• 02-04-2010, 18:32:32
    #1
    merhabalar. lise ögrencısıyım
  • 02-04-2010, 18:35:48
    #2
    Üyeliği durduruldu
    Çanakkale Geçilmez cümlesi Çanakkale Savaşında geçilememesi yüzünden söylenmiştir.

    Ancak Osmanlı savaşta mağlup sayılınca ingizliz kuvvetlerince İstanbul İşgal edilmiştir.
  • 02-04-2010, 18:41:36
    #3
    Bir kere olaya yanlış yerden girmişsin. "Kürt olduğu için Çanakkale'nin geçildiğini söylüyor" demeye getirmişsin. Alakası yok.

    Soruna cevap vereyim.

    Şurayı okuman yeterli. Yani karadan değil ama, denizden evet geçildi. Mustafa Armağan bir kitabında da yer vermişti bu olaya ama bulamadım şimdilik. Bulursam eklerim.
  • 02-04-2010, 18:51:05
    #4
    emrefba adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    ne alakası oldugunu anlamadım ya da ben cumlelerımı yanlıs kurdum. kürt arkadasım sürüyle hangısıyle polimige gırdım bugune kadar hiçbiriyle.
    anlatmak ıstedıgım bu tur konular acılıyor hep ve kendısı bana göre Türkiye aleyhine cumleler sarfedıyor bu yuzden bıraz hırs yaptım ve bu olayın nasıl oldugunu arastırmak ıstedım ayrıca verdıgınız bılgı ıcın tesekkur ederım. +
    Rica ederim. Kitabında yazdığı halini de buldum ve ekledim. Daha detaylı.
  • 02-04-2010, 18:53:03
    #5
    Üyeliği durduruldu
    Arkadaşım o nasıl bir öğretmendir ki bu tarz şeyler söyle nasıl bir eğitimci zihniyetidir ki konuyu olur olmaz yerlere bağlar...Edebiyatçı olabilir ancak Tarihten bu kadar da bi-haber olunmaz ki? Maksat Çanakkalenin geçilmsi mi? Tutarsınız 3-5 ingiliz askeri girer İstanbula ve Çanakkale böylece geçilmiş olur.Ancak bu şekilde geçilir yoksa ordu nazarında bir geçme söz konusu değildir.Ufak tefek olayları ve vakaları geçme olarak görmemek gerekir ki hele de bunu Padişah ve Osmanlıya bağlamak büyük gaflettir.Ayrıca O sayın? hocanıza şunu sormak isterim: Neden Kürdistanın kurulması gerekliymiş ve kurulacak coğrafya neresi olacakmış? Kendisi de iyi bilir ki girdiği konular bir memur için çok tehlikeli ve mesleği gereği kural dışı konulardır ama bunu göze almış anlaşılan....Bir eğitimci birleştirici olmalıdır kalkıp da öğrencisine kürdistandan yalan yanlış tarihi olaylardan bahsetmemelidir.

    Savaşı bir bütün olarak ele almak gerekir nasıl ki istanbul işgal edilmiş nasıl ki eskişehir-Kütahya savaşında yenilmiş iseniz diğer cephelerde de başarı göstermişseniz kalkıp da Çanakkale geçildi diye tek bir olayı örnek vermeniz kasıtlı bir örnektir.Kardeşim siz tarihi bir tarihçiden dinleyin. Edebiyatı da edebiyatçıdan.....
  • 02-04-2010, 18:54:17
    #6
    Üyeliği durduruldu
    KMLGRLR makale linki üyelik istiyor burada yazınlasanız?
  • 02-04-2010, 18:58:01
    #7
    kalem kamera + meb = görsün ebesinin kürdistanını
  • 02-04-2010, 18:59:56
    #8
    zulfikar adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    KMLGRLR makale linki üyelik istiyor burada yazınlasanız?
    Çanakkale'de bazı gerçekler, kesif bir efsane bulutunun arkasında kalmıştır. Tıpkı "Çanakkale geçilmez!" sözünde olduğu gibi. Aslında Çanakkale geçilmiş, hatta 1915'de bir ara Marmara Denizi İngiliz ve Fransızların denetimine bile girmişti. Gerçekler bazen efsanelerden daha ilginç olabiliyor.

    "Çanakkale geçilmez!" Bu her 18 Mart'ta sıkça tekrarlanan sözü mutlak manada alıyorsanız, '1915 yılında hiçbir düşman gemisi veya askeri Çanakkale Boğazı'nı geçemedi, Marmara Denizi'ne adımını atamadı' şeklinde yorumluyorsanız, korkarım bu yazıyı okuduktan sonra büyük bir hayal kırıklığına uğrayacaksınız. Diyeceksiniz ki, zaten bu köşe züccaciye dükkânına dalan file döndü, her hafta birkaç hayalhanemizi berbat ediyor. Doğrudur, filimiz maalesef pek yaramaz. Huyu kurusun. Bu defa dizginlerine asılacağım var gücümle ama yine de okumaya niyetliyseniz dikkat edin derim, kırık camlar batmasın gözlerinize.

    Efendim, "Şeyhülmuharrirîn" Burhan Felek'in (1889-1982) bereketli ömrü ve neredeyse bir o kadar verimli geçen yazı hayatı, yakın dönem tarih ve kültürümüz açısından son derece önemli bir kaynak haline getirmiştir yazdıklarını. 60 yıla yakın süren yazı hayatında günlük fıkraları kadar "Hayal Belde Üsküdar" (İstanbul 1988) adlı hatıraları da hafızamızdan silinen bir ok karanlık noktayı aydınlatmaktadır.

    Burhan Felek'in müthiş ifşaatına göre, Çanakkale Savaşı sırasında bazı düşman denizaltıları Çanakkale Boğazı'nı denizin altından geçmiş ve Üsküdar önlerine kadar yanaşarak bazı mahalleleri topa tutmuştur. Kendi ağzından dinleyelim mi bu müthiş ifşaatı?

    "[1915'de] Marmara'ya düşman denizaltıları girmişti�Nitekim günün birinde, güpegündüz, bu denizaltılardan biri, Üsküdar'ı topa tuttu. Topa tuttu dersem, birkaç mermi attı. Bunlardan biri bizim mahallenin [Selimiye Kışlası civarındaki İhsaniye Mahallesi- M.A.] batı kısmında bir yere, Paşakapısı civarına düştü. Bir diğeri de, Selimiye'ye düşmüştü�O sebeple idi ki, Marmara Denizi'nde, bizim alelâde vapurlarımız sefer etmezlerdi. Ancak Kızılay gemileri, hastane gemileri, sefer yapabilirdi. Onları da arada bir bu düşman gemileri kontrol ederdi. Yani bizim Marmara'da, deniz hakimiyetimiz yoktu."

    Şaşırtıcı gerçekten de: Felek'in anlattıklarına bakılırsa düşman gemileri Çanakkale'den geçmekle kalmamış, üstelik Marmara Denizi'ne postu sermiş ve gelen geçen gemilerimizi durdurup kontrol etmeye başlamışlardır.

    Nasıl, şaşırdınız mı? Ama sıkı durun, çünkü dahası var.

    Burhan Felek, Kumkapı, Yenikapı sahillerinde bu denizaltılardan birinin güvenliği sağlamakla görevli bir Türk torpidobotuyla savaşına bile şahit olmuştur:

    "Torpidomuz görülen bir torpidobot idi. Küçük topları vardı. Bir şey kovaladığı belli idi. Derken düşman denizaltısı yüze çıktı. Ve bizim torpidobot ile savaştı, güpegündüz. Bizim torpidobot kaçmadı, ama düşman denizaltısı da batmadı. Birbirlerine ateş ede ede ayrıldılar."

    Bu gibi sahnelere sık sık şahit olan İstanbullular, hele ilk hedef durumunda olan İhsaniyeliler, korku içindedirler. Çanakkale'yi deniz üstünden değil de, altından geçmiş olan düşman denizaltıları yüzünden halkın huzuru iyiden iyiye kaçmış, kendilerini emniyette hissedemez olmuşlardır. Felek, denizaltıların Adalar ve Bandırma civarındaki ücra koylara gidip dinlendiklerini, gerektiği zaman da dışarı çıkıp şehre korku saldıklarını ekliyor sözlerine.

    Bunları okuyunca insan sormadan edemiyor: Ya bizim tarihlerimiz yalan söylüyor, ya da Burhan Felek. İyi de koskoca adam neden uydursun ki? Bu zaten o dönemi yaşayan pek çok görgü şahidinin bildiği bir şey değil midir?

    Marmara'da devam eden "Boğaz Harbi"!

    Burhan Felek'i ciddiye almayanların kaçış yollarını tıkamak için bu defa bir tarihçiye başvuracağım. Boğaziçi Üniversitesi'nden değerli tarihçi Prof. Zafer Toprak, "Toplumsal Tarih" dergisinin Mart 2003 tarihli sayısında Felek'in çocukluk hatıralarına dayanarak anlattığı Çanakkale'nin deniz altından geçilmesi olayına şöyle ışık tutuyor:

    "Marmara'da [Çanakkale'de hastalanan ve yaralananları taşıyan gemilerin oluşturduğu - M.A.] yoğun bir trafik vardı. İtilaf devletleri bu trafiği kesmek ve Beşinci Ordu'yu cephanesiz ve silahsız bırakmak amacıyla Marmara'ya denizaltı soktular. İngiliz ve Fransız denizaltıları Boğaz'dan sızmış ve Marmara'daki taşımacılık etkinliklerini vurmaya başlamıştı. Özellikle İngiliz[lerin] E-11 ve E-14 denizaltıları etkin oluyordu. Bir süre sonra İtilaf hava güçleri de denizaltı saldırılarını desteklemeye başladı�Marmara iki ucundaki müstahkem boğazlar sayesinde kapalı bir deniz konumundaydı. Ama gizlice giren denizaltılar ve hava gücü sayesinde [bir] savaş meydanı olmuştu."

    Demek ki, Burhan Felek'in anlattıklarının eksiği var, fazlası yokmuş. Demek ki, Çanakkale, bize öğretildiği gibi "geçilmez" değilmiş! Geçilmiş, hatta o kadar ki, Marmara Denizi, 1915 Ağustos'unda ciddi ciddi deniz savaşlarına sahne olmuştur!

    Payitaht İstanbul'un güvenliğini tehdit eden ve ahalinin yüreklerini ağızlarına getiren denizaltı tehdidi karşısında Osmanlı donanması, sonunda Marmara Denizi'ndeki Fransız ve İngiliz denizaltılarına karşı büyük bir karşı taarruza geçmiştir. Bu, Çanakkale Savaşı'nın bilinmeyen perdelerinden biridir ve adı da "Marmara Denizaltı Savaşı"dır. Prof. Toprak, bu savaşın bilançosunun Çanakkale Savaşı'ndakinden hiç de hafif olmadığını söylüyor bize:

    "Fransızlar dört, İngilizler dokuz denizaltı yitirdi. Marmara denizaltı savaşında Osmanlı donanması da Barbaros Hayrettin Paşa zırhlısını, Peleng-i Derya topçekerini, Yarhisar torpidosunu ve birçok küçük gemiyi yitirdi."

    Özetle, karadan veya denizin üstünden olmasa bile, denizin altından Çanakkale Boğazı geçilmiş, hatta İngiliz ve Fransız denizaltıları Üsküdar'a kadar sokulmuş ve dışarı çıkarak Selimiye Kışlası civarını bombalamış, Boğaz'da Çanakkale cephesinden yapılan hasta ve yaralı nakliyatına engel olmaya çalışmış, Türk denizaltıları ve savaş gemileriyle Marmara Denizi'nde vuku bulan savaşma sonucu her iki taraf da ağır kayıplar vermiştir.

    Bu kadar malumat yeterli sanırım. Yeni bir hayalhanenizi berbat eylediysem, affola!

    Mustafa Armağan
  • 02-04-2010, 19:01:12
    #9
    Kurumsal Üye | R10 19.YIL
    emrefba adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    bir matematik ögretmenımız vardı ögretmen demeye bın sahıt gereklı gerçi.. dilekçe ile sınıfça yolladık o şimdi Ziraat bankasında

    ama bu ögretmen iyi yalnızca bu tür düşünceleri var hem dil anlatım ögretmenı hem kürdistan kurulsun diyor biraz garip ... gerçekleri görsun yeter aslında..
    Bence hiç uğraşma gerçekleri görse ne olacak yine işine gelmez bidiğini okur anarşist ruhlu hainler.