• 10-08-2019, 19:04:45
    #19
    BlueGreen adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Kendisi rahatsızlığının ve takıntılarının farkında olan birisi. Eğer birisi rahatsızlığının farkındaysa, çözümüne de ulaşacaktır. İçiniz rahat olsun. Ama diğer bir konu da sizinle ilgili. Düşüncelerinizi, tanımadığınız birine agresifçe "boş boş post kasmayın" ya da "şunu deyin geçin" tarzında iletiyorsanız orada maalesef bir problem vardır. Umarım bunun farkındasınızdır.
    İnanın ki akranlarımın sahip olduğu ortalama problemlerin çok da ötesinde bir problemim yok. Ama söz konusu bir insanın mental sağlığı olunca düşüncesizce atılan bir yorum beni çok sinirlendirebiliyor. "Kendisi rahatsızlığının ve takıntılarının farkında olan birisi" söyleminiz bile olayın ne kadar uzağında olduğunuzu gösteriyor ayrıca. Her takıntı sahibi insan, durumunun farkındadır ancak düşüncelerini doğru yorumlayamaz ve yönetemez.Öte yandan hadi diyelim söz konusu şahıs bir şekilde bu yorumdan etkilenmedi, mevcut probleme sahip bir başka kişisinin yorumunuzla karşılaştığında ne olacak peki?
  • 10-08-2019, 19:24:06
    #20
    mramra adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    İnanın ki akranlarımın sahip olduğu ortalama problemlerin çok da ötesinde bir problemim yok. Ama söz konusu bir insanın mental sağlığı olunca düşüncesizce atılan bir yorum beni çok sinirlendirebiliyor. "Kendisi rahatsızlığının ve takıntılarının farkında olan birisi" söyleminiz bile olayın ne kadar uzağında olduğunuzu gösteriyor ayrıca. Her takıntı sahibi insan, durumunun farkındadır ancak düşüncelerini doğru yorumlayamaz ve yönetemez.Öte yandan hadi diyelim söz konusu şahıs bir şekilde bu yorumdan etkilenmedi, mevcut probleme sahip bir başka kişisinin yorumunuzla karşılaştığında ne olacak peki?
    Tabiki sizde haklısınız. Bu konuya yazmak istememin sebebi kendimin de hali hazırda 4 senedir psikolojik tedavi görüyor olmam. Kronik depresyon tedavisi görüyorum bende ve maalesef çok ağır bir durumdan bugünlere geldim. Kendimden yola çıkarak yorum yazabiliyorum. Post kasmak gibi bir amacım yok. Söylediğiniz açıdan da bakacağım merak etmeyin. Gittiğim psikiyatristlerin bana anlattıklarını aktarıyorum yalnızca. İnsan doğası kendini iyileştirmekle uğraşır sürekli. Bu yorumları okuyan bir başka takıntısı olan kişi de yazılanları umursasa da umursama da varacağı nokta kendini iyileştirmek olacak. Çünkü zaman ilerledikçe genel toplum sağlığı iyileşme gösterir. Bunu uzun uzun anlatabilirim ama bunun yeri maalesef bu konunun altı değil şuanda. Lütfen içiniz rahat olsun.
  • 10-08-2019, 19:32:24
    #21
    BlueGreen adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Tabiki sizde haklısınız. Bu konuya yazmak istememin sebebi kendimin de hali hazırda 4 senedir psikolojik tedavi görüyor olmam. Kronik depresyon tedavisi görüyorum bende ve maalesef çok ağır bir durumdan bugünlere geldim. Kendimden yola çıkarak yorum yazabiliyorum. Post kasmak gibi bir amacım yok. Söylediğiniz açıdan da bakacağım merak etmeyin. Gittiğim psikiyatristlerin bana anlattıklarını aktarıyorum yalnızca. İnsan doğası kendini iyileştirmekle uğraşır sürekli. Bu yorumları okuyan bir başka takıntısı olan kişi de yazılanları umursasa da umursama da varacağı nokta kendini iyileştirmek olacak. Çünkü zaman ilerledikçe genel toplum sağlığı iyileşme gösterir. Bunu uzun uzun anlatabilirim ama bunun yeri maalesef bu konunun altı değil şuanda. Lütfen içiniz rahat olsun.
    Kusura bakmayın dediğim gibi söz konusu mental sağlık olunca biraz fazla agresif oluyorum. Size de geçmiş olsun diliyorum hayatta ölüm hariç her şeyin çözümü var. İyi günler dilerim.
  • 10-08-2019, 19:36:51
    #22
    mramra adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Kusura bakmayın dediğim gibi söz konusu mental sağlık olunca biraz fazla agresif oluyorum. Size de geçmiş olsun diliyorum hayatta ölüm hariç her şeyin çözümü var. İyi günler dilerim.
    Rica ederim ne demek. Kesinlikle her şeyin bir çözümü var. Güzel dilekleriniz için teşekkür ederim. Bende hepimize sağlıklı ve mutlu günler diliyorum. Size de iyi günler dilerim.
  • 10-08-2019, 19:37:23
    #23
    Kardeşim geçmiş olsun. Allah şifa versin.
    Aşağı yukarı hepimiz böyle "pinpirikli"yiz
    Aslında hepimizin birçok piskolojik sorunu var ama siz ilaç kullananlarındansınız.
    Bence hayatınıza güçlü amaçlar koyarak bu sorunu daha kolay çözülebilir hale getirebilirsiniz.
    Varlığınızı manevi bir şeye adamanızı önerebilirim. Tabi ki tavsiyem kişiseldir. Öneri yani. Taktir sizin.
    Ölüm korkusu birçok kişi de var. Arkadaşlarımdan da çok duyuyorum. Bende de var. Yaşlılarda daha çok oluyor malum.
    Ama dünya böyle
  • 10-08-2019, 19:46:08
    #24
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    Kimya'nın psikoloji üzerinde etkisi vardır. Ancak kalıcı etkiler değildir. İlaçların etkisi de zamanla geçer. Bu ilaçlar ancak birer yardımcıdır. Halkımız bu konularda yeterince bilgi sahibi olmadığı için psikiyatriye gidip ilaç alıp, içince, psikolojik durumunun bir soğuk algınlığı ya da enfeksiyon gibi geçeceğini düşünür. Ancak işin aslı öyle değildir. İlaç sayesinde nörotransmitterler arası iletişim, sinapslardaki kimyasal bozuklukların bastırılmasıyla sağlıklı hale döner. Ancak bu ilaç etkisi geçince ya da vücut ilaca bağışıklık kazandığında eski haline geri dönecektir. Ayrıca sorunun altında yatan ve beyin kimyanızı değiştiren x olay, bilinç altında kaldığı sürece, gündelik yaşam da bir çok şeyden biz farkına bile varmadan etkilenen ve reaksiyon gösteren beynimizin kimyasını değiştirmeye devam edecektir.
    Peki, kalıcı düzelme için ne yapmak gerekir?

    Öncelikle kişi, psikaytriden önce psikologa gitmelidir. Psikolog yapılan görüşme sonrası sizin aynı zamanda psikiyatri desteğine ihtiyacınız olup, olmadığını belirler. Dileyen Klinik psikologa da gidebilir, onların ilaç yazma yetkileri vardır.
    Gel, gelelim. İlacı aldık, bitti gitti olmuyor. O altta yatan nedenleri bulup, çıkarmak gerek. Sonra bununla yüzleşip, en uygun psikolojik terapi yöntemiyle düzenli ve istikrarlı bir psikoterapi almak gerekir. Bu sırada ilaçlar kullanılması gerekiyorsa, kullanılır. Buradaki asıl fayda psikoterapi'den gelmektedir. İlaç kullanımı ve psikoterapi bir bütündür. Farkında olduğumuz, olmadığımız çevresel etkileşimler beyin kimyamızı etkiliyor dedik. Yani belki de hiç hatırlamadığınız, üzerinde bile durmadığınız bir kişinin sözünü işittiğiniz için beyin kimyanız alt bir travma geçirip, hasara uğramış olabilir. Sokakta çalınan araba kornasının bile beynimizde bir etkileşimi söz konusudur. Bunu biz bilemeyiz. Ancak psikoterapi'de yapılan şey, sorununuz tespit edildikten sonra beynin bu her şeyden etkilenme özelliğini olumlu yönde kullanmaktır. Psikolog ile görüşmelerinizde, psikolog sizin düşüncelerinize müdahale etmeden, onları olumlu şekillere bazı yöntemlerle yönlendirmeye çalışır. Böylece beyin kimyanız ilacın yarattığından daha kuvvetli bir etkileşim ve değişim içerisine girer.

    Sözün özü; ilaçlarınızı kullanırken, düzenli aralıklarla, aksatmadan bir psikoterapi desteği almalısınız. Kalıcı tedaviyi böyle sağlarsınız. Onun dışında çevrenizde ki olumsuzluk yaratan kişi ve olaylar varsa bu süreçlerde bu kişilerden uzak durmak elzemdir.
    Obsesyon ile ilgili, gördüğüm en iyi açıklamayı yapan psikiyatrist, psikoterapst İbrahim Bilgen'dir.
    İzleyebilirsiniz;


    https://www.youtube.com/watch?v=uGbK5UtSolA


    https://www.youtube.com/watch?v=xOcWgzrrY8Y


    https://www.youtube.com/watch?v=3c7Rq5w824I
  • 10-08-2019, 20:21:36
    #25
    Hiç bir şeyin yok turp gibisin..
  • 10-08-2019, 20:23:52
    #26
    geçmiş olsun hocam, sana internet yasak gibi ama şu videoya denk geldim.
    yorumlarda derttaşların var gibi. zor iş, şifa diliyorum sana..


    https://www.youtube.com/watch?v=rU5i7mL3cio
  • 10-08-2019, 20:26:17
    #27
    Üyeliği durduruldu
    codev adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Kimya'nın psikoloji üzerinde etkisi vardır. Ancak kalıcı etkiler değildir. İlaçların etkisi de zamanla geçer. Bu ilaçlar ancak birer yardımcıdır. Halkımız bu konularda yeterince bilgi sahibi olmadığı için psikiyatriye gidip ilaç alıp, içince, psikolojik durumunun bir soğuk algınlığı ya da enfeksiyon gibi geçeceğini düşünür. Ancak işin aslı öyle değildir. İlaç sayesinde nörotransmitterler arası iletişim, sinapslardaki kimyasal bozuklukların bastırılmasıyla sağlıklı hale döner. Ancak bu ilaç etkisi geçince ya da vücut ilaca bağışıklık kazandığında eski haline geri dönecektir. Ayrıca sorunun altında yatan ve beyin kimyanızı değiştiren x olay, bilinç altında kaldığı sürece, gündelik yaşam da bir çok şeyden biz farkına bile varmadan etkilenen ve reaksiyon gösteren beynimizin kimyasını değiştirmeye devam edecektir.
    Peki, kalıcı düzelme için ne yapmak gerekir?

    Öncelikle kişi, psikaytriden önce psikologa gitmelidir. Psikolog yapılan görüşme sonrası sizin aynı zamanda psikiyatri desteğine ihtiyacınız olup, olmadığını belirler. Dileyen Klinik psikologa da gidebilir, onların ilaç yazma yetkileri vardır.
    Gel, gelelim. İlacı aldık, bitti gitti olmuyor. O altta yatan nedenleri bulup, çıkarmak gerek. Sonra bununla yüzleşip, en uygun psikolojik terapi yöntemiyle düzenli ve istikrarlı bir psikoterapi almak gerekir. Bu sırada ilaçlar kullanılması gerekiyorsa, kullanılır. Buradaki asıl fayda psikoterapi'den gelmektedir. İlaç kullanımı ve psikoterapi bir bütündür. Farkında olduğumuz, olmadığımız çevresel etkileşimler beyin kimyamızı etkiliyor dedik. Yani belki de hiç hatırlamadığınız, üzerinde bile durmadığınız bir kişinin sözünü işittiğiniz için beyin kimyanız alt bir travma geçirip, hasara uğramış olabilir. Sokakta çalınan araba kornasının bile beynimizde bir etkileşimi söz konusudur. Bunu biz bilemeyiz. Ancak psikoterapi'de yapılan şey, sorununuz tespit edildikten sonra beynin bu her şeyden etkilenme özelliğini olumlu yönde kullanmaktır. Psikolog ile görüşmelerinizde, psikolog sizin düşüncelerinize müdahale etmeden, onları olumlu şekillere bazı yöntemlerle yönlendirmeye çalışır. Böylece beyin kimyanız ilacın yarattığından daha kuvvetli bir etkileşim ve değişim içerisine girer.

    Sözün özü; ilaçlarınızı kullanırken, düzenli aralıklarla, aksatmadan bir psikoterapi desteği almalısınız. Kalıcı tedaviyi böyle sağlarsınız. Onun dışında çevrenizde ki olumsuzluk yaratan kişi ve olaylar varsa bu süreçlerde bu kişilerden uzak durmak elzemdir.
    Obsesyon ile ilgili, gördüğüm en iyi açıklamayı yapan psikiyatrist, psikoterapst İbrahim Bilgen'dir.
    İzleyebilirsiniz;


    https://www.youtube.com/watch?v=uGbK5UtSolA


    https://www.youtube.com/watch?v=xOcWgzrrY8Y


    https://www.youtube.com/watch?v=3c7Rq5w824I
    Öncelikle hakkınızı helal edin zaman ayırıp böyle bir yorum yazdığınız için teşekkür ederim. Çok doğru değinmişsiniz kesinlikle psikoterapi şart dediğiniz gibi size katılıyorum. Videoları izleyeceğim şimdi.