• 04-12-2024, 01:37:17
    #10
    Selam olsun,

    Ne el olan alemi ne el olmayan alemi hiç hayatımda bir yere koymadım.
    Ne düşündükleri, ne istedikleriyle hiç ilgilenmedim ama neden böyle olduklarıyla ilgili ciddi kafa yordum.
    Benim ulaştığım sonuç şudur;

    Doğdun, ilkokulda rekabete başlayacaksın.
    En yüksek notu alacaksın, en güçlü sen olacaksın, en akıllı sen olacaksın, en uslu sen olacaksın vs. vs.
    Evleneceksin ama evlilik yetmez, evlendiğinde geciktirmeden çocuk yapacaksın zira dünyanın en önemli soyunu devam ettirmen gerekir ama yine yetmez bu sefer ikinci çocuk için telkinler başlar.
    İyi iş iyi kazanç elde etmen için baskılar hep olacak zira bunları elde etsen bile bir üstü için yine akıl verilecek.

    Bunların nedeni insanların dayatılan hayatı yaşamayı amaç edinmesidir. Doğrular ve yollar çizilmiş, kimsenin bu çizgiden çıkmaması için aileden başlayan bir baskı oluyor.
    Silsile olarak aile seni bu şekilde yetiştiriyor, evleneceğin kişiyi ailesi bu şekilde yetiştiriyor ve evlendiğin kişi aileden aldığı baskıyı sana yansıtmaya devam ediyor.
    Çünkü dayatılan her şeyi olması gerektiğini düşünerek yapıyorsun.

    Şahsen 38 yaşında evlendim ve çocuk düşünmüyoruz.
    El olan alem çocuk sorduğunda eskiden düşünmüyoruz diyorduk ama insanlara bunu anlatma çabası beyhude bir çaba o nedenle artık çocuğumuz olmuyor diyoruz.
    Gerçi çocuk tercih etmiyoruz dediğimizle, çocuğumuz olmuyor demenin hiç bir farkı yok.
    Birinde tercih mi? öyle şey mi olur bak şöyle böyle diye ikna etmeye çalışırlarken, çocuğumuz olmuyor dediğimizde şunu ye bunu iç şu doktor çok iyi gibi akıl vermeler oluyor.
    Artık haddi olmayan şeyleri soran insanlara sessiz kalarak cevap vermeden ilerliyoruz.

    İnsanlar mutsuz ve korkuyorlar. Çoğunluk evladını sevmediğinden böyle baskı kurup onu bir kalıba sokmak istemiyor. Bu yol dışında ilerlerse ayakta kalamaz korkusuyla yapıyor.
    İnsanları yargılamayı hiç sevmem zira herkesin yaşanmışlığı o kişinin yaptıklarında pay sahibidir ama insanların yargılamaları, akıl vermelerinin temelinde "kendi yaşadıkları hayatın doğruluğu konusunda kendisini ikna etmektir."

    Bak bu işin doğrusu bu böyle yapman lazım! (Çünkü kendisi öyle yaptı ve ben bir nane yedim demek zordur.)

    Biraz dağınık yazmış olabilirim ama uzatmamak adına parça parça yazmak istedim.
  • 04-12-2024, 01:58:46
    #11
    Konuya mahalle berberini de eklemek isterim Hocam maalesef ki her zaman olan ve olmaya devam edecek durumlar. Birebir hepsini birkaç yıldır yaşıyorum. Bir zamanlar acaba gerçekten haklılar mı diyerek onların istediklerini yapmaya karar verdim ama inanın içinizden gelmediği için uzun sürmüyor, ki yapsanız dahi bu sefer farklı konular üzerinden bombardımana tutuluyorsunuz. Çok can sıkıcı bir durum, hele ki stres yaptıkça gece gelen o derin düşünceler uykusuzluklar iyice mahvediyor. Bazen olay para olayı da olmuyor, çevremde ticaret ile uğraşan ve aylık birkaç bin dolar kazanan birisinin ailesinden, bi memur olamadın, adam akıllı bi işin yok, yarın ne olacağın belli değil (arkadaşıma) sözlerini işitmiş bir kişi olarak şunu da eklemek isterim, sonuçlarına sizin katlanacağınız yolda bile ilerlemeye müsade etmiyor bazıları. Başkaları ile kıyaslanmalar, sürekli kendini profesör sanan insanların akıl vermeleri bilmezler mi ki herkes kendi yolunda nasibini yer anlamış değilim. Selam bile vermek istemiyordum artık kimseye, yolda gördüğüm zaman bu insanları yolumu değiştiriyor daha fazla yürümek zorunda kalıyordum bazen. Gerçekten kendini geliştirmiş insanların, ilerlediği hayatta bi noktaya varmış insanlardan da hep ben tavsiye almak için koşturdum, kendi emeğiyle bi yere gelmiş insanların bir çoğundan da bu durumun varlığını dinledim. Başarını tebrik ederim diyeni duymadım, dediğim gibi hep bir açık aramaya çalışıyorlar. Bu süreç uzun zaman devam ettiği ve farkına varmadığınız takdirde, kendinizi bir boşluğun içinde buluyor ve artık yetenek ve yetkinliklerinizi bile yerine getiremez oluyorsunuz (yani, bende öyle olmuştu). Kim ne derse haklısın deyip geçeyim dedim gene bir çözüm değil, durumu izah edip kendi hedef ve doğrultumu anlatayım dedim bir sonuca varmadı. Ha bir de bi tarafı daha var, doğrudan size söylenmeden seke seke, kulaktan kulağa oynar gibi en son oyunun ailenizde bittiği ve sonucunda sizin ağır darbeler alarak oyunun bittiği ama hiçbir zaman bitmeyen bir oyunda olduğu gerçeği... En son bu durumu değiştiremeyeceğimin farkına varıp kabullendikten sonra, toparlanmak zaman alsa da daha sakin birisine dönüştüm. Etrafı gözlemlemeye başladım, kendi benliğimin farkına vardım. Siz deniyorsunuz, hata yapıyor ve ders çıkarıyorsunuz, hayattaki yerinizi bulana kadar kendinizi keşfedene kadar bu devam edecek. Canınızı bu tarz insanlar sıkmasın, özellikle strese dönüştürmeyin, kendinize inanın, o yapmış bende yaparımdan ziyade, ben ne yapabilirim? Kendinizi keşfedin. Çok fazla uzattım kusuruma bakmayın, okuduğunuz için teşekkür eder ve şu sözlerle bitirmek isterim.
    Alıntı
    Sadece aptallar ağızları ile konuşur. Akıllarıyla konuşanlar zeki, kalpleri ile konuşanlara ise bilge denir. (Jack Ma)
    Alıntı
    Bugün zor, yarın daha da zor olacak. Ama ertesi gün muhteşem olacak. (Jack Ma)
  • 04-12-2024, 02:27:37
    #12
    Kültür robotu olarak görüldüğümüz için, akıl vermeleri gayet doğaldır. Böylesi durumlarda bir birey olduğumuzu kanıtlamaya çalışmak, gereksiz ve yıpratıcı oluyor.