• 30-12-2012, 14:33:02
    #11
    Bunun neresi kaynak?
    Bu kendi çapında blog yazan bir adamın sayfası.
    İnternetten bulduğu bir hikayeyi aynı burada foruma yazanlar gibi kaynağını sorgulama ve kaynak belirtme alışkanlığı olmadan yazmış.
    Hala medya okumayı öğrenemedik.
    Hem de webmaster forumunda.

    Ki ben mesajımı bitirmeden ikinci link eklemişsiniz ve bunun yamamen yalan olduğu ortaya çıkmış.

    Alıntı
    Bir Mimar Sinan eseri olan Şehzadebaşı Cami´nin 1990´li yıllarda devam eden restorasyonunu yapan firma yetkililerinden bir inşaat mühendisi, caminin restorasyonu sırasında yaşadıklarını anlatıyor.
    Yıl belli değil, firma ismi belli değil, mühendisin ismi belli değil.
    Bir yıl yazılsa o yıl bi restorasyon var mıydı görebiliriz, inşaat firması doğru mu diye kontrol edebiliriz. Dahası o inşaat mühendisi bunları teyit edebilir ya da reddedebilir.

    Anonim yaşayan bir toplumuz.
    Anonim bilgi cehalettir.

    BU KONUYU AÇAN ARKADAŞ.
    BENCE KONUNUN BAŞINA BU HİKAYE İLE İLGİLİ HİÇ BİR BELGE KANIT YOKTUR VE ŞEHİR EFSANESİDİR YAZ.
    İLK MESAJI OKUYUP GERİ KALANINI OKUMAYAN BİR ÇOK KİŞİ BUNU İNTERNETTE BAŞKA YERLERE KOPYALAYACAKTIR. VE BİR YALANIN DEVAMINA ORTAK OLACAKSINIZ.
  • 30-12-2012, 14:40:20
    #12
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bunun neresi kaynak?
    Bu kendi çapında blog yazan bir adamın sayfası.
    İnternetten bulduğu bir hikayeyi aynı burada foruma yazanlar gibi kaynağını sorgulama ve kaynak belirtme alışkanlığı olmadan yazmış.
    Hala medya okumayı öğrenemedik.
    Hem de webmaster forumunda.

    Ki ben mesajımı bitirmeden ikinci link eklemişsiniz ve bunun yamamen yalan olduğu ortaya çıkmış.



    Yıl belli değil, firma ismi belli değil, mühendisin ismi belli değil.
    Bir yıl yazılsa o yıl bi restorasyon var mıydı görebiliriz, inşaat firması doğru mu diye kontrol edebiliriz. Dahası o inşaat mühendisi bunları teyit edebilir ya da reddedebilir.

    Anonim yaşayan bir toplumuz.
    Anonim bilgi cehalettir.

    BU KONUYU AÇAN ARKADAŞ.
    BENCE KONUNUN BAŞINA BU HİKAYE İLE İLGİLİ HİÇ BİR BELGE KANIT YOKTUR VE ŞEHİR EFSANESİDİR YAZ.
    İLK MESAJI OKUYUP GERİ KALANINI OKUMAYAN BİR ÇOK KİŞİ BUNU İNTERNETTE BAŞKA YERLERE KOPYALAYACAKTIR. VE BİR YALANIN DEVAMINA ORTAK OLACAKSINIZ.
    orada kaynak demedimki
    arkadaş yalan haberdi demiş

    ilk linkte haber var
    ikincide çürütmeyle alakalı yazı var

    biraz dikkat et yazdıklarına biraz anlamaya çalış
  • 30-12-2012, 14:41:48
    #13
    Chemistry adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    orada kaynak demedimki
    arkadaş yalan haberdi demiş

    ilk linkte haber var
    ikincide çürütmeyle alakalı yazı var

    biraz dikkat et yazdıklarına biraz anlamaya çalış
    Evet ikinci linki sonradan farkettim.
  • 30-12-2012, 14:43:00
    #14
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Evet ikinci linki sonradan farkettim.
    ayrıca böyle birşeyin kaynağını bulabilmek malesef ülkemizde çok ama çok zor
  • 30-12-2012, 14:48:53
    #15
    Üyeliği durduruldu
    Chemistry adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    orada kaynak demedimki
    arkadaş yalan haberdi demiş

    ilk linkte haber var
    ikincide çürütmeyle alakalı yazı var

    biraz dikkat et yazdıklarına biraz anlamaya çalış
    Atatürkle alakalı yalanda olsa bilgi versen inanırda osmanlı dönemlerinde kalmış bir bilgiyi belgelide sunsan inanmaz o yüzden pek oralı olmayın arkadaşla kimlerden olduğunu belli ediyor
  • 30-12-2012, 14:52:25
    #16
    Üyeliği durduruldu
    Vay be ...
  • 30-12-2012, 15:00:54
    #17
    Chemistry adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    ayrıca böyle birşeyin kaynağını bulabilmek malesef ülkemizde çok ama çok zor
    Eğer böyle bir şey olduysa kaynağını bulabilmek hiç de zor değil.
    Böyle bir şey gerçekten olsaydı gazetelerde boy boy çıkardı.
    Bir çok adakdemik makaleye konu olurdu.
    Bir şişe içinden 400 yıllık mektup çıkacak ve mühendis onu alıp saklayacak mı? O mektup bugün bir müzede milli gururumuz olarak sergileniyor olurdu hakkında tonla tarih kitabı yazılmış olurdu.

    Bir kere 400 sene ömürlü çürüyen taş meselesi nedir? Osmanlıdan önce Selçuklulardan kalan medreseler, köprüler var. Mimar Sinan kendinden 400 sene önce yaşayan Türk mimarlar kadar dayanıklı malzeme kullanamıyor muydu sanki?

    Bu bir şehir efsanesi.
    İsim yok, tarih yok, anlatılanlar tamamen işleyişe aykırı.
    Restorasyonu inşaat mühendisleri yapmaz. Bir kemer konusunda ne yapılacağına ustalarla toplantı yapılıp karar verilmez. Taşlar çürümez, Hele hele çürüdü diye bir taş başka bir taş ile değiştirilmez restorasyonda. Orada tarihi olan şey kemer değil kemerdeki taşlar, eskidi diye bir yapının elemanlarını değiştirirsen onun tarihi neyi kalır geriye isminden başka. Restorasyon koruma ve tamir etmedir, yenisiyle değiştirme değil.

    --R10.NET; Flood Engellendi -->-> Yeni yazılan mesaj 15:00:54 -->-> Daha önceki mesaj 14:58:09 --

    nurettin60 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Atatürkle alakalı yalanda olsa bilgi versen inanırda osmanlı dönemlerinde kalmış bir bilgiyi belgelide sunsan inanmaz o yüzden pek oralı olmayın arkadaşla kimlerden olduğunu belli ediyor
    Belgesiz babamı tanımam.
    İnanmak nedir? Dina inanılır bilgiye değğil.
    Bu tarz konularda bilirsin ya da bilmezsin.
    İspatlarsın ya da ispatlayamazsın.
    Varsa belgen sun. Biz de bilelim.
    Kuyruk acınız o kadar çok ki Atatürk'ü karıştırmadan rahat edemiyorsunuz.
    Biz Atatürk'e BİLİMİ AKLI İLMİ hedef gösterdiği sevgi duyarız.
    Bilgisiz belgesiz Atatürk hakkınd yazılanlara Atatürkçüler inanmaz.
    Ama hurafelere inananlara bolca hurafe ve şehir efsanesi vermek lazım.
    Onların belgeye delile bilime ihtiyaçları yok nasılsa...
    Çünkü bilgi azaldıkça inanılanların sayısı artar.
  • 30-12-2012, 15:03:28
    #18
    yazacak çok şeyim var ama yeri burası değil neyse arkadaşın konusunda lütfen tartışmayalım