İman edenler için :

Rasûlüllah Efendimiz (asm): "Ben lânetçi olarak gönderilmedim." (Müslim, birr 87)

Beddua etmek risklidir. Havale veya hakkını helal etmeme noktaları düşünülebilir.

Elinde bir yetki olmayan, o kötülüğü dil ile önleyecek ilim gücünden de mahrum bulunan kimseler ise kalpleriyle buğz edecekler, yani o kötülüğe iç alemlerinde karşı çıkacaklardır.

Buna göre, bir haksızlığa maruz kalındığında onun izalesi için yetkili makamlara müracaat etmek, o kötülüğü önleme gücüne sahip kişiler varsa onların devreye girmesini sağlamak gerekir. Bütün bunların bir sonuç vermediği hallerde ise kişinin o hakkını alması mahşer meydanındaki büyük hesap gününe kalmış demektir.

Hakkını helal etme meselesine gelince, bu bir fazilettir; kişi kendi hukukuna karşı yapılan tecavüzleri dilerse affedebilir. Mümin kardeşinden gördüğü bir kötülüğe karşı, misliyle yahut daha fazlasıyla mukabele etmeyip af yolunu tutanlar, bunun büyük ücretini ahirette mutlaka görürler. Ancak haklarını isteme hakları da saklıdır. Tercih, kişinin kendisine kalmıştır. (Prof.Dr. Alaaddin Başar)

Beddua ettiğiniz takdirde bu kabul olabileceği gibi kabul olmaya da bilir. Ancak her halukarda bu insan ahirette cezasını çekecektir. Şu kadarı da var ki, bir insanın ıslah olmasını istemek ahiretinin berbad olmasını istemekten daha iyidir. Siz de o duruma düşebilirdiniz ve sizin için nasıl bir tavır sergilenmesini isterdiniz. Siz beddua etseniz de etmeseniz de o kimse hak ettiği cezayı ahirette çekecektir. Her halde siz o insanı cehennem ateşinde görseydiniz acıyıp cehennemden çıkması için hakkınızı helal etmeyi isterdiniz.