserlerin birbirleriyle çelişkili olması kabul edilemez ve bu durum Hristiyanlıkta tahrifin gerçekleştiğinin kanıtıdır.