_4uwp adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
son yıllarda daha çok sıkıcı deneme yazıları, psikolojik ve felsefi yapıtlar okuyorum. çokça polisiye romanı okumuşumdur ama, sadece belirgin olan tek bir roman kaldı aklımda; koloni. oda hayal meyal birkaç sahne olarak. eğer buradaki amacınız, okuyucu gözünden nitelikli bir değerlendirme ise ben okurum ve sayfalarca da not tutarım. ama kendi isteğimle gidip polisiye bir roman okumam artık; bunu forumda kitap okumayı seven yok sanırım dediğiniz için söylüyorum. birde yanlış anlamayın ama, romanın tanıtım yazısı buram buram ticari içerik kokuyor. öncesine referans, tamamlanmadığının vurgusu yapılarak devamının bekleneceğini belirtmeniz ve romana dair hiçbir detaya arka kapakta yer vermemeniz bana böyle düşündürttü. kısaca arka kapağı otobiyografik bir kendini kanıtlama çabası ve pazarlama strateji gibi algıladım. öyledir/değildir tartışması yaratmak değil amacım, nasıl gördüğümü belirtiyorum sadece. bu düşüncemden şüphe ettim, çünkü elimde kitap yok. google da arattım romanı. sizin sitenizde şöyle görünüyor
bu noktada beni biraz çekti. karakter gelişimine dair derin psikolojik konuların işlenebileceğine dair sinyaller verdi bana; bazı ölüler geri dönmez. onları geri getiren, geride kalanların zihnidir.

e satıcıya bakıyoruz
romanlar arasında sadık okuyucunun anlayabileceği benzer evrenler kurma fikri harika ama, ahmet bey romandan ziyade sizi ve çalışmalarınızı tanıtmış. bu bende ters teperdi organik olarak gelip bu sayfaya baksaydım. bence okuyucu olarak bu kitap ne anlatıyor, onu bilmek isterim. pembe polisiyenin bende karşılığı yok. senin sayfana baktığımda, bir katilin zihninden hikayeye dahil olacağımı ve polisiye kurgunun bu kriminal perspektiften dahil olacağını sanıyorum; bir katil var, dramatik bir geçmişe sahip, suç işliyor ve sürekli olarak bu gerim ile kanundan kaçarak hikaye ilerliyor. pazaryerindeki ahmet beyin açıklamasına baktığımda, orda kitapla ilgili detayları cımbızla çekmek gerekiyor, pembe polisiye vurgusu da net bir çağrışıma sahip değil. ya bipolar gibi dengesiz bir ana karakterimiz var katili romantikleştiriyoruz ya da iki farklı hikaye akışı var ve birinde romantik bir polisin neşeli hayatını konu edinirken, diğerinde dram ve gerilimle dolu bir katili izliyoruz. son yıllarda insanlarda önyargılı, wattpad hikayesi tadında işler çıkıyor çünkü. çok bilindik bir yazarın eseri değilse roman, arka kapağı iki cümleden daha uzun olmalı.

Bu kadar ayrıntılı inceleyip düşüncelerinizi açıkça yazdığınız için teşekkür ederim. Öncelikle küçük bir ayrımı düzelteyim: Görseldeki Ahmet Şerif Doğan imzalı metin, kitabın fiziksel arka kapak yazısı değil; satış sayfasına eklenmiş bir tanıtım/değerlendirme metni. “Pembe polisiye” de Mavi’yi tarif ederken benim tercih edeceğim bir ifade değil.

Roman, katili romantikleştiren veya iki ayrı akışta neşeli bir polisle karanlık bir katili izleten bir kurgu değil. Merkezinde, cinayet soruşturmasını yürütürken kendi travmaları, kayıpları ve zihnindeki kırılmalarla da mücadele eden bir polis var. Polisiye bir omurga üzerinde ilerlese de psikolojik yönü daha ağır basıyor.

Site ve paylaşımlardaki dilin size fazla ticari gelmesi eleştirinizi de ciddiyetle not aldım. Kitap satışa çıktığı için tanıtım kaçınılmaz; fakat tanıtım romanın önüne geçiyorsa orada yeniden düşünülmesi gereken bir şey vardır.

Benim aradığım övgü değil, metne dayanarak yapılmış dürüst bir değerlendirme. Polisiye artık tercih ettiğiniz bir tür değilse sizi zorlamak istemem; ancak teklifiniz ciddiyse kitabı memnuniyetle ulaştırırım. Sayfalarca not tutmanız da sevmediğiniz noktaları açıkça yazmanız da benim için kıymetli olur.