• 05-12-2023, 17:40:40
    #28
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Evet aynı şeyleri ifade ediyoruz.
    Benim için satıcılar organize şekilde fiyatları manipüle etmedikleri sürece serbest piyasanın en serbest hali doğru fiyatı ortaya çıkarır.
    Bir bölgede fahiş fiyatla satış yapan bir işletme çıkarsa bu başka girişimcilere yakınına bir işletme açıp müşterilerini çalmak için fırsat verir.
    Ama işletme o fiyattan satış yapıp müşteri kaybetmiyorsa o zaman mesele işletmenin fiyatı değil o fiyatı fazla bulan müşterilerin işletmenin hedef müşterisi olmamasıdır...
    Çünkü yanlış fiyatlama bir işletmeyi batağa götürecek en önemli hatalardan biridir.
    Fırsatçılık organize olarak yapılmıyor her zaman, çoğu zaman bölgesel olarak yapılıyor. Misal havalimanları ve terminaller bana hep fırsatçılık yuvası gibi gelmiştir. Bir suyun markette 5 lira olduğunu bilirsin, bir cafe de en fazla 20 lira, çok elit bir mekanda 50 lira olduğunu bilirsin ama havalimanında 100 lira olunca ne oluyoruz diyor insan. Temmuz ayında 81 liraya su diye haber yapılmıştı üstelik 330 ml küçük şişeler yani büyüğü olsa kaç olacak kim bilir. Yazlık yerlerde örneğin plaj girişlerinde çok oluyor bu, ıssız ilçelerde örneğin Şile de kamp yapacaksın yol üzerinde doğru düzgün dükkan yok, olanlar da üzerine sağlam eklemeler yapıyorlar çünkü bölgenin tekeli olmuşlar. Misal çekirdeğin paketi 10 lira, Yeşilköy sahile in seyyarlarda 30 lira, sahile en yakın işletmelerde 20-25 liraya bulursun.

    Dediğin rekabet mantığında da büyük zincir işletmeler bazı şubeleri için zararı göze alır, tabela değeri için yapılır genelde mesela x börek zincirinin atıyorum 300 şubesi var, şubelerden birinin hemen yan dükkanına küçük bir börekçi geldi bu zincirin çeyreği fiyatına satıyor ve zincire giren pek yok, sadece o dükkan özelinde zarar etse bile orayı kapatmıyorlar. Zincirlerde genelde aynı fiyat politikası olduğu için aman bu şubede fiyat kıralım, zarar etmeyelim mantığı da gütmüyorlar yani satılmazsa zarar eder fiyat indirir söylemi de bazı durumlarda geçerli değil, çok fazla değişken var.
  • 05-12-2023, 17:54:37
    #29
    burda bir pilavcı var , bir plav yapıyor parmaklarımı yiyorum tarifini çözemedim 1 yıldır hindi boynu suyu vs vs herseyi denedim böyle bir yag tenekesi görmüştüm meğer buymus bu konuyu actıgın için tesekkur ederım
  • 05-12-2023, 18:01:36
    #30
    BetaHouse adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Fırsatçılık organize olarak yapılmıyor her zaman, çoğu zaman bölgesel olarak yapılıyor. Misal havalimanları ve terminaller bana hep fırsatçılık yuvası gibi gelmiştir. Bir suyun markette 5 lira olduğunu bilirsin, bir cafe de en fazla 20 lira, çok elit bir mekanda 50 lira olduğunu bilirsin ama havalimanında 100 lira olunca ne oluyoruz diyor insan. Temmuz ayında 81 liraya su diye haber yapılmıştı üstelik 330 ml küçük şişeler yani büyüğü olsa kaç olacak kim bilir. Yazlık yerlerde örneğin plaj girişlerinde çok oluyor bu, ıssız ilçelerde örneğin Şile de kamp yapacaksın yol üzerinde doğru düzgün dükkan yok, olanlar da üzerine sağlam eklemeler yapıyorlar çünkü bölgenin tekeli olmuşlar. Misal çekirdeğin paketi 10 lira, Yeşilköy sahile in seyyarlarda 30 lira, sahile en yakın işletmelerde 20-25 liraya bulursun.

    Dediğin rekabet mantığında da büyük zincir işletmeler bazı şubeleri için zararı göze alır, tabela değeri için yapılır genelde mesela x börek zincirinin atıyorum 300 şubesi var, şubelerden birinin hemen yan dükkanına küçük bir börekçi geldi bu zincirin çeyreği fiyatına satıyor ve zincire giren pek yok, sadece o dükkan özelinde zarar etse bile orayı kapatmıyorlar. Zincirlerde genelde aynı fiyat politikası olduğu için aman bu şubede fiyat kıralım, zarar etmeyelim mantığı da gütmüyorlar yani satılmazsa zarar eder fiyat indirir söylemi de bazı durumlarda geçerli değil, çok fazla değişken var.
    Gardaşım canım, canım dostum.
    Hazır yemek başlığındayız şu yemek kaybettiğin iddianı yerine getirsen =)
    Çok hoş olmaz mı =)
  • 05-12-2023, 18:03:42
    #31
    GrupSoft adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Gardaşım canım, canım dostum.
    Hazır yemek başlığındayız şu yemek kaybettiğin iddianı yerine getirsen =)
    Çok hoş olmaz mı =)
    Geldin mi İstanbul'a sonunda =) Rahat ol sözümü unutmadım, madem börekten çıktık sana bir porsiyon kaliteli boş börek ısmarlayayım çok hoş olur
  • 05-12-2023, 18:09:21
    #32
    Nusret satsa kilosunu kaça satar?
  • 05-12-2023, 18:41:30
    #33
    BetaHouse adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Fırsatçılık organize olarak yapılmıyor her zaman, çoğu zaman bölgesel olarak yapılıyor. Misal havalimanları ve terminaller bana hep fırsatçılık yuvası gibi gelmiştir. Bir suyun markette 5 lira olduğunu bilirsin, bir cafe de en fazla 20 lira, çok elit bir mekanda 50 lira olduğunu bilirsin ama havalimanında 100 lira olunca ne oluyoruz diyor insan. Temmuz ayında 81 liraya su diye haber yapılmıştı üstelik 330 ml küçük şişeler yani büyüğü olsa kaç olacak kim bilir. Yazlık yerlerde örneğin plaj girişlerinde çok oluyor bu, ıssız ilçelerde örneğin Şile de kamp yapacaksın yol üzerinde doğru düzgün dükkan yok, olanlar da üzerine sağlam eklemeler yapıyorlar çünkü bölgenin tekeli olmuşlar. Misal çekirdeğin paketi 10 lira, Yeşilköy sahile in seyyarlarda 30 lira, sahile en yakın işletmelerde 20-25 liraya bulursun.

    Dediğin rekabet mantığında da büyük zincir işletmeler bazı şubeleri için zararı göze alır, tabela değeri için yapılır genelde mesela x börek zincirinin atıyorum 300 şubesi var, şubelerden birinin hemen yan dükkanına küçük bir börekçi geldi bu zincirin çeyreği fiyatına satıyor ve zincire giren pek yok, sadece o dükkan özelinde zarar etse bile orayı kapatmıyorlar. Zincirlerde genelde aynı fiyat politikası olduğu için aman bu şubede fiyat kıralım, zarar etmeyelim mantığı da gütmüyorlar yani satılmazsa zarar eder fiyat indirir söylemi de bazı durumlarda geçerli değil, çok fazla değişken var.
    Değerli hocam sen de biliyorsun ki ticaretin kendisi bir zaten fırsatçılık faaliyetidir.
    Ticaret bir katma değer yaratma işidir bu katma değer de insanların ihtiyaçlarını gidererek bu fırsat üzerinden para kazanma işidir.
    Bir malın ya da hizmetin mekan, zaman ya da kullanım faydasını arttırıp katma değer üretme işidir.

    Havaalanları ve terminallerde çok fahiş ihaleler yapılıyor.
    Devlet bir havaalanını işletecek firmadan milyar dolarlar düzeyinde ödeme alıyor.
    O firmada ihalede verecği parayı, üzerine yapacağı ek yatırımları ve işletmek için harcayacağı parayı hesap edip üzerine dolar bazında alternatif yatırım araçlarını aşacak bir kar marjı koyuyor ve maliyeti havalimanında harcama yapacak tüm yolculara ödetiyor. O zaman da 81 liraya havalimanında küçük su satılıyor.
    Mesela pandemi döneminde yapılan 2 senelik zarar ihalenin kalan süresine paylaştırılarak o havalimanını kullananlardan tahsil edilecek, bir sandviçten, bir küçük sudan şehirdeki fiyatının 15-20 katı fiyat alınarak yapılacak.
    Devlet vatandaşa dövizle kiralama yapmaya izin vermiyor ama tüm büyük ihalelerini dolarla euro ile yapıyor.

    Aynısı yazlık plaj girişleri için de geçerli.
    Bu plajlar ya da plaj çevresindeki işletmeler Belediye tarafından ihale ediliyor ya da bölgenin rantından faydalanmak isteyen yerli mülk sahipleri bu bölgedeki dükkanlar için şehirlerin en merkezi yerlerinin 2-3 yıllık kira bedellerini sezonluk istiyorlar.
    Oysa bir plaj en güneydeyse bile 3 ay yoğun sezon, 2 ayda hafif sezon yaşar.
    Bu plajda fiyatlar 4 kat olursa ancak maliyeti kurtarır gibi görünse de aslında bu bölgedeki eleman, kira, toptancı diğer işletme maliyetleri de şehre göre yüksektir.
    Bir de burası talep gören bir bölgeyse fiyatlara talep baskısı eklenir ve o fiyat 10-15-20 katına çıkar.
    Antalyanın sahile uzak ilçelerinde belediyenin çay bahçesindeki fiyatların 10-20 katının plaj bölgesinde olması kaçınılmazdır.
    Çünkü o çay bahçesinde çay içmek için 6 ay öncesinden rezervasyon yaptıran olmadığı için, çay bahçesinin olduğu ilçede işletme ve yaşam maliyetleri yükselmez.
    Mesela adam Şile'de yol üzerinde dükkan açmış, öyle ıssız bir yere dükkan açmanın ve senenin 8-9 ayı Şile'ye kimsenin gitmemesinin maliyetini 2-3 ayda sattıkları ürünlerin fiyatlarına koyarak çıkarıyorlar. Yani müşteriler sezonluk yerlerden ürün alırlarken sadece ürünün fiyatını değil, o fiyat içinde işletmenin boşta kaldığı ayların zarar ettiği sezonun maliyetini de öderler.

    Yeşilköy sahile giderken yanında çekirdek taşımayı akıl eden ve çantasında yük etmek isteyenler 10 liraya çekirdeğini yer.
    Ama çekirdeğini, termosunu unutan ya da taşımak yük etmek istemeyen de çekirdeğe çaya piyasana 3-4 katı fiyatı verir.
    Çünkü sahildeki marketin depolayabileceği çekirdek ve başa çıkabileceği müşteri sayısı daha kısıtlı ve müşteriler burada daha yüksek fiyat ödemeye razı.
    O zaman daha yüksek fiyat çekip daha az müşteriyle uğraşıp aynı parayı kazanmayı hedefler küçük market.
    Seyyara verilen fiyat da malın ederi değil, malın ayağına getirilmesi, o bölgede diğer seyyar satıcılarlar rekabet edilmesi ve insanların sahile gelmedikleri zamanların acısının çıkarılmasıdır.

    Yani ticaretin kendisi fırsatçılıktır.
    Bir bölgede eksik olan ihtiyacı görüp bu ihtiyacı giderirken en yüksek karı elde etmek ticaretin ana hedefidir.
    Tüccarın iş garantisi falan yoktur, o yüzden bir elemanın kazandığının kat kat üzerinde kazanmalıdır ki hem elemandan iyi yaşasın hem de yüksek birikim yaparak ileride yaşayabileceği kötü durumlar için kendine birikim yapsın.
    Bim'de 10 liraya satılan çekirdeği sahile yakın marketten 20 liraya almak, seyyar dan 30 liraya almak fırsatçılık değil ticarettir.
    Hepsi o çekirdeği benzer fiyata alır, ama kim talebin daha yüksek olduğu yere daha yakın satarsa o daha çok katma değer üretir.
    Tıpkı bir portakalın kilosunun antalyada bahçede 1 lira, halde 5-6 lira markette 20 lira olması gibi.
    Son kullanıcıya kim daha yakınsa, kimin talebi daha yüksekse onun fiyatı yükselir.

    Yani temelde ticaret bir fırsatçılık işidir.
    Ama biz serbest piyasa kavramını kabul edemediğimiz hala lonca sistemi ile tüccarların vicdanlarına dayanarak fiyat belirlemesi gerektiğini düşündüğümüz için sistemi değil fiyat tartışıyoruz.
    Biri ülkedeki tüm zeytinyağlarını toplayıp fiyatını talepten bağımsız olarak belirlemiyorsa sorun yoktur.
    Biri zeytinyağım okunmuş üflenmiş ağaçtan soğuk sıkımdır litresi 100 bin liradır diye satışa koyabilir.
    Eğer alternatif fiyat varsa tüketici satıcının fiyatını indirmeye uğraşmak yerine zahmete katlanıp kendine uygun olan işletmeye ulaşıp, ihtiyacını oradan tedarik etmelidir.
  • 05-12-2023, 18:45:50
    #34
    BetaHouse adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Geldin mi İstanbul'a sonunda =) Rahat ol sözümü unutmadım, madem börekten çıktık sana bir porsiyon kaliteli boş börek ısmarlayayım çok hoş olur
    Kardeş KFC konusunda anlaşmıştık.

    Eğer oyun bozanlık yapacaksan almıyım valla
  • 05-12-2023, 18:52:35
    #35
    Yağ olarak bitkisel yazmışsınız ama yanlış hocam. Börek hamuruna Alba kullanılır. Ayrıca unu sıradan un değil lüks kullanılır. Bunlar bayağı fiyat farkı çıkarıyor. Yetmez usta maaşları uçmuş, kira vergisi stopajı derken fiyat gayet normal. Ayrıca çok bulan artık evinde yapıp yiyecek şu an o dönemdeyiz.
  • 05-12-2023, 20:30:39
    #36
    GrupSoft adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Kardeş KFC konusunda anlaşmıştık.

    Eğer oyun bozanlık yapacaksan almıyım valla
    Yahu börek konusunda börek esprisi yapıyorum Kfc den mi korkacağım gel be Emirim sana feda olsun Kfc ler

    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Değerli hocam sen de biliyorsun ki ticaretin kendisi bir zaten fırsatçılık faaliyetidir.
    Ticaret bir katma değer yaratma işidir bu katma değer de insanların ihtiyaçlarını gidererek bu fırsat üzerinden para kazanma işidir.
    Bir malın ya da hizmetin mekan, zaman ya da kullanım faydasını arttırıp katma değer üretme işidir.

    Havaalanları ve terminallerde çok fahiş ihaleler yapılıyor.
    Devlet bir havaalanını işletecek firmadan milyar dolarlar düzeyinde ödeme alıyor.
    O firmada ihalede verecği parayı, üzerine yapacağı ek yatırımları ve işletmek için harcayacağı parayı hesap edip üzerine dolar bazında alternatif yatırım araçlarını aşacak bir kar marjı koyuyor ve maliyeti havalimanında harcama yapacak tüm yolculara ödetiyor. O zaman da 81 liraya havalimanında küçük su satılıyor.
    Mesela pandemi döneminde yapılan 2 senelik zarar ihalenin kalan süresine paylaştırılarak o havalimanını kullananlardan tahsil edilecek, bir sandviçten, bir küçük sudan şehirdeki fiyatının 15-20 katı fiyat alınarak yapılacak.
    Devlet vatandaşa dövizle kiralama yapmaya izin vermiyor ama tüm büyük ihalelerini dolarla euro ile yapıyor.

    Aynısı yazlık plaj girişleri için de geçerli.
    Bu plajlar ya da plaj çevresindeki işletmeler Belediye tarafından ihale ediliyor ya da bölgenin rantından faydalanmak isteyen yerli mülk sahipleri bu bölgedeki dükkanlar için şehirlerin en merkezi yerlerinin 2-3 yıllık kira bedellerini sezonluk istiyorlar.
    Oysa bir plaj en güneydeyse bile 3 ay yoğun sezon, 2 ayda hafif sezon yaşar.
    Bu plajda fiyatlar 4 kat olursa ancak maliyeti kurtarır gibi görünse de aslında bu bölgedeki eleman, kira, toptancı diğer işletme maliyetleri de şehre göre yüksektir.
    Bir de burası talep gören bir bölgeyse fiyatlara talep baskısı eklenir ve o fiyat 10-15-20 katına çıkar.
    Antalyanın sahile uzak ilçelerinde belediyenin çay bahçesindeki fiyatların 10-20 katının plaj bölgesinde olması kaçınılmazdır.
    Çünkü o çay bahçesinde çay içmek için 6 ay öncesinden rezervasyon yaptıran olmadığı için, çay bahçesinin olduğu ilçede işletme ve yaşam maliyetleri yükselmez.
    Mesela adam Şile'de yol üzerinde dükkan açmış, öyle ıssız bir yere dükkan açmanın ve senenin 8-9 ayı Şile'ye kimsenin gitmemesinin maliyetini 2-3 ayda sattıkları ürünlerin fiyatlarına koyarak çıkarıyorlar. Yani müşteriler sezonluk yerlerden ürün alırlarken sadece ürünün fiyatını değil, o fiyat içinde işletmenin boşta kaldığı ayların zarar ettiği sezonun maliyetini de öderler.

    Yeşilköy sahile giderken yanında çekirdek taşımayı akıl eden ve çantasında yük etmek isteyenler 10 liraya çekirdeğini yer.
    Ama çekirdeğini, termosunu unutan ya da taşımak yük etmek istemeyen de çekirdeğe çaya piyasana 3-4 katı fiyatı verir.
    Çünkü sahildeki marketin depolayabileceği çekirdek ve başa çıkabileceği müşteri sayısı daha kısıtlı ve müşteriler burada daha yüksek fiyat ödemeye razı.
    O zaman daha yüksek fiyat çekip daha az müşteriyle uğraşıp aynı parayı kazanmayı hedefler küçük market.
    Seyyara verilen fiyat da malın ederi değil, malın ayağına getirilmesi, o bölgede diğer seyyar satıcılarlar rekabet edilmesi ve insanların sahile gelmedikleri zamanların acısının çıkarılmasıdır.

    Yani ticaretin kendisi fırsatçılıktır.
    Bir bölgede eksik olan ihtiyacı görüp bu ihtiyacı giderirken en yüksek karı elde etmek ticaretin ana hedefidir.
    Tüccarın iş garantisi falan yoktur, o yüzden bir elemanın kazandığının kat kat üzerinde kazanmalıdır ki hem elemandan iyi yaşasın hem de yüksek birikim yaparak ileride yaşayabileceği kötü durumlar için kendine birikim yapsın.
    Bim'de 10 liraya satılan çekirdeği sahile yakın marketten 20 liraya almak, seyyar dan 30 liraya almak fırsatçılık değil ticarettir.
    Hepsi o çekirdeği benzer fiyata alır, ama kim talebin daha yüksek olduğu yere daha yakın satarsa o daha çok katma değer üretir.
    Tıpkı bir portakalın kilosunun antalyada bahçede 1 lira, halde 5-6 lira markette 20 lira olması gibi.
    Son kullanıcıya kim daha yakınsa, kimin talebi daha yüksekse onun fiyatı yükselir.

    Yani temelde ticaret bir fırsatçılık işidir.
    Ama biz serbest piyasa kavramını kabul edemediğimiz hala lonca sistemi ile tüccarların vicdanlarına dayanarak fiyat belirlemesi gerektiğini düşündüğümüz için sistemi değil fiyat tartışıyoruz.
    Biri ülkedeki tüm zeytinyağlarını toplayıp fiyatını talepten bağımsız olarak belirlemiyorsa sorun yoktur.
    Biri zeytinyağım okunmuş üflenmiş ağaçtan soğuk sıkımdır litresi 100 bin liradır diye satışa koyabilir.
    Eğer alternatif fiyat varsa tüketici satıcının fiyatını indirmeye uğraşmak yerine zahmete katlanıp kendine uygun olan işletmeye ulaşıp, ihtiyacını oradan tedarik etmelidir.
    Hocam alt tarafı aynı mal bir yerde 10 lira, bir yerde 20 lirayken başka yerde 30 lira dedim demez olaydım Aynı malı başka yerde 10 lirayken 30 liraya satmak katma değer üretmek midir sence? Benim bildiğim eğer bir malı alırsan örneğin zeytini ve bu zeytini sıkıp zeytinyağı yaparsan katma değer katmış olursun, benzer maliyetle alınan bir ürünü başkasından birkaç yüz metre ötede 3 katı fiyatına satmak herhangi bir katma değere girmez çünkü ürün aynı ürün, olsa olsa ticaret der serbest piyasa der hadi en olmadı karaborsa der geçeriz ama asla katma değer diyemeyiz. Hele hele tarladaki portakal ile kıyaslamayı asla kabul etmiyorum, çiftçi kendi maliyetini ve karını ekliyor, ondan alan kabzımal kar koyup yakıt ve zaman maliyetini ekleyerek hal'e satacak, hal kendi maliyetlerini vergisini eleman masrafını ekleyerek satacak ee haliyle ortaya bir fark çıkacak tabi bizim memlekette fark biraz abartılı çıkıyor ama bu örnek aynı çekirdeği 10 liraya satan ile 30 liraya satan arasındaki farkı açıklamıyor.

    Ayrıca son kullanıcıya yakınlık ile de alakası yok, 3 harfli marketlerin tüketiciye ulaşması diğer marketlere göre çok daha kolay çünkü şube sayıları çok fazla ama tüketiciye yakın oldukları için astronomik fiyat çekmiyor, bazen sürümden kazanırsın, tüketiciye yakınsan bile kar marjını düşürüp daha fazla müşteri hedeflersin. Her son tüketiciye yakın olan yüksek fiyat çekse halimiz ne olurdu. Havalimanı, terminal, plaj vs. maliyetlerinin yüksek olduğunun bende farkındayım, Şile'de evet orada da haklısın ama ben o kuş uçmaz kervan geçmez yerdeki dükkanın boş kaldığı günlerin maliyetini karşılamak istemiyorum ve ayrıca kiraları da ona göre düşük seyrek nüfuslu yerlerin ana bir tekellik durumu olabiliyor bunu belirtmek istedim örnekte çünkü rekabet yok, ne fiyat koysa satılacak, müşteri beğenmedim almıyorum dese 10 km yol daha gidip başka market arayacak, yakıt parası yüzünden ve zamandan kaybedecek bu sefer.

    Ticaret = fırsatçılık tanımına da asla katılmıyorum, ticaret fırsatçılıktır demek tüm ticaret yapanları zan altında bırakır, fırsatçı durumuna düşürür. Yeşilköy örneğinde de dediğin gibi ben çekirdeği 10 liraya alıp çantasına koyan taraftayım fakat illa bir ihtiyaç çıkıyor, su almak gerekiyor, içecekleri soğuk bulmak gerekiyor vs. yani bir şekilde o kazık fiyatlı bakkala giriyorsun. Demek istediğim yer Yeşilköy sahile inmek için Rönepark'ın orası İspark'ın tam karşısında sıradan bir binanın altında bulunan sıradan bir bakkal, gel geç müşterisi çok olduğu ve genelde bir gelenin tekrar kolay kolay gelmediği yani ihale yok bir şey yok, sözleşme falan yok öyle normal bir dükkan, plaj için ihaleli bir yer değil tek artısı konumu ve bu konum ile çevrede başka benzer işletme olmamasının yani tekelleşmenin ekmeğini yiyor kısacası. Tüm zeytinyağlarını toplama örneğine benzer bir durum hatırlıyorum sanki, sanıyorum onlarca yıl önce kontratlı gümüş almış bir kişi ve hepsini fiziki olarak talep etmiş, piyasadan tüm gümüşü toplamış ve kontratlar fiziki talep edilince piyasada da talep patlaması yaşanıp gümüş fiyatlarını uçurmuş hayal meyal hatırlıyorum enteresan gelmişti aklımda kalmış. Bu örnekler serbest piyasadan ziyade tekelleşmeye güzel örnekler.