• 18-04-2025, 08:37:52
    #1
    ⭐MALİ MÜŞAVİR⭐
    Ekonomide Reset Zamanı: Yapılandırma, Matrah Artırımı ve Vergi Affı Artık Zorunluluktur!

    Aylardır konuşuyoruz; Tahsil edilemeyen vergi, kağıt üstünde bir alacaktan fazlasıdır. O, işletmenin yükü, devletin çıkmazı, ekonominin kangrenidir.
    Bugün vergi affı, yapılandırma ve matrah artırımı; mükellefin değil, devletin de ihtiyacıdır. Çünkü adalet; yalnızca alacaklı olmaktan değil, çözüme yanaşmaktan da geçer.

    Piyasada para dönmüyor, borçlar çevrilmiyor, mükellef geçmişin yüküyle geleceğe adım atamıyor.

    Yapılandırma; umut değil, zorunluluktur.
    Matrah artırımı; kaçış değil, barış kapısıdır.
    Devletin alacağını tahsil etmesi için, işletmelerin nefes alması gerekir.
    Kapanan her işletme, kaybolan her istihdam, sadece bir sayı değil, bir sosyal kırılmadır.
    Ekonomide güven istiyorsak, önce güven inşa edecek adımları atmalıyız.

    Bugün yapılacak cesur bir yeniden yapılandırma; hem devletin kasasını doldurur, hem ülkenin umudunu tazeler.

    Cemil Kır
  • 18-04-2025, 08:48:23
    #2
    vergisini hakkıyla ve zamanında ödeyen kişileri "enayi" yerine koymak adalet mi?

    Sürekli vergi aflarıyla "asıl adaletsizliği" yaparak insanları borçlarını ödememeye teşvik etmek adil mi?

    Adil ve adalet kavramlarınızı yeniden gözden geçiriniz...
  • 18-04-2025, 08:54:26
    #3
    Profesyonel Tasarım Hiz.
    Af yapılandırma vs. çıkacaksa vergisini zamanında ödeyenin ödediği vergiler iade edilsin. İşini doğru yapanın çektiği zulüm nedir bu ülkede ya.
  • 18-04-2025, 09:01:52
    #4
    ⭐MALİ MÜŞAVİR⭐
    gameforevertr adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    vergisini hakkıyla ve zamanında ödeyen kişileri "enayi" yerine koymak adalet mi?

    Sürekli vergi aflarıyla "asıl adaletsizliği" yaparak insanları borçlarını ödememeye teşvik etmek adil mi?

    Adil ve adalet kavramlarınızı yeniden gözden geçiriniz...
    Vergisini ödeyeni cezalandıran değil vergisini ödeyeni kapsamlı vergi indirimleriyle ödüllendiren. Ancak vergisini ödeyemeyen vatandaşı da unutmadan onun içinde kolaylık sağlayan adil bir vergi sistemine ihtiyacımız var.
    Ben ödüyorsam herkes ödesin yaklaşımından daha çok daha adil nasıl olabilir diye düşünmeliyiz.
  • 18-04-2025, 09:21:01
    #5
    malimusavirbb adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ekonomide Reset Zamanı: Yapılandırma, Matrah Artırımı ve Vergi Affı Artık Zorunluluktur!

    Aylardır konuşuyoruz; Tahsil edilemeyen vergi, kağıt üstünde bir alacaktan fazlasıdır. O, işletmenin yükü, devletin çıkmazı, ekonominin kangrenidir.
    Bugün vergi affı, yapılandırma ve matrah artırımı; mükellefin değil, devletin de ihtiyacıdır. Çünkü adalet; yalnızca alacaklı olmaktan değil, çözüme yanaşmaktan da geçer.

    Piyasada para dönmüyor, borçlar çevrilmiyor, mükellef geçmişin yüküyle geleceğe adım atamıyor.

    Yapılandırma; umut değil, zorunluluktur.
    Matrah artırımı; kaçış değil, barış kapısıdır.
    Devletin alacağını tahsil etmesi için, işletmelerin nefes alması gerekir.
    Kapanan her işletme, kaybolan her istihdam, sadece bir sayı değil, bir sosyal kırılmadır.
    Ekonomide güven istiyorsak, önce güven inşa edecek adımları atmalıyız.

    Bugün yapılacak cesur bir yeniden yapılandırma; hem devletin kasasını doldurur, hem ülkenin umudunu tazeler.

    Cemil Kır

    Ne yapacaklar bilmiyorum ama bir şeyler yapmak zorundalar.
    Vergi ve SGK prim borçlarına uygulanan faiz oranları, piyasadaki kredi maliyetlerinden bile yüksek. Mükellef sanki devletin tefecisiyle muhatap olmuş gibi. Hatta bazen insan düşünüyor: Tefeciden borç alıp vergiyi ödesek daha mı az zararla çıkarız?
    Bugün hâlâ vergisini, primini günü gününe ödeyebilen her işletmeciye ne kadar teşekkür etsek az.
    Ama bu kadar ağır şartlar altında, bu kadar belirsizliğin içinde işini ayakta tutmaya çalışan birine teşekkür yetmez. Anlamak, çözüm üretmek gerekir.
    Yıllardır “KOBİ KOBİ” diye her yere sanayi siteleri kuruldu. Ama orada çalışan binlerce işletme her sabah aynı soru ile uyanıyor:
    “Bugün iş olacak mı?”
    Ulusal ya da global bir markaya üretim yapmıyorsan, her sabah kapıyı umutla ama bilinmezlikle açıyorsun.
    Ve ne acıdır ki, artık küçülmek için bile önce biraz büyük olman gerekiyor.
    Büyük umutlarla alınmış makineler var. Bugün satmaya kalksan, hurdacı kantara koyup demir fiyatı veriyor.
    “Üstüne branda çekelim, işler açılınca devam ederiz” diyorsun ama o makineleri saklayacak yer bile ayrı bir maliyet artık.
    Zarar eden bir işletmeden hâlâ kira stopajı alınması da başka bir soru işareti:
    Faaliyet gösterdiğin için mi, yoksa kazanç elde ettiğin için mi vergi veriyorsun?
    Aynı şekilde, bir dönem ağızlardan düşmeyen “üretim, istihdam, ihracat” söylemleri bugün neden bu kadar sessiz?
    Savunma sanayii %80 yerliliğe ulaştı, ihracat rekorları kırıldı deniyor. Bu gurur verici.
    Ama biz hâlâ soruyoruz:
    Bu döviz ülkeye geliyor da, neden çarşıya, pazara, işletmeye inmiyor?
    Somali, Libya, Suriye… Uluslararası ilişkiler kurmak önemli. Ama bu kadar "amme hizmeti" görünümündeki hamlenin ülke ekonomisine ne zaman katkısı olacak? Bu kadar yatırımın, bu kadar açılımın bir gün iç piyasaya yansıması olacak mı?
    Mesele çok basit:
    Bu ülkede hâlâ sabah makinelerinin başına geçen, “acaba bugün ne çıkacak” diye bekleyen insanlar var.
  • 18-04-2025, 09:23:29
    #6
    malimusavirbb adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Vergisini ödeyeni cezalandıran değil vergisini ödeyeni kapsamlı vergi indirimleriyle ödüllendiren. Ancak vergisini ödeyemeyen vatandaşı da unutmadan onun içinde kolaylık sağlayan adil bir vergi sistemine ihtiyacımız var.
    Ben ödüyorsam herkes ödesin yaklaşımından daha çok daha adil nasıl olabilir diye düşünmeliyiz.
    Bunun daha adili yoktur adil olan her vatandaş şirket gibi vergisini zamanında ödemek adil olandır.
  • 18-04-2025, 09:34:37
    #7
    Bybitter adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bunun daha adili yoktur adil olan her vatandaş şirket gibi vergisini zamanında ödemek adil olandır.

    Bir taksi çağırma uygulaması geliştirdin. Harika bir fikir, iyi bir yazılım. Yüzlerce taksici sisteme girdi, binlerce müşteri uygulamayı indirdi. Komisyonlar aktı, işler büyüdü. Arkadan seni taklit eden onlarca uygulama çıktı. Rekabet başladı.
    Peki ne oldu sonra?
    Her biri daha ucuz, daha indirimli, daha rekabetçi taksi arayışına girdi. Sistemin patronu olarak sen de kendi taksicilerine “biraz daha ucuz olun” baskısı yapmaya başladın. Çünkü müşteri kaptırmak istemiyorsun. Müşteri memnun ama taksici?
    Kim hesaplıyor o taksicinin günlük yakıt maliyetini?
    Kim hesaplıyor 10.000 bakımını yaptıramayan adamın riskini?
    Hadi onu geçtim… Yazılımcı abimiz vergisini tıkır tıkır öderken, taksici bağkurunu bile ödeyemez hale geliyor. Çünkü uygulama onun kazandığı üç kuruşu da sıyırıyor.
    Bir sistem kuruyorsun ama sistemin paydaşlarını unutuyorsun.
    Sistemi ayakta tutan insanı unuttuğunda, o sistem eninde sonunda seni de altında bırakır.


    Adalet her zaman eşitlik demek değildir.
  • 18-04-2025, 09:44:40
    #8
    CanBarkod adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bir taksi çağırma uygulaması geliştirdin. Harika bir fikir, iyi bir yazılım. Yüzlerce taksici sisteme girdi, binlerce müşteri uygulamayı indirdi. Komisyonlar aktı, işler büyüdü. Arkadan seni taklit eden onlarca uygulama çıktı. Rekabet başladı.
    Peki ne oldu sonra?
    Her biri daha ucuz, daha indirimli, daha rekabetçi taksi arayışına girdi. Sistemin patronu olarak sen de kendi taksicilerine “biraz daha ucuz olun” baskısı yapmaya başladın. Çünkü müşteri kaptırmak istemiyorsun. Müşteri memnun ama taksici?
    Kim hesaplıyor o taksicinin günlük yakıt maliyetini?
    Kim hesaplıyor 10.000 bakımını yaptıramayan adamın riskini?
    Hadi onu geçtim… Yazılımcı abimiz vergisini tıkır tıkır öderken, taksici bağkurunu bile ödeyemez hale geliyor. Çünkü uygulama onun kazandığı üç kuruşu da sıyırıyor.
    Bir sistem kuruyorsun ama sistemin paydaşlarını unutuyorsun.
    Sistemi ayakta tutan insanı unuttuğunda, o sistem eninde sonunda seni de altında bırakır.
    Adalet her zaman eşitlik demek değildir.
    Asgari ücretli birinin maaşını almadan vergisini ödemesi ve açlık sınırının bilmem kaç katı az şekilde hayatını idame etmesi ile ilgilide bir hikayeniz var mı?
  • 18-04-2025, 10:08:31
    #9
    Bybitter adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Asgari ücretli birinin maaşını almadan vergisini ödemesi ve açlık sınırının bilmem kaç katı az şekilde hayatını idame etmesi ile ilgilide bir hikayeniz var mı?
    Bu konuda brüt maaş ödenmesini ve çalışanın ''canı isterse'' primlerini ödemesini öneriyorum. Böylece sorumluluk işverenin üzerinden kalkar. Sadece iş güvenliği sigortası primi işveren tarafından ödenmeli bence. Açlık sınırı konusunda sizinle aynı fikirdeyim. Açlık sınırının altında maaş ödeyen işyerlerinde kimse çalışmamalı.