Her ne kadar bazı şeyler elimizde olsa da elimizde olmayan ve adını
"Kader" koyduğumuz bir durum var. Senden daha zengin olan insan %99 mutluluk oranıyla yaşıyor zannetme. Örneğin sen bir spor araba aldığında mutlu olabilecekken o kişi zengin olduğu için zaten halihazırda öyle bir arabası vardır ve bir üst şeyi ister. Onun da mutlu olmak için çabaladığı şey odur. Burada önemli olan kendine saygıyı yitirmeden, kötülük yapmadan iç huzurunu temin edip kendini sürekli geliştiren ve hayattan tat alan bir birey olabilmektir. Onun dışında beynimiz, bir değirmen taşı gibi içine mısır/buğday taneleri atılmadığında taş kendini öğütecektir.
Kendini geliştiren, her yeni gün kendine yeni bir şeyler katan insan hayattan tat alır. İşin ibadet boyutuna girmiyorum, herkesin kendine göre inancı ve imanı var, o ayrı.
Gerçekten de hayat göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir süreç. Çocukluğumdaki anıları dün gibi hatırlıyorum ama 15-20 sene geçmiş. 85 yaşımıza geldiğimizde de (nasipse) aynı hissi yaşayacağız. O yüzden bazı şeyler için geç olmadan o işe girişmek, başlamak ve çabalamak lazım. Güzel bir konuya değindiğiniz için teşekkür ederim, mutlu-huzurlu pazarlar
Haklısınız, lakin dediğim gibi zenginde olsan fakirde olsan 90 yıl : ) Zengin bir tık daha iyi geçiriyor olabilir ama fakirin de sağlık ve huzuru yerinde olunca tadından yenmiyor gibi görünse de aslında hepsi aynı " yetmemenin ve doyumsuzluğun " kurbanı oluyor. Fakirin kazancı sağlığı olabiliyorken zenginin kaybettiği sağlığı olabiliyor. Sabancı mesela, o kadar zengindi ki. Çocuğunun yüzünün güldüğünü çok göremedi garibim o hasretle yandı gitti. Aslında demek istediğim maddiyattan öte hayatın değerini bilememiz. Çok gereksiz insanlara, konulara ve ideolojiler içerisinde ömrümüzü tamamlamamız. Ömrümüz daha güzel bir yaşamı hakediyor bence, bu da erkenden uyanmaktan geçiyor. : ) Güzel yorumunuz için teşekkür ederim.