digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Yok olacağız hocam.
Yok olacak olan enerjimiz, maddemiz değil bilincimiz.
Hani şu biraz alkol alınca, bazı maddeleri kullanınca bozulan dandik bilincimiz.
Hani yaşadımlarımız ile, deneyimlerimiz ile şekillenen, doğuştan getirmediğimiz sonradan diğer insanlar ile etkileşim kurarak oluşturduğumuz bilincimiz.
Yani ruh diye bedensel varlıktan önce var olan bir enerjiyi savunuyoruz, ama bu nasıl bir enerji ki alkol içince kimyasal madde kullanınca ya da dünyada kötü deneyimler yaşayınca değişiyor.
Aslında ruh diye bir şey yok, herşey biyokimyasal reaksiyonlar ile beynimizde oluşan bir bilinç hali var.
Hani dünyadaki insanların çoğunluğunun doğru düzgün kullanamadığı beynimizdeki bilincimiz.

Doğmadan önce yoktun.
Bilincin yoktu, deneyimin yoktu, zekan yoktu, hatıraların yoktu.
Oysa vücudunda taşıdığın tüm elementler ve moleküller sen doğmadan milyarlarca yıl önce vardı.
Bir gün sen öleceksin, bilincin yok olacak, ama o elementler moleküller var olmaya devam edecekler.

Benim burada kafama takılan 1 soru var )))

1) Neden kendimizi bu kadar kıymetli ve özel sanıyoruz. Sadece bilincimiz olduğu için mi? İnsanların %90'ından fazlası o bilinci adam gibi kullanamıyor bile )))
Bak ortaya atılan tüm teoriler de baş rol oyuncusu biziz.

a) Bizi tanrı yarattı ve bizi sınava aldı. Sınavı iyi geçenleri ölümden sonra ödüllendirecek, kötü geçenleri cezalandıracak.
b) Bir simülasyonda yaşıyoruz, üstün bir ırk ya da güç tarafından oluşturulmuş bir simülasyonda gözlenen, deneye tabi tutulan ya da var edilen canlılarız.

Bak 2 durumda da baş rol oyuncusuyuz.
2 durumda da tüm evren bir dekor, tüm diğer canlılar da figüran )))

Oysa biraz astronomi ile ilgili okuma yaptığımızda durum çok farklı.
Evrendeki benzerinden milyarlarca olan galaksilerden birinin ortalama yıldızlarından birinin ortalama gezegenlerinden birinde yaşıyoruz.
Evrenin yaşı 13,5 milyar yıl. Biz sadece 300 bin senedir var olan bir türüz.
Ve bu 300 bin senenin sadece son 10 bin senesinde maymunları aşan bir gelişim göstermişiz.

Yani bir tanrı var ve bu tanrı sırf gücü yettiği için bugüne kadar yaşayan 110 milyar insan için sadece gözlenebilir evrende 7 trilyon galaksi yaratmış.
300-500 bin sene dünyada var olacak bir primat türü için bu büyüklükte bir evrenin 13,5 milyar yıl hazırlanmasını sağlamış.

Kardeşim bu nasıl simülasyon? Bu nasıl din?
Kendini baş rol zanneden insanoğlu ne evrende önemli bir yerde, ne de insanlık tarihi evren tarihi içinde kayda değer bir vakit kaplıyor.
Hepsini geçtim dünyadaki büyük billim adamlarının, peygamberlerin, siyasetçilerin, kralların, filozofların evrenin toplam kütlesi enerjisi içinde yarattığı değişiklik neredeyse sıfır.

Yani kozmolojik olarak bu kadar küçük bir zamanda ortaya çıkmış bu kadar az enerji üretip tüketen, evrenin bu kadar kıymetsiz bir yerinde yaşayan ve kendi gezegenine bile hükmedemeyen zavallı insanların kendilerini evrende başrol görmeleri, hatta simülasyonlar, dinler ile 7 trilyon galaksinin kendileri için yaratıldığını düşünmeleri ne kadar ilginç?)))

Doğmadan önce bilincimiz var değildi.
Öldükten sonra da var olmayacağız.
Bunu kabul etmek sosyal yaşantıyı bozup türün devamını tehdit edebileceği için kendimize sosyal ilişkileri güçlendirecek ve türün devamlılığını sağlayacak kurgular yaratmışız.

Belki biz hesap edilmeyen hatalı bir oluşumuz.
Başka bir alanda deney yapmak için oluşturulan simülasyonun içindeki kurallar bizim canlılık dediğimiz kendi kendini tekrar üretebilen ve evrilebilen döngüler yarattı ve bu döngüler zamanla bilinç kazanacak kadar ileri gitti.
Belki yaşam tanrının ya da simülasyonun yaratıcılarının hesap etmediği bir yan etki olarak kendi kendine rastlantısal olarak oluştu.
Öyle bir durumda simülasyonu ya da evreni sonlandırdığında kesinlikle silineceğiz, çünkü biz amaç ya da özne değiliz.
Evrendeki konumumuza ve evrenin yaşı içindeki tarihimize bakınca bana bizim bu evrenin öznesi ve başrolü olmadığımız kesin gibi görünüyor )))

Saygılar...
Hocam kendimizi başrolde görenleri bu kadar dikkate alarak düşündüğün için böyle cevap vermişsin saygı duyuyorum, zaten öyle olması mantıklı değil, hayvanlar, hücreler hatta tüm organizmalar kendi similasyonunda olabilir. İnsan zihni ile düşündüğümüz için mantık arıyoruz doğal olarak ancak kuantum dünyasında mantık işlemez çoğu zaman ve mantıkla açıklanamayan einstein in bile açıklayamadı üstüne nobel ödülü koyulan gizemlerle dolu evrendeyiz, double slit experiment diye aratabilirsiniz. Evrenin yaşına burada olduğumuz süreye takılmak zihinsel bir yanılmasa olabilir, çünkü zaman ve mekan insan zinini çok kolay kandırabilir. Görünende değil görünmeyende aramak lazım cevabı eğer konu similasyon ise, yani kuantum dünyası belli bir algoritma içinde yaşadığımızı zaten bize gösteriyor. İnsan zihni dediğiniz gibi sonradan öğrendiği ve deneyimlediği şeylerle zihin yapısını oluşturur ve kararlarını eylemlerini isteklerini buna göre şekillendirir, ancak zihin ve bilinç farklıdır. Bilim bilinç konusunda daha zerre ilerleyemediği noktada şu budur bu da böyledir yoktur demek dogmatik inançlara sıkışıp kalan insanlar gibi bir farkındalığa zorlar bizi. Evrenin kendisi ve içinde varolan her şey similasyonun başrolunde bana göre. Biz insanlar bedenlenen bilinç olabiliriz, farkındalığımız zihnimizin sınırları kadar. Dogmatik inaçları, korkularla yönetilen inanış sistemleri bir yana, ortada kocaman kozmik bir oyun olduğunu düşünüyorum. Tek dinin sevgi olması gerektiği, ayrımcılığın ırkçılığın insanın kocaman illuzyonları olduğunun farkında varmalıyız. Herkes ve her şey birbiri ile bağlantılıdır, kuantum mekaniğini inceleyenler bunu zaten bilir ve başrolde miyiz gibi sorular tabi ki sormaz.