Merhaba, bu konuyu içimi dökmek için açtım.
Bazı irili ufaklı başarılarım olsa da,
genel olarak başarısız bir hayat geçirdim. Üniversiteyi 2. sınıfın sonunda yarıda bıraktım. Bunun sebebi, ortamın bana göre olmaması ve öğretmenlerin bana bir şeyler öğretebilecek kadar yetkin olmamalarıyla ilgiliydi. Özellikle dışarıdaki, üniversite civarındaki, kampüsteki ortamlar bana göre değildi. Kötü alışkanlıklardan her zaman uzak durmaya çalıştım.
Üniversiteyi yarıda bırakmak ve bir lise mezunu olmak insanların gözünde bi eksiklik olarak algılandı.
Okuduğum lise, İzmir'in belki de en boktan liselerinden biriydi ve orada tuvalette, okul girişinin önünde vs sigara içerlerdi. Ben o 4 yıllık süreçte sigarayı bi kez bile ağzıma almadım. Şiddet olayları olurdu bolca. Lise dönemleri, ergenlik, ben köşede tek başıma sessiz sedasız kendimi dinlerken, insanlar birbirlerine sataşırlardı.
Bir keresinde benden ısrarla kopya çekmeye çalışan birine sonunda o kopyayı verdim. Bunun üzerine felsefe öğretmenim (ki beni severdi, aramız iyiydi, ders çıkışlarında felsefe konuşurduk, kitaplardan vs, o zamanlar Friedrich Nietzsche okurdum mesela), bana
"Hayal kırıklığı Yunus... Anlıyor musun?" dedi.
Bu beni kötü hissettirdi. Oysa felsefe dersinin okul bazında en iyi öğrencisiydim. Hatta bir gün felsefe öğretmenimiz benim ders içi performans notlarıma iki tane 100 vereceğini söyledi. Ardından, sınıftaki 40 erkeğin yanı sıra iki üç kız öğrenciden birine dönüp, "sana da iki tane 100 vereceğim, pozitif ayrımcılık" demişti. Ben o notları alnımın teriyle alıyordum. Okuldan eve gelirken felsefe kitaplarını karıştırıyordum mesela. O zamanlar felsefe bana göreydi.
Sonra felsefeden koptum çünkü felsefenin bi müddet sonra zarar verdiğini gördüm. Düşünmek, sorgulamak, merak etmek, şüphe duymak, tutku beslemek her zaman hayatımın merkezindeydi.
İlk kez 10-11 yaşlarında yaz ayında tornacıda 2-3 haftalığına çalıştım. İlk paramı öyle kazandım. Daha sonra büyüdükçe farklı işler de yaptım, ancak hiçbirinde tutunamadım.
2013'ten bu yana 9 tane, yönetmenliğini, senaristliğini ve oyunculuğunu yaptığım kısa film çektim. Bi kitap yazdım, henüz yayınlanmadı, okuttuğum insanlardan çok güzel yorumlar aldım.
Çeşitli internet sitelerinde, kendime ait,
özgün, orijinal düşüncelerimi ve fikirlerimi yazdım.
Çünkü
üretmek beni iyi hissettiriyordu.
İnsanlar çok düşünmek (overthinking) olayının bir rahatsızlık ya da semptom olduğunu düşünüyor, ancak buna katılmıyorum.
Düşünmek, insanın iyiye, doğruya, gerçeğe ve güzele ulaşmasında bir yoldur. Bütün kitaplar bir düşünce eseridir. Düşünmek ve düşünceler olmasaydı ne sanat, ne bilim, ne de felsefe olurdu.
Gelgelelim,
her zaman meteliğe kurşun atan biri oldum. Bireysel olarak fakir bir hayat yaşamaya devam ediyorum.
Bilgisayarla ilk olarak ya 2006 ya da 2007 yılında tanıştım. Ardından internet girdi hayatıma. 2009'da abim kendi parasıyla evimize bilgisayar aldı. Onunla çok zaman geçirdim. Bazen bi günde 8-9 saat bilgisayar başında geçiyordu. Lisede hiç derse çalışmıyordum. Hep bilgisayar ve internetteydim evde.
Ancak o zamanlar, 2009'dan 2015'e kadar olan süreçte
internet sitelerinin inanılmaz açıklarını fark ediyordum. Bunların bir tanesini bile ilgili şirketlere iletmedim. O zamanlar internet yeni yeni geliştiği için internet hem şuanki sayısının 5'te 1'i anca vardı, hem de siteler bug ve güvenlik açığı doluydu. Bir çok internet sitesi de yoktu.
Facebook bile 2010'da yeni yeni büyüyordu ki Facebook, Harvard'da insanların sınıf arkadaşlarını bulabilmeleri için tasarlanmış bir siteydi. Tinder ise bir kampüste insanların birbirleriyle aktiviteler yapmaları için çıkmış bir uygulamaydı.
Ancak o zamanlar ne bu güvenlik açıklarını, bugları şirketlere bildirmek, ne de geleceğe dair bir internet sitesi kurmayı düşünmedim. Aslında düşündüm, ancak o zamanlarda da bireysel olarak fakirdim. Elimde sadece bilgisayar vardı. Dokunmatik telefon furyası başlamadan önce bile en ucuz dokunmatik telefonu almıştım. General Mobile, ilk çıkan modeli, iki üç yıl sonra şarj soketleri sorunlu hale geliyordu, bu, telefonun kronik sorunuydu.
20 yıllık bilgisayar ve internet tecrübem, maalesef ki lisedeki hem okulda hem sınıfta o hayvani davranışlarda bulunan ergen öğrencilerle aynı havayı solumak, üniversitedeki ortam, iş yerlerindeki o adeta kölelik sistemi, asgari ücretle bile kendi kendine zor ayakta kalabilmek, aptallığın sadece Türkiye'ye değil, dünyaya özgü olması, bütün dünyayı sömüren büyük şirketler, kadın erkek eşitliği ve modernizm ismi altında yapılan saçmalıklar, yapay zekanın interneti esir alması, akademi dünyasındaki pislikler (mesela profesör, öğrencisini okuldan geçirmek için kız öğrencisiyle cinsel ilişkiye giriyor), herkese ve her şeye, bütün bi dünyaya karşı gözlemim ve düşüncelerim,
dijital dünyada varoluş savaşlarının verilmesi ve büyük şirketlerin, Google, Meta vs altında ezilen küçük siteler;
Hepsi ama hepsi, beni bir ortak paydada buluşturdu. Bundan 15 yıl önce insanlar bazı ortamlarda daha güvenilir insanlarla birlikte tanışıyorlardı. Şimdiyse kimse birbirine bir dakika bile tahammül edemiyor.
Şunu her zaman söylemişimdir, internet, harika bir şey. İnternet vasıtasıyla 2009 yılından bu güne kadar o kadar çok güzel insan tanıdım ki. Çok farklı insanlara da temas etme, dokunma, iz bırakma şansım oldu.
Ancak
bugün internet, bundan 10 yıl önceki internet değil. Ve her şey beni üç farklı platform kurmaya yönlendirdi.- Özgün Düşüncelerin ve Özgün Fikirlerin paylaşıldığı bir platform.
- İnsanlara duygusal ve düşünsel destek veren, öz farkındalık ve farkındalık getiren, rehberlik yapan, onların içindeki acının ve mutsuzluğun nedenini bulup karşı tarafa bunu söyleyen, (çünkü bu insanı rahatlatır) bir yapay zeka.
- Sanat alanında ama bütçe, ama materyal, ama insan eksikliği yaşayan, şartların yoksunluğundan dolayı bunu üretme sorunu yaşayan insanların birlikte bir şeyler üretebilmelerine sebep olabilecek bir platform.
- (Opsiyonel) Diğeri de, geçmişte izleyip bitirmiş olduğunuz, çok sevdiğiniz dizi, film ve oyunlarla ilgili ilginç bilgilerin paylaşıldığı bir websitesi. Burası gereklilikten çok bir eğlence olarak öne çıkıyor, ancak buradaki Türkiye adına eksikliği tamamlamak için açtım.
Belki de sorun başarısız olmam değil. Belki de hayatım boyunca peşinden koştuğum şeylerle dünyanın ödüllendirdiği şeylerin farklı olmasıdır.