• 12-03-2024, 09:22:30
    #1
    Üyeliği durduruldu
    Beddua deyince birçok insan akıl veriyor beddua etme diyor. Oysak içoğu durumda hakkımız yenilince çözüm bulamıyoruz. Diyelim ki 5000 tl alacağımız var. 5000 tl zarardayız. Ancak bunu nbir de psikolojik moral manevi zarar tarafı da var. Hiçkimse bunalrı düşünmüyor.
    Alacaklı olduğumuz halde fazladan manevi rahatsızlık sahibi de oluyoruz.

    Kanun manun dava mava meseleleri var ama çoğu zaman bunlar da işe yaramıyor. Üstüne üstlük hak arama sırasında haracdığımız emek zaman ve para bizi bir kat daha fazla yıpratıyor.

    Tüm bu olumsuzluklar içinde inançlı insanların beddua etmesi aslında biraz da adaleti allahtan beklemektir. Ben inançlı biriyim. Ancak uğradığım haksızlıklar dolayısıyla uğradığım maddi zara yanında moral olarak da sıkıntı çekiyorum.

    Yaşadığımız ülkede haksızlıklar çığ gibi büyürken çözüm yolları ve adaletin tecelli bulması da bir o kadar azalıyor. Böyle bir durumda beddua etmek bir nebze olsun insana moral verebilir.

    ***

    Bugün sosyal medyada XXXX maaş veriyoruz çalışacak işçi - usta bulamıyoruz diyenlerin %99u kolpa yalan.
    Gençler iş beğenmiyor, biz çok zorluklar çektik, kaanat şart diyenlerin çoğu da kolpa.
    Bu tür insanlar işçinin nasıl hakkının yendiğinden bihaber. Tüm bu insanlar aslında zulmü haksızlığı kutsallaştırıyor.

    **********

    İşçi maliyetleri şu bu derken işverenler şirketler holdingler taşeronlar edebiyat yapıyor. Ancak kendi alackalrı parayı kapınca da arabe telefon restoran içki tatil ve seyahat harcamalarını da en lüks en pahalı yerden yapıp sosyal medyada gösteri şyapıyorlar.

    Zenginlerin çoğu maalesef işçi hakkı yiyerek devlete kazı katark zengin oluyor. Adaletli dürüst işçiye devlete saygılı şirket oran belki binde bir.

    Ülkedeki adaletsizlik ve gelir uçurumu herkesin şikayetçi olduğu konu. Ancak buna kimler nasıl sebep oluyor bunu açıklayan yok. Toplumsal adalet anlayışı hak anlaşıyı çökmüş. Kör tuttuğunu öpüyor.

    Tüm bu rezalet sefalet adaletsizlikler içinde hiçkimse objektif çözüm odaklı düşünmüyor, ancak beddua edince yadırgıyorlar. Devletin ve toplumun adaleti yetersiz kalınca Allahın adaletini beklemek bence ayıp değil günah değil.

    ***
    Cüneyt Özdemir itfah edilen bir söz var. "Paran varsa adalet var. " Ne kadar da doğru bir söz.


    ________

    Bugüne kadar haksızlığa uğradığım meblağlar bir kenarda dursaydı en az 500.000 ile 1 milyon tl arasında bir birikimim olacaktı. İnsanlar yadırgama veyarghılama konusunda çok becerikli. Ancak adalet söz konusu olunca herkes ya susuyor, ya hiçbir işe yaramıyor ya da kendi çıkarı için susup kenara çekiliyor. Birçokları da yalancı şahit veya haksız kazanca ortak çıkıyor.

    ***

    Tvlerde milyonlarca dolarlık reklam yapan, intrenet sitesinde misyonumuz vizyonumuz gibi saçam sapan klişe uydurm ametinler yazan, gazetelerde nternette başarı hikayesi haber iyaptıran bir sürü zombi işletmesi aynen bu durumda.

    Lafa gelince hepsi de vatansever, dindar, milliyetçi, solcu insanlar. Bu ülkenin gerçek sahibi bunlar.
    Ve her kötülük de bunların elleriyle yapılıyor. Yaşaşan her kötülüün ardında bunlar çıkıyor.
  • 12-03-2024, 10:22:11
    #2
    İman edenler için :

    Rasûlüllah Efendimiz (asm): "Ben lânetçi olarak gönderilmedim." (Müslim, birr 87)

    Beddua etmek risklidir. Havale veya hakkını helal etmeme noktaları düşünülebilir.

    Elinde bir yetki olmayan, o kötülüğü dil ile önleyecek ilim gücünden de mahrum bulunan kimseler ise kalpleriyle buğz edecekler, yani o kötülüğe iç alemlerinde karşı çıkacaklardır.

    Buna göre, bir haksızlığa maruz kalındığında onun izalesi için yetkili makamlara müracaat etmek, o kötülüğü önleme gücüne sahip kişiler varsa onların devreye girmesini sağlamak gerekir. Bütün bunların bir sonuç vermediği hallerde ise kişinin o hakkını alması mahşer meydanındaki büyük hesap gününe kalmış demektir.

    Hakkını helal etme meselesine gelince, bu bir fazilettir; kişi kendi hukukuna karşı yapılan tecavüzleri dilerse affedebilir. Mümin kardeşinden gördüğü bir kötülüğe karşı, misliyle yahut daha fazlasıyla mukabele etmeyip af yolunu tutanlar, bunun büyük ücretini ahirette mutlaka görürler. Ancak haklarını isteme hakları da saklıdır. Tercih, kişinin kendisine kalmıştır. (Prof.Dr. Alaaddin Başar)

    Beddua ettiğiniz takdirde bu kabul olabileceği gibi kabul olmaya da bilir. Ancak her halukarda bu insan ahirette cezasını çekecektir. Şu kadarı da var ki, bir insanın ıslah olmasını istemek ahiretinin berbad olmasını istemekten daha iyidir. Siz de o duruma düşebilirdiniz ve sizin için nasıl bir tavır sergilenmesini isterdiniz. Siz beddua etseniz de etmeseniz de o kimse hak ettiği cezayı ahirette çekecektir. Her halde siz o insanı cehennem ateşinde görseydiniz acıyıp cehennemden çıkması için hakkınızı helal etmeyi isterdiniz.
  • 12-03-2024, 10:22:21
    #3
    Çok doğru bir yazı olmuş. Maalesef acı gerçekler, 3-5 kuruş işçiye para vermezler ama ...................
  • 12-03-2024, 11:45:25
    #4
    Platin üye
    Hocam siz kötü insanlara denk gelmiş olabilirsiniz ancak sizin de dediğiniz üzere insanlar yadırgama ve yargılama üzerinde çok becerikli.

    Her zaman işin 2 tarafı olmuştur. Siz çalışan olarak kendi gördüklerinizi söylemişsiniz. Bende küçük bir işletme olarak kendi bildiklerimi aktarayım,
    1-)Bugün sosyal medyada XXXX maaş veriyoruz çalışacak işçi - usta bulamıyoruz diyenlerin %99u kolpa yalan.
    Bu durum benim içinde geçerli. Artık insanların çoğu fiziksel işler yapmak istemiyorlar. Bunu uzun uzadıya anlatmaya gerek yok şu an dijital iş yapılan bir platformdayız sonuçta. Bir kişiyle anlaşıyoruz sabah geliyor iyi güzel. Öğlen bir geliyor benim x sebebiyle gitmem gerek çalışmak istemiyorum teşekkürler. Bu sadece maaş ile alakalı bir durumda değil inanın. İnsanları zorlayan bir işletme de değilim ben.

    2-) İşçi maliyetleri şu bu derken işverenler şirketler holdingler taşeronlar edebiyat yapıyor. Ancak kendi alackalrı parayı kapınca da arabe telefon restoran içki tatil ve seyahat harcamalarını da en lüks en pahalı yerden yapıp sosyal medyada gösteri şyapıyorlar.
    Bu lafınızı büyük şirketlere söylediğinizi varsayıyorum ama yine de cevap vermek istedim. Yılbaşından itibaren (hatta aralık ayını da buna dahil edebiliriz) işler son derece durgun. Kazanamayacak duruma gelindi neredeyse. Ben deli gibi kredi ve kart faizi ödedim bu aylarda. Çok şükür biraz işler açılmaya başladı da ödemeleri yapabiliyoruz. Peki ben bunu neden anlattım?
    Bu 4 aylık süreç içerisinde ben herhangi bir kesinti yapmadan kendimi riske atarak kredi ile işletmemi döndürdüm ve çalışan ücretlerini yatırdım. Şimdi size sorum şu, ben bu riski alırken çalışan herhangi bir ceremesini çekmezken para kazandığımda bir tatile gitmek, bir restoranta gitmek hakkım değil mi? Kaybederken benim sorunum kazanırken herkesin payı şeklinde mi işlemeli bu düzen?

    Not: Ki bunun yanı sıra maliyetler gerçekten yüksek. Bugün sadece yemek masrafı için bir çalışan ücreti gidiyor. Ev kiraları uçmuşken dükkan kiralarının da yerinde saydığını düşünmüyorsunuzdur sanırım. Bir işletmenin harcaması sadece sizin elinize geçen olsaydı emin olun tüm işletme sahipleri zengin olurdu.

    Yaşadığınız durumdan ötürü gerçekten üzgünüm. Mutlaka asgari ücret altında maaş veren, sigorta yatırmayan, çalışanı çıkmasın diye içeride parasını tutan, fazla mesai yaptırıp ödeme yapmayan ve tazminat vermemek için elinden geleni yapan patronlar var. Ama sizin genelleme yapmanız ile onların insanlar çalışmak istemiyor yoksa iş çok demesi arasında hiçbir fark yok.

    Normal şartlarda bu tarz içeriklere katılmam. Ama *tüm* işletme sahiplerinin öcü olarak görülmesi beni artık kötü hissettirmeye başladı.
  • 12-03-2024, 16:13:09
    #5
    Üyeliği durduruldu
    darkland adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    İman edenler için :

    Rasûlüllah Efendimiz (asm): "Ben lânetçi olarak gönderilmedim." (Müslim, birr 87)

    Beddua etmek risklidir. Havale veya hakkını helal etmeme noktaları düşünülebilir.

    Elinde bir yetki olmayan, o kötülüğü dil ile önleyecek ilim gücünden de mahrum bulunan kimseler ise kalpleriyle buğz edecekler, yani o kötülüğe iç alemlerinde karşı çıkacaklardır.

    Buna göre, bir haksızlığa maruz kalındığında onun izalesi için yetkili makamlara müracaat etmek, o kötülüğü önleme gücüne sahip kişiler varsa onların devreye girmesini sağlamak gerekir. Bütün bunların bir sonuç vermediği hallerde ise kişinin o hakkını alması mahşer meydanındaki büyük hesap gününe kalmış demektir.

    Hakkını helal etme meselesine gelince, bu bir fazilettir; kişi kendi hukukuna karşı yapılan tecavüzleri dilerse affedebilir. Mümin kardeşinden gördüğü bir kötülüğe karşı, misliyle yahut daha fazlasıyla mukabele etmeyip af yolunu tutanlar, bunun büyük ücretini ahirette mutlaka görürler. Ancak haklarını isteme hakları da saklıdır. Tercih, kişinin kendisine kalmıştır. (Prof.Dr. Alaaddin Başar)

    Beddua ettiğiniz takdirde bu kabul olabileceği gibi kabul olmaya da bilir. Ancak her halukarda bu insan ahirette cezasını çekecektir. Şu kadarı da var ki, bir insanın ıslah olmasını istemek ahiretinin berbad olmasını istemekten daha iyidir. Siz de o duruma düşebilirdiniz ve sizin için nasıl bir tavır sergilenmesini isterdiniz. Siz beddua etseniz de etmeseniz de o kimse hak ettiği cezayı ahirette çekecektir. Her halde siz o insanı cehennem ateşinde görseydiniz acıyıp cehennemden çıkması için hakkınızı helal etmeyi isterdiniz.
    Genel olarak haklısınız. Ancak adaletsizlik ve kul hakkı yemek artık sıradan bir hale gelmiş. ve bunu yapan insanlar ülekeri toplumları hayatları çekilmez hale getiriyor. Böyle bir ortamda insanın inançları değerleri yıpranıyor.
    Bırakın dinsizi nsana tebliğ yapmayı, dindar insanlar dinden çıkma ve intihar noktasına geliyor. Bu kadar batan bir dünyada adaleti ahirete beklemek bile haksızlığa karşı susmakla aynı şey oluyor.
  • 12-03-2024, 16:28:21
    #6
    Rahmet annem hep uyarırdı beni, "oğlum beddua etme, beddua gökyüzüne gider, sonra yapılana yönelir, haklıysan bedduan tutar belki ama beddua çamur da yürümek gibidir, ne kadar sakınsan da mutlaka üzerine sıçrar. hele ki bedduanda haklı değilsen döner dolaşır seni bulur". Allah islah etsin deyip geçeceksin.
  • 12-03-2024, 20:55:20
    #7
    Üyeliği durduruldu
    Aradaki bozuklukları bozuk rutin ve pratikleri davranışları eylemleri ortadan kaldırıyorsunuz, bunları icra edene sergileyene en ağırından şiddetlisinden cezayı ( anlayacağı dilden ) çakıyorsunuz. Fakat burada bilinmesi gereken şey siz doğru olanı yaptığınızda insanlar sizi parça pinçik etmek için elinden geleni yapacaktır.

    Türkiye Seksen milyonu geçkin nüfuslu bir ülkedir, haliyle her köşe başında ensende her yerde denizde kum misali insanlar, seni parça pinçik etmek için hazır kıta bekleyecektir.

    Eğer sen doğru olan bir davranışa eyleme yönlendirmek istiyorsan bu kardeşlerini, kardeşlerin çok cahil olduğu için onlara en ağırından acılar çektirmen lazım. Çünkü idrak kapasiteleri o kadar maalesef.

    Ama dersen ki benim dediğim herhangi bir davranış eylem olsun, tatmin olmak istiyorum dersen, İnsanların senin istediğin davranışları ve eylemleri icra etmesini ve sergilemesini istiyorsan?

    Ne kadar cahillik varsa ne kadar kötülük varsa iste, otomatikman millet senin istediğin davranışları eylemleri icra etmek sergilemek için can atacaktır.

    Bir noktadan sonra, doğru eylem ve davranışlar düzenli eylem ve davranışlar, ne yazık ki toplumun kendisince yanlış ve cezalandırılması gereken terbiye edilmesi gereken, davranışlar ve eylemler grubuna alınır.

    looktr adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Beddua deyince birçok insan akıl veriyor beddua etme diyor. Oysak içoğu durumda hakkımız yenilince çözüm bulamıyoruz. Diyelim ki 5000 tl alacağımız var. 5000 tl zarardayız. Ancak bunu nbir de psikolojik moral manevi zarar tarafı da var. Hiçkimse bunalrı düşünmüyor.
    Alacaklı olduğumuz halde fazladan manevi rahatsızlık sahibi de oluyoruz.

    Kanun manun dava mava meseleleri var ama çoğu zaman bunlar da işe yaramıyor. Üstüne üstlük hak arama sırasında haracdığımız emek zaman ve para bizi bir kat daha fazla yıpratıyor.

    Tüm bu olumsuzluklar içinde inançlı insanların beddua etmesi aslında biraz da adaleti allahtan beklemektir. Ben inançlı biriyim. Ancak uğradığım haksızlıklar dolayısıyla uğradığım maddi zara yanında moral olarak da sıkıntı çekiyorum.

    Yaşadığımız ülkede haksızlıklar çığ gibi büyürken çözüm yolları ve adaletin tecelli bulması da bir o kadar azalıyor. Böyle bir durumda beddua etmek bir nebze olsun insana moral verebilir.

    ***

    Bugün sosyal medyada XXXX maaş veriyoruz çalışacak işçi - usta bulamıyoruz diyenlerin %99u kolpa yalan.
    Gençler iş beğenmiyor, biz çok zorluklar çektik, kaanat şart diyenlerin çoğu da kolpa.
    Bu tür insanlar işçinin nasıl hakkının yendiğinden bihaber. Tüm bu insanlar aslında zulmü haksızlığı kutsallaştırıyor.

    **********

    İşçi maliyetleri şu bu derken işverenler şirketler holdingler taşeronlar edebiyat yapıyor. Ancak kendi alackalrı parayı kapınca da arabe telefon restoran içki tatil ve seyahat harcamalarını da en lüks en pahalı yerden yapıp sosyal medyada gösteri şyapıyorlar.

    Zenginlerin çoğu maalesef işçi hakkı yiyerek devlete kazı katark zengin oluyor. Adaletli dürüst işçiye devlete saygılı şirket oran belki binde bir.

    Ülkedeki adaletsizlik ve gelir uçurumu herkesin şikayetçi olduğu konu. Ancak buna kimler nasıl sebep oluyor bunu açıklayan yok. Toplumsal adalet anlayışı hak anlaşıyı çökmüş. Kör tuttuğunu öpüyor.

    Tüm bu rezalet sefalet adaletsizlikler içinde hiçkimse objektif çözüm odaklı düşünmüyor, ancak beddua edince yadırgıyorlar. Devletin ve toplumun adaleti yetersiz kalınca Allahın adaletini beklemek bence ayıp değil günah değil.

    ***
    Cüneyt Özdemir itfah edilen bir söz var. "Paran varsa adalet var. " Ne kadar da doğru bir söz.


    ________

    Bugüne kadar haksızlığa uğradığım meblağlar bir kenarda dursaydı en az 500.000 ile 1 milyon tl arasında bir birikimim olacaktı. İnsanlar yadırgama veyarghılama konusunda çok becerikli. Ancak adalet söz konusu olunca herkes ya susuyor, ya hiçbir işe yaramıyor ya da kendi çıkarı için susup kenara çekiliyor. Birçokları da yalancı şahit veya haksız kazanca ortak çıkıyor.

    ***

    Tvlerde milyonlarca dolarlık reklam yapan, intrenet sitesinde misyonumuz vizyonumuz gibi saçam sapan klişe uydurm ametinler yazan, gazetelerde nternette başarı hikayesi haber iyaptıran bir sürü zombi işletmesi aynen bu durumda.

    Lafa gelince hepsi de vatansever, dindar, milliyetçi, solcu insanlar. Bu ülkenin gerçek sahibi bunlar.
    Ve her kötülük de bunların elleriyle yapılıyor. Yaşaşan her kötülüün ardında bunlar çıkıyor.
  • 13-03-2024, 10:41:08
    #8
    enesaydeniz adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam siz kötü insanlara denk gelmiş olabilirsiniz ancak sizin de dediğiniz üzere insanlar yadırgama ve yargılama üzerinde çok becerikli.

    Her zaman işin 2 tarafı olmuştur. Siz çalışan olarak kendi gördüklerinizi söylemişsiniz. Bende küçük bir işletme olarak kendi bildiklerimi aktarayım,
    1-)Bugün sosyal medyada XXXX maaş veriyoruz çalışacak işçi - usta bulamıyoruz diyenlerin %99u kolpa yalan.
    Bu durum benim içinde geçerli. Artık insanların çoğu fiziksel işler yapmak istemiyorlar. Bunu uzun uzadıya anlatmaya gerek yok şu an dijital iş yapılan bir platformdayız sonuçta. Bir kişiyle anlaşıyoruz sabah geliyor iyi güzel. Öğlen bir geliyor benim x sebebiyle gitmem gerek çalışmak istemiyorum teşekkürler. Bu sadece maaş ile alakalı bir durumda değil inanın. İnsanları zorlayan bir işletme de değilim ben.
    Hocam,
    işe aldığınız personel x sebeple ertesi gün gidicem diyormuş konusunda merak ettiklerim var cevaplarsanız memnun olurum doğru anlayabilmek için.
    Öncelikle işe aldığınız personelden mesai saati olarak işe geliş ve gidiş saatini ve haftada kaç gün çalıştırmak istediğinizi öğrenmek isterim. Birde işe başladığı ilk günden itibaren sigortalı olarak mı başlatıyorsunuz? Birde maaş olarak asgari ücret midir? Bu soruların cevaplarına göre size ancak hak verebiliriz.
  • 13-03-2024, 10:47:19
    #9
    Platin üye
    profaks adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam,
    işe aldığınız personel x sebeple ertesi gün gidicem diyormuş konusunda merak ettiklerim var cevaplarsanız memnun olurum doğru anlayabilmek için.
    Öncelikle işe aldığınız personelden mesai saati olarak işe geliş ve gidiş saatini ve haftada kaç gün çalıştırmak istediğinizi öğrenmek isterim. Birde işe başladığı ilk günden itibaren sigortalı olarak mı başlatıyorsunuz? Birde maaş olarak asgari ücret midir? Bu soruların cevaplarına göre size ancak hak verebiliriz.
    Merhabalar hocam tekrardan,
    Mesai saati sabah 8 akşam 6 arasında. Günlük yemek ve mola olmak üzere toplamda 1.5 saatlik bir molamız var.

    Sigorta girdiği gün başlıyor evet.

    Başlangıçta maaş asgari ücret ona da evet hocam.

    Ufak bir ekleme unutmuşum, haftada 5 gün çalışıyoruz