malimusavirbb adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Ekonomide Reset Zamanı: Yapılandırma, Matrah Artırımı ve Vergi Affı Artık Zorunluluktur!

Aylardır konuşuyoruz; Tahsil edilemeyen vergi, kağıt üstünde bir alacaktan fazlasıdır. O, işletmenin yükü, devletin çıkmazı, ekonominin kangrenidir.
Bugün vergi affı, yapılandırma ve matrah artırımı; mükellefin değil, devletin de ihtiyacıdır. Çünkü adalet; yalnızca alacaklı olmaktan değil, çözüme yanaşmaktan da geçer.

Piyasada para dönmüyor, borçlar çevrilmiyor, mükellef geçmişin yüküyle geleceğe adım atamıyor.

Yapılandırma; umut değil, zorunluluktur.
Matrah artırımı; kaçış değil, barış kapısıdır.
Devletin alacağını tahsil etmesi için, işletmelerin nefes alması gerekir.
Kapanan her işletme, kaybolan her istihdam, sadece bir sayı değil, bir sosyal kırılmadır.
Ekonomide güven istiyorsak, önce güven inşa edecek adımları atmalıyız.

Bugün yapılacak cesur bir yeniden yapılandırma; hem devletin kasasını doldurur, hem ülkenin umudunu tazeler.

Cemil Kır

Ne yapacaklar bilmiyorum ama bir şeyler yapmak zorundalar.
Vergi ve SGK prim borçlarına uygulanan faiz oranları, piyasadaki kredi maliyetlerinden bile yüksek. Mükellef sanki devletin tefecisiyle muhatap olmuş gibi. Hatta bazen insan düşünüyor: Tefeciden borç alıp vergiyi ödesek daha mı az zararla çıkarız?
Bugün hâlâ vergisini, primini günü gününe ödeyebilen her işletmeciye ne kadar teşekkür etsek az.
Ama bu kadar ağır şartlar altında, bu kadar belirsizliğin içinde işini ayakta tutmaya çalışan birine teşekkür yetmez. Anlamak, çözüm üretmek gerekir.
Yıllardır “KOBİ KOBİ” diye her yere sanayi siteleri kuruldu. Ama orada çalışan binlerce işletme her sabah aynı soru ile uyanıyor:
“Bugün iş olacak mı?”
Ulusal ya da global bir markaya üretim yapmıyorsan, her sabah kapıyı umutla ama bilinmezlikle açıyorsun.
Ve ne acıdır ki, artık küçülmek için bile önce biraz büyük olman gerekiyor.
Büyük umutlarla alınmış makineler var. Bugün satmaya kalksan, hurdacı kantara koyup demir fiyatı veriyor.
“Üstüne branda çekelim, işler açılınca devam ederiz” diyorsun ama o makineleri saklayacak yer bile ayrı bir maliyet artık.
Zarar eden bir işletmeden hâlâ kira stopajı alınması da başka bir soru işareti:
Faaliyet gösterdiğin için mi, yoksa kazanç elde ettiğin için mi vergi veriyorsun?
Aynı şekilde, bir dönem ağızlardan düşmeyen “üretim, istihdam, ihracat” söylemleri bugün neden bu kadar sessiz?
Savunma sanayii %80 yerliliğe ulaştı, ihracat rekorları kırıldı deniyor. Bu gurur verici.
Ama biz hâlâ soruyoruz:
Bu döviz ülkeye geliyor da, neden çarşıya, pazara, işletmeye inmiyor?
Somali, Libya, Suriye… Uluslararası ilişkiler kurmak önemli. Ama bu kadar "amme hizmeti" görünümündeki hamlenin ülke ekonomisine ne zaman katkısı olacak? Bu kadar yatırımın, bu kadar açılımın bir gün iç piyasaya yansıması olacak mı?
Mesele çok basit:
Bu ülkede hâlâ sabah makinelerinin başına geçen, “acaba bugün ne çıkacak” diye bekleyen insanlar var.