Selam olsun,
Hepimiz bu hayattaki eşsiz insanlarız.
Hayatımızı idame ettirmek için bir miktar para kazanmamız gerekiyor kabul ediyorum ama bu iş para kazanmak için hayat tüketmeye geldi sanırım.
Tamam, para kazanıyorsunuz çeşitli ticari konularınız var ya da sabit maaşla çalışıyorsunuz. Tamam, kendi işiniz var vs. vs.
Hepsine tamamım ve asla eleştirmiyorum. O şekilde düşünmeyin lütfen.
Sadece para kazanıyoruz ama hayatı ne kadar yaşıyoruz?
Hayatta kalmaktan bahsetmiyorum, dünya nimetlerinden, zevklerinden, keyiflerinden, konforundan bahsediyorum.
Bu sadece maddi değil ayrıca manevi olarak.
Ailenizle telafisi olmayan günler bir bir ömrümüzden düşerken yeteri kadar güzel anılar biriktiriyor musunuz?
Sevdiğiniz bir arkadaş, dost, sevgili ne ise artık kaliteli ve keyifli vakit geçiriyor musunuz?
Dünya nimetlerinden faydalanıyor musunuz?
Tatile çıkıyor musunuz? Sevdiğiniz birine karşı güler yüzlü ve aklınızda fatura ödemeleri olmadan sadece o anın mutluluğunu yaşıyor musunuz?
Yapıyorsanız bunlar geçip giden ömrümüzde ne kadarlık bir paya sahip?
Mesela %10 mu %90 mı?
Bir gün geçti gitti mesela bu geçen günde bizi seven insanlara, ailemize, sevdiklerimize geçen gün güzel anılarla mı dolu yoksa ziyan bir gün mü?
Para kazanmak dışında ne yapıyorsunuz?
9
●350
- 04-07-2025, 01:15:22
- 04-07-2025, 01:27:52Bu aralar, farklı illerdeki kardeşler olarak Ankara'da toplandık. Tamda bahsettiğiniz şekilde hayatın keyfini sürmekle meşgulüz.
Saatler daha bi değerli, sohbetler daha da anlamlı. Bakışlar hiç olmadığı kadar içten ve gülüşler dur durak bilmiyor resmen.
Kaçamaklar, tatiller olmazsa hayat çekilmez sanırım hocam. Tüm yıl dört gözle deniz tatilini bekliyor ve sadece o şekilde tam anlamı ile deşarj olup kendimize geliyoruz.
Geçen günümüz sevdiklerimiz ile %100 güzel anılar ile dopdolu çok şükür.
Tüm bunların içinde de buradan gelen iş tekliflerini araya sıkıştırıp paramızı da kazanmaya devam ediyoruz. Kısacası mutlulukla yuvarlanıp gidiyoruz.
Bence insanın kendi elinde günü ziyan etmek ya da çiçek bahçesine çevirebilmek. - 04-07-2025, 01:29:56%10 sevdiklerimle vakit %90 iş. Ben sizin gibi bakmıyorum olaya. Mesela siz dünya güzellikleri sevdiklerimizden bahsetmişsiniz bu sizin sevdiğiniz bir şey olabilir ama benim sevdiğim şey iş çalışmak bakın para kazanmak değil çalışmak bu yüzden birşey kaybettiğimi düşünmüyorum daha çok mutluyum çünkü ben çalışmayı seviyorum.
- 04-07-2025, 01:31:41Selam olsun,elyesaayse adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Kendi konularıma genelde cevap yazmıyorum ama okuyunca ben mutlu oldum valla.
Daim olsun güzelliker. - 04-07-2025, 03:13:14Selamlar,
Konulara bakış açınız ve mantıksal çıkarımlarınızı çok beğeniyorum, sizin gibilerin artması dileğiyle..
Konuyla alakalı olarak ise;
Ne yazık ki genel olarak insanlar buhran içerisinde.
Geçen gün bir arkadaşım, "çalışarak battım" cümlesini kurdu ve fazlasıyla hak verdim.
Başka bir arkadaşım, artık helal parayla ödemelerimi yapmak istemiyorum noktasına geldiğini söyledi.
Eminim çok fazla böyle insan vardır.
İnsanlar, stresini atamıyor, hobi edinemiyor, anı biriktiremiyor, huzursuz, telaşlı, ay sonunu bir şekilde çıkartmaya çalışıyorlar.
Bunun bu şekilde devam etmesi mümkün görünmüyor.
1 yıl daha, 3 yıl daha, 5 yıl daha devam eder ancak bir noktada artık hepten hem psikolojik hem fiziksel olarak yokoluş başlayacak diye düşünüyorum.
Bozulma, yozlaşma, gerileme değil kastım, onlar bir süre sonra ufak ufak düzelmeye başlar.
Ancak yokoluş başladığında geri dönüşün imkanı yok.
Maddi olarak kendimce iyi durumdayım.
Tatilimi yapabiliyorum, tiyatro vb. sevdiğim aktivitelere zaman ayırabiliyorum, aile bireylerimle, arkadaşlarımla görüşüyorum, oturuyorum, sohbet ediyorum. Ancak bu kadar.
10 yaşındayken dünyayı değiştirmem lazım diyordum.
25 yaşına gelmiş, alanında bilinen, iyi bir bilgisayar mühendisiyken ülkemi değiştirmem, cumhurbaşkanı olmam lazım diyordum.
35 yaşıma geldim, çevremi daha da iyileştirsem, güzelleştirsem yeter diyorum.
Vizyon olarak benden iyisi olamaz diyordum, ancak zaman içerisinde vizyonumu her geçen dönemde ufaltmaya başladım, çok üzücü.
Mücadele ediyorum ve bir şekilde kendi kendime, kendimi aşmaya çalışıyorum.
Yoruldum, bunaldım, haberlerden, ülke gündeminden, insanların her konuda bölünmüşlüğünden, sebep-sonuç ilişkisi kuramamalarından, benden olmayan beter olsun düşüncelerinden yıldım.
Alışveriş yapmaya girdiğim herhangi bir dükkanda, bir şekilde dolandırılıyorum hissini yaşamaktan, güven duygumun kırılmış olmasından yıldım.
Herkesin çok gergin olmasından, anlayışsız olmasından, empatiden yoksun olmasından, hep bana hep bana olmasından yıldım.
Tüm bu saydıklarım olurken, maddi durumumla alakalı bir sorun olmamasına rağmen bunlar yaşanıyor.
Ve ucu ucuna yaşamaya çalışan insanların benim 500 katı daha zor durumda olmaları durumuna diyecek sözüm kalmamasına üzülüyorum.
Çok çok derin ancak, ülke olarak tek gayemiz hayatta kalmaya çalışmak ve bunun için mücadele etmek.
Necmettin Erbakan'ın bayıldığım ve özümsediğim bir sözü vardır:
Bir çiçekle bahar gelmez ama her bahar, bir çiçekle başlar.
Ne yazık ki artık bir çiçek yetişmesi için hiç bir alanda gerekli şartları bırakmadık.
Dolayısıyla bir daha bahar yaşar mıyız bilemiyorum.
Karamsarlık çöktü ruhuma, çok üzgünüm.
Tek başına peygamberliğini ilan edip, direnen, dinini yaymaya çalışan bir peygamberden,
Gemileri karadan yürüten bir padişahtan,
Askersiz, teçhizatsız biçare bir durumdayken ülke kuran, geliştiren bir kurucudan
feyz almak hepimizin boynunun borcu.
Siz bakmayın benim karamsarlığıma, mücadeleye devam, elbet bir gün..
Konunun çok dışına çıktım kusura bakmayın lütfen, gece vakti bir anda efkarlandım ( : - 04-07-2025, 05:56:41Yakın zamanda, birkaç arkadaş edinme girişimim oldu. Eskilerin en vasatlarını bile mumla arar oldum. Eski arkadaşlarım az, çok mantık yürüterek dinleyip konuşurdu. Diyalog kurduğumu hissederdim. En algısı düşük olanı bile anlamadıysa "anlamadım" diyebiliyordu.
Son zamanlarda konuştuğum birine, çok stresli olduğu birgünde, bunu neşelendirmek için olumlu birkaç cümle söyledim. Neredeyse hiç alakası olmayan negatif yanıtlar verdi. Ertesi gün, negatifliğini anlatmaya çalışayım, öz farkındalık yaşar belki diyerek konuşmaya başladım. "Dün böyle böyle dedim, olumsuz yorumladın" derken cümlemi ağzıma tıktı. Açtı ağzını, yumdu gözünü. Sustum.
Başka bir gün bir kafeye gittim. Masada tek başıma oturuyorum. Kitap okuyorum. Bir boş sandalye daha var, masamda. Birisi hiçbir şey demeden, sandalyeyi sürükleye sürükleye (berbat bir ses çıkıyordu) alıp masasına çekti. Ardından sanırım birkaç dakika bekledim. Sonra masasına gittim. Sakin bir sesle dedim ki "sandalyeyi alırken sorabilirdin". Üstüme yürüyüp elimdeki çayı dökmemi sağlayacak şekilde koluma vurdu. Yanındaki arkadaşının biri, bana avazı çıktığı kadar bağırarak haraket etti. Üç kişilerdi. Ne kaçtım, ne de saldırdım. Yalnızca sustum.
Başka bir gün yine bir kafeye gittim. Kitap okuyorum. Mekanda genç, yaşlı, bayanlar, erkekler var. Kalabalık bir grup geldi. Hepsinin ortalama yaşı 50'den aşağı değildir. İçlerinde birisi yüksek sesle sürekli aşırı küfürlü konuşuyordu. Bu grubun içinden biri, bu küfürbaza bayanları işaret etti. Yani, küfür etmemesi için uyardı. Adam daha da küfürlü konuşmaya başladı. Utanmadan gülüyor da. Uyarmayı düşündüm ama yine sustum.
İyileri sona sakladım. Yeni tanıştığım iki kişiyle muhabbetimiz gayet iyi gidiyor. Sonunda insanca konuşabiliyoruz - 04-07-2025, 06:36:36Para olmayınca da olmuyor hocam ise gitmenin tek amacı hayatımı devam ettirmek