• 12-07-2025, 02:11:57
    #1
    Selam olsun,

    Bir yozlaşma süreci olduğunda o toplumdaki her şey payını alır.
    Bugün sanatı konu etmek istedim.

    Eskiden bir şarkının sözü önemli, müzik sözü desteklerdi. Sözlerin anlamı ve dinleyende oluşturduğu duygular olurdu.
    Bu yavaş yavaş değişerek artık sözü olmayan cıstaklar ya da söz var ama müziğe uydurulmuş pek bir anlam taşımıyor.
    İstisnaları konu etmiyorum.

    Tiyatro diyelim.
    Bugün hala aklımızda kalanlar Metin Akpınar, Zeki Alasya, Nejat Uygur, Ali Poyrazoğlu, Müşfik Kenter, Münir Özkul, Levent Kırca, Nevra Serezli, Ferhan Şensoy vb. üstatlar.
    Cem Yılmaz, Ata Demirer tiyatro yapmıyorlar ama onlar bile aklınıza geliyorsa 20 sene öncenin insanları.
    Son 5 yıl içinde çıkan tiyatrocu ya da akılda kalıcılığı olan bir oyun hatırlıyor musunuz?
    Elbette çok güzel işler oluyor, gidip izliyoruz ama bahsettiğim kıratta çıkıyor mu?
    Belirli bir geçmiş dönemde bu kadar çok çıkarken artık hiç çıkmıyor olması yine bu yozlaşmanın ürünüdür.
    İnsanlar, tiyatroya değil artık bir storylik aktiviteye gidiyor.

    Sinema ya da diziler diyelim...
    Kitaplar ve yazarlar diyelim...
    Ne bir Sadri Alışık geldi ne Adile Naşit ne Aziz Nesin.
    Gelmiyorlar...

    Bu ve benzeri tüm sanat dalları bu yozlaşmadan payını alıyor.

    Artık bu kıratta insanlar gelmiyor çünkü o insanların yeşerdiği toplum ortada yok.
    Her toplum, kendi seviyesinde mahsul yeşerteceğinden bugünün sanat dalları ve sanatçıları hep vasat.
    Haliyle Barış Mançonun 7 den 70'e programı yerine sabahları eltim bana zıpladı, ben kayınpedere aşığım gibi programlar izliyoruz.
    Yeşerttiğimiz şey bu.

    Bir dönem düşünün ve o dönemin sadece sinema ve ses sanatçılarını yazacağım.
    Kemal Sunal - İlyas Salman - Şener Şen - Kadir İnanır - Cüneyt Arkan - Kartal Tibet - Adile Naşit - Ayşen Gruda - Nevra Serezli - Levent Kırca - Ediz Hun - Sadri Alışık - Fatma Girik - Türkan Şoray ve ismini yazamadığım abartısız onlarca üstat.

    Filmleri, replikleri hafızalara kazınan yıllar sonra bile olsa yine izlerken keyif alınan bugün çıkan kaç kişi var?
    3 sene önce çıkan kaç sanatçı ve filmi hatırlıyor ya da tekrar izliyorsunuz?

    Toplumsal yozlaşma sinsi şekilde ilerken değişen şeyleri görmemizi engelleyecek bir perde çeker.

    Bir dönem düşünün ki Müslüm Gürses - Ferdi Tayfur - Orhan Gencebay - İbrahim Tatlıses tek bir dönemde çıkmış.
    Yazdığım isimleri sevip sevmemek değil yazdığım şey. O farklı bir konu.


    Bir Hababam Sınıfı daha yazılamıyor.
    O oyuncu kadrosu yok.
    Rıfat Ilgaz, Can yücel, Aziz Nesin çıkmıyor.

    Bu insanlar daha önceden bu toplumun içinden çıkıyorken şimdi çıkamıyorsa bu kıratta insanlar toplum olarak bizim ilk önce yozlaşıyor olduğumuzu objektif olarak tespit etmemiz lazım ki bunu durdurabilelim.

    Elbette farkındalık olsun diye yazmaya çalışıyorum yoksa ne amacım olabilir.
    İsmini yazdığım kişilerin övgüye ihtiyacı mı var?

    Bu sadece işin sanat boyutu.
  • 12-07-2025, 02:21:32
    #2
    Dünya her geçen gün değişiyor, bu Türkiye özelinde bir durum değil.
    Yozlaşmanın, eğitimsizliğin de katkısı var tabii, ancak tüm her şeyi buna bağlamak manasız.
    Şu an kimse köyünde şiir okuyup komşu kızını düşleyip başlık parası için çalışmıyor.
    Sanat da gelişti, tabii ki günümüze uyarlandı ama gündelik hayattaki konularımız daha farklı.
    Kalacak bir evinin olması için şapkadan tavşan çıkarman gereken bu dönemde kimse oturup sanat, duygular, manalar vs bunlarla ilgilenmez.
  • 12-07-2025, 02:32:24
    #3
    dostum zaman zaman sen çok acayip konulara değiniyorsun ve yazılarını gerçekten beğenerek okuyorum. her repliğini bildiğimiz halde islediğimiz o filmlerin oyuncularınında bir karakteri vardı gerçek hayatlarda saygı duyulan insanlardı. bilinen yönlerinden çok bilinmeyen yönlerini öğrendikçe insanlar daha bi hayranlık duyarlardı halada öyle. kimse yanlış anlamasına şu an sanat adı altında yapılan tüm bu zırvalıklar ya reyting yada para uğruna yapılıyor. örnek veriyorum önceleri Türkiye'de bulunduğum şehrin tiyatroları sanki çocuklar için açılmış gibiydi. sırf çocuklara yönelik saçma sapan tiyatronun ruhunu yansıtmayan kuliste sigara içip iki allıkla sahneye çıkıp soytarılık yaparak çocukları güldürmeye yada şaşırtmaya çalışıp ilgi toplayama çalışan basit yapımlar. çocuk gelince velide gelir adı altında sanatı ticarete alet edilmiş basit hareketler. zaten aklı başında sanatı takip eden insanlar bu gibi yapımların ne kadar ucuz ve vasat olduğunu anlamayacak kadar aptalda değiller. yerel yönetimlerin sanata yatırım adı altında neler yaptıkları kara kayıp. kimseyi suçlamak istemiyorum ama bir belediye başkanı veyada meclis üyesi çıkıp demezmi biz buna mı para veriyoruz. ama yok.

    dostum söylediklerine herfiyen katılıyorum. sadece yozlaşmamışız sanki sanatla olan bağımız koparılmış gibi. çünkü yurt dışında açılan sergiler veya sanatsal faaliyetlere bile katılasım gelmiyor. çünkü o toplum zihniyetiyle yetiştirilmemiş. ne biliyim diğer insanlar gibi cafelerde barlarda sanat tartışamıyorum. bir avrupalı kafasında olamıyorum. bir resme saatlerce bakıp yorum yapıp tartışamıyorum.

    müzik, tiyatro, film ve diğer tüm sanatsal faaliyetler birer ticaret kapısı haline getirilmiş durumda. eski üstatlar gibi şehir şehir aç açına gezip derme çatma sahnelerde oynamıyor insanlar. yazık gerçekten.

    şahsen benim bu konuda ki en birinci görüşüm yozlaşmadan ziyade eğitimin kalitesizliği.

    bir ülkede eğitime önem yoksa. o ülke ama bugün ama yarın bitmiş demektir.

    neyse gördüğün üzere her ne olursa olsun konudan sapıyoruz konsantre olamıyoruz. bence herkez şu an bu durumda ekonomik kaygılar, geçim sıkıntıları, toplumsal yapı bence insanların önceliklerini değiştiriyor.

    sabah evden çıkıp akşam sağ salim eve dönebilmek başarı sayılır durumda.

    umarım herşey eski o yeşil çam filmleri tadında olur yine.

    sevgiler saygılar.
  • 12-07-2025, 02:52:54
    #4
    opyan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    dostum zaman zaman sen çok acayip konulara değiniyorsun ve yazılarını gerçekten beğenerek okuyorum. her repliğini bildiğimiz halde islediğimiz o filmlerin oyuncularınında bir karakteri vardı gerçek hayatlarda saygı duyulan insanlardı. bilinen yönlerinden çok bilinmeyen yönlerini öğrendikçe insanlar daha bi hayranlık duyarlardı halada öyle. kimse yanlış anlamasına şu an sanat adı altında yapılan tüm bu zırvalıklar ya reyting yada para uğruna yapılıyor. örnek veriyorum önceleri Türkiye'de bulunduğum şehrin tiyatroları sanki çocuklar için açılmış gibiydi. sırf çocuklara yönelik saçma sapan tiyatronun ruhunu yansıtmayan kuliste sigara içip iki allıkla sahneye çıkıp soytarılık yaparak çocukları güldürmeye yada şaşırtmaya çalışıp ilgi toplayama çalışan basit yapımlar. çocuk gelince velide gelir adı altında sanatı ticarete alet edilmiş basit hareketler. zaten aklı başında sanatı takip eden insanlar bu gibi yapımların ne kadar ucuz ve vasat olduğunu anlamayacak kadar aptalda değiller. yerel yönetimlerin sanata yatırım adı altında neler yaptıkları kara kayıp. kimseyi suçlamak istemiyorum ama bir belediye başkanı veyada meclis üyesi çıkıp demezmi biz buna mı para veriyoruz. ama yok.

    dostum söylediklerine herfiyen katılıyorum. sadece yozlaşmamışız sanki sanatla olan bağımız koparılmış gibi. çünkü yurt dışında açılan sergiler veya sanatsal faaliyetlere bile katılasım gelmiyor. çünkü o toplum zihniyetiyle yetiştirilmemiş. ne biliyim diğer insanlar gibi cafelerde barlarda sanat tartışamıyorum. bir avrupalı kafasında olamıyorum. bir resme saatlerce bakıp yorum yapıp tartışamıyorum.

    müzik, tiyatro, film ve diğer tüm sanatsal faaliyetler birer ticaret kapısı haline getirilmiş durumda. eski üstatlar gibi şehir şehir aç açına gezip derme çatma sahnelerde oynamıyor insanlar. yazık gerçekten.

    şahsen benim bu konuda ki en birinci görüşüm yozlaşmadan ziyade eğitimin kalitesizliği.

    bir ülkede eğitime önem yoksa. o ülke ama bugün ama yarın bitmiş demektir.

    neyse gördüğün üzere her ne olursa olsun konudan sapıyoruz konsantre olamıyoruz. bence herkez şu an bu durumda ekonomik kaygılar, geçim sıkıntıları, toplumsal yapı bence insanların önceliklerini değiştiriyor.

    sabah evden çıkıp akşam sağ salim eve dönebilmek başarı sayılır durumda.

    umarım herşey eski o yeşil çam filmleri tadında olur yine.

    sevgiler saygılar.
    Selam olsun,

    Sevgi, saygı benden.

    Toplumum ürettiği mahsul yazmamın nedeni bu.
    Bir toplum modellenirken o toplumun bir yaşam seviyesi olur.

    Mesele bundan 40 sene önce insanlar eğitim aldıklarında yani diploma sahibi olduklarında ve iyi bir insan olduklarında hak ettikleri yaşama sahip olacağını bilirdi.
    Bu insanlar, kendini geliştirmekten keyif alırdı çünkü bunun değerini ve önemini anlatan sanatçıları vardı.
    Bugünse toplumumuz sadece yarın sofrasına koyacağı aşı, ödeyeceği fatura, kira ve giderleri hesap ederken sanatçılar onlara kısa yoldan ürün tanıtıp servet sahibi olmayı anlatıyor.
    Bugün eğer Türkiye'de en çok takip edilen, etki alanı olan sanatçılar(!) kimler yazarsak zaten sizin benim dediğimiz ortaya çıkıyor.
  • 12-07-2025, 05:21:36
    #5
    yazdığınıza kısmen katılıyorum, bunun dışında sosyal medyanın gelişmesi ile sanata dair bakış açımız evrildi bence..dediğiniz gibi kaliteli sinema,tiyatro oyuncuları çıkmıyor çünkü daha hızlı daha ulaşılabilir ve tüketilebilir bir hayat tarzını benimsiyoruz ve bu sadece Türkiye özelinde olan bir durum da değil..bir taraftan böyle iken diğer taraftan çok çeşitli sanat dallarını keşfediyoruz, hergun onlarca sergi açılıyor ve ismini bile duymadigimiz sanat çeşitleriyle karşılaşıyoruz.. ve ilgimizi çeken tarza ulaşmamız daha mümkün oluyor..esasında sanat çok gelişti bence sadece evrildi başka yöne..