Kitap okuyanlar buraya..
22
●562
- 01-10-2026, 17:33:37@BuraqTr; öncelikle emeğinize sağlık. Tebrik eder, başarılarınızın devamını dilerim. Edebiyat sanatı bambaşka bir konu. Atatürk'ün dediği gibi “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir” . Günümüzde malesef insanların en temel önceliği olan "hayatta kalma içgüdüsü"yle hareket etmek zorunda kalmamız bir çok kişinin mevcut ekonomik koşullar altında kendine yeterince zaman ayıramamasına neden oluyor. Çoğu zaman değil sanata uyku için bile yeterince zaman ayıramıyoruz toplum olarak. Özeleştiri yapmam gerekirse pandemi zamanında günde onlarca sayfa okurken son zamanlarda gazete bile okumaz oldum malesef. İşim gereği kışın fazla yoğunluğum olmadığı için önümüzdeki süreçte kitabı alıp okumak isterim. Tekrar tebrik eder, başarılarınızın devamını dilerim. İyi forumlar, zihin açıklığı dilerim. Atatürk'ten bir sözle başlamıştım başka bir sözüyle tamamlayayım -""Efendiler; hepiniz milletvekili olabilirsiniz. Bakan olabilirsiniz, hatta Cumhurbaşkanı olabilirsiniz. Fakat sanatçı olamazsınız."
- 01-10-2026, 17:36:13Güzel dilekleriniz ve kıymetli düşünceleriniz için çok teşekkür ederim. Hayatın telaşı hepimizin zamanını daraltıyor; yine de sanata ayrılan küçücük bir vaktin, insanı yalnızca hayatta kalmanın ötesine taşıdığına inanıyorum. Mavi ile yolunuz kesiştiğinde düşüncelerinizi duymak beni mutlu eder.CemC adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
- 01-10-2026, 17:38:44iowa adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Hocam öncelikle çok teşekkür ederim, Yayınevi proje olarak bunu düşünüyor, ben de onlardan haber bekliyorum. Gelecek hedeflerimiz arasında var. - 01-10-2026, 19:33:17son yıllarda daha çok sıkıcı deneme yazıları, psikolojik ve felsefi yapıtlar okuyorum. çokça polisiye romanı okumuşumdur ama, sadece belirgin olan tek bir roman kaldı aklımda; koloni. oda hayal meyal birkaç sahne olarak. eğer buradaki amacınız, okuyucu gözünden nitelikli bir değerlendirme ise ben okurum ve sayfalarca da not tutarım. ama kendi isteğimle gidip polisiye bir roman okumam artık; bunu forumda kitap okumayı seven yok sanırım dediğiniz için söylüyorum. birde yanlış anlamayın ama, romanın tanıtım yazısı buram buram ticari içerik kokuyor. öncesine referans, tamamlanmadığının vurgusu yapılarak devamının bekleneceğini belirtmeniz ve romana dair hiçbir detaya arka kapakta yer vermemeniz bana böyle düşündürttü. kısaca arka kapağı otobiyografik bir kendini kanıtlama çabası ve pazarlama strateji gibi algıladım. öyledir/değildir tartışması yaratmak değil amacım, nasıl gördüğümü belirtiyorum sadece. bu düşüncemden şüphe ettim, çünkü elimde kitap yok. google da arattım romanı. sizin sitenizde şöyle görünüyor
bu noktada beni biraz çekti. karakter gelişimine dair derin psikolojik konuların işlenebileceğine dair sinyaller verdi bana; bazı ölüler geri dönmez. onları geri getiren, geride kalanların zihnidir.
e satıcıya bakıyoruz
romanlar arasında sadık okuyucunun anlayabileceği benzer evrenler kurma fikri harika ama, ahmet bey romandan ziyade sizi ve çalışmalarınızı tanıtmış. bu bende ters teperdi organik olarak gelip bu sayfaya baksaydım. bence okuyucu olarak bu kitap ne anlatıyor, onu bilmek isterim. pembe polisiyenin bende karşılığı yok. senin sayfana baktığımda, bir katilin zihninden hikayeye dahil olacağımı ve polisiye kurgunun bu kriminal perspektiften dahil olacağını sanıyorum; bir katil var, dramatik bir geçmişe sahip, suç işliyor ve sürekli olarak bu gerim ile kanundan kaçarak hikaye ilerliyor. pazaryerindeki ahmet beyin açıklamasına baktığımda, orda kitapla ilgili detayları cımbızla çekmek gerekiyor, pembe polisiye vurgusu da net bir çağrışıma sahip değil. ya bipolar gibi dengesiz bir ana karakterimiz var katili romantikleştiriyoruz ya da iki farklı hikaye akışı var ve birinde romantik bir polisin neşeli hayatını konu edinirken, diğerinde dram ve gerilimle dolu bir katili izliyoruz. son yıllarda insanlarda önyargılı, wattpad hikayesi tadında işler çıkıyor çünkü. çok bilindik bir yazarın eseri değilse roman, arka kapağı iki cümleden daha uzun olmalı.
- 01-10-2026, 22:26:39_4uwp adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Bu kadar ayrıntılı inceleyip düşüncelerinizi açıkça yazdığınız için teşekkür ederim. Öncelikle küçük bir ayrımı düzelteyim: Görseldeki Ahmet Şerif Doğan imzalı metin, kitabın fiziksel arka kapak yazısı değil; satış sayfasına eklenmiş bir tanıtım/değerlendirme metni. “Pembe polisiye” de Mavi’yi tarif ederken benim tercih edeceğim bir ifade değil.
Roman, katili romantikleştiren veya iki ayrı akışta neşeli bir polisle karanlık bir katili izleten bir kurgu değil. Merkezinde, cinayet soruşturmasını yürütürken kendi travmaları, kayıpları ve zihnindeki kırılmalarla da mücadele eden bir polis var. Polisiye bir omurga üzerinde ilerlese de psikolojik yönü daha ağır basıyor.
Site ve paylaşımlardaki dilin size fazla ticari gelmesi eleştirinizi de ciddiyetle not aldım. Kitap satışa çıktığı için tanıtım kaçınılmaz; fakat tanıtım romanın önüne geçiyorsa orada yeniden düşünülmesi gereken bir şey vardır.
Benim aradığım övgü değil, metne dayanarak yapılmış dürüst bir değerlendirme. Polisiye artık tercih ettiğiniz bir tür değilse sizi zorlamak istemem; ancak teklifiniz ciddiyse kitabı memnuniyetle ulaştırırım. Sayfalarca not tutmanız da sevmediğiniz noktaları açıkça yazmanız da benim için kıymetli olur. - 01-10-2026, 23:09:47bu ayrımı bende yaptım aslında ama yeterince iyi ifade edemedim sanırım. şimdi tekrar okuyunca yazdıklarımı imla hatalarımda bol : )BuraqTr adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
bir şeyleri övüp yüceltme konusunda iyi değilim zaten. okur değerlendirir ve paylaşırım, bunu hikaye de kusur veya anlatı dilinde sorunlar görmeye çalışarak da yapmam. yazmanın en rahatsız edici tarafı da bu, geri bildirim almamak. kimse özenle bir şeyler yazmıyor okuduğu metin hakkında veya yazınca basit tutuyor ve üzerine düşünmenize sebep olacak bir şey söylemiyor.BuraqTr adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
ben belki 15 senedir farklı tarzlar da şeyler yazıyorum, kimse okumadı desem yeridir, okuyanlarda ağız dolusu bir şey söylemedi. yakın zamanda tüm metinleri .txt formatına çevirip bazı yıllara ait olanları seçerek ai'ye verdim, bir deneme kitabı olsaydı bunu nasıl hazırlardım diye. çokta niyetli değilim tabi yayınlamaya, tutunamayanlar'dan selim'in yazacağı tarzda veya yeraltından notlar tarzında okuyanı rahatsız edecek bir şey çıkardı ortaya ve dar bir kitleye hitap ederdi. kaldı ki insanlar beğenmedikleri gibi düşünmüyorlar da artık. dostoyevski bugün yaşasa, başarılı bir yazar olamazdı muhtemelen; hem çıta yükseldi hem de odak azaldı, çeşitte çok ayrıca. şimdi üzerine düşünülmesi gereken uzun cümlelerin en can alıcı kısımları sosyal medya da postları süslemek için var sadece.


