• 18-05-2024, 23:32:34
    #1
    Selamlar,

    1) Müslümanları zulüm yapanlar veyahut terörist gibi göstermeleri;

    İslam, bildiğimiz 3 hak(Allah tarafından) din içerisinde insanlara "son" olduğu bildirilen dindir. 4 hak kitap vardır. İslam, diğer hak dinlerin tamamlanmış halidir. Zaman her şeyin ilacıdır derler

    • Allah katında din, şüphesiz İslâm'dır. Ancak kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki ihtiras yüzünden ayrılığa düştüler. (Âl-i İmrân 19.2.)
    • Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam'ı seçip-beğendim. (Maide 3.)
    • Hiç şüphe yok ki, Kur'ân'ı biz indirdik ve muhakkak ki onu, tahrif ile tebdîlden (değişikliğe uğramaktan) biz koruyacağız. (Hicr 9.)
    • Allah'ın indirdiği kitaptan, bir şeyi gizleyip, onu az bir pahaya satanlar, işte onlar, karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Kıyamet günü Allah, onlarla konuşmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. (Bakara 174.)

    İslam, bildiğiniz üzere barış dinidir. Ancak müslüman her zaman küffara karşı cihat içerisinde olmuştur.
    Bunun sebebi ise islam hak olanı bildirdiğinde, insanların ve bu insan topluluğunu yönlendiren/yönetenlerin çıkarlarına ters düşmesidir.

    "En büyük cihat, insanın nefsi ile olandır.", "Senin en büyük düşmanın, kendi nefsindir."
    - Peygamberimizden hadis. ( Peygamberimiz hevası (nefsi) ile değil, aksine vahiy (Allah'ın yönlendirmesi) yolu ile insanlar ile konuşur, onlara öğüt verir ve hareket ederdi. )

    ve bir rivayete göre savaş esnasında, kafir düşmana celallenen Hz. Ali'ye Allah tarafından bir nida ile söylenmiştir. "Senin en büyük düşmanın, kendi nefsindir."

    Kısacası Allah, insanların kendilerini sigaya çekmesi gerektiğini bildirmiştir. İnsanların yanlışlarının ve hatalarının sorgulanması ise dinimizde hoş görülmez.
    Bundan çıkarmamız gereken ders, islam dünyasında savaşların zaruri durumlarda savunma üzerine yaşanmış olduğudur.

    Savaşları doğuran islam değildir. Aksine islam savaşları/fitneleri doğurtanlar ile savaşmıştır.

    Tarihte haçlılar olarak bilinen tarikat (medeniyetler ve kurucuları) islamı yıkmak için çaba göstermiştir.
    Bu çabalarında, her türlü namertliği uygulamışlardır. İftiralar ve propaganda ile.
    Geçtiğimiz yüzyıllarda kendi oluşturdukları grupları, müslüman olarak lanse edip dünyada terörist ilan ettiler ve islamın adını lekelemeye çalıştılar.

    2) ülkelere ait sözde demokratik, insani çıkarlar üzerine tasarlanmış yasalar

    İnsanın dini her ne olursa olsun, yaratan biri vardır. Bizim dinimizce bize bildirilen, yaradanımız Allah'tır. Siz her ne derseniz deyin. O değişmez.
    Allah, insanı yeryüzüne halife kılmıştır. Kısacası yeryüzünde kaideleri koruyacak olan bizleriz.

    • Hani Rabbin meleklere: “Ben yeryüzünde bir halîfe yaratacağım” dediğinde onlar: “Orada fesat çıkaracak ve kanlar dökecek birini mi yaratacaksın? Halbuki biz, seni övgüyle tesbih ve takdîs ediyoruz” demişlerdi. Allah da onlara “Ben sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim” buyurmuştu. (Bakara 30.)

    Ancak, inançsız veyahut dünyayı istediği gibi tasarlamak isteyen bir takım topluluk, aralarında anlaştılar ve kendi yasalarını öne sürdüler.
    Hatta değişen çağda, insanlara alttan alttan işlemek için, toplum içerisinde fitne çıkardılar. İnsanlarda fikirler, hatta karakterler inşa ettiler.
    Organize ettikleri topluluk ile halk içinde eylem yaptırdılar, bu fikirlerini daha da desteklemek ve insanlara benimsetmek için. Bunlar hepsi sistematik ilerleyen bir düzendi.

    Bir dönemler yasaklanan kitaplar vardı, hiç mi düşünmediniz bu kitaplar neden yasak? Düşünmenizi bile istemiyorlar Halbuki Allah bu konuda bizlere kızıyor.

    • Hiç aklınızı başınıza alıp düşünmüyor musunuz? (Saffat 155.)

    Bir insanın, ilahi yasalar (şeriat) karşısında kendi çıkarları doğrultusunda hüküm vermesi şirk koşmaktır.
    "Ben Allah, yaradan tanımam, benim kurallarım geçer, benim hükmüm geçer, burası benim." demektir.

    • “Rabbin meleklere demişti ki: Ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacağım. Onu tamamlayıp, içine de ruhumdan üfürdüğüm zaman, derhal ona secdeye kapanın! Bütün melekler toptan secde ettiler. Yalnız İblis secde etmedi. O büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu. Allah, 'Ey İblis! İki elimle (kudret ve mucize) yarattığıma secde etmekten seni men eden nedir? Böbürlendin mi, yoksa yücelerden misin?' dedi. İblis: 'Ben ondan hayırlıyım! Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın.' dedi.”(1)

    En kötüsü de, kendi kurdukları bu sözde demokratik sistemde, kendi çıkarları doğrultusu üzerine tasarladıkları bu yasalar ile, zora girdiklerinde yasal açıklardan faydalanıp, adam bile öldürseler 3 ay 6 ay içeride hapis yatmadan çıkıyorlar.
    Halbuki Allah "kısas" vardır demiştir ancak buna rağmen bağışlamanın daha hayırlı olduğunu bildirmiştir.

    Tecavüz, adam öldürmenin, hayvana zulmetmenin, hırsızlık yapmanın, hatta farklı bir noktaya değinelim, televizyonda/gazetede(medyada) fuhşun basitleştirilmesi, sosyal medyalarda p0rnografik görüntülerin kolayca erilişmesi, tiktok vs. gibi platformlarda nesilleri kötü etkileyecek sistematik bir düzen kurmalarının ve bu düzenin bozulmamasının bu kadar kolay olmasının sebebi bu insani çıkarlar doğrultusunda oluşturulmuş yasalardır.

    Herkese örgüt yaftası takanlar, asıl en büyük örgütler. BM, AB.

    Bunları anlayabilmek için feraset gerek. İnançsız bir insansanız bile, temiz bir kalbe ihtiyacınız var. Eksik/yanlış yazılanlar için hakkınızı helal edin. Selametle.
    • OzerSengezer
    • Zerdea
    OzerSengezer ve Zerdea bunu beğendi.
    2 kişi bunu beğendi.
  • 18-05-2024, 23:37:22
    #2
    islamofobinin olmasının en büyük sebebi cihat kavramı. bunu örgütler kendi menfaatleri için kullandığından İslamofobi oluşuyor.
  • 19-05-2024, 00:53:21
    #3
    Kısa özet geçecek arkadaş var mı acaba şimdiden teşekkür ederim
  • 20-05-2024, 22:01:04
    #4
    3) özgür irade yanılsaması

    Allah'ın belirlediği kurallar vardır. Bunlara uymak insanın inisiyatifine bırakılmıştır. Allah dilerse, hepimize zorla yaptırabilir ancak yaptırmıyor. Buna gücü yeter.
    Ancak dünya bir imtihan, sınav yeridir. Bu sır sebebi ile zorlama yoktur. Ancak istediğini doğru yola iletir.

    Uyulması gereken bu kurallar, bazı kişilerin nefsi istek ve arzularına ağır gelmektedir. Bu sebeple dinden uzaklaşmakta/soğumaktadır. Ancak unuttuğunuz şey dinimizde zorlama yoktur.

    Bir öğretmen nasıl öğrencisine sınav esnasında kopya vermez ise, bu da öyledir. Daha önce verdiği dersler ile alakalı sınav yapar.

    Örneğin şeytana nasıl şeytanlık vazifesi verilmiştir, tabiatı öyledir ve dışına çıkmaz ise, meleğe de meleklik vazifesi verilmiştir ve tabiatı dışına çıkmaz.
    Allah'a durmaksızın ibadet eden melekler vardır, aralarında 4 parmak kadar yer bile bulunmaz.

    İnsan bu ikisinin ortasındadır. Seçim hakkı verilmiştir. Akıl verilmiştir, ancak imtihan sebebi ile bir çok fitne de mevcuttur.
    Özgür irade yanılsaması da bir fitnedir. Fitne sadece kötü insanların kötülük (kötü fikirler/düşünceler veya bunların eyleme geçmesi) yayması değildir.

    Bu Allah'ın belirlemiş olduğu kuralların dışına çıkmak sadece insanın zararınadır. İyi/kötü her zaman iç içedir.
    Yapılması ve yapılmaması gerekenler, sadece insanın iyiliği içindir.

    Allah'a karşı gelip bunların dışına çıkmak, özgürlük değildir. Aksine insanın kendine zulmetmesidir.
    İnsan iyiliği de, kötülüğü de kendine yapar.

    En büyük düşmanı nefsi olduğundan, en büyük kötülüğü de yine kendine yapar.

    Bir anne ve baba, nasıl evladının iyiliğini ister ve bildiği (doğru veya yanlış) en iyi şekilde yönlendirmeye çalışıyor ise,
    Allah'ta her şeyin en iyisini ve en doğrusunu bilen olduğundan ötürü, günahkar veya isyankar da olsak biz aciz kullarının hep iyiliğini ister.

    Bizlere bakar, bizleri yetiştirir, bizlere öğretir, bizleri yedirir, bizleri giydirir, bizleri korur. ve üzerimizde daha nice nimetleri vardır.

    Hayır görünen de şer, şer görünen de hayır vardır derler.

    Sağlığımız, verilen zaman, ailemiz en büyük nimetlerdendir. Ancak asıl nimet ise iman sahibi olmaktır. Ahirette insanı, cehennemden sahip olduğu iman koruyacaktır.

    4) kapitalizm

    Her insanın belli bir amaç uğruna yaşama ihtiyacı vardır. Hatta bu amaca erişemeyenler intihar girişimlerinde bulunuyorlar.

    Halbuki Allah, bizlere şöyle bildirmiştir:

    • Ben cinleri ve insanları, başka değil, sırf bana kulluk etsinler diye yarattım. (Zariyat 56.)

    Kulluk sadece bildiğimiz namaz ve dualardan ibaret değildir. Asıl kulluk, Allah rızasına uygun, Allah'ın her daim var olduğu ve ölümlü olduğumuz bilinci ile yaşamaktır.

    Yaşam amacına ihtiyacımız olduğunu bilen ve kendi çıkarına kullanan kapitalizm üreticileri, insanları belli bir hedefe yoğunlaştırmıştır. "Para kazanmak"

    Bu hedefi insanlara zorunlu kılmıştır, örneğin istediğiniz yere kerpiçten de olsa bir ev dikemezsiniz, her şey için para lazım.

    Elbette insanın en azından kendi ihtiyacını giderecek kadar gelir elde etmesi gerekmektedir. Ancak zevk ve lüks üzerine kurulmuş bir yaşam tarzı oluşturdular.

    Bunun stresi ve gayesi ile insanı istedikleri amaçlar doğrultusunda yönlendirmektedirler.

    Bu stres ile hayat, geçim mücadelesi veren insanoğlu ne yazık ki asıl gayesi olan, Allah'ı tanımak, Allah'ı bilmek, Allah ile yaşamak ve Allah ile ölmek nedir unuttu.

    Bir oyalanma yerinden ibaret olan bu dünyaya, çok kıymet verdik ve hakikati unuttuk.

    Halbuki Allah, insanın rızkına kefildir. Eğer siz dünyalık isterseniz, dünya kadar derdiniz olur.

    Eğer sıkıntıdaysanız üzülmeyin. Tevekkül çok önemlidir. Allah bize yeter.
  • 20-05-2024, 22:29:51
    #5
    5) inanç zayıflığı olan insanlarda ki, hak dinlerin yeri

    Örneğin bizler puta tapmıyoruz, bu put bir nesne/kişi veyahut para/makam da olabilir.
    Hayvanlara, ineğe vs. tapmıyoruz. Hayvan dediğimiz, insan görünümlü bir "belhum adal" da olabilir.

    Bu tür tapınma içerisinde bulunanlar, kendilerine yazık edenlerdir.

    En önemlisi ise bu tür fikirlerden etkilenmiyoruz. Çünkü Allah'ın izni ile doğru ve yanlışı, rabbimizin istediği ölçüde ayırt edebilme kabiliyetine sahibiz.
    Görmesekte, duymasakta rabbimiz her an bizler ile iletişim halindedir. Hatta şöyle bildirmiştir:

    • İnsanı biz yarattık ve elbette içinden geçenleri biliriz; sağında solunda oturmuş iki alıcı (yaptıklarını) alıp kaydederken biz ona şah damarından daha yakınız. Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz ve biz ona şah damarından daha yakınız. (Kaf 16.)

    Bizler, her türlü güzelliği kendinde barındıran, övgünün asıl sahibi, bizi yaratan Allah'a (Tanrı'ya) tapıyoruz.

    Ancak inanç zayıflığı olan insanlar, diğer safsata (batıl) inanışlar veyahut dinler ile, hak dinleri (yaratan tarafından belirlenmiş ve peygamberler aracılığı ile kitapları gönderilmiş olan) veyahut bizim dinimiz olan islamı kıyaslama hatasına düşüyorlar.

    Bu kişilerin bir çoğu Kuranı kerim okumadan, sadece kendi fikirlerine sahip kişilerden duydukları/edindikleri aynı bilgiler doğrultusunda hareket etmeye devam ediyorlar.
    Okuduğunu iddia edenler ise nasibini alamadan hayatlarına devam ediyor. Hatta ne yazık ki bu tür fikirlere sahip kişiler, etraflarındaki bilgisi zayıf insanları da, kendi fikirleri ile kötü şekilde etkilemektedir.

    Mesele ön yargıyı kırabilmekte, hatta olaylara 3. şahıs gözü ile bakabilmektedir.

    Kaldır kendini aradan, ortaya çıksın yaradan.

    6) sahte dinler, peygamberler, mehdiler, evliyalar, şeyhler

    Ne yazık ki islam'ın altın çağında, yani peygamberimizin dünya yaşamını sürdürdüğü dönemde bile sahte peygamberler türemişti.

    Şeytan, inanmayanlara tuzak kurduğu gibi, inanan veyahut inanabilecek olan insanlara daha beter tuzaklar hazırlar. Kendisinde ışık olmayan birini şeytan bile terk etmiştir.

    İnsanları, insanların kendi değerlerinden veyahut zaaflarından faydalanıp, yönlendiren ve suistimal eden bu kişiler ne yazık ki insanlardaki güven duygusunu zedelemektedirler.

    Bu sahteler, bilgisi veyahut inancı zayıf kişilerde kötü izlenim bırakmaktadır. Ahir ( Son ) zamanda olduğumuzu unutmamalı, sınavların daha çetin olduğunu bilmeliyiz.

    Peygamberimiz bizlere bildirmiştir, kendisinden sonra peygamber gelmeyeceğini böylelikle son peygamber olduğunu, islamın son din olduğunu bildirmiştir.

    Yüzyıllar içerisinde, bir çok döneme ve yaşam tarzına uygun dinler, insanlara doğru yolu bulması için rehber olmuştur.
    Ahir zamanda gelen son peygamberimiz, Allah'ın sonsuz merhameti ile son din olan İslam'ı ve sünneti (yaşam biçimini) bizlere miras bırakmıştır.

    Öyle ki, inançlarında şüphe yaşayan ve peygamberimizin hayatını, dolaylı yoldan islamı araştıran yabancı insanlar, onun hayatından etkilenip müslüman olmaya başladılar.

    O ki, uğruna kainat yaratılmış. Allah bizlere, onun sünnetine uyup, "habibim" hitabına muhatap kıldığı kul gibi olabilme imkanı tanımıştır.
    Ona en çok benzeyen veya benzemeye gayret gösterenler, evliya makamına erişmiş, hak dostu olmuşlardır.

    Bu vesile ile evliyaların bir kısmı, insanları irşad edebilecek makama erişmişlerdir.

    Kısacası müslüman olduğunu iddia eden ancak, sünnet izine rastlamadığınız, peygamberimizin hal ve tavırlarının kendisinde görünmediği kişi hakiki sadece münafıktır.
    Münafık ise kısaca koyun postuna bürünmüş bir kurttur. İslami değerleri sömürerek, bundan faydalanarak hayatını sürdürür. Ancak müslüman değildir.

    Eğer insan bir ayna ise, aynayı doğru yöne çevirmek gerekir. Önce aynamızı temizlememiz gerekir ki güzel göstersin.