Biraz da vizyon meselesi hocam. Etrafımda o kadar dar kafalı (imkanı olduğu halde kullanmayan) insan var ki bazen hayretler içerisinde izliyorum insanları. Otostopla Türkiye'yi gezen, birkaç dolarla dünya turuna çıkan gençler var. Tamamen vizyon meselesi hem de. Memurlar 30 yıllık bir sözleşme karşılığında hayatlarını devlete satıyorlar. 30 yılın karşılığı da emeklilik. Bugün ortalama bir şehirde en düşük evin kirası 15 bin TL. Yani afedersin bir tarafını sıkıp bir memur 5 yıl çalışıp bir ev alsa zaten bugün 7.500 TL olan emekli maaşının iki katını ömür boyu pasif gelir olarak kazanabilir. Öncelikli sorunumuz bu, emeklilik gözümüzde çok büyütüldü, kim dayattı bunu bu kadar insanların zihnine işlendi bilmiyorum. İnsanlar Türkiye'de 60'ından sonra rahat yaşayabilmek için gençliğini feda ediyor. Bunun bir çeşidi de kendini çocuğuna adayan aileler. Adam evlenir evlenmez 1 yıl dolmadan çocuk yapıyor, bütün gençliği hayatı o oluyor, kendini ona adıyor, kendini bir kenara koyup çocuğuna ev almak yatırım yapmak için ömür boyu uğraşıyor. Yıllar sonra geri dönüp baktığında kocaman bir hiç görüyor. Ben yaşayamadım bari sen yaşa mantığı? Niye yaşayamadın abi? Sana kendini feda et diyen mi oldu? Aynı şey benim ailem için de geçerli, sürekli her şey senin için bilmem ne diye söylenirlerdi, bir gün patladım, dedim benim için bir şey yapmayın, ben sizden hiçbir şey istemiyorum, gidin hayatınızı yaşayın yurt dışına çıkın gezin takılın. Tek kuruş da almadım almayacağım da.
İşin özü, insanlar bazı şeylere kendini çok kaptırıp yaşamayı unutuyor. Bu iş olur aile olur fark etmez. Akıllarındaki hedefe o kadar odaklılar ki hayal dahi kurmuyor bir vizyon edinmeyi tercih etmiyorlar. Üzücü ama gerçek bu.