İlk cümleniz çok yanlış, kimin sağlıklı olup kimin sağlık sorunları olduğunu bilemezsiniz, ben bir trafik kazasında 3 ay sakat kaldım elimde bastonla gezdim, sırf genç olduğum için otobüste oturduğum için defalarca ya ayıpladılar ya da hakarete varan cümleler kuruldu boomerlar tarafından, elimde bastonu gösterince de gençsin birşey olmaz diyenler bile oldu ayağımın sakat olduğunu uzun uzun kimseye anlatmak zorunda değilim haksız mıyım? Eğer para veriyorsam o koltuğa oturmak benim hakkım, Keza işten dönmüş olabilirim bütün gün sırtımda taş taşımış olabilirim, bunu da kimse bilemez ve kimse yargılama haddine düşemez, ben her otobüse bindiğimde sakat olduğumu bütün otobüse ilan etmek zorunda değilim.
Hakan hocam tutup şimdi herkesi muayene edecek değilim. Olayı dar bir bakış açısına indirgemenin lüzumu nedir? Yani bu akşam bindiğim otobüste yaklaşık 14 koltuk vardı ve oturanların 12 tanesi genç ve orta yaşlarında insanlardı. Ben tutup sağlık sorunları olanların bindiği otobüsüne denk geldiysem bu konuyu açtığım için de özür dilerim. Yani 12 tane sağlık sorunları olan insan aynı otobüste ve bana denk geldiyse kaos teorisinin muazzam bir bağlacına denk gelmişim demekki.
Zaten buna benzer sorunlar yaşayanlar oldukça fazla, da sizin gibilerin hışmına uğramamak için yumuşatmayı deneyen cümleler yazdım ama maalesef "parasını verdiyse(m) oturmakta sonuna kadar haklı(yım)" düşüncesine sahip insanlar geldi çattı.
O zaman aşağıdaki şu uyarının yer aldığı bazı otobüsler çok yanlış yapıyor? Ben zaten bunu hatırlatıyorum da beni yargıladığınız eleştirdiğiniz şey nedir anlayamadım?
Ben Türklüğün gereğini yazıyorum. Türk milleti yaşlılarına karşı saygı gösterir, hamilelelere, çocuklu kadınlara toplu taşımada yer verir.
62 daireli apartmanda yöneticilik yapıyorum. Sizin gibi hem apartmanın hakkını savunup hemde ters düştüğüm eleştirildiğim çok oldu. Bu yüzden toplantıda aday olmadım. Kimse aday çıkmadı, beni eleştiren kişileri söyleyerek çok daha iyi yönetebileceklerini toplantıda söyledim ama hiçbirisi yok abi ben insanlarla uğraşamam, yöneticilik yapılır mı yahu dedi. Binada yönetici olmasa asansörler aksayacak, merkezi sistem faturası ödenmeyecek, binayı çöp götürecek. Kimse çıkmayınca şartlar gereği bir nevi zorla yönetici olmak zorunda kaldım. 3 kişi seçildik. Eski yöneticinin usülsüzlüğü sonrası ödenmemiş doğalgaz faturası var ve her ay gecikme faizi yansıyor. Toplantıda bu faizi biriktirmeden her kat malikinden para toplayalım bir an önce bu faturayı ödeyelim diye konuşup milleti ikna eden biri vardı. Planlamayı yaptık kararları aldık, ben grupta bunları hatırlattım. Hiç kimse karşı çıkmazken yine aynı kişi "Ben faiz olan kısmını odemeyecem enayi degilim" diye yazdı.
özetle; ben bu tarz muhabbetlere alışığım. Bugün 2'nci kez oluyor bu forumda. Bir dediğiyle bir dediği tutmayan, anlatılmak isteneni değil de sırf muhalefet etmek için konuşan kişilere alışığım.
Şu ara toplumsal konulara değindiğim için ve çok kişinin kendince dertli olduğu konu olduğu için durumdan duruma farklı yazılmasını çok normal karşılıyorum artık.
Çünkü sen kimsin, sen beni yargılayamazsın, sen bana karışamazsın, kimseyi yargılayamazsın, sana mı düştü bunları konuşmak, gece gece uğraştığın şeye bak gibi konuşan bireyselleşmenin sonucu insanlar toplumda oldukça yaygınlaştı.