Aşk… nede kısa bir kelime değilmi? Tıpkı kısa süren aşklar gibi, ilk aşık olduğunuz günü hatırlıyor musunuz? nede mutluyudunuz değilmi, havaları uçuyordunuz, sanki dünyada sizden başka aşık yokmuş gibi, sanki artık hiç dert tasa yok gibi. Hayallerinizi, düşüncelerinizi, yaptıklarınıza hep ona, sevdiğinize göre ayarlarsınız, her zaman aklınızda o vardır, onunla düşlediğiniz geleceğin hayallerini gece yatağınızda düşünürsünüz, içlenirsiniz, duygularırsınız, belkide göz yaşı dökersiniz, bunların dışında en önemlisi onu ne kadar çok sevdiğinizi anlarsınız.
Peki ya ölürse?
Dokunmaya kıyamadığınız, öpmeye doyamadığınız, hayallerinizi gerçekleştiremediğiniz aşkınız birgün başka diyarlara göç etse ne yapardınız? Muhtemelen çıldırırdınız değilmi? Düşünmek bile belkide şu anda sizi çılgına döndürüyordur.
Ölümle sonuçlanan bir aşk acısı…
( O ismini vermek istemediğim kişi benim, blogumdan alıntı )
İsmini vermek istemediğim bir arkadaşımın aşk acısını anlatacağım sizlere, her ikiside liseye gidiyorlardı ve birbirlerini o kadar çok seviyorlardıki, yaşlarına rağmen öğretmenler dahi onlardan imreniyordu, birbirlerini o kadar çok seviyorlardıki, birgün dahi birbirlerini görmeseler, telaş yapıp bayılacak gibi olurlardı, ancak aralarında bir engel vardı, babaları. Belki Türk filmlerinden fırlamış bir aşk hikayesi diyeceksiniz ama gerçektende öyle, iki ailenin babaları eskiden beri kan davalıydılar ve konuşmuyorlardı doğal olarak ama ne yazıkki çocukları birbirine ölümüne sevdalanmıştı. Gel zaman git zaman liseyi bitirirler, her ikiside aynı üniversiteyi tercih eder ve kazanırlar ikisinide mutlu bir üniversite hayatı beklerken otobüs kaza yapar ve genç kız hayatını kaybeder, o an sevdiğinin cansız bedenini kollarının arasında avuçlarken gencin ağzından tek bir söz çıkar, buraya kadarmıydı? Genç hışkıra hışkıra ağlıyordu, etrafındakier onu sakinleştiremiyordu, kolaymı, dokunmaya kıyamadığı aşkını kaybetmişti, artık o genç nasıl hayata tutunabilirdiki?
Cenaze eve gelir…
Genç kızın cenazesi evine getirilir tabi genç çocukta cenaze ile birlikte eve gelir, kızın babası acısından ilk başlarda fark etmez kanlısının oğlunun cenazede olduğunu fakat kızını defnettikten sonra mezarın başında kanlısının oğlunu görür ve ürkek bir sesle, kız arkadaşınmıydı? diye sorar, genç başını kaldırır, kız arkadaşım değil, ölen bendim der…
Rahmet dileyen dilemeyen herkese teşekkürler, Allah size ve sevdiklerinize uzun ömür versin, evet hikayedeki benim, blogumda arkadaşımmış gibi gösterdim.
Erkan Ocaklı - Ezanlar bizim için yalnızken dinlediğimde göz yaşlarıma mani olamıyorum, o benim gülümdü, hayallerimiz vardı o kadar çok seviyordum ki anlatamam, peşinden gitmek için girişimde bulunmadımmı sanıyorsunuz? Ama her girişmide bulunduğumda aklımı kullanıp vazgeçtim, Allah size yaşatmasın abilerim, kardeşlerim.
Anlatsam roman olur derlerya, valla ben anlatsam roman değil ansiklopedi olur, o kadar çok seviyordum ki anlatamam, ilk kez r10 da anlatıyorum bu olayı, çünkü biliyorum ki benim abilerim kardeşlerim bana destek olurlar, rahmet dilerler.
Her ne kadar blogumda arkadaşım diye tanıtsamda :S
Benim gülüm soldu, Allah sizinkilere ömür versin.
47
●2.930
- 25-05-2010, 16:50:27Üyeliği durduruldu
- 25-05-2010, 19:50:15https://www.r10.net/1061089858-post46.html
Canınızdan çok sevdiğiniz kız arkadaşınız vefat etmiş, siz masaüstü resmim acaba nasıl diye paylaşım falan yapıyorsunuz, anlamadım bu işi. Enteresan.
Edit: Olay ne zaman oldu? Eskiyse niye şimdi açıldı konu, merak ettim sadece..