Genelde tek kalmayı sevmiyorum. Yani boş kalmayı. Boş kaldıkça kafamda çeşitli sorular çıkıp duruyor. Mesela o kadar zaman çalışıyoruz emek veriyoruz, kader sizi birilerinin damadı ya da evladı olarak yazmadığı için doğuştan mutlu olamıyorsunuz. Mutlu olmak içinde çabalıyorsunuz. Bakın hepi topu 90 yıl ömrümüz var sağlıklı olursak. Bu konuda inancınız ne olursa olsun 90 yıl abi, ötesi yok. Bunun 30 senesi zaten bir düzeni kurmaya çalışmakla 30 senesi de o düzeni kurduysanız yönetmeyle veya o düzeni sağlamak için kendimizi yırtmakla geçiriyoruz. Son 30 yılda zaten ürettiysen onu yiyorsun üretmediysen orta halli ölümü bekliyorsun. 90 yıl ama bakın taş çatlasa 90 yıl. Kafamıza o kadar dert ediyoruz ki bazı insanları ve dertleri. Özellikle bizim dönemimizde çok fazla saçma olay oluyor ve bunlara kapılıp gittiğimizden ne zamanın kıymetini ne hayatımızın değerini anlıyoruz. Eldekini kaybettiğimizde o zaman anlıyoruz bazı şeyler için ne kadar geç ya da bazı şeylerin ne kadar boş olduğunu değil mi? Korona olmasa ne el temizliği, ne nefes alma ne de sarılmanın değerini bilecektik. Bazen düşünüyorum bu şekilde ama diyorum ki yapacak hiç bişey yok. Eninde sonunda çimentodan ya da çelikten yapılan şeyler için çabalayıp ömrü doldurup o mezara gireceksin. Değerini bil bari vaktinin diyorum. Tekrar söylüyorum, inancınız ne olursa olsun ömrünüz 90 yıl. Sonrası için çok geç olacak, değerini bilin hayatınızın.