• 10-03-2023, 17:24:58
    #37
    dll adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bana yok olmak saçma geliyor.
    Daha çok unutuyoruz gibime geliyor.
    Yani bu hayattan önce yaşadıysak ve bir yerlerde var olduysak bu bilgi siliniyor.
    Öldüğümüzde hatırlayacak mıyız bilemiyorum ama komple yok olmak mantıksız.
    Yani yok olacaksak neden var olduk diyorum.
    Milyarlarca yıl geçmiş evrende biz sadece 60-70 yıllık bir zamanda mı var olmak için var olduk.
    İnsan her zaman daha fazlasını istiyor ve hep var olmak istiyor.
    Yok olacaksak da sorun yok zaten, yok olduğumuzu anlamayacağız bile.
    Yok olacağız hocam.
    Yok olacak olan enerjimiz, maddemiz değil bilincimiz.
    Hani şu biraz alkol alınca, bazı maddeleri kullanınca bozulan dandik bilincimiz.
    Hani yaşadımlarımız ile, deneyimlerimiz ile şekillenen, doğuştan getirmediğimiz sonradan diğer insanlar ile etkileşim kurarak oluşturduğumuz bilincimiz.
    Yani ruh diye bedensel varlıktan önce var olan bir enerjiyi savunuyoruz, ama bu nasıl bir enerji ki alkol içince kimyasal madde kullanınca ya da dünyada kötü deneyimler yaşayınca değişiyor.
    Aslında ruh diye bir şey yok, herşey biyokimyasal reaksiyonlar ile beynimizde oluşan bir bilinç hali var.
    Hani dünyadaki insanların çoğunluğunun doğru düzgün kullanamadığı beynimizdeki bilincimiz.

    Doğmadan önce yoktun.
    Bilincin yoktu, deneyimin yoktu, zekan yoktu, hatıraların yoktu.
    Oysa vücudunda taşıdığın tüm elementler ve moleküller sen doğmadan milyarlarca yıl önce vardı.
    Bir gün sen öleceksin, bilincin yok olacak, ama o elementler moleküller var olmaya devam edecekler.

    Benim burada kafama takılan 1 soru var )))

    1) Neden kendimizi bu kadar kıymetli ve özel sanıyoruz. Sadece bilincimiz olduğu için mi? İnsanların %90'ından fazlası o bilinci adam gibi kullanamıyor bile )))
    Bak ortaya atılan tüm teoriler de baş rol oyuncusu biziz.

    a) Bizi tanrı yarattı ve bizi sınava aldı. Sınavı iyi geçenleri ölümden sonra ödüllendirecek, kötü geçenleri cezalandıracak.
    b) Bir simülasyonda yaşıyoruz, üstün bir ırk ya da güç tarafından oluşturulmuş bir simülasyonda gözlenen, deneye tabi tutulan ya da var edilen canlılarız.

    Bak 2 durumda da baş rol oyuncusuyuz.
    2 durumda da tüm evren bir dekor, tüm diğer canlılar da figüran )))

    Oysa biraz astronomi ile ilgili okuma yaptığımızda durum çok farklı.
    Evrendeki benzerinden milyarlarca olan galaksilerden birinin ortalama yıldızlarından birinin ortalama gezegenlerinden birinde yaşıyoruz.
    Evrenin yaşı 13,5 milyar yıl. Biz sadece 300 bin senedir var olan bir türüz.
    Ve bu 300 bin senenin sadece son 10 bin senesinde maymunları aşan bir gelişim göstermişiz.

    Yani bir tanrı var ve bu tanrı sırf gücü yettiği için bugüne kadar yaşayan 110 milyar insan için sadece gözlenebilir evrende 7 trilyon galaksi yaratmış.
    300-500 bin sene dünyada var olacak bir primat türü için bu büyüklükte bir evrenin 13,5 milyar yıl hazırlanmasını sağlamış.

    Kardeşim bu nasıl simülasyon? Bu nasıl din?
    Kendini baş rol zanneden insanoğlu ne evrende önemli bir yerde, ne de insanlık tarihi evren tarihi içinde kayda değer bir vakit kaplıyor.
    Hepsini geçtim dünyadaki büyük billim adamlarının, peygamberlerin, siyasetçilerin, kralların, filozofların evrenin toplam kütlesi enerjisi içinde yarattığı değişiklik neredeyse sıfır.

    Yani kozmolojik olarak bu kadar küçük bir zamanda ortaya çıkmış bu kadar az enerji üretip tüketen, evrenin bu kadar kıymetsiz bir yerinde yaşayan ve kendi gezegenine bile hükmedemeyen zavallı insanların kendilerini evrende başrol görmeleri, hatta simülasyonlar, dinler ile 7 trilyon galaksinin kendileri için yaratıldığını düşünmeleri ne kadar ilginç?)))

    Doğmadan önce bilincimiz var değildi.
    Öldükten sonra da var olmayacağız.
    Bunu kabul etmek sosyal yaşantıyı bozup türün devamını tehdit edebileceği için kendimize sosyal ilişkileri güçlendirecek ve türün devamlılığını sağlayacak kurgular yaratmışız.

    Belki biz hesap edilmeyen hatalı bir oluşumuz.
    Başka bir alanda deney yapmak için oluşturulan simülasyonun içindeki kurallar bizim canlılık dediğimiz kendi kendini tekrar üretebilen ve evrilebilen döngüler yarattı ve bu döngüler zamanla bilinç kazanacak kadar ileri gitti.
    Belki yaşam tanrının ya da simülasyonun yaratıcılarının hesap etmediği bir yan etki olarak kendi kendine rastlantısal olarak oluştu.
    Öyle bir durumda simülasyonu ya da evreni sonlandırdığında kesinlikle silineceğiz, çünkü biz amaç ya da özne değiliz.
    Evrendeki konumumuza ve evrenin yaşı içindeki tarihimize bakınca bana bizim bu evrenin öznesi ve başrolü olmadığımız kesin gibi görünüyor )))

    Saygılar...
  • 10-03-2023, 18:20:20
    #38
    bilgiye göre mi oluşşum?
    oluşama göre mi bilgi türedi?

    simulasyon olma ihtimalinde: bilgiyi aktardılar ve oluşumlar oluştu. Bilim adamları simulasyonun ajanları insanlığa en büyük kazığı atıp üstün ırklardan aldığı bilgiyi hayatı daha yaşanabilir hale getirip insanları burada daha uzun yaşamasını sağladı.

    yokdan var olma: oluşum oldu ve bilgi türedi : bilim adamları insanlığa çağ atlatıp onlar için hayatlarını feda edip buluşları ile yaşanabilir en iyi ortamı onlara sağlamaya çalıştı.

    Ey interneti bulan adam, benim burada bu foruma bir şeyler karalamamı sağlayan icatcılar - bana iyilik mi yaptınız kötülük mü?
  • 10-03-2023, 18:24:16
    #39
    Platin üye
    Dünya hayatı geçici, bir imtihan, bir simülasyon ama attığımız her adımın hesabını vereceğimiz bir oyun ve oyalamaca yeri, asıl yurt ise ahiret hayatı. Allah meleklerin gökyüzünden yeryüzüne bizim için 50.000 yıl olan 1 günde indiklerini kuranı kerimde söylüyor. Bizim için gelecek olan ahirette ise insanlar dünyada yaşadıkları hayatın süresinin 1 veya bir kaç gün olduğunu tartışıyorlar. Hatta bir ikindi vakti gibi diye tabir geçiyor.

    Bilimsel olarakta, dinende, mantıkende bu dünya hayatı insanın ihtiyaçlarını karşılayacak bir durumda değil, zaman yetersiz, milyarlarca galaksi var gidemezsin göremezsin, adeta burada kalıcı değilsin diye bağırıyor... İhtiyaçlarımız çok imkanlar yok, zulüm çok adalet az...
  • 10-03-2023, 18:52:55
    #40
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Yok olacağız hocam.
    Yok olacak olan enerjimiz, maddemiz değil bilincimiz.
    Hani şu biraz alkol alınca, bazı maddeleri kullanınca bozulan dandik bilincimiz.
    Hani yaşadımlarımız ile, deneyimlerimiz ile şekillenen, doğuştan getirmediğimiz sonradan diğer insanlar ile etkileşim kurarak oluşturduğumuz bilincimiz.
    Yani ruh diye bedensel varlıktan önce var olan bir enerjiyi savunuyoruz, ama bu nasıl bir enerji ki alkol içince kimyasal madde kullanınca ya da dünyada kötü deneyimler yaşayınca değişiyor.
    Aslında ruh diye bir şey yok, herşey biyokimyasal reaksiyonlar ile beynimizde oluşan bir bilinç hali var.
    Hani dünyadaki insanların çoğunluğunun doğru düzgün kullanamadığı beynimizdeki bilincimiz.

    Doğmadan önce yoktun.
    Bilincin yoktu, deneyimin yoktu, zekan yoktu, hatıraların yoktu.
    Oysa vücudunda taşıdığın tüm elementler ve moleküller sen doğmadan milyarlarca yıl önce vardı.
    Bir gün sen öleceksin, bilincin yok olacak, ama o elementler moleküller var olmaya devam edecekler.

    Benim burada kafama takılan 1 soru var )))

    1) Neden kendimizi bu kadar kıymetli ve özel sanıyoruz. Sadece bilincimiz olduğu için mi? İnsanların %90'ından fazlası o bilinci adam gibi kullanamıyor bile )))
    Bak ortaya atılan tüm teoriler de baş rol oyuncusu biziz.

    a) Bizi tanrı yarattı ve bizi sınava aldı. Sınavı iyi geçenleri ölümden sonra ödüllendirecek, kötü geçenleri cezalandıracak.
    b) Bir simülasyonda yaşıyoruz, üstün bir ırk ya da güç tarafından oluşturulmuş bir simülasyonda gözlenen, deneye tabi tutulan ya da var edilen canlılarız.

    Bak 2 durumda da baş rol oyuncusuyuz.
    2 durumda da tüm evren bir dekor, tüm diğer canlılar da figüran )))

    Oysa biraz astronomi ile ilgili okuma yaptığımızda durum çok farklı.
    Evrendeki benzerinden milyarlarca olan galaksilerden birinin ortalama yıldızlarından birinin ortalama gezegenlerinden birinde yaşıyoruz.
    Evrenin yaşı 13,5 milyar yıl. Biz sadece 300 bin senedir var olan bir türüz.
    Ve bu 300 bin senenin sadece son 10 bin senesinde maymunları aşan bir gelişim göstermişiz.

    Yani bir tanrı var ve bu tanrı sırf gücü yettiği için bugüne kadar yaşayan 110 milyar insan için sadece gözlenebilir evrende 7 trilyon galaksi yaratmış.
    300-500 bin sene dünyada var olacak bir primat türü için bu büyüklükte bir evrenin 13,5 milyar yıl hazırlanmasını sağlamış.

    Kardeşim bu nasıl simülasyon? Bu nasıl din?
    Kendini baş rol zanneden insanoğlu ne evrende önemli bir yerde, ne de insanlık tarihi evren tarihi içinde kayda değer bir vakit kaplıyor.
    Hepsini geçtim dünyadaki büyük billim adamlarının, peygamberlerin, siyasetçilerin, kralların, filozofların evrenin toplam kütlesi enerjisi içinde yarattığı değişiklik neredeyse sıfır.

    Yani kozmolojik olarak bu kadar küçük bir zamanda ortaya çıkmış bu kadar az enerji üretip tüketen, evrenin bu kadar kıymetsiz bir yerinde yaşayan ve kendi gezegenine bile hükmedemeyen zavallı insanların kendilerini evrende başrol görmeleri, hatta simülasyonlar, dinler ile 7 trilyon galaksinin kendileri için yaratıldığını düşünmeleri ne kadar ilginç?)))

    Doğmadan önce bilincimiz var değildi.
    Öldükten sonra da var olmayacağız.
    Bunu kabul etmek sosyal yaşantıyı bozup türün devamını tehdit edebileceği için kendimize sosyal ilişkileri güçlendirecek ve türün devamlılığını sağlayacak kurgular yaratmışız.

    Belki biz hesap edilmeyen hatalı bir oluşumuz.
    Başka bir alanda deney yapmak için oluşturulan simülasyonun içindeki kurallar bizim canlılık dediğimiz kendi kendini tekrar üretebilen ve evrilebilen döngüler yarattı ve bu döngüler zamanla bilinç kazanacak kadar ileri gitti.
    Belki yaşam tanrının ya da simülasyonun yaratıcılarının hesap etmediği bir yan etki olarak kendi kendine rastlantısal olarak oluştu.
    Öyle bir durumda simülasyonu ya da evreni sonlandırdığında kesinlikle silineceğiz, çünkü biz amaç ya da özne değiliz.
    Evrendeki konumumuza ve evrenin yaşı içindeki tarihimize bakınca bana bizim bu evrenin öznesi ve başrolü olmadığımız kesin gibi görünüyor )))

    Saygılar...
    Hocam dediklerine katılıyorum fakat, bir yaratıcı varsa ve sırf insanlar için evreni böyle büyük yarattıysa pek de sorgulamam. Bunun nedeni, yaratıcının sonsuz güçlü olması denebilir. Yani bir dünyayı yaratmasıyla tüm evreni yaratması arasında fazla fark yoktur onun için diye düşünürüm.

    Ama simülasyonda yaşıyorsak, çok fazla kod ve emek gerektirir. Ya da evren bu kadar büyük değil, sadece matematiksel olarak bize çok büyük gösteriliyor. GTA da mesela geziyorsun ama bir yerden sonra gidemiyorsun. Biz de acaba sadece hesaplamalar yapıyoruz ama evren gerçekte bu kadar büyük mü yoksa sadece yanılsama mı kullanılmış.

    Neyse hocam her halükarda insanlar nasıl mutlu oluyorsa öyle yaşıyor. Çoğu kişide sorgulamıyor, sorgulayanlar da zaten sizin gibi oluyor. Yani çoğu şey mantıksız oluyor, dediğiniz gibi biz kendimizi çok değerli sanıyoruz
  • 10-03-2023, 19:21:09
    #41
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Yok olacağız hocam.
    Yok olacak olan enerjimiz, maddemiz değil bilincimiz.
    Hani şu biraz alkol alınca, bazı maddeleri kullanınca bozulan dandik bilincimiz.
    Hani yaşadımlarımız ile, deneyimlerimiz ile şekillenen, doğuştan getirmediğimiz sonradan diğer insanlar ile etkileşim kurarak oluşturduğumuz bilincimiz.
    Yani ruh diye bedensel varlıktan önce var olan bir enerjiyi savunuyoruz, ama bu nasıl bir enerji ki alkol içince kimyasal madde kullanınca ya da dünyada kötü deneyimler yaşayınca değişiyor.
    Aslında ruh diye bir şey yok, herşey biyokimyasal reaksiyonlar ile beynimizde oluşan bir bilinç hali var.
    Hani dünyadaki insanların çoğunluğunun doğru düzgün kullanamadığı beynimizdeki bilincimiz.

    Doğmadan önce yoktun.
    Bilincin yoktu, deneyimin yoktu, zekan yoktu, hatıraların yoktu.
    Oysa vücudunda taşıdığın tüm elementler ve moleküller sen doğmadan milyarlarca yıl önce vardı.
    Bir gün sen öleceksin, bilincin yok olacak, ama o elementler moleküller var olmaya devam edecekler.

    Benim burada kafama takılan 1 soru var )))

    1) Neden kendimizi bu kadar kıymetli ve özel sanıyoruz. Sadece bilincimiz olduğu için mi? İnsanların %90'ından fazlası o bilinci adam gibi kullanamıyor bile )))
    Bak ortaya atılan tüm teoriler de baş rol oyuncusu biziz.

    a) Bizi tanrı yarattı ve bizi sınava aldı. Sınavı iyi geçenleri ölümden sonra ödüllendirecek, kötü geçenleri cezalandıracak.
    b) Bir simülasyonda yaşıyoruz, üstün bir ırk ya da güç tarafından oluşturulmuş bir simülasyonda gözlenen, deneye tabi tutulan ya da var edilen canlılarız.

    Bak 2 durumda da baş rol oyuncusuyuz.
    2 durumda da tüm evren bir dekor, tüm diğer canlılar da figüran )))

    Oysa biraz astronomi ile ilgili okuma yaptığımızda durum çok farklı.
    Evrendeki benzerinden milyarlarca olan galaksilerden birinin ortalama yıldızlarından birinin ortalama gezegenlerinden birinde yaşıyoruz.
    Evrenin yaşı 13,5 milyar yıl. Biz sadece 300 bin senedir var olan bir türüz.
    Ve bu 300 bin senenin sadece son 10 bin senesinde maymunları aşan bir gelişim göstermişiz.

    Yani bir tanrı var ve bu tanrı sırf gücü yettiği için bugüne kadar yaşayan 110 milyar insan için sadece gözlenebilir evrende 7 trilyon galaksi yaratmış.
    300-500 bin sene dünyada var olacak bir primat türü için bu büyüklükte bir evrenin 13,5 milyar yıl hazırlanmasını sağlamış.

    Kardeşim bu nasıl simülasyon? Bu nasıl din?
    Kendini baş rol zanneden insanoğlu ne evrende önemli bir yerde, ne de insanlık tarihi evren tarihi içinde kayda değer bir vakit kaplıyor.
    Hepsini geçtim dünyadaki büyük billim adamlarının, peygamberlerin, siyasetçilerin, kralların, filozofların evrenin toplam kütlesi enerjisi içinde yarattığı değişiklik neredeyse sıfır.

    Yani kozmolojik olarak bu kadar küçük bir zamanda ortaya çıkmış bu kadar az enerji üretip tüketen, evrenin bu kadar kıymetsiz bir yerinde yaşayan ve kendi gezegenine bile hükmedemeyen zavallı insanların kendilerini evrende başrol görmeleri, hatta simülasyonlar, dinler ile 7 trilyon galaksinin kendileri için yaratıldığını düşünmeleri ne kadar ilginç?)))

    Doğmadan önce bilincimiz var değildi.
    Öldükten sonra da var olmayacağız.
    Bunu kabul etmek sosyal yaşantıyı bozup türün devamını tehdit edebileceği için kendimize sosyal ilişkileri güçlendirecek ve türün devamlılığını sağlayacak kurgular yaratmışız.

    Belki biz hesap edilmeyen hatalı bir oluşumuz.
    Başka bir alanda deney yapmak için oluşturulan simülasyonun içindeki kurallar bizim canlılık dediğimiz kendi kendini tekrar üretebilen ve evrilebilen döngüler yarattı ve bu döngüler zamanla bilinç kazanacak kadar ileri gitti.
    Belki yaşam tanrının ya da simülasyonun yaratıcılarının hesap etmediği bir yan etki olarak kendi kendine rastlantısal olarak oluştu.
    Öyle bir durumda simülasyonu ya da evreni sonlandırdığında kesinlikle silineceğiz, çünkü biz amaç ya da özne değiliz.
    Evrendeki konumumuza ve evrenin yaşı içindeki tarihimize bakınca bana bizim bu evrenin öznesi ve başrolü olmadığımız kesin gibi görünüyor )))

    Saygılar...
    Hocam kendimizi başrolde görenleri bu kadar dikkate alarak düşündüğün için böyle cevap vermişsin saygı duyuyorum, zaten öyle olması mantıklı değil, hayvanlar, hücreler hatta tüm organizmalar kendi similasyonunda olabilir. İnsan zihni ile düşündüğümüz için mantık arıyoruz doğal olarak ancak kuantum dünyasında mantık işlemez çoğu zaman ve mantıkla açıklanamayan einstein in bile açıklayamadı üstüne nobel ödülü koyulan gizemlerle dolu evrendeyiz, double slit experiment diye aratabilirsiniz. Evrenin yaşına burada olduğumuz süreye takılmak zihinsel bir yanılmasa olabilir, çünkü zaman ve mekan insan zinini çok kolay kandırabilir. Görünende değil görünmeyende aramak lazım cevabı eğer konu similasyon ise, yani kuantum dünyası belli bir algoritma içinde yaşadığımızı zaten bize gösteriyor. İnsan zihni dediğiniz gibi sonradan öğrendiği ve deneyimlediği şeylerle zihin yapısını oluşturur ve kararlarını eylemlerini isteklerini buna göre şekillendirir, ancak zihin ve bilinç farklıdır. Bilim bilinç konusunda daha zerre ilerleyemediği noktada şu budur bu da böyledir yoktur demek dogmatik inançlara sıkışıp kalan insanlar gibi bir farkındalığa zorlar bizi. Evrenin kendisi ve içinde varolan her şey similasyonun başrolunde bana göre. Biz insanlar bedenlenen bilinç olabiliriz, farkındalığımız zihnimizin sınırları kadar. Dogmatik inaçları, korkularla yönetilen inanış sistemleri bir yana, ortada kocaman kozmik bir oyun olduğunu düşünüyorum. Tek dinin sevgi olması gerektiği, ayrımcılığın ırkçılığın insanın kocaman illuzyonları olduğunun farkında varmalıyız. Herkes ve her şey birbiri ile bağlantılıdır, kuantum mekaniğini inceleyenler bunu zaten bilir ve başrolde miyiz gibi sorular tabi ki sormaz.
  • 10-03-2023, 19:25:02
    #42
    Evet saçma geliyor ama, matrix filminde de böyle değil miydi? Bir olay yaşanana kadar Neo kendisini bizim gibi gerçek dünyada normal bir insan olarak görüyordu. Tartışmaya açık bir konu gerçekten
  • 10-03-2023, 19:33:19
    #43
    dll adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam dediklerine katılıyorum fakat, bir yaratıcı varsa ve sırf insanlar için evreni böyle büyük yarattıysa pek de sorgulamam. Bunun nedeni, yaratıcının sonsuz güçlü olması denebilir. Yani bir dünyayı yaratmasıyla tüm evreni yaratması arasında fazla fark yoktur onun için diye düşünürüm.

    Ama simülasyonda yaşıyorsak, çok fazla kod ve emek gerektirir. Ya da evren bu kadar büyük değil, sadece matematiksel olarak bize çok büyük gösteriliyor. GTA da mesela geziyorsun ama bir yerden sonra gidemiyorsun. Biz de acaba sadece hesaplamalar yapıyoruz ama evren gerçekte bu kadar büyük mü yoksa sadece yanılsama mı kullanılmış.

    Neyse hocam her halükarda insanlar nasıl mutlu oluyorsa öyle yaşıyor. Çoğu kişide sorgulamıyor, sorgulayanlar da zaten sizin gibi oluyor. Yani çoğu şey mantıksız oluyor, dediğiniz gibi biz kendimizi çok değerli sanıyoruz
    Hocam tam mistik ve dinsel ispatı olmayan alanlarda geziyorsun.
    Belki de tüm galaksiler ve evren bir öküzün boynuzunda duruyor.
    Olamaz mı? Belki de evren kozmik büyüklükte bir öküzün boynuzunun üzerinde gerçekleşen bir patlama )))
    Böyle bilimsel olarak hiç bir veri olmadan fikir yürütmek doğru değil.

    9 trilyon galaksi yaratmak ile bir galaksi yaratmak arasında büyük fark var.
    Biz kendi varlığımızda bir anlam arıyoruz, diyoruz ki Tanrı bizi sınava sokmak için yarattı.
    Ama yaratılan diğer hiç bir şeyin anlamını aramıyoruz.
    Hiç gidemeyeceğin 9 trilyon galaksinin anlamı nedir?

    Dünyadaki canlı türlerinin %99 u yaşadı ve yokoldu.
    İnsanlar dünya yüzeyinde var olmadan on binlerce canlı neden yaşadı öldü?
    Var mı bir anlamı?
    Hadi evreni azametini göstermek için yarattı diyorsun da.
    Dinozorları neden yaratıp yok etti?
    Geçen sene yolda üzerinden araba geçen ve kurtaramadığım yavru kedinin dakikalarca acı çekmesindeki anlam nedir?
    Ölen, acı çeken, canlıları da gücünü göstermek için mi yarattı?
    Dini ve mistik açıklamalar hikayeleri bana her zaman çok desteksiz geliyor.

    Önemsiz bir galaksideki önemsiz bir gezegende önemsiz bir sürede ortaya çıkıp küçük bir zaman diliminde teknoloji geliştirmeye başlamış bir türüz.
    Ve bu kadar önemsiz bir yer kaplarken, hayvanların, gezegenin, tüm kaynakların bizim için tanrı tarafından yaratıldığını düşünmek komik.
    Bu nasıl devasa bir güç ki, 7 trilyon galaksi yaratabilirken 100 milyar kıt zekalı insan ile uğraşıyor? )))
    Bunun anlamını da gücü yettiği için 7 trilyon galaksi yaratan 100 milyar kıt zekalı insanla da uğraşır diyerek anlamlandırmazsın inşallah.

    Bu ister bir simülasyon olsun, ister tanrı tarafından yaratılmış bir sistem olsun.
    İnsanlar ve dünya bu yaratılış içinde kıymetsiz bir yer kaplıyor.
    Bize sonsuz ahiret hayatı vermek için sonlu bir evren yaratma fikri gerçekten insanlığın kibrinin zirvesi sanırım.


    MindCoder adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam kendimizi başrolde görenleri bu kadar dikkate alarak düşündüğün için böyle cevap vermişsin saygı duyuyorum, zaten öyle olması mantıklı değil, hayvanlar, hücreler hatta tüm organizmalar kendi similasyonunda olabilir. İnsan zihni ile düşündüğümüz için mantık arıyoruz doğal olarak ancak kuantum dünyasında mantık işlemez çoğu zaman ve mantıkla açıklanamayan einstein in bile açıklayamadı üstüne nobel ödülü koyulan gizemlerle dolu evrendeyiz, double slit experiment diye aratabilirsiniz. Evrenin yaşına burada olduğumuz süreye takılmak zihinsel bir yanılmasa olabilir, çünkü zaman ve mekan insan zinini çok kolay kandırabilir. Görünende değil görünmeyende aramak lazım cevabı eğer konu similasyon ise, yani kuantum dünyası belli bir algoritma içinde yaşadığımızı zaten bize gösteriyor. İnsan zihni dediğiniz gibi sonradan öğrendiği ve deneyimlediği şeylerle zihin yapısını oluşturur ve kararlarını eylemlerini isteklerini buna göre şekillendirir, ancak zihin ve bilinç farklıdır. Bilim bilinç konusunda daha zerre ilerleyemediği noktada şu budur bu da böyledir yoktur demek dogmatik inançlara sıkışıp kalan insanlar gibi bir farkındalığa zorlar bizi. Evrenin kendisi ve içinde varolan her şey similasyonun başrolunde bana göre. Biz insanlar bedenlenen bilinç olabiliriz, farkındalığımız zihnimizin sınırları kadar. Dogmatik inaçları, korkularla yönetilen inanış sistemleri bir yana, ortada kocaman kozmik bir oyun olduğunu düşünüyorum. Tek dinin sevgi olması gerektiği, ayrımcılığın ırkçılığın insanın kocaman illuzyonları olduğunun farkında varmalıyız. Herkes ve her şey birbiri ile bağlantılıdır, kuantum mekaniğini inceleyenler bunu zaten bilir ve başrolde miyiz gibi sorular tabi ki sormaz.
    Değerli kardeşim.
    Sevgi, saygı, ırkçılığın önlenmesi, insan hakları, demokrasi, kardeşlik vesaire hepsi bizim uydurduğumuz kavramlar.
    Sevgi dediğimiz memelilerde sosyal düzenin devamlılığı sürü yaşamının sürekliliği ve neslin devamı için evrilmiş bir bağlanma duygusu.
    Balıklarda sevgi yok saygı yok.
    Kurtlar asla kurt yaşamının kutsal olduğunu falan düşünmez, kendi bölgesine giren diğer kurtları öldürür.
    Karıncalar demokrasiye inanmaz. işçi olarak doğar işçi olarak ölür.
    Hatta kırmızı karıncalar diğer karınca türlerine etnik temizlik yapacak kadar ırkçıdır.
    Hayat yayılmacı rekabetçi ve saldırgandır.

    Bizim sevgi dediğimiz şey, sevginin din olmasını istememiz bunun kendi aramızdaki çatışmaları azaltıp bireysel ve toplumsal riskleri kontrol edecek bir yöntem olması.
    Bu duygu belirli hormonlar ile tetiklenen ve bağlılık yaratan mutluluk veren bir his.

    Ben bir programcıyım.
    Sonsuz güce ve zekaya sahip bir yaratıcı varsa.
    O yaratıcı o zeka ile sonsuz verimlilik bilincine de sahiptir.
    O yüzden bir kaç yüz milyar insanı yaşatmak bir kaç trilyon hayvanı öldürmek gerekmez.

    Evren bir simülasyon ise ya da yaratıldıysa feci bir yaratıcı var.
    Çünkü insanlar sınırsız ihtiyaçlar ile sınırlı kaynaklara hapsedilmiş.
    Evrende galaksiler yıldızlar karadelikler çarpışıyor kaos hüküm sürüyor.
    Canlılar diğer canlıları öldürerek üremeye ve yayılmaya çalışıyorlar.
    Ve entropi denilen düzensizliğe gitme yasası evren başladığından beri evreni daha kaotik hale getiriyor.

    Böyle simülasyon hikayeleri gayet new age dinler halinde yayılıyor.
    Ben bilimsel olarak bakarım.
    Burada tartışılan yaşadığımız hayatın bir simülasyondan farkı olmadığıdır.
    Ama işin sonunda olay Descartes'ın sözüne geliyor.
    Düşünüyorum öyleyse varım.
    Ama var olmam evrenin ya da simülasyonun başrolü olduğum anlamına gelmez, özellikle bu kadar önemsiz bir yer kaplarken.
  • 10-03-2023, 20:00:09
    #44
    Neo adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ernest Olkowski was right
  • 10-03-2023, 20:00:49
    #45
    sosyoweb adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    üst düzey bir medeniyetin simülasyon projesi olsaydık o medeniyet muhtemelen hukuk olarak da gelişmiş bir medeniyet olacaktı. ve simülasyonlar içerisinde ölüm, işkence, kan, göz yaşı gibi olayların yaşanmasını muhtemelen yasaklarlardı. canlı ruhlara acı çektiren simülasyonları yasaklamamaları için hiç bir neden yok. eğer yasaklamıyorlarsa akla ikinci seçenek geliyor. bu simülasyonlar canlı ruhlarla değil bizzati kod parçacıklarıyla ve şuursuz, yani yazılımsal şuursuz bilinçlerle yapılıyor. hal böyle olunca yazılımdan ibaret simülasyonlar olduğu için bu medeniyetler ölenler acı çekenler ruhlar değil sadece basit kod parçacıkları diyor ve bu tarz projelere izin veriyor. ben kod parçacağı değilim. bizzati hisseden, şuuru olan bir varlığım. bu da evrenin bilinçlerinin sahte bilinç olmadığını gösteriyor. üst düzey medeniyet simülasyonu olmadığımız tezini ben daha güçlü buluyorum. ben de evrenin simülasyon olduğunu düşünüyorum. fakat simülasyon dışında, simülasyon kurucusunu sorgulayacak, kollektif veya sosyal bir yapının var olmadığını düşünüyorum. bu yüzden islama inanıyorum.
    Gelişmiş hukuk dediğin kime ve neye göre hocam.
    O zaman Allah'ın da bu olanlara izin vermemesi lazım.
    Aksi takdirde insanlar, Allah'tan daha merhametli oluyor.
    4-5 yaşında bir çocuk depremde acı çekerek ölüyor veya afrika da günlerce, aylarca açlık çekerek ölüyor.
    Allah bunlara neden izin veriyor? Bizim anlayamadığımız, bilmediğimiz bir şeyler var diyoruz geçiriyoruz.
    Belki simülasyonda sadece sen gerçeksin, geri kalan herkes yapay zeka.
    Rüyanda nasıl her şey beyninin ürettiği şeylerse dünya da öyle belki.