18 yaşıma kadar Zonguldak ili dışında hiçbir yere gitmemiştim. 1998 yılında, 20 yaşımda ilk kez İstanbul'a gittim.
Herkes 80li 90lı yılları iyi güzel dese de ben katılmıyorum. Yokluk ve ekonomi yüzünden tatil ve seyahat lükstü. Bu belirgin bir gerçek ve bunun sayısız örneği var.
2000 sonrası belirgin bir gelir ve refah düzeyi artışı olunca insanlar artık gezmeye tatil yapmaya başladı. Uçak yolculuğu bile eskiden sadece siyasetçi ve işadamları gibi seçkin kesimlerin yaptığı birşeydi. Bırakın uçak yolculuğunu, tavuk yemek bile zenginlik ve lüks göstergesiydi. Eski türk filmlerinde çokça gazino patronu fabrikatör vs tavuk yeme sahnesi vardır. Evin hizmetçisi vs kimseler ise tavuk yiyen adama bakıp iç geçiriyordu.
***
2000 sonrası görece ekonomik ilerleme oldu ancak ülke ve toplum OLMASI GEREKENİN çok çok altında. Bugünkü koşullarda 40 yaşında bir insanın en az 10 ayrı şehre gidip gezmiş olması gerekiyordu. Ülkenin görülmesi gereken en önemli yerlerini en azından bir kez ziyaret etmiş olmamız gerekirdi.
***
Herşey bir yana, yaşadığımız şu günde istanbul'da Topkapı sarayına hiç gitmemiş insanlarımızın olması çok acı bir şey. Anadolunun çok uzak şehirlerinde yaşayan ve gelir düzeyi ortanın altında olan insanlara diyeceğim yok. Ancak memuriyet gibi iş güç sahibi birçok insan da maalesef bunu yapabilmiş değil.
***
Sebepler ve sonuçlar liste yapılınca birçok şeyden bahsedilebilir. Maliyet, müsait zaman vs. Ancak benim vurgulamak istediğim birşey var. Buradan yola çıkarak toplumun ORTALAMA YAŞAM KALİTESİnin çok düşük olduğunu ifade etmek istiyorum.
***
İnsanlar yeterli oaranda tatil yapamıyor ve seyahat edemiyorsa, TOPLUMUN ORTALAMA YAŞAM KALİTESİ maalesef ki düşük demektir. Bunun en önemli sebeplerini de şöyle listelemek istiyorum:
Ulaşım olanakları ve maliyeti: Karayolu ve havayolu ulaşımı için ciddi çalışmalar yapıldı. Ancak ne kadar ilerleme olsa da hem ULAŞIM İMKANI hem de MALİYET olarak hala daha zorluk yaşanıyor. ortalama üstünde para kazananlar için sorun değil. Ancak toplum geneli olarak bakınca durum kötü.
Özellikle de demir yollarının ihmal edilmesi hem devlete hem topluma hem de çevreye büyük zarar veriyor. Demiryollarının avantajları maalesef umursanmıyor.
Kişisel zaman sorunu: ister memur ister işçi olun çalışma hayatı tüm ömrü törpülüyor. Sistemsel haatlar yüzünden insanlar bir tür köle haline getirilmiş durumda.
Özel sektörde işçi olarak çalışanlar ise tam anlamıyla köle olmuş durumda. Hasta olduğunda hastaneye gidemeyen, akrabası öldüğünde cenazeye gidemeyen insanlar var.
İnsanlar kendilerine ailelerine zaman ayıramıyor.
Topkapı sarayına hiç gitmemiş olanlar!
9
●442
- 04-03-2024, 09:14:45Biraz da vizyon meselesi hocam. Etrafımda o kadar dar kafalı (imkanı olduğu halde kullanmayan) insan var ki bazen hayretler içerisinde izliyorum insanları. Otostopla Türkiye'yi gezen, birkaç dolarla dünya turuna çıkan gençler var. Tamamen vizyon meselesi hem de. Memurlar 30 yıllık bir sözleşme karşılığında hayatlarını devlete satıyorlar. 30 yılın karşılığı da emeklilik. Bugün ortalama bir şehirde en düşük evin kirası 15 bin TL. Yani afedersin bir tarafını sıkıp bir memur 5 yıl çalışıp bir ev alsa zaten bugün 7.500 TL olan emekli maaşının iki katını ömür boyu pasif gelir olarak kazanabilir. Öncelikli sorunumuz bu, emeklilik gözümüzde çok büyütüldü, kim dayattı bunu bu kadar insanların zihnine işlendi bilmiyorum. İnsanlar Türkiye'de 60'ından sonra rahat yaşayabilmek için gençliğini feda ediyor. Bunun bir çeşidi de kendini çocuğuna adayan aileler. Adam evlenir evlenmez 1 yıl dolmadan çocuk yapıyor, bütün gençliği hayatı o oluyor, kendini ona adıyor, kendini bir kenara koyup çocuğuna ev almak yatırım yapmak için ömür boyu uğraşıyor. Yıllar sonra geri dönüp baktığında kocaman bir hiç görüyor. Ben yaşayamadım bari sen yaşa mantığı? Niye yaşayamadın abi? Sana kendini feda et diyen mi oldu? Aynı şey benim ailem için de geçerli, sürekli her şey senin için bilmem ne diye söylenirlerdi, bir gün patladım, dedim benim için bir şey yapmayın, ben sizden hiçbir şey istemiyorum, gidin hayatınızı yaşayın yurt dışına çıkın gezin takılın. Tek kuruş da almadım almayacağım da.
İşin özü, insanlar bazı şeylere kendini çok kaptırıp yaşamayı unutuyor. Bu iş olur aile olur fark etmez. Akıllarındaki hedefe o kadar odaklılar ki hayal dahi kurmuyor bir vizyon edinmeyi tercih etmiyorlar. Üzücü ama gerçek bu. - 04-03-2024, 09:18:40Yazdıklarınızın bir çoğu kişi/kişilere göre değişiklik gösterir, 2000 öncesi (99 deprem öncesi diyelim) bizim hanede, kendi hayvanımızı kendimiz keserdik (tavuk lüks demenize istinaden), babam gezmeyi sever, sürekli bizi farklı şehirlere götürürdü, şimdi ne hayvan kesebiliyoruz nede doğru düzgün gezmeye gidebiliyoruz.
- 04-03-2024, 09:21:07Doğma büyüme istanbul dayım, 29 yaşımdayım evet 1 kere bile gitmedim Topkapı sarayına. ne zaman gitmeye çalışsam hep bir şeyler oldu gidemedim. Son gitmeyi denememde, arka tarafta bulunan kapısı daha önceden açık olmasına rağmen son gidişimde oranın girişini kapatmışlar. Ekstra etrafından dolaşmak istemediğim için girmedim...
- 04-03-2024, 09:27:50Üyeliği durdurulduHocam bizim için İstanbul çok farklı. Hep tvde gördüğümüz şehri 20 yaşımdayken ancak görebildim. Otobüsler ucuzdu, fırsat buldukça belediye otobüsüyle ve yürüyerek birçok yeri dolaştım.krmbzkurt adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
İstanbulda yaşayan insanlar içinde de çok fazla kişinin maalesef en önemli yerlere hiç gitmediğini biliyorum. Bunun sebepler itartışılabilir. Ancak bence büyük bir eksiklik. - 04-03-2024, 09:32:28İstanbulda yaşayanlardan benim gördüğümde amann ayağımın dibinde bir gün giderim kafası. Ne kız kulesine gittim ne galata kulesine. 1 kere yerebatan sarnıcına girdim harici nerdeyse hiç bir yere gitmemişimdir. O sıralarda beklemek beni en çok zorlayan şey aslında.looktr adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
- 04-03-2024, 09:57:58Üyeliği durdurulduTophanede bir iş bulmuştum, Avcılarda oturuyordum. Her gün Avcılardan tophaneye otobüsle gidip geliyordum. Bir süre Taksimden Tophaneye yürüyerek geçtim her gün. İstiklal caddesinden bıktım. İstanbula yolum dişse mecbur değilsem İstiklal caddesinden geçmem. O zamanlar etraf baka baka yürüyordum.promocity adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
***
Alışmak ve kanıksamak çok kötü şeyler. İnsan çevresinde ne güzellikler ve ne değerler olduğunu göremiyor.
Bir de çirkinlikler ve olumsuzluklar gözden kaçıyor.
Beyoğlundaki tarihibir bina ne kadar güzelse, galata köprüsü üzerindeki çöpler ve kirli su birikintileri de bir o kadar çirkin. - 04-03-2024, 09:58:48Taksim tarafları çok sıkıntılı bende hiç sevmiyorum yolum düşerse bile yolumu uzatıp farklı yerden gidiyorumlooktr adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
trafiği insanı baya sıkıntılı bir bölge