2001 yılından beri birçok inşaat işinde şantiyede çalıştım. Gözümüzün önünde olup da görmediğimiz ve yanlış bildiğimiz bazı şeyleri bizzat görüp yaşadığım deneyimlerden paylaşmak istiyorum. Asansör firmaları ve asansör montajı ve güvenliği konusunda birşey diyemem. Ancak genel olarak inşaat sektöründe şaşmaz bazı standart sapkınlıklar vardır. Kanunları kuralları çiğnemek ve işi kötü yapmak üzerinde kutsal bir bağla birbirine bağlı sayısız dişli. Bu dişlilerden oluşan makine öyle bir şey ki, ahlaklı dürüst bir tane çalışan sistem içinde ezilip dışlanıyor. Ancak hırsız rüşvetçi yalakalık yapanlar bunları ne kadar fazla yaparsa o kadar ödüllendiriliyor. Acayip tuhaf ve ironik, ancak şantiyeler bu durumda.
1. Bir bina inşaatı işi ne kadar uzarsa oradaki amir şef vs kıyak yakalılar o kadar fazla maaş alır. O yüzden işi bitirmemeye bakarlar. Ancak bu süreçte işçi en çok zarar eden ve ezilen kesim oluyor.
Bir de işi bilmeyen veya yanlış yerde duran alt taşeronlar kaybediyor.
2. Alman fransız amerikalı vs mühendis, şantiye şefi ve yüksek mühendis gibi personel kılık kıyafet konusunda son derece iş güvenliği ve iş sağlığına %100 uyumlu olarak şantiyeye girerler.
Aynı kademedeki türk personel ise şantiyede Tarkan, Kenan Doğulu veya Mustafa Sandal kılığıyla gezer. Jöleli saç, marka tişört, pahalı gözlük ve kot pantolon giyip gezer, kendilerini tanrı zannederler.
3. İhaleleri hep akp yandaşı firmalar alıyor diye söylenir duru. Ancak şirket ve holdinglerin çoğu akp-erdoğan düşmanıdır. Mühendis mimarından ustasına kadar personelin çoğu sabah akşam düzenli olarak akpye söver. Akp sayesinde devasa ihaleler alıp büyük paralar kırarlar ama kutsal dinleri gereği daha fazla sövmeye devam ederler.
4. Şirketler en çok parayı öncelikle kötü malzeme kullanmaktan kazanırlar. malzemenin kalitesi ve fiyatı karşılaştırınca uçurum farkları ortaya çıkar. En ucuz en adi malzeme sayesinde şirketler büyük kazanç sağlar. Nasıl onaylanıyor bilmiyorum ama birçok şantiyede yapılan iş b*k gibi dökülür. Ama bir şekilde kabul ettirir hakedişi kaparlar.
5. Bir şantiyede işe başladığınızda formalite icabı ayakkabı gözlük yelek baret gibi birçok malzeme bulunan listeye imza attırırlar. Ancak ayakkablı baret ve yelek dışındakiler şantiyede görülmez bile.
Normalde iş gözlüğü de en önemlilerden biri. Ancak sıfır gözlükle demir kesilenbir şantiyede 3 ay çalıştım. Üstelik uluslararası bir prestij projesi.
Çokşey daha yazılır ancak daha fazla vaktinizi almayayım. Asansör kazsı üzerinebirçok şey söylendi ancak inşaat şantiyeleri hakkında sadece şantiyeye girenlerin bildii ancak hiç değinilmeyen birçok gerçek var. sadece uç noktalarda kaza veya olay yaşanınca gündem oluyor.
İşin doğrusu, işçinin bu ülkede köpek kadar değeri yok.
Asansör kazası ve Türkiye inşaat sektörü gerçekleri...
5
●296
- 27-10-2023, 23:21:59arkadaşım depremde ben 2 yıllık binada ailemle enkaz altında kaldım yanımda 30 yıllık bina sağlamdı. Bu memleket bizim insanımız akıllanmaz on binlerce insan öldü bu yazı mı farkındalık yaratacak.
- 27-10-2023, 23:30:06Üyeliği durdurulduYazmayı unuttuğum son cümleyi de burada yazayım.UzmanTescil adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Aslında neden kaza oluyor diye değil de, neden hiç kaza olmuyor diye düşünmeliyiz.
Hepimiz devleti suçluyoruz ama toplumda çok ciddi bir ahlaki zayıflık var. Bu yüzden başımıza gelen birçok musibet normal. - 27-10-2023, 23:34:28Bu memlekette seçimler olduğu müddetçe bu işler tekerrür eder durur. Kimi y alabilmek için üstünü örter kimi ihale alabilmek için yandaşlık yapar.Siyasette temiz insan bulamazsınız herkes biyerlerden nemalanmak için bu işte.
- 28-10-2023, 09:17:21Bazılarına katılmıyorum. Pek çok şantiyede işçilere yapılan muamele bahsettiğinizin çok çok üzerinde saygılı gerçekleşiyor. Ayrıca aylık maaşları en az 45 bin ile 75 bin arasında değişiyor. Ekipman kullanımı da ayrı bir nokta şantiye şefi müteahhiti ikna etmeye çalışsa işçiler ne yazikki gereken özeni göstermiyor. Kaliteli ve sıfır ekipmanı aldığınızda takmıyorlar. Ben 30 yıldır geziyorum abi bana bir şey olmaz diyorlar. Zaten sıcak kim takacak, rahatsız ediyor vb. söylemleri oluyor. Prosedür gereği müteahhit işten çıkarması lazım ancak yeniden temiz bir usta bulmaya kim uğraşacak deniyor.
Malzemelere gelince kaliteli de olsa kötü de olsa en büyük problem işçilikte. O kadar mühendis ince hesaplar ile bir ürün çıkartıyor. Aklınıza hemen beton, demir, statik proje gelmesin, en temelinden pencere bile düşünebilirsiniz. Pencerenin montajını yapan sözde usta 2 tane vida ile pencereyi delip delme çatma bir montaj yapıyor. O kadar hesap ARGE ürün geliştirme boşuna gidiyor. Ne ses ne ısı yalıtımı kalıyor. Örneğin ucu bucağı yok. Akustik hesap yaparsın, cam kalınlığını her detayı hesaplarsın, ülkemizde denetim olmadığı için müteahhit gider en ince camı taktırır.
Yozlaşmış eğitim sisteminde artık önüne gelen ne yazikki mezun oluyor. Çok daha sıkıntılı günler bizi bekliyor, temiz işine özen gösteren bir mimar bir mühendis bulmak çok zor olacak. Çünkü sizi çürüten bir sistem var. Türkiye'nin inşaatlarında büyük çoğunluğunda şantiye şefi yoktur. Kağıda imza atarlar, şantiye şefi gibi görünürler, parasını alırlar ve 1 kere bile şantiyeye gitmezler. Her ay 25 -30 bin verip bir mimar veya mühendis tutmak yerine tek seferde 15 bin verip su kağıda imza at gelme derler. Sonrasında tüm sorumluluk altında ezdirirler. Bu teklifi kabul eden şantiye şefi maalesef çok fazla o sebeple zaten olmayan denetim tamamen parçalanmış bir hale bürünüyor.
Gerçekten detaylı bir proje çözersin, hem ekonomik karşılığını alamazsın, hemde istemezler çünkü işçiliğini yaptırmak istemezler.
Bahsettiğiniz sözde meslektaşlarımız daha da artmaya devam edecek. Başarılı olanlar da farklı sektörlere kayacak. Denetim mekanizması ve liyakat olmadan ülkede bir şey gelişemez.
