• 05-09-2023, 10:57:55
    #73
    TurkMet adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Soruyu soran benim ve sen soruya cevap veremeden hemen soruyla karşılık veriyorsun. Gördüğün üzere alıntılama filan deyip yine gerçeklerden kaçıyorsun.
    Yukarıda onlarca kusur yazdım ama ben arap olmadığım için beni anlamıyorsun. Sen ancak araplara inanır ve biat edersin.
    Haklısın
  • 05-09-2023, 11:22:51
    #74
    Üyeliği durduruldu
    Bazı arkadaşlar Osmanlı 600 sene dinle yönetti ayakta kaldı falan diye yazıp durmuşlar. Yahu arkadaşım 600 senenin sonunda ne oldu kaldı mı Osmanlı? demek ki çağ değiştikçe o tarz yönetimle ilerleyemiyorsun. Geriliyorsun ve ortadan kalkıyorsun. Bunu anlatmaya çalışıyor herkes burada. Siz hala yok 600 sene öyle yönetildi demek ki yönetiliyormuş falan naraları atıyorsunuz. Nasıl hayatta kalıyorsunuz harbiden anlayamıyorum ya..
  • 05-09-2023, 13:17:44
    #75
    270 yıl matbaa osmanlıya gelmemiş bunu şu şekilde karşılaştırın batıda internet varken Türkiye gelmesi için 200 yıldan uzun süre var.

    Ne yazık ki islamın olduğu coğrafyalarda geri kalma teknoloji ve dışarıdan soyutlanma hep var.
    Türkler hayatları boyunca sayısız devlet kurmuş, özerk bir toplumken osmanlı döneminde aman isyan etmesinler kafası ile tüm ticaret askeri eğitim disiplini gayrimüslümlere bırakılmış. Bizim gariban anadolu halkımızda tarımla kıtlıkla, savaş vergileri ve hacı hocalarla yüzyılar geçirmiş. Şükür etmeye alıştırılmış.
    Şimdide durum farklı değil, tarih tekerrür etmeye başladı.

    Ne yazık ki üzülerek söylüyorum islam ülkelerinde biz dahil liyakat yok, nedendir bilemiyorum ama bir süre sonra sistemler bozulup hacı hoca peşinden gitmeye çok alışkınız şükür etmeye çok alışkınız batıdan geri kalmamızın sebebide bu değişime ve hacı hocalara karşı yapamadığımız sürecede Türkiye ve bizim gibi ülkeler geri gitmeye devam edecektir.

    burada hacı hocadan kastım, dua parası alıp mercedese binen her türlü liyakata ve özgürlüğe karşı olup baskıcı ve geri kafalığını zorbalıkla sisteme empoze etmeye çalışan tarikatların liderleri, fetö gibi devlete sızan dini alet eden kimseler.
  • 05-09-2023, 14:16:04
    #76
    A.AY adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    İslam ülkeleri neden bukadar geri kaldılar. Ne suçu var bu insanların çocukların. Umarım en kısa zamanda toparlanirlar. İzleyince içim parçalandı.

    https://youtube.com/shorts/VZo4kGIkl...XlOVtAf5yqP9CS

    Başka bir video.
    Babası ölmüş. Küçük yaşta çalışıyor
    Günlük kazancı 0.15$
    https://youtube.com/shorts/Hrrc2BBvf...hniPC8O8UhrLEh


    Savaşın ve Yoksulluğun Yetim Bıraktığı Ülke: Afganistan.
    Afrika'dan daha kötü durumda.

    1978 yılında Rusya, 2001 yılında ise ABD’nin başını çektiği Batı koalisyonunun işgali sonucunda etnik ve bölgesel iç çatışmalarla madden ve manen harap edilen Afganistan, kurtarıcı bir el bekliyor.

    Son 35 yılını işgal ve iç savaşlarla geçiren Afganistan, âdeta yetim ve sahipsiz bırakılmış bir çocuğa benziyor. 1978 yılında Rusya, 2001 yılında ise ABD’nin başını çektiği Batı koalisyonunun işgali sonucunda etnik ve bölgesel iç çatışmalarla madden ve manen harap edilen Afganistan, kurtarıcı bir el bekliyor. 2014 yılında yapılan bir araştırmada, halkın %75’inin ağır depresyon içinde olması, ülkedeki durumun vahametini ortaya koyuyor. Afgan halkını ağır depresyona iten en temel sebepler savaş, yoksulluk, yolsuzluk ve işsizlik...
    Batı’nın Afganistan modeli iflas etti
    Batı’nın Afganistan’da inşa etmeye çalıştığı siyasi model iflas etmiş durumda. 2002 yılından bu yana Dünya Bankası ve İslam Kalkınma Bankası’ndan gelen 103 milyar doların %95’inin liderler, bakanlar, vekil ve bürokratlar tarafından paylaşılarak iç edildiği tespit edilmiş.
    Batı’dan gelen yardımın sadece %5’i sağlık, ulaşım ve altyapıya harcanmış. ABD, Afganistan’a yapılan yardımların kontrol edilemediğini ve yolsuzlukların önüne geçilemediğini iki yıl önce itiraf ederek Karzai’den kurtulmanın yollarını aramaya başlamıştı.
    Halk sandığa gitmiyor
    30 milyon nüfuslu Afganistan’da 17 milyon seçmen var. Eylül 2014’te yapılan seçimlerin 1. turunda 7 milyon insan sandık başına gitti, 2. turda ise 5 milyon. Kullanılan oyların 1,5 milyonu geçersiz sayılırken hükümet 3,5 milyon insanın oyu ile zar zor kuruldu. Karzai’nin yolsuzluklarından şikâyetçi olan Batı, bu kez Dünya Bankası’nda çalışmış olan ekonomist Eşref Gani’yi %55 oyla cumhurbaşkanı seçtirdi.
    Afgan halkının sandığa gitmek istemeyişinin tek sebebi ise liderlere olan güvensizlik ve önlenemeyen yolsuzluklar. Ülkeyi yöneten liderler ve bürokratların büyük çoğunluğunun aile üyelerinin Pakistan, Dubai, Avrupa ülkeleri ve Türkiye’de yaşıyor olması ve bu ülkelerde ticaret yapıyor olmaları, halkın yöneticilere olan kızgınlık ve güvensizliğini iyice pekiştirmiş durumda.
    Afgan halkının tek geçim kaynağı hayvancılık ve 
ilkel tarım... Ülkede işsizlik oranı %70, kişi başına düşen millî gelir 200 dolar civarında ve halkın %80’i eğitim, sağlık ve yeterli beslenme imkânından mahrum.
    Afrika’da ortalama yaşam süresi 46-50’lere yükselirken Afganistan’da bu süre 43’lerde seyrediyor. Okuma-yazma oranı ise %28’ler civarında. Erkeklerin %43’ü, kadınların %12’si okuma-yazma biliyor. Ülkede 1.420 tane ortaöğretim ve meslek okulu, 5 tane yüksek okul var. Sağlık durumu da içler acısı... 70 tane hastane, 3.000 doktor, 2.300 hemşire tam 30 milyon insana hizmet veriyor. Ülkeden kaçmaya çalışan gençlerin ve okumaya gidenlerin %95’inin bir daha Afganistan’a dönmeyi düşünmüyor olması, ülkenin içinde bulunduğu fotoğrafı ortaya koyuyor.
    Afganistan’da hayat Afrika ile kıyaslanmayacak kadar kötü...
    Batı dünyasının birçok ülkesi Afrika’da STK projeleriyle eğitim ve sağlığa destek olurken Afganistan âdeta kaderine terk edilmiş durumda... İslam ülkeleri, Rus-Afgan Savaşı sürecinde yaptıkları yardımları savaşın bitimiyle tamamen durdurmuş. İslam dünyası STK’larının Afganistan’a eğitim ve sağlık projeleriyle acil bir seferberlik başlatması gerekiyor.
    Afganistan’ın en temel sorunu siyasal istikrar ve güvenlik. Bu iki mesele hallolmadan Afganistan’da huzur ve sağlıklı bir gelecekten bahsetmek mümkün görünmüyor. Japonya, Almanya, Fransa, ABD, Rusya ve Çin, Afganistan’da son yıllarda siyasi ve kültürel programlarını yoğunlaştırırken, moral olarak çökmüş bir Afgan halkının geleceğini inşa etmeye çalışıyor. Bu noktada bizlere de bazı sorumluluklar düşüyor. Bu konuda resmî makamların harekete geçmesini beklemektense sivil toplum kurumlarımızın Afganistan’ın hiç değilse güvenli bölgelerine insani yardım projeleriyle bir şeyler yapmayı denemesi gerekiyor.
    Afganistana sovyetler müdahale etti olmadı, Amerika müdahale etti yine olmadı. O bölgeyi detaylı araştırmanı öneririm.
  • 05-09-2023, 14:23:42
    #77
    ByCiHaT adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ben söylediğimin sonuna kadar arkasındayım, lakin siz demek ki kusur tespit etmişsiniz ki benim açıklamamı bekliyorsunuz. Gördüğünüz kusuru söyleyin ki bilelim.
  • 05-09-2023, 15:16:55
    #78
    Her toplum hak edildiği şekilde yönetilir biz de olduğu gibi Allah diyen adamları toplanıp Allah yerie koydukları onların çaldıklarını görmezden gelip literatüre çalıyorlar ama çalışıyorlar diye bir cümle ekledikleri için gayet normal şeyler bunlar.
  • 05-09-2023, 15:30:26
    #79
    ByCiHaT adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ben söylediğimin sonuna kadar arkasındayım, lakin siz demek ki kusur tespit etmişsiniz ki benim açıklamamı bekliyorsunuz. Gördüğünüz kusuru söyleyin ki bilelim.
    Merhaba,

    Öncelikle yazdıklarınızı kahkahalar atarak okudum, sonra durdum ve dedim ki, ben ne yapıyorum? Bunlara gerçekten inanan biri var ve inanarak yazmış, sağdan soldan kopyalayarak ama olsun sonuçta inanmış, kendimden utanmalıyım dedim, siz zaten kayıpsınız sizi kurtaramayız ama belki okuyan birkaç kişiyi sizin gibi düşünmekten kurtarırız dedim ve 3-5 cümle kurmak istedim, hadi geçelim.


    Bak bu İncil'in içindekiler bölümü.


    Bu ise İncil'in İsa'ya indirildiği yani Tanrı sözü olduğuna dair Kuran Ayetlerinin bir kısmı. İsa hiç İncil'i görmedi yazdım defalarca ama benim yazılarıma denk gelmemişsin, şimdi söyle bakalım senin Tanrın Pavlus'a mı mektup yazdı? İbraniler'e mi mektup yazdı? Selaniklilere mi mektup yazdı? Efeslilere mi mektup yazdı? Bu içindekiler bölümü ışığında söyle çekinme, Tanrı sözü olmadığı halde böyle bir yalanı kusursuz bir Tanrı söyler mi? Söylese söylese bir insan söyler değil mi? Bilerek değil belki de bilmediği için bu yalanı söyler, geçelim.


    " Arzı da bir döşek yapmışız ve oraya sabit dağlar yerleştirmişiz; orada manzarası güzel bir çeşit bitkiden çiftler bitirmişiz. " Kaf Suresi 7. Ayet

    Bu Ayetin neresini düzeltelim şimdi gel, yeryüzü döşek gibi serilmiş yani döşek nedir? Düzdür. Kıvırmasın kimse boş yere. Dağlar neymiş? Sabit. Tüm kıtalar hareket ederken nasıl sabit kaldı düşündürücü. Dağlar'ın yeryüzünü sağlam tutması için sallanmaması için çakıldığının yazdığı Ayeti koymadım ama zaten dağların olduğu yerde depremlerin çok olduğunu bilmeyen yok, geçelim.

    Peygamber de mürted hakkında şöyle buyurmuştur: “Dinini değiştireni öldürün.” (Buhârî, Cihad)
    Bir hadis ile devam edelim, korkma sahihtir yani inanmak mecburi, devam et. Neymiş? Senin dinin sana, benim dinim bana değilmiş. Benim dinim yok gerçi ama o dönem herkesin bir dini olduğu sanılıyor. Demek ki mürted olan yani İslamdan dönen öldürülürmüş, benim dinim bana olamıyormuş, senin dinin bana dayatılıyormuş, inanmazsam veya inanmaktan vazgeçersem beni öldürmek Peygamberin sünneti ama tüm mezhep imamlarının bu yönde ihtilafsız ölüm kararı mevcuttur.

    " Haram aylar çıkınca, müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün, esir alın, kuşatın ve onları her geçit yerinde gözetleyin. Şayet tövbe ederler, namazlarını kılarlar ve zekâtlarını verirlerse artık onları serbest bırakın. Allah yargılayıcıdır, bağışlayıcıdır. " Tevbe Suresi 5. Ayet

    Tanrın ne emrediyor? müşrikleri nerede bulursanız öldürmenizi. Bir şey yaparsa veya yapmışsa demiyor he, öldürün diyor sadece Tanrı güya kendi yarattığı bir kısım insanın ölüm talimatını veriyor. Haram aylar diye bir şey de diyor ama sonra tamam hadi vazgeçtim, haram ay falan yok diyor. Burada bir ince detay da namaz kılar ve zekat verirlerse bir şey yapmayın diyor, o zaman müşrik olmaktan çıkıp günahsız oluyorlar. Sen ver parayı yani zekatı, orasını hallederiz, o zaman öldürülmezsin. İslam hoşgörü dini hee? Dur bakalım.

    " Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin. " Kalem Suresi 4. Ayet
    Bu söz peygambere söyleniyor, kusursuz yücelikte bir ahlakı varmış peygamberin.

    " Seni yoldan azmış bulup, doğru yola koymadı mı? " Duha Suresi 7. Ayet
    Fakat bu Ayette doğrudan peygambere söyleniyor. Sapıklık içinde ve azmış bulduk, doğru yolda değildin seni doğru yola koyduk deniyor. Demek ki neymiş? Öncesinde doğru yolda yani yüce bir ahlak üzere değilmiş. Kalem suresi indiği söylenen 2. suredir Alak sonrası, yani Tanrı ilklerden olan sureyi unutup yenisini göndermiş, ee haliyle o kadar unutkanlık olur.


    " Ey peygamber! Mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiği câriyelerini, seninle birlikte hicret eden amca kızlarını, hala kızlarını, dayı kızlarını, teyze kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca mümin bir kadın kendini peygambere mehirsiz olarak bağışlar, peygamber de onunla evlenmek isterse, diğer müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere, onu da sana helâl kıldık. Müminlere eşleri ve sahip oldukları câriyeleri hakkında hangi kuralları geçerli kıldığımızı biliyoruz. Sana mahsus olanı güçlük çekmeyesin diye meşrû kıldık. Allah çok bağışlayıcı, pek esirgeyicidir. " Ahzap Suresi 50. Ayet
    Peygambere özel bir Ayet geliyor, akrabalar da dahil tüm kadınlar peygambere helal. Bir papaz bile evlenmeme, bekaret yemini eder ve karşı cinsle ilişki kurmaz. Ama peygamber olunca 4 evlilik deseler bile öldüğünde 9 ile 11 arası dul bırakabilir ardında.

    " Hani sen Allah'ın nimetlendirdiği, senin de lütufta bulunduğun kişiye "Eşini yanında tut, Allah'tan kork!" diyordun ama, Allah'ın açıklayacağı bir şeyi de içinde saklıyordun; insanlardan çekiniyordun. Oysaki kendisinden korkmana Allah daha layıktır. Zeyd o kadından ilişiğini kesince onu sana nikâhladık ki, evlatlıkları eşleriyle ilişkilerini kestiklerinde, müminler için o kadınlarla evlenmede bir güçlük olmasın. Zaten Allah'ın emri yerine getirilmiştir. " Ahzap Suresi 37. Ayet

    Burada ne olmuş? Peygamberin gelini ve kuzeni olan Zeynep Bint-i Cahş'ı peygambere nikahlamış Tanrı, düğününü bile düşünüyor. Onca sahabe, eski peygamber hatta Havva ile Azrail adı bile geçmezken Zeyd adı geçiveriyor Kuranda, üstelik bu olayın hikayesi Zeyd'e bakmaya gelen Peygamber Zeynep'i evinde uygunsuz görür ve aşık olur, zaten Ayette yazan içindekini saklıyordun dendiği kısım da haliyle içinde ne olabilir? O da istiyor olabilir, seviyor olabilir değil mi? Bitiyor mu, bitmez.

    “Allah, İmran kızı Meryem’i, Firavun’un hanımı Âsiye’yi ve Musa’nın kız kardeşi Gülsüm’ü cennette bana zevce olarak vermeyi hükmeyledi.” (Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebir, VIII/258; Mecmau’z-Zevâid, IX/218)

    Bir sahih hadis ile devam edelim. Tanrı peygamberini o kadar çok seviyor ki bazı kadınları cennette de ona nikahlıyordu. Kadınlar tarlamızdı ve istediğimiz gibi varabilirdik, serkeşlik etmesinden çekindiğimiz kadınları evlere kapatabilirdik, onları evlerine yollayıp dövebilirdik, kadınlar 1 pay alırken biz erkekler 2 pay alabilirdik, eğer erkek şahit kalmamışsa 2 kadının şahitliği 1 erkek sayılabilirdi, kölelik asla kaldırılmadı hatta köleler ve hür insanlar hiç bir olur mu diye ayet var, köleye köle, kadına kadın diye kısas ayeti var. Birinin karısını öldürürsen eğer senin karın masum olsa bile o kadına karşılık senin kadının öldürülüyor, masumiyet falan hikaye, kısas işte kanun ya hani. Nisa 4. Ayette bir miras paylaşımı var, paylaştırmak asla mümkün değil, matematik profesörü gelsin nafile. Tanrı matematik bilmez mi? Nasıl böyle hatalı, çelişkili, bilime, akla ve mantığa aykırı şeyleri Tanrıya mal edersiniz?

    Her şeyi senin Tanrın yaratmış, hayır beni yaratmadı. Boşta ne varsa sahiplenir zaten Tanrılar, hep söylüyorum 4,300 çeşit dinin tümü her şeyi kendi Tanrısının yarattığını söyler. Tamam her şey yaratıldı diyelim, 4,300 de 1 ihtimal senin Tanrın yarattı kabul. Şu çelişkiler o 4,300 de 1 ihtimali de ortadan kaldırıyor zaten. Bakma vaktim yok yazamıyorum, tatlı sularda inci ve mercanın yetişmeyeceğini ama Tanrının yetişiyor sandığını 100 kere yazdım forum bezdi artık tekrara düşmemek için yazmıyorum, arıların çiçek yedikten sonra midesinden bal çıkardığını sanan bir Tanrı, tatlı ve tuzlu suyun karışmayacağını söylüyor. Bir su bardağına tuz atıp karıştırın, sonra tatlı su ile dolu bir bardaktaki su ile birleştirip için, karıştı mı? Tamam o zaman. İfk olayında zina suçlaması peygamber eşlerinden birine yapılınca derhal Ayet iniyor, 4 şahit isteniyor. Soruyorum size, hangi zinayı 4 kişi oturup çekirdek çitleyerek izler de hepsi şahit olur? Zina tamam ama ispatı zor. Üçer dörder alın Ayeti, dört değil dörder dikkatinizi çekerim, eğer haksızlık edeceğine inanırsan elinin altındaki nikahsız cariyeler ile birlikte ol, boşuna üçer dörder nikahlama deniyor mu? Deniyor. Ganimet hak mı? Hak. Sayısız saldırı yapılıp masum insanlar katledilirken evli bile olsalar kadınları cariye sayılıyor mu? Elbette. Yine bir baskında Safiyye çok güzel sana yaraşır diyorlar, Aişe yanında olmasına rağmen alıyor. Mariyye diye bir cariye hediye gönderiliyor, köleliği kaldırmaya çalışmıyor, cariyeyi kabul ediyor. Neyse uzun uzun yazmanın anlamı yok, bu yazı çarpı 3-5 bin olarak düşün mevzuları, azıcık araştır belki denk gelirsin bir şeylere. Fazla abartıp göze batmayalım boş yere, merak eden araştırıp görür zaten. Bu arada dinini ispat etmek istiyorsan ;

    "Her kim medine'nin iki karataşlığı arasında yetişen acve isimli hurmadan her gün sabahleyin aç karına yedi tane yerse, o gün ona zehir ve sihir zarar vermez. eğer akşamleyin yerse, sabaha kadar zehir ve sihir tesir etmez." (Müslim eşribe h. 154-55, buhârî tıp 7/30-31, aynî 10/210, müsned 1/168. 177. 181, bağdadî s. 129)

    İspat et dinini, mütevatirlik derecesinde sahihlikte olan bu hadiste peygamber sözünü uygula ve bu hurmalardan ye, üzerine zehir iç, sonucu görelim hep birlikte. Varsa cesaretin buyur.
  • 05-09-2023, 15:38:45
    #80
    yemin ederim hiç erinmiyolar hep ayı ekip yazmakdan usanır insan
  • 05-09-2023, 15:49:50
    #81
    Gözlerimden yaşlar gelene kadar güldüm vallahi. İlahi hocam siz çok yaşayın. Attığınız iftiraların sadece birisini çürütüp sizi engelleyeceğim çünkü vaktim yok. Bende yüksek din işleri kurulu değilim.

    " Seni yoldan azmış bulup, doğru yola koymadı mı? " Duha Suresi 7. Ayet Ne güzel Ayet-i Kerime araştırmışsınız fakat kendi kendinize göre yorumlamışsınız, veya işinize geldiği gibi algılamışsınız. O Ayet-i kerime'nin tefsiri aşağıdaki gibidir.

    “Seni yol bilmez halde bulup yol göstermedi mi?” diye çevirdiğimiz 7. âyeti bazı müfessirler, “Resûlullah küçükken Mekke vadilerinden birinde yolunu şaşırıp kaybolmuştu. Allah onun yolunu bulup dedesine gelmesini sağladı” şeklinde yorumlarken, bazıları da “Resûlullah amcası Ebû Tâlib’le birlikte Suriye’ye giderken yolda kaybolmuştu, Allah’ın yardımıyla amcasını buldu” demişlerdir (Ebû Hayyân, el-Bahru’l-muhît, VIII, 486, Beyrut 1983). Buna benzer başka yorumlar da olmakla birlikte bunlar âyetin amacına açıklık getirici nitelikte görünmemektedir. Bizim de katıldığımız müfessirlerin çoğunluğunun yorumuna göre ise bu âyette Hz. Muhammed’in peygamberlikten sonraki dönemiyle önceki dönemi arasında bir karşılaştırma yapılmaktadır. Nitekim o peygamber olmadan önce de başta putperestlik olmak üzere kendi toplumunda hâkim olan inanç ve yaşayışın yanlışlığını, insanın varlık amacına yakışmadığını görüyor, bu gidişi asla beğenmiyordu; ama onların bundan nasıl kurtulacaklarını da bilmiyordu. Âyetteki deyimiyle bu konuda “yol bilmez bir halde” idi. İşte yüce Allah Kur’an’ı göndererek onu bu durumdan kurtarıp yolunu aydınlattı; ona hem varacağı hedefi hem de o hedefe nasıl varacağını öğretti (Râzî, XXXI, 215-216; Elmalılı, VIII, 5900-5901).