• 15-10-2025, 22:31:08
    #28
    hocam dehb şakaya gelmez, hiç bi anlamda gelmez. sınav okul hayatın vs varmı bilmiyorum ama iş hayatında yada sosyal hayatında çok büyük balta olacağı kesin..doktor şiddetine göre yeşil - kırmızı reçete ilaçta verebiliyor merak etme araç sürmene vs engel olacak dozlar değil. sadece kötü niyetli kullanılmasın diye kırmızı yeşile tabi nitekim verilmeden önce yada verilirken bi ton teste tabi veriliyor. memuriyeti belli başlı kollar harici etkilemez silah altına girecek asker polis bekçi özel güvenlik gibi bişey olmayacaksan diye biliyorum bu saklanacak bi durum yada tedavisi ertelenecek bi durum değil.
    • muskmedya
    muskmedya bunu beğendi.
    1 kişi bunu beğendi.
  • 15-10-2025, 22:33:50
    #29
    Yaş 46. 8 senedir tedavi görüyorum.
    Bir DEHB hastasının benim yazdıklarımın tümünü okuması çok ihtimal dahilinde değildir ama bildiklerimi özetleyeyim )))

    1) DEHB beynin ön lobunda dopamin eksikliğinden kaynaklanır. Dikkat eksikliği, odaklanamama, motivasyon eksikliği, dürtüsellik ve düzenli tekrar eden işlerin yapılmasında zorluk gibi sorunlara neden olur.

    2) Biyolojik bir rahatsızlıktır, DEHB hastası olmayanlar bu durumu anlayamazlar. Bir DEHB hastasına istesen her gün yatağını toplayabilirsin demek bir şeker hastasına istersen daha çok insülin üretebilirsin demek gibidir. DEHB hastaları çevrelerinde unutkan, dağınık, tertipsiz, maymun iştahlı, iradesiz ve tembel olarak görülürler. Çünkü DEHB buna neden olur.

    3) Tedavisi ilaç ve bilişsel terapi şeklinde olmalıdır. İlaç olarak kullanılan metilfenidat biyolojik olarak gerçekten DEHB hastası olanlarda çok işe yarar. Eğer ilaç sizde işe yaramadıysa yanlış teşhis konulmuş olabilir ya da gerçekten dehb hastası olmayabilirsiniz. Çünkü artık tiktok izleyen, yeni nesil oyunlar oynayan, fast food yiyen, @dult içerik bakan, online bahis kumar oynayan yeni nesil dopamin manipülasyonuna maruz kalıp daha ergenlikten DEHB hastası gibi oluyor. Ama ilacın işe yaraması için DEHB hikayenizin çocukluktan gelmesi yani biyolojik olarak DEHB li olmanız lazım.

    4) İlaç sıkıntı ve çarpıntı yapıyorsa ya doz fazla gelmiştir ya da gerçekten DEHB hastası değilsinizdir. 10 sene önce ilk kez bir doktor 54 mg ilaç reçete etti. Bu ilacı kullanım kahvaltıda 2 kahve içtim ve kusma atakları ile acile gittim. İlacı kestim. 2 sene sonra ailemin zoru ile başka bir doktora (dehb üzerine çalışan bir profesöre) gittim. 10mg tabletin yarısı ile başladım. 3 ay içinde yavaş yavaş doz yükselttim. En son günlük 34 + 10 + 10mg doza çıktığımda kendimi çok kötü hissettim. Hayatta herşey yolunda olmasına rağmen sanki çok sevdiğim biri ölmüş hayatım mahvolmuş gibi ağır bir keder hissini hissettim. O zaman anladım psikiyatrik ilaçlar beyin kimyasına nasıl etki edebiliyor. Dozu 34+10 da sabitledim. Doğru dozu bulmam 6 dokor ziyareti ile 6 ay sürdü. Metil fenidat kafein gibi diğer uyarıcılara duyarlı. Kafein ile alınması halinde çarpıntı ve sıkıntı tablosu oluşuyor.

    5) İlacın bendeki etkisi çok güçlüydü. İlacı ilk aldığım gün oturduğum yerde 10,5 saat youtube da video izledim. Yani ilaç odaklanma konusunda yardımcı oluyor. Ama hala davranışsal terapi görerek eski zararlı davranış kalıplarınızı değiştirmeniz gerekiyor. Yoksa ilacın sağladığı odaklanmayı işinize okulunuza değil sosyal medyada içerik tüketmeye harcayabilirsiniz. O yüzden ilaç kullanırken uzman psikoloğa da gidip davranış kalıplarınızı değiştirmeye uğraşmak lazım. Yoksa ilacın faydasınız tam göremiyorsunuz. Bir de İlaç zamanla etkisini kaybediyor ve doz arttırmak gerekiyor. Bunu farkettiğimde ilacın dozunu arttırmak yerine ilaç kullanım sıklığını düşürmeyi tercih ettim. İlacı sadece çalışmam gereken önemli günlerde kullanıyorum. Çok ağır iş yükü yoksa ya da tatillerde kullanmıyorum.

    6) İlaç bağımlılık yapıyor mu? Hayır yapmıyor. İstediğimde ilacı alıp istediğimde almayabiliyorum. 2 hafta hiç almadan vakit geçirebiliyorum. Bağımlılık yapan şey ilacın uyarıcı olması nedeniyle verdiği zindelik hissi. Sabah 05:30'da çakı gibi uyanabiliyorum. Gece 10'da yatıyorum. Sabah 5:29'da alarm daha çalmadan 5-10 saniye önce uyanıyorum. Ve gözümü açar açmaz sanki 1 saat önce uyanmış, duşumu alıp kahvaltımı etmiş gibi zinde kalkıyorum İlacı kullanmadığım dönemde çok uyuşuk uyanırım ve beynimin normal hale gelmesi en az 1 saati bulur. Onu da sitrülin malat ile çözdüm. Sitrülin malat da aynı zindelik hissini veriyor. Yani o zindelik hissi ve enerji için metilfenidata ihtiyacı yok artık.

    7) İlacı almadığınızda dürtüsellik sorunları devam ediyor. DEHB hastalarının bir sorunu da hazzı erteleyememe ve acıya direnememe yani irade sorunudur. Önce yer sonra pişman olur, önce satın alır sonra pişman olurlar. Bir şeyi arzuladıklarında kendilerini durduramaz, sabırsızca temin etmeye çalışıyorlar. İlacı düzenli kullandığınızda zayıflıyorsunuz. Hem iştahınız azalıyor hem de yemek, tatlı gibi çekici şeylere ilginizi dizginleyebiliyorsunuz. İlacı bir hafta kullanmadığınızda yatağınızı toplamamaya başlıyorsunuz. Ben dürtüselliğimi dizginlemek için günlük oruçlar soğuk duşlar gibi başka egzersizler yapıyorum. İlacı sadece odaklanma ve organize olma sorunumu çözmek için kullanıyorum.
  • 15-10-2025, 22:34:15
    #30
    https://www.youtube.com/watch?v=flFH_HvpgTY


    öncelikle bu videoyu tavsiye ederim.

    Şimdi gelelim yorumuma concerta ve ritalini yıllarca kullanmış bir insan olarak asla kalıcı tedavi etmediğini belirtmek isterim. Bundan bir mucize beklemenizde yanlış. Dürtüsel bir dehb'seniz daha çok işe yaradığını söyleyebilirim ve kesinlikle bıraktığınızda eski halinize döneceğinizi bilmeniz gerekiyor. Bırakma süreci bile ciddi külfet. Zira biz bağımlılık potansiyeli en yüksek risk sınıfındayız. Nöro bozukluk'dan dolayı zaten doğru çalışmayan bir beyin , bir işe başlamak için tetik arayan beyinle birleşince. O tetiği hayatınızda her ne yaptıysanız. Bazıları sigara,kahve,uyuşturucu,alkol,kız arkadaş. Öyle bir bağlanırki tetiği yapar. onsuz asla yaşayamayacağını düşünür. Bu yüzden bırakma sürecinin 2x zor olduğu bir hastalıkta hastalığınızı tedavi eden bi ilacı bırakmakda o kadar zordur. Hatta tiktok'da 12 yıllık bi ritalin bağımlısı kızın bağırışını izledim. Ona bi tavsiye mesajı atmıştım. Dehb bi hastalıktır ama kullanılırsa bir mucizedir. Öncelikle bunu kullanmayı öğrenin bence. Barışmaya ve beyninizde her ne oluyorsa , şuan da aklınıza gelen her şeyin davranışlarının hepsinin sebebinin dehb olduğunu bilincinde olmaya çalışın. Bu bence hastalığı birazda olsa hafifletiyor. Çünkü bir tek ben mi farklıyım diye düşünüyordum teşhis almadan önce. Neden parmakla gösterilen kişiyim hep diye hep sorguladım. Ya çok kötü bi insan olarak yada çok iyi bir insan olarak hep bi tanım içerisine gireriz çünkü normal davranamayız. Bir toplantı salonunda bi hocanın uzattığını düşünün. aynı konuları söylüyor söylüyor duruyor. Bundan herkes rahatsız oluyor. Ama herkes dehb'mi değil. Dehb şu. O salonda ayağı kalkıp hocam ben müsadenizle gitmek istiyorum veya şerefsizse hoca ne uzattın diye bağıran kişidir. Aslında bunun ayrışması önemli. Çok uzattım işte buda dehb'den Konudan konuya atlarız. Hepsi birbiriyle bağlantılıdır. Ama dehb'siz birey atladığını düşünür atlamıyorsun dostum. ben anlıyorum seni. kendine iyi bak.
  • 15-10-2025, 22:50:13
    #31
    myildirim43 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Merhabalar, geçmiş olsun öncelikle.
    Hem bir DEHB'li çocuk babası, hem de bir psikologum. DEHB, ilaç tedavisinin en etkili olduğu rahatsızlık diyebilirim. Dikkat-odak sorunları önemli ölçüde kontrol altına alınabiliyor. Tanımızı alıp ilaç kullanmaya başladıktan sonra öğretmeni çocuğu tanıyamadı resmen. Sanki o gitti, başka bir çocuk geldi, gibi yorumlar aldık. Tek başına dikkat ilacı bizim için yeterli olmadı, DEHB'ye bağlı olarak ciddi bir kaygı bozukluğumuz da vardı, bu yüzden doktor kontrolünde antidepresan ile birlikte kullanmaya başladık. Asıl değişim ondan sonra oldu. İlaçlara alıştıktan sonra hayat hem onun için hem de öğretmenleri ve bizim için ciddi anlamda değişti ve kolaylaştı. Kalp sorunlarınızdan bahsetmişsiniz, zaten bu tür ilaçlar verilmeden önce EKG çekilerek kalp ritmi vs kontrol edilir. Ona göre ilaç reçete edilir. Yine de bazı ilaçlar ağır gelebilir, o durumda ilaç değişikliğine gidilebiliyor.

    Peki ilacın eksileri yok mu? Elbette var. Çocuğun eski neşesi yok oldu gitti resmen, ki bu beni bir baba olarak çok yaralıyor. Gözünden o pırıltı gitti resmen çocuğun. yorulduğunu bile koşarak söyleyen çocuk oturup defter kitabıyla oynuyor (9 yaşında). Ama maalesef sosyal varlıklarız ve topluma uymamız bazen mutlu olmamızdan daha önemli olabiliyor, ki ben bu durumdan bir baba olarak hiç memnun değilim. Keşke ikisinden birini seçme zorunluluğumuz olmasaydı. Ama dediğim gibi ya mutlu olacaktık ya da dışlanacaktık.
    Çok geçmiş olsun hocam, en büyük korkumda buydu. Bağımlılık ve ilacın zamanla yarattığı etki. Daha önce aynı binada oturan iki genç vardı, çok fazla asosyallerdi ve filozof gibi geziyorlardı. Çocukluktan beri gereksiz dozda ilaçla büyütülmüşlerdi. En büyük korkum bu saydıklarınız zaten, yüksek ihtimalle tedavi almadan ilaçsız şekilde çözmeye uğraşacağım...
  • 15-10-2025, 22:55:58
    #32
    Misafir adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    hocam dehb şakaya gelmez, hiç bi anlamda gelmez. sınav okul hayatın vs varmı bilmiyorum ama iş hayatında yada sosyal hayatında çok büyük balta olacağı kesin..doktor şiddetine göre yeşil - kırmızı reçete ilaçta verebiliyor merak etme araç sürmene vs engel olacak dozlar değil. sadece kötü niyetli kullanılmasın diye kırmızı yeşile tabi nitekim verilmeden önce yada verilirken bi ton teste tabi veriliyor. memuriyeti belli başlı kollar harici etkilemez silah altına girecek asker polis bekçi özel güvenlik gibi bişey olmayacaksan diye biliyorum bu saklanacak bi durum yada tedavisi ertelenecek bi durum değil.
    Hocam çok doğru söylüyorsunuz ancak ilaç tedavisi almaktan çok çekiniyorum, bunun için doktora görünmeyi tercih etmiyorum.

    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Yaş 46. 8 senedir tedavi görüyorum.
    Bir DEHB hastasının benim yazdıklarımın tümünü okuması çok ihtimal dahilinde değildir ama bildiklerimi özetleyeyim )))

    1) DEHB beynin ön lobunda dopamin eksikliğinden kaynaklanır. Dikkat eksikliği, odaklanamama, motivasyon eksikliği, dürtüsellik ve düzenli tekrar eden işlerin yapılmasında zorluk gibi sorunlara neden olur.

    2) Biyolojik bir rahatsızlıktır, DEHB hastası olmayanlar bu durumu anlayamazlar. Bir DEHB hastasına istesen her gün yatağını toplayabilirsin demek bir şeker hastasına istersen daha çok insülin üretebilirsin demek gibidir. DEHB hastaları çevrelerinde unutkan, dağınık, tertipsiz, maymun iştahlı, iradesiz ve tembel olarak görülürler. Çünkü DEHB buna neden olur.

    3) Tedavisi ilaç ve bilişsel terapi şeklinde olmalıdır. İlaç olarak kullanılan metilfenidat biyolojik olarak gerçekten DEHB hastası olanlarda çok işe yarar. Eğer ilaç sizde işe yaramadıysa yanlış teşhis konulmuş olabilir ya da gerçekten dehb hastası olmayabilirsiniz. Çünkü artık tiktok izleyen, yeni nesil oyunlar oynayan, fast food yiyen, @dult içerik bakan, online bahis kumar oynayan yeni nesil dopamin manipülasyonuna maruz kalıp daha ergenlikten DEHB hastası gibi oluyor. Ama ilacın işe yaraması için DEHB hikayenizin çocukluktan gelmesi yani biyolojik olarak DEHB li olmanız lazım.

    4) İlaç sıkıntı ve çarpıntı yapıyorsa ya doz fazla gelmiştir ya da gerçekten DEHB hastası değilsinizdir. 10 sene önce ilk kez bir doktor 54 mg ilaç reçete etti. Bu ilacı kullanım kahvaltıda 2 kahve içtim ve kusma atakları ile acile gittim. İlacı kestim. 2 sene sonra ailemin zoru ile başka bir doktora (dehb üzerine çalışan bir profesöre) gittim. 10mg tabletin yarısı ile başladım. 3 ay içinde yavaş yavaş doz yükselttim. En son günlük 34 + 10 + 10mg doza çıktığımda kendimi çok kötü hissettim. Hayatta herşey yolunda olmasına rağmen sanki çok sevdiğim biri ölmüş hayatım mahvolmuş gibi ağır bir keder hissini hissettim. O zaman anladım psikiyatrik ilaçlar beyin kimyasına nasıl etki edebiliyor. Dozu 34+10 da sabitledim. Doğru dozu bulmam 6 dokor ziyareti ile 6 ay sürdü. Metil fenidat kafein gibi diğer uyarıcılara duyarlı. Kafein ile alınması halinde çarpıntı ve sıkıntı tablosu oluşuyor.

    5) İlacın bendeki etkisi çok güçlüydü. İlacı ilk aldığım gün oturduğum yerde 10,5 saat youtube da video izledim. Yani ilaç odaklanma konusunda yardımcı oluyor. Ama hala davranışsal terapi görerek eski zararlı davranış kalıplarınızı değiştirmeniz gerekiyor. Yoksa ilacın sağladığı odaklanmayı işinize okulunuza değil sosyal medyada içerik tüketmeye harcayabilirsiniz. O yüzden ilaç kullanırken uzman psikoloğa da gidip davranış kalıplarınızı değiştirmeye uğraşmak lazım. Yoksa ilacın faydasınız tam göremiyorsunuz. Bir de İlaç zamanla etkisini kaybediyor ve doz arttırmak gerekiyor. Bunu farkettiğimde ilacın dozunu arttırmak yerine ilaç kullanım sıklığını düşürmeyi tercih ettim. İlacı sadece çalışmam gereken önemli günlerde kullanıyorum. Çok ağır iş yükü yoksa ya da tatillerde kullanmıyorum.

    6) İlaç bağımlılık yapıyor mu? Hayır yapmıyor. İstediğimde ilacı alıp istediğimde almayabiliyorum. 2 hafta hiç almadan vakit geçirebiliyorum. Bağımlılık yapan şey ilacın uyarıcı olması nedeniyle verdiği zindelik hissi. Sabah 05:30'da çakı gibi uyanabiliyorum. Gece 10'da yatıyorum. Sabah 5:29'da alarm daha çalmadan 5-10 saniye önce uyanıyorum. Ve gözümü açar açmaz sanki 1 saat önce uyanmış, duşumu alıp kahvaltımı etmiş gibi zinde kalkıyorum İlacı kullanmadığım dönemde çok uyuşuk uyanırım ve beynimin normal hale gelmesi en az 1 saati bulur. Onu da sitrülin malat ile çözdüm. Sitrülin malat da aynı zindelik hissini veriyor. Yani o zindelik hissi ve enerji için metilfenidata ihtiyacı yok artık.

    7) İlacı almadığınızda dürtüsellik sorunları devam ediyor. DEHB hastalarının bir sorunu da hazzı erteleyememe ve acıya direnememe yani irade sorunudur. Önce yer sonra pişman olur, önce satın alır sonra pişman olurlar. Bir şeyi arzuladıklarında kendilerini durduramaz, sabırsızca temin etmeye çalışıyorlar. İlacı düzenli kullandığınızda zayıflıyorsunuz. Hem iştahınız azalıyor hem de yemek, tatlı gibi çekici şeylere ilginizi dizginleyebiliyorsunuz. İlacı bir hafta kullanmadığınızda yatağınızı toplamamaya başlıyorsunuz. Ben dürtüselliğimi dizginlemek için günlük oruçlar soğuk duşlar gibi başka egzersizler yapıyorum. İlacı sadece odaklanma ve organize olma sorunumu çözmek için kullanıyorum.
    Okurken 3349083490 kez odak problemi yaşayarak park ettiğim aracımı düşündüğümü farkettim. Bir şekilde okudum, anlayabildiğimi anladım inşallah. (2 dakika sonra unutmadan yazmaya çalışıyorum)
    Fazla rahatlıkta hayallerime hedeflerime ulaşamamaktan korkuyorum ancak dediğiniz gibi davranışsal kalıplarımızı değiştirmemiz gerekiyor.
    Verdiğiniz bilgiler çok yararlı ancak bahsettiğiniz şeyler korkunç. Ben kendimi mal gibi hissedeceksem ne manası var bunu içmemin, kullanmamın?
    GreenC adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle

    https://www.youtube.com/watch?v=flFH_HvpgTY


    öncelikle bu videoyu tavsiye ederim.

    Şimdi gelelim yorumuma concerta ve ritalini yıllarca kullanmış bir insan olarak asla kalıcı tedavi etmediğini belirtmek isterim. Bundan bir mucize beklemenizde yanlış. Dürtüsel bir dehb'seniz daha çok işe yaradığını söyleyebilirim ve kesinlikle bıraktığınızda eski halinize döneceğinizi bilmeniz gerekiyor. Bırakma süreci bile ciddi külfet. Zira biz bağımlılık potansiyeli en yüksek risk sınıfındayız. Nöro bozukluk'dan dolayı zaten doğru çalışmayan bir beyin , bir işe başlamak için tetik arayan beyinle birleşince. O tetiği hayatınızda her ne yaptıysanız. Bazıları sigara,kahve,uyuşturucu,alkol,kız arkadaş. Öyle bir bağlanırki tetiği yapar. onsuz asla yaşayamayacağını düşünür. Bu yüzden bırakma sürecinin 2x zor olduğu bir hastalıkta hastalığınızı tedavi eden bi ilacı bırakmakda o kadar zordur. Hatta tiktok'da 12 yıllık bi ritalin bağımlısı kızın bağırışını izledim. Ona bi tavsiye mesajı atmıştım. Dehb bi hastalıktır ama kullanılırsa bir mucizedir. Öncelikle bunu kullanmayı öğrenin bence. Barışmaya ve beyninizde her ne oluyorsa , şuan da aklınıza gelen her şeyin davranışlarının hepsinin sebebinin dehb olduğunu bilincinde olmaya çalışın. Bu bence hastalığı birazda olsa hafifletiyor. Çünkü bir tek ben mi farklıyım diye düşünüyordum teşhis almadan önce. Neden parmakla gösterilen kişiyim hep diye hep sorguladım. Ya çok kötü bi insan olarak yada çok iyi bir insan olarak hep bi tanım içerisine gireriz çünkü normal davranamayız. Bir toplantı salonunda bi hocanın uzattığını düşünün. aynı konuları söylüyor söylüyor duruyor. Bundan herkes rahatsız oluyor. Ama herkes dehb'mi değil. Dehb şu. O salonda ayağı kalkıp hocam ben müsadenizle gitmek istiyorum veya şerefsizse hoca ne uzattın diye bağıran kişidir. Aslında bunun ayrışması önemli. Çok uzattım işte buda dehb'den Konudan konuya atlarız. Hepsi birbiriyle bağlantılıdır. Ama dehb'siz birey atladığını düşünür atlamıyorsun dostum. ben anlıyorum seni. kendine iyi bak.
    DEHB'yi kullanmak ilaç kullanmaktan daha mantıklı geliyor. Ama kimisi ilacı kullanmadan rahatlayamazsın diyor, fazla rahatlıktan da korkuyorum. Şuan yazdıklarınızı unuttum, okuyorum anlayamıyorum şimdi de. Çok değerli bilgiler paylaştığınıza eminim ancak
  • 15-10-2025, 22:57:16
    #33
    firatcelikdev adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Çok geçmiş olsun hocam, en büyük korkumda buydu. Bağımlılık ve ilacın zamanla yarattığı etki. Daha önce aynı binada oturan iki genç vardı, çok fazla asosyallerdi ve filozof gibi geziyorlardı. Çocukluktan beri gereksiz dozda ilaçla büyütülmüşlerdi. En büyük korkum bu saydıklarınız zaten, yüksek ihtimalle tedavi almadan ilaçsız şekilde çözmeye uğraşacağım...
    teşekkür ederim. Evet, benim oğlum da öyle, asosyal fakat filozof gibi takılıyordu. Hep kendisinden büyük çocuklarla ilgilenir, yaşıtları ilgisini çekmezdi. İlaçlardan sonra yaşıtlarına doğru yaklaşmaya başladı. En azından birkaç arkadaşı oldu.

    Kaç yaşındasınız, bilmiyorum ama farkındalık ve bilinciniz yüksek. Sonuçta benim oğlum dürtüsel olduğu ve henüz toplum kavramını yaşı gereği algılayamadığı için ilaçsız kontrol etmek gerçekten çok zordu. Öte yandan, bu yaşa (artık kaçsa) ilaçsız geldiyseniz, bundan sonrasını da devam edebilirsiniz diye düşünüyorum. Ben şahsen oğlumun 20-25 yaşındayken sizin bu yaptığınızı yapabilecek kadar "becerikli" bir çocuk olacağını öngöremiyorum ne yazık ki.
    Yine de size tavsiyem, psikiyatri yerine bir psikolog veya psikolojik danışmandan destek almanızdır.
  • 15-10-2025, 23:09:01
    #34
    myildirim43 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    teşekkür ederim. Evet, benim oğlum da öyle, asosyal fakat filozof gibi takılıyordu. Hep kendisinden büyük çocuklarla ilgilenir, yaşıtları ilgisini çekmezdi. İlaçlardan sonra yaşıtlarına doğru yaklaşmaya başladı. En azından birkaç arkadaşı oldu.

    Kaç yaşındasınız, bilmiyorum ama farkındalık ve bilinciniz yüksek. Sonuçta benim oğlum dürtüsel olduğu ve henüz toplum kavramını yaşı gereği algılayamadığı için ilaçsız kontrol etmek gerçekten çok zordu. Öte yandan, bu yaşa (artık kaçsa) ilaçsız geldiyseniz, bundan sonrasını da devam edebilirsiniz diye düşünüyorum. Ben şahsen oğlumun 20-25 yaşındayken sizin bu yaptığınızı yapabilecek kadar "becerikli" bir çocuk olacağını öngöremiyorum ne yazık ki.
    Yine de size tavsiyem, psikiyatri yerine bir psikolog veya psikolojik danışmandan destek almanızdır.
    Hocam çok teşekkür ederim, estağfurullah. Ben 19 yaşındayım, yaşıtlarımla anlaşamıyorum, 30-40 yaşında ki insanlarla çok rahat anlaşabiliyor, yakın arkadaş dahi olabiliyorum. Bundan şikayet etmiyorum çünkü hoşumada gidiyor. Büyük insanlarla bir araya gelmekten çok memnun oluyorum. Ancak yanlış anlamazsanız kurduğunuz şu cümleye çok takıldım. "Ben şahsen oğlumun 20-25 yaşındayken sizin bu yaptığınızı yapabilecek kadar "becerikli" bir çocuk olacağını öngöremiyorum ne yazık ki." O sizin oğlunuz, sizin kan bağınız var. Eğer siz başardıysanız, oğlunuzun da başarması muhtemeldir. Lütfen oğlunuza bu düşünceyi yansıtmayın, gerekirse dozları küçültür, bir şekilde bunlarında önüne geçersiniz. Ben binada ki çocuklar için kurdum "asosyal fakat filozof gibi" cümlesini, lütfen yanlış anlamayın. Bu çocuklarla sohbet ederken birden uzay hakkında konuşurlar, dehşet bilgiler veriyorlardı. Aslında çok güzel bir şeydi, asosyallik olmasaydı. Umarım oğlunuz çok güzel şeyler başarır, sizleri çok çok şaşırtır ve sizlerde oğlunuzla gurur duyarsınız. Ben yazılarınızı okuyorum, okuyorum ancak bazen kafam bir anda başka bir şeye gittiğini farkediyorum. Ciddi bir odak problemim varken üniversite hayallerimi gerçekleştirebileceğimi zannetmiyorum. Hayatımın belli başlı prime dönemleri var, 1 ay iş yapmaya para kazanmaya odaklı mükemmel şekilde ilerlediysem 2 ay mantalitem bozuk, gelecek kaygısıyla geceleri uyuyamıyorum. Erken yaşta kendi paramı kazanmak zorunda olduğum için 1 ay mutlu oluyorum, iyiki babam hayatı öğretmiş derken 2 ay boyunca neden diyorum.

    Ayrıca benim yaptığım, yapabildiğim bir başarım yok. Bu forumda ki hiçbir insandan farkım bulunmuyor. Prime dönemlerimde güzel şeyler yaşadım, güzel işler yaptım, büyük şirketlerle çalıştım, devlet işleri yaptım diye tam sevindiğim zaman sadece belli bir dönem yaptın, bu başarmış olduğun bir şey yok diyerek kendimi uyarmak zorundayım.

    Lütfen oğlunuz için beklentilerinizi yükseltin, beni lütfen yanlış anlamayın 🙏🏻
  • 15-10-2025, 23:16:34
    #35
    firatcelikdev adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam çok teşekkür ederim, estağfurullah. Ben 19 yaşındayım, yaşıtlarımla anlaşamıyorum, 30-40 yaşında ki insanlarla çok rahat anlaşabiliyor, yakın arkadaş dahi olabiliyorum. Bundan şikayet etmiyorum çünkü hoşumada gidiyor. Büyük insanlarla bir araya gelmekten çok memnun oluyorum. Ancak yanlış anlamazsanız kurduğunuz şu cümleye çok takıldım. "Ben şahsen oğlumun 20-25 yaşındayken sizin bu yaptığınızı yapabilecek kadar "becerikli" bir çocuk olacağını öngöremiyorum ne yazık ki." O sizin oğlunuz, sizin kan bağınız var. Eğer siz başardıysanız, oğlunuzun da başarması muhtemeldir. Lütfen oğlunuza bu düşünceyi yansıtmayın, gerekirse dozları küçültür, bir şekilde bunlarında önüne geçersiniz. Ben binada ki çocuklar için kurdum "asosyal fakat filozof gibi" cümlesini, lütfen yanlış anlamayın. Bu çocuklarla sohbet ederken birden uzay hakkında konuşurlar, dehşet bilgiler veriyorlardı. Aslında çok güzel bir şeydi, asosyallik olmasaydı. Umarım oğlunuz çok güzel şeyler başarır, sizleri çok çok şaşırtır ve sizlerde oğlunuzla gurur duyarsınız. Ben yazılarınızı okuyorum, okuyorum ancak bazen kafam bir anda başka bir şeye gittiğini farkediyorum. Ciddi bir odak problemim varken üniversite hayallerimi gerçekleştirebileceğimi zannetmiyorum. Hayatımın belli başlı prime dönemleri var, 1 ay iş yapmaya para kazanmaya odaklı mükemmel şekilde ilerlediysem 2 ay mantalitem bozuk, gelecek kaygısıyla geceleri uyuyamıyorum. Erken yaşta kendi paramı kazanmak zorunda olduğum için 1 ay mutlu oluyorum, iyiki babam hayatı öğretmiş derken 2 ay boyunca neden diyorum.

    Ayrıca benim yaptığım, yapabildiğim bir başarım yok. Bu forumda ki hiçbir insandan farkım bulunmuyor. Prime dönemlerimde güzel şeyler yaşadım, güzel işler yaptım, büyük şirketlerle çalıştım, devlet işleri yaptım diye tam sevindiğim zaman sadece belli bir dönem yaptın, bu başarmış olduğun bir şey yok diyerek kendimi uyarmak zorundayım.

    Lütfen oğlunuz için beklentilerinizi yükseltin, beni lütfen yanlış anlamayın 🙏🏻
    Estağfurullah, yanlış anlayacak bir şey yok. Beni en iyi siz anlarsınız. Becerikli derken kastettiğim şuydu aslında. Sadece sizi üzmemek adına açıklıyorum Yani ben Berat'ın 19 yaşındayken böyle bir platforma kaydolup, insanlara soru soracağını, gelen cevapları takip edeceğini tahayyül edemiyorum. Belki çocuk olduğu içindir, belki benim çocuğum olduğu için hiç büyümüyordur, bilmiyorum. Ama bildiğim şey, akademik başarısı çok iyi olmasına rağmen bunun haricindeki tüm konularda yaşıtlarından çok çok geride.
    Biz oğlumuza gece konuşmaları yapıyoruz, ilk uyuduğunda, henüz algıları açıkken ona "sen çok başarılı olacaksın" gibi telkinlerde bulunuyoruz.
  • 15-10-2025, 23:23:44
    #36
    Ayrıca,
    Bazıları farkındadır, bazıları değil. Ancak DEHB'li bireyler empati gücü çok yüksek kişilerden oluşur.
    Okulda bize bunu şu cümleyle anlatmışlardı: "Ortamda mutsuz biri varsa mutlu olmaları çok zordur"