Bazen boşa çabalamıyor muyuz?
8
●221
- 29-11-2020, 12:43:26Genelde tek kalmayı sevmiyorum. Yani boş kalmayı. Boş kaldıkça kafamda çeşitli sorular çıkıp duruyor. Mesela o kadar zaman çalışıyoruz emek veriyoruz, kader sizi birilerinin damadı ya da evladı olarak yazmadığı için doğuştan mutlu olamıyorsunuz. Mutlu olmak içinde çabalıyorsunuz. Bakın hepi topu 90 yıl ömrümüz var sağlıklı olursak. Bu konuda inancınız ne olursa olsun 90 yıl abi, ötesi yok. Bunun 30 senesi zaten bir düzeni kurmaya çalışmakla 30 senesi de o düzeni kurduysanız yönetmeyle veya o düzeni sağlamak için kendimizi yırtmakla geçiriyoruz. Son 30 yılda zaten ürettiysen onu yiyorsun üretmediysen orta halli ölümü bekliyorsun. 90 yıl ama bakın taş çatlasa 90 yıl. Kafamıza o kadar dert ediyoruz ki bazı insanları ve dertleri. Özellikle bizim dönemimizde çok fazla saçma olay oluyor ve bunlara kapılıp gittiğimizden ne zamanın kıymetini ne hayatımızın değerini anlıyoruz. Eldekini kaybettiğimizde o zaman anlıyoruz bazı şeyler için ne kadar geç ya da bazı şeylerin ne kadar boş olduğunu değil mi? Korona olmasa ne el temizliği, ne nefes alma ne de sarılmanın değerini bilecektik. Bazen düşünüyorum bu şekilde ama diyorum ki yapacak hiç bişey yok. Eninde sonunda çimentodan ya da çelikten yapılan şeyler için çabalayıp ömrü doldurup o mezara gireceksin. Değerini bil bari vaktinin diyorum. Tekrar söylüyorum, inancınız ne olursa olsun ömrünüz 90 yıl. Sonrası için çok geç olacak, değerini bilin hayatınızın.
- 29-11-2020, 12:49:11Çok aramıyorum hocam, aradıkça başka şeyler çıkıyor. Antidepresan gibi geçici uyutuyorlar. Huzuru bulsanız da bulmasanız da 90 yıl : )Szr731 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
- 29-11-2020, 12:53:58Her ne kadar bazı şeyler elimizde olsa da elimizde olmayan ve adını "Kader" koyduğumuz bir durum var. Senden daha zengin olan insan %99 mutluluk oranıyla yaşıyor zannetme. Örneğin sen bir spor araba aldığında mutlu olabilecekken o kişi zengin olduğu için zaten halihazırda öyle bir arabası vardır ve bir üst şeyi ister. Onun da mutlu olmak için çabaladığı şey odur. Burada önemli olan kendine saygıyı yitirmeden, kötülük yapmadan iç huzurunu temin edip kendini sürekli geliştiren ve hayattan tat alan bir birey olabilmektir. Onun dışında beynimiz, bir değirmen taşı gibi içine mısır/buğday taneleri atılmadığında taş kendini öğütecektir.
Kendini geliştiren, her yeni gün kendine yeni bir şeyler katan insan hayattan tat alır. İşin ibadet boyutuna girmiyorum, herkesin kendine göre inancı ve imanı var, o ayrı.
Gerçekten de hayat göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir süreç. Çocukluğumdaki anıları dün gibi hatırlıyorum ama 15-20 sene geçmiş. 85 yaşımıza geldiğimizde de (nasipse) aynı hissi yaşayacağız. O yüzden bazı şeyler için geç olmadan o işe girişmek, başlamak ve çabalamak lazım. Güzel bir konuya değindiğiniz için teşekkür ederim, mutlu-huzurlu pazarlar
- 29-11-2020, 12:57:26Haklısınız, lakin dediğim gibi zenginde olsan fakirde olsan 90 yıl : ) Zengin bir tık daha iyi geçiriyor olabilir ama fakirin de sağlık ve huzuru yerinde olunca tadından yenmiyor gibi görünse de aslında hepsi aynı " yetmemenin ve doyumsuzluğun " kurbanı oluyor. Fakirin kazancı sağlığı olabiliyorken zenginin kaybettiği sağlığı olabiliyor. Sabancı mesela, o kadar zengindi ki. Çocuğunun yüzünün güldüğünü çok göremedi garibim o hasretle yandı gitti. Aslında demek istediğim maddiyattan öte hayatın değerini bilememiz. Çok gereksiz insanlara, konulara ve ideolojiler içerisinde ömrümüzü tamamlamamız. Ömrümüz daha güzel bir yaşamı hakediyor bence, bu da erkenden uyanmaktan geçiyor. : ) Güzel yorumunuz için teşekkür ederim.mykill adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
- 29-11-2020, 12:59:11Merhum Sakıp Sabancı çok sayıda güzel anı ve sözle aramızdan ayrıldı. 'Otomobil üretiyorum ama oğlum binemiyor.' açıklamasını da içeren röportajı ise en duygusal olanıydı.mykill adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
İşte olay bu abi. Zenginde olsan fakirde olsan hayattan tadını alamıyorsan öyle koşturmayla geçirmiş oluyorsun sadece hayatı. Önemli olan ufak şeylere takılmadan mutlu olabilmek.