• 25-06-2026, 01:32:42
    #1
    Merhaba, bu konuyu içimi dökmek için açtım.
    Bazı irili ufaklı başarılarım olsa da, genel olarak başarısız bir hayat geçirdim.
    Üniversiteyi 2. sınıfın sonunda yarıda bıraktım. Bunun sebebi, ortamın bana göre olmaması ve öğretmenlerin bana bir şeyler öğretebilecek kadar yetkin olmamalarıyla ilgiliydi. Özellikle dışarıdaki, üniversite civarındaki, kampüsteki ortamlar bana göre değildi. Kötü alışkanlıklardan her zaman uzak durmaya çalıştım. Üniversiteyi yarıda bırakmak ve bir lise mezunu olmak insanların gözünde bi eksiklik olarak algılandı.
    Okuduğum lise, İzmir'in belki de en boktan liselerinden biriydi ve orada tuvalette, okul girişinin önünde vs sigara içerlerdi. Ben o 4 yıllık süreçte sigarayı bi kez bile ağzıma almadım. Şiddet olayları olurdu bolca. Lise dönemleri, ergenlik, ben köşede tek başıma sessiz sedasız kendimi dinlerken, insanlar birbirlerine sataşırlardı.
    Bir keresinde benden ısrarla kopya çekmeye çalışan birine sonunda o kopyayı verdim. Bunun üzerine felsefe öğretmenim (ki beni severdi, aramız iyiydi, ders çıkışlarında felsefe konuşurduk, kitaplardan vs, o zamanlar Friedrich Nietzsche okurdum mesela), bana "Hayal kırıklığı Yunus... Anlıyor musun?" dedi.
    Bu beni kötü hissettirdi. Oysa felsefe dersinin okul bazında en iyi öğrencisiydim. Hatta bir gün felsefe öğretmenimiz benim ders içi performans notlarıma iki tane 100 vereceğini söyledi. Ardından, sınıftaki 40 erkeğin yanı sıra iki üç kız öğrenciden birine dönüp, "sana da iki tane 100 vereceğim, pozitif ayrımcılık" demişti. Ben o notları alnımın teriyle alıyordum. Okuldan eve gelirken felsefe kitaplarını karıştırıyordum mesela. O zamanlar felsefe bana göreydi. Sonra felsefeden koptum çünkü felsefenin bi müddet sonra zarar verdiğini gördüm.
    Düşünmek, sorgulamak, merak etmek, şüphe duymak, tutku beslemek her zaman hayatımın merkezindeydi.
    İlk kez 10-11 yaşlarında yaz ayında tornacıda 2-3 haftalığına çalıştım. İlk paramı öyle kazandım. Daha sonra büyüdükçe farklı işler de yaptım, ancak hiçbirinde tutunamadım.
    2013'ten bu yana 9 tane, yönetmenliğini, senaristliğini ve oyunculuğunu yaptığım kısa film çektim.
    Bi kitap yazdım, henüz yayınlanmadı, okuttuğum insanlardan çok güzel yorumlar aldım.
    Çeşitli internet sitelerinde, kendime ait, özgün, orijinal düşüncelerimi ve fikirlerimi yazdım.
    Çünkü üretmek beni iyi hissettiriyordu.
    İnsanlar çok düşünmek (overthinking) olayının bir rahatsızlık ya da semptom olduğunu düşünüyor, ancak buna katılmıyorum. Düşünmek, insanın iyiye, doğruya, gerçeğe ve güzele ulaşmasında bir yoldur. Bütün kitaplar bir düşünce eseridir. Düşünmek ve düşünceler olmasaydı ne sanat, ne bilim, ne de felsefe olurdu.
    Gelgelelim, her zaman meteliğe kurşun atan biri oldum. Bireysel olarak fakir bir hayat yaşamaya devam ediyorum.
    Bilgisayarla ilk olarak ya 2006 ya da 2007 yılında tanıştım. Ardından internet girdi hayatıma. 2009'da abim kendi parasıyla evimize bilgisayar aldı. Onunla çok zaman geçirdim. Bazen bi günde 8-9 saat bilgisayar başında geçiyordu. Lisede hiç derse çalışmıyordum. Hep bilgisayar ve internetteydim evde.
    Ancak o zamanlar, 2009'dan 2015'e kadar olan süreçte internet sitelerinin inanılmaz açıklarını fark ediyordum. Bunların bir tanesini bile ilgili şirketlere iletmedim. O zamanlar internet yeni yeni geliştiği için internet hem şuanki sayısının 5'te 1'i anca vardı, hem de siteler bug ve güvenlik açığı doluydu. Bir çok internet sitesi de yoktu.
    Facebook bile 2010'da yeni yeni büyüyordu ki Facebook, Harvard'da insanların sınıf arkadaşlarını bulabilmeleri için tasarlanmış bir siteydi. Tinder ise bir kampüste insanların birbirleriyle aktiviteler yapmaları için çıkmış bir uygulamaydı.
    Ancak o zamanlar ne bu güvenlik açıklarını, bugları şirketlere bildirmek, ne de geleceğe dair bir internet sitesi kurmayı düşünmedim. Aslında düşündüm, ancak o zamanlarda da bireysel olarak fakirdim. Elimde sadece bilgisayar vardı. Dokunmatik telefon furyası başlamadan önce bile en ucuz dokunmatik telefonu almıştım. General Mobile, ilk çıkan modeli, iki üç yıl sonra şarj soketleri sorunlu hale geliyordu, bu, telefonun kronik sorunuydu.
    20 yıllık bilgisayar ve internet tecrübem, maalesef ki lisedeki hem okulda hem sınıfta o hayvani davranışlarda bulunan ergen öğrencilerle aynı havayı solumak, üniversitedeki ortam, iş yerlerindeki o adeta kölelik sistemi, asgari ücretle bile kendi kendine zor ayakta kalabilmek, aptallığın sadece Türkiye'ye değil, dünyaya özgü olması, bütün dünyayı sömüren büyük şirketler, kadın erkek eşitliği ve modernizm ismi altında yapılan saçmalıklar, yapay zekanın interneti esir alması, akademi dünyasındaki pislikler (mesela profesör, öğrencisini okuldan geçirmek için kız öğrencisiyle cinsel ilişkiye giriyor), herkese ve her şeye, bütün bi dünyaya karşı gözlemim ve düşüncelerim, dijital dünyada varoluş savaşlarının verilmesi ve büyük şirketlerin, Google, Meta vs altında ezilen küçük siteler;
    Hepsi ama hepsi, beni bir ortak paydada buluşturdu. Bundan 15 yıl önce insanlar bazı ortamlarda daha güvenilir insanlarla birlikte tanışıyorlardı. Şimdiyse kimse birbirine bir dakika bile tahammül edemiyor.
    Şunu her zaman söylemişimdir, internet, harika bir şey. İnternet vasıtasıyla 2009 yılından bu güne kadar o kadar çok güzel insan tanıdım ki. Çok farklı insanlara da temas etme, dokunma, iz bırakma şansım oldu.
    Ancak bugün internet, bundan 10 yıl önceki internet değil. Ve her şey beni üç farklı platform kurmaya yönlendirdi.
    1. Özgün Düşüncelerin ve Özgün Fikirlerin paylaşıldığı bir platform.
    2. İnsanlara duygusal ve düşünsel destek veren, öz farkındalık ve farkındalık getiren, rehberlik yapan, onların içindeki acının ve mutsuzluğun nedenini bulup karşı tarafa bunu söyleyen, (çünkü bu insanı rahatlatır) bir yapay zeka.
    3. Sanat alanında ama bütçe, ama materyal, ama insan eksikliği yaşayan, şartların yoksunluğundan dolayı bunu üretme sorunu yaşayan insanların birlikte bir şeyler üretebilmelerine sebep olabilecek bir platform.
    4. (Opsiyonel) Diğeri de, geçmişte izleyip bitirmiş olduğunuz, çok sevdiğiniz dizi, film ve oyunlarla ilgili ilginç bilgilerin paylaşıldığı bir websitesi. Burası gereklilikten çok bir eğlence olarak öne çıkıyor, ancak buradaki Türkiye adına eksikliği tamamlamak için açtım.


      Belki de sorun başarısız olmam değil. Belki de hayatım boyunca peşinden koştuğum şeylerle dünyanın ödüllendirdiği şeylerin farklı olmasıdır.
  • 25-06-2026, 01:34:14
    #2
    WordPress Yönetim Aracı
  • 25-06-2026, 01:45:17
    #3
    Hocam bu kadar tecrübeyi harmanlamanın zamanı gelmiştir belki de. Doğru zaman diye bir şey yok. Her an o zaman olabilir.
  • 25-06-2026, 01:47:22
    #4
    mba
    Problem Solver
    sufferwithme adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Merhaba, bu konuyu içimi dökmek için açtım.
    Bazı irili ufaklı başarılarım olsa da, genel olarak başarısız bir hayat geçirdim.
    Üniversiteyi 2. sınıfın sonunda yarıda bıraktım. Bunun sebebi, ortamın bana göre olmaması ve öğretmenlerin bana bir şeyler öğretebilecek kadar yetkin olmamalarıyla ilgiliydi. Özellikle dışarıdaki, üniversite civarındaki, kampüsteki ortamlar bana göre değildi. Kötü alışkanlıklardan her zaman uzak durmaya çalıştım. Üniversiteyi yarıda bırakmak ve bir lise mezunu olmak insanların gözünde bi eksiklik olarak algılandı.
    Okuduğum lise, İzmir'in belki de en boktan liselerinden biriydi ve orada tuvalette, okul girişinin önünde vs sigara içerlerdi. Ben o 4 yıllık süreçte sigarayı bi kez bile ağzıma almadım. Şiddet olayları olurdu bolca. Lise dönemleri, ergenlik, ben köşede tek başıma sessiz sedasız kendimi dinlerken, insanlar birbirlerine sataşırlardı.
    Bir keresinde benden ısrarla kopya çekmeye çalışan birine sonunda o kopyayı verdim. Bunun üzerine felsefe öğretmenim (ki beni severdi, aramız iyiydi, ders çıkışlarında felsefe konuşurduk, kitaplardan vs, o zamanlar Friedrich Nietzsche okurdum mesela), bana "Hayal kırıklığı Yunus... Anlıyor musun?" dedi.
    Belki de sorun başarısız olmam değil. Belki de hayatım boyunca peşinden koştuğum şeylerle dünyanın ödüllendirdiği şeylerin farklı olmasıdır.
    Selamlar hocam, sizi az çok anlıyorum. Aslında cevabıda kendiniz vermişsiniz, " dünyanın ödüllendirdiği şeylerin farklı olmasıdır ". Sadece düşünmekte para kazandırmıyor, üretmekte. Önemli olan insaların günlük ihtiyaçlarını gidermek, bazı insanların ihtiyacı bir paket sigaradır bazılarının ise anlamlı bir yazı, içerik vb. şeylerdir. Ama önemli olan o kitleye ulaşabilmektir. Sizde bilirsiniz ki, mental çok önemli. Mentali yüksek tutup, birazda stoacı bakış açısıyla finans durumunuzu düzeltip, o kitleye ulaşabilmek adına para harcamak olur.
    Tavsiyem sizin değişmeniz değil ama mikro davranışlarınızı dünyaya göre ayarlamanız olur. Az-çok demeden, herhangi bir işte çalışmanızı tavsiye ederim. Biliyorum, her şeyin her yerden eleştirilebilecek sorgulayabilecek bir şeyi vardır, ama hayatınızı değiştirebilecek şeylere beyninizi yorarsanız sonuç elde edersiniz. Paranızı kazanıp, tutkularınıza (para kazandıran bir tutku) harcamanız çok daha sağlıklı olur. Overthinking kısmına da katılıyorum fakat önemli olan doğru şeyi düşünebilmek. Kendi düşünceleriniz üzerine düşünebilmek, sonra nietzsche gibi üst insan kompleksleriyle haraket ederseniz, kendinizin kurbanı olursunuz.
  • 25-06-2026, 01:47:39
    #5
    Hocam baştan sona okudum. İlk önce şunu söylemeliyim 1 ve 4 cü madde arasında kaldım. Ama en mantiklisi 4 cü madde diyebilirim. Felsefenin bir süre sonra zarar verdigini anlamissiniz. Ben hastalandiktan ve bazı sağlık sorunları yaşadıktan sonra bıraktım. Facebook, Instagram vs farklı bir çok platformlarda çok makale yazdım. Hatta kitap hazırladım basmak için lakin yazdıklarını yaşamak dedikleri o girdapta boğuldum ve büyük sağlık sorunları yaşadım. Kitabım basilmadi ve bastırmak istemedim. Yayın evleri her ne kadar çok para kazanırız desenlerde insanlara da bu psikolojiyi yüklemek istemedim. Hayatta her zaman başarılı olmak zorunda değilsiniz ve değiliz. Başarısızlıkta bir başarıdır kendi adımıza. Özümüzü anlayabiliriz bu sayede. Bazen bende diyorum hiç bir şey düşünmeden, sorgulamadan öyle dümdüz bir hayat yaşayabilsem diye. Ne hoş, bu ülkede çok zor.

    Bu arada yazdıklarınız kitap gibi. Okudukça okuyası geliyor insanın. 🙂
  • 25-06-2026, 09:10:45
    #6
    Kendinizi sigara içenle kıyaslayıp motive etmek yerine 12-13 yaşında başarıya ulaşmış insanlarla kıyaslayıp tetiklemeniz lazım bence.

    Lise ve üniversitede bu düşüncelere bende girdim. Yolunu bulup donanımlı biri ( bir konuda uzman ) olmadığınız sürece bu yazılar hep boş.

    Kendine ben akademik olarak başarılı değilim ya da beğenmiyorum o zaman başka birşeyde başarılı olmak zorundayım diyip zorlamaniz lazım. Aksi halde herşeyden isyan eden, başarısız ve tek hakli kendini gören birisi gibi gozukursunuz, buda gelisiminizin önüne geçer.