dll adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Hocam dediklerine katılıyorum fakat, bir yaratıcı varsa ve sırf insanlar için evreni böyle büyük yarattıysa pek de sorgulamam. Bunun nedeni, yaratıcının sonsuz güçlü olması denebilir. Yani bir dünyayı yaratmasıyla tüm evreni yaratması arasında fazla fark yoktur onun için diye düşünürüm.

Ama simülasyonda yaşıyorsak, çok fazla kod ve emek gerektirir. Ya da evren bu kadar büyük değil, sadece matematiksel olarak bize çok büyük gösteriliyor. GTA da mesela geziyorsun ama bir yerden sonra gidemiyorsun. Biz de acaba sadece hesaplamalar yapıyoruz ama evren gerçekte bu kadar büyük mü yoksa sadece yanılsama mı kullanılmış.

Neyse hocam her halükarda insanlar nasıl mutlu oluyorsa öyle yaşıyor. Çoğu kişide sorgulamıyor, sorgulayanlar da zaten sizin gibi oluyor. Yani çoğu şey mantıksız oluyor, dediğiniz gibi biz kendimizi çok değerli sanıyoruz
Hocam tam mistik ve dinsel ispatı olmayan alanlarda geziyorsun.
Belki de tüm galaksiler ve evren bir öküzün boynuzunda duruyor.
Olamaz mı? Belki de evren kozmik büyüklükte bir öküzün boynuzunun üzerinde gerçekleşen bir patlama )))
Böyle bilimsel olarak hiç bir veri olmadan fikir yürütmek doğru değil.

9 trilyon galaksi yaratmak ile bir galaksi yaratmak arasında büyük fark var.
Biz kendi varlığımızda bir anlam arıyoruz, diyoruz ki Tanrı bizi sınava sokmak için yarattı.
Ama yaratılan diğer hiç bir şeyin anlamını aramıyoruz.
Hiç gidemeyeceğin 9 trilyon galaksinin anlamı nedir?

Dünyadaki canlı türlerinin %99 u yaşadı ve yokoldu.
İnsanlar dünya yüzeyinde var olmadan on binlerce canlı neden yaşadı öldü?
Var mı bir anlamı?
Hadi evreni azametini göstermek için yarattı diyorsun da.
Dinozorları neden yaratıp yok etti?
Geçen sene yolda üzerinden araba geçen ve kurtaramadığım yavru kedinin dakikalarca acı çekmesindeki anlam nedir?
Ölen, acı çeken, canlıları da gücünü göstermek için mi yarattı?
Dini ve mistik açıklamalar hikayeleri bana her zaman çok desteksiz geliyor.

Önemsiz bir galaksideki önemsiz bir gezegende önemsiz bir sürede ortaya çıkıp küçük bir zaman diliminde teknoloji geliştirmeye başlamış bir türüz.
Ve bu kadar önemsiz bir yer kaplarken, hayvanların, gezegenin, tüm kaynakların bizim için tanrı tarafından yaratıldığını düşünmek komik.
Bu nasıl devasa bir güç ki, 7 trilyon galaksi yaratabilirken 100 milyar kıt zekalı insan ile uğraşıyor? )))
Bunun anlamını da gücü yettiği için 7 trilyon galaksi yaratan 100 milyar kıt zekalı insanla da uğraşır diyerek anlamlandırmazsın inşallah.

Bu ister bir simülasyon olsun, ister tanrı tarafından yaratılmış bir sistem olsun.
İnsanlar ve dünya bu yaratılış içinde kıymetsiz bir yer kaplıyor.
Bize sonsuz ahiret hayatı vermek için sonlu bir evren yaratma fikri gerçekten insanlığın kibrinin zirvesi sanırım.


MindCoder adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Hocam kendimizi başrolde görenleri bu kadar dikkate alarak düşündüğün için böyle cevap vermişsin saygı duyuyorum, zaten öyle olması mantıklı değil, hayvanlar, hücreler hatta tüm organizmalar kendi similasyonunda olabilir. İnsan zihni ile düşündüğümüz için mantık arıyoruz doğal olarak ancak kuantum dünyasında mantık işlemez çoğu zaman ve mantıkla açıklanamayan einstein in bile açıklayamadı üstüne nobel ödülü koyulan gizemlerle dolu evrendeyiz, double slit experiment diye aratabilirsiniz. Evrenin yaşına burada olduğumuz süreye takılmak zihinsel bir yanılmasa olabilir, çünkü zaman ve mekan insan zinini çok kolay kandırabilir. Görünende değil görünmeyende aramak lazım cevabı eğer konu similasyon ise, yani kuantum dünyası belli bir algoritma içinde yaşadığımızı zaten bize gösteriyor. İnsan zihni dediğiniz gibi sonradan öğrendiği ve deneyimlediği şeylerle zihin yapısını oluşturur ve kararlarını eylemlerini isteklerini buna göre şekillendirir, ancak zihin ve bilinç farklıdır. Bilim bilinç konusunda daha zerre ilerleyemediği noktada şu budur bu da böyledir yoktur demek dogmatik inançlara sıkışıp kalan insanlar gibi bir farkındalığa zorlar bizi. Evrenin kendisi ve içinde varolan her şey similasyonun başrolunde bana göre. Biz insanlar bedenlenen bilinç olabiliriz, farkındalığımız zihnimizin sınırları kadar. Dogmatik inaçları, korkularla yönetilen inanış sistemleri bir yana, ortada kocaman kozmik bir oyun olduğunu düşünüyorum. Tek dinin sevgi olması gerektiği, ayrımcılığın ırkçılığın insanın kocaman illuzyonları olduğunun farkında varmalıyız. Herkes ve her şey birbiri ile bağlantılıdır, kuantum mekaniğini inceleyenler bunu zaten bilir ve başrolde miyiz gibi sorular tabi ki sormaz.
Değerli kardeşim.
Sevgi, saygı, ırkçılığın önlenmesi, insan hakları, demokrasi, kardeşlik vesaire hepsi bizim uydurduğumuz kavramlar.
Sevgi dediğimiz memelilerde sosyal düzenin devamlılığı sürü yaşamının sürekliliği ve neslin devamı için evrilmiş bir bağlanma duygusu.
Balıklarda sevgi yok saygı yok.
Kurtlar asla kurt yaşamının kutsal olduğunu falan düşünmez, kendi bölgesine giren diğer kurtları öldürür.
Karıncalar demokrasiye inanmaz. işçi olarak doğar işçi olarak ölür.
Hatta kırmızı karıncalar diğer karınca türlerine etnik temizlik yapacak kadar ırkçıdır.
Hayat yayılmacı rekabetçi ve saldırgandır.

Bizim sevgi dediğimiz şey, sevginin din olmasını istememiz bunun kendi aramızdaki çatışmaları azaltıp bireysel ve toplumsal riskleri kontrol edecek bir yöntem olması.
Bu duygu belirli hormonlar ile tetiklenen ve bağlılık yaratan mutluluk veren bir his.

Ben bir programcıyım.
Sonsuz güce ve zekaya sahip bir yaratıcı varsa.
O yaratıcı o zeka ile sonsuz verimlilik bilincine de sahiptir.
O yüzden bir kaç yüz milyar insanı yaşatmak bir kaç trilyon hayvanı öldürmek gerekmez.

Evren bir simülasyon ise ya da yaratıldıysa feci bir yaratıcı var.
Çünkü insanlar sınırsız ihtiyaçlar ile sınırlı kaynaklara hapsedilmiş.
Evrende galaksiler yıldızlar karadelikler çarpışıyor kaos hüküm sürüyor.
Canlılar diğer canlıları öldürerek üremeye ve yayılmaya çalışıyorlar.
Ve entropi denilen düzensizliğe gitme yasası evren başladığından beri evreni daha kaotik hale getiriyor.

Böyle simülasyon hikayeleri gayet new age dinler halinde yayılıyor.
Ben bilimsel olarak bakarım.
Burada tartışılan yaşadığımız hayatın bir simülasyondan farkı olmadığıdır.
Ama işin sonunda olay Descartes'ın sözüne geliyor.
Düşünüyorum öyleyse varım.
Ama var olmam evrenin ya da simülasyonun başrolü olduğum anlamına gelmez, özellikle bu kadar önemsiz bir yer kaplarken.