• 20-01-2022, 12:59:42
    #10
    Burada olması imkansız. Eğer olursa 7 günlük işi 4 güne yıkmaya çalışırlar. 4 gün çalışılmasının nedeni verimi arttırmak ama biz de verim daha da düşer. Ama gerçi orada şirketlerin yaptığı karla buradakilerin ki bir değil. Bir kurtlu elmanın yıllık karı bizim Türkiye de ki tüm şirketleri satın almaya yeter.
  • 20-01-2022, 14:02:02
    #11
    Bu tür uygulamalarda çalışma günü azaldıkça verimin artması hedeflenir. Çalışma günü azalınca çalışanların daha motive bir şekilde işi bitirmeleri amaçlanır. Bizde ne yapılırsa yapılsın çalışan motivasyonunu arttırmak çok zor bu yüzden şuan işlemez diye düşünüyorum
  • 20-01-2022, 15:00:51
    #12
    Bu bir pilot deneme.
    6 ay boyunca deneyip performansın artıp artmadığına bakacaklar.

    Ticarette önemli olan çalışanı kaç saat kaç gün iş yerinde tuttuğun değil.
    Önemli olan şirketin genel karının ne kadar artıp ne kadar azaldığı.

    Ama bu beyin teri gerektiren beyaz yakalı sektörlerde mümkün, mavi yakalılarda pek işe yaramaz.
    Bir oto tamircisini haftada 5 gün yerine 4 gün çalıştırdığınızda ortaya çıkacak üretim %20 düşecektir.
  • 20-01-2022, 15:02:24
    #13
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bu bir pilot deneme.
    6 ay boyunca deneyip performansın artıp artmadığına bakacaklar.

    Ticarette önemli olan çalışanı kaç saat kaç gün iş yerinde tuttuğun değil.
    Önemli olan şirketin genel karının ne kadar artıp ne kadar azaldığı.

    Ama bu beyin teri gerektiren beyaz yakalı sektörlerde mümkün, mavi yakalılarda pek işe yaramaz.
    Bir oto tamircisini haftada 5 gün yerine 4 gün çalıştırdığınızda ortaya çıkacak üretim %20 düşecektir.
    Hocam kesinlikle beyaz yakali ama bunun icerisinde metro calisanlari, soforler de dahil olabilir.
  • 20-01-2022, 15:23:40
    #14
    xBertug adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam kesinlikle beyaz yakali ama bunun icerisinde metro calisanlari, soforler de dahil olabilir.
    Metro çalışanları ve şoförlerde bunu yaparlarsa aslında örtülü bir zam anlamına gelir ve şirketlerin maliyetleri artar.
    Çünkü varolan elemanlar 32 saat çalışıp 40 saat ücreti alırlar.
    Diğer yandan da şirket kalan 3 gün taşımanın devam etmesi için ek eleman istihdam etmek zorunda kalır.
    Sonuçta üretilen taşıma performansı değişmez ama işgücü maliyeti artar.
    Şirketler zarar etmesin iş gücü maliyeti artmasın denilirse, o zaman da insanlar haftada 40 saat değil 32 saatlik gelire mahkum edilir yıllık gelirleri %20 düşer.

    Ama işin asıl ilginç yanı devlet bunu sosyal eşitliği sağlamak için bir servet vergisi olarak uygulayabilir.
    Yani ticari işletmelerin üzerine ekstra bir iş gücü maliyeti yıkarak onların kazançlarının vergilendirebilir.
    Sadece vergi devlete değil, işgücüne ücret olarak ödenir.
    Sonuçta şirketlerin karlılıkları düşer, ama ekonomik büyüme yaratmadan istihdam açığı ortaya çıkarılabilir.
    Böylece işsiz sayı azalır, genel ücretler yükselir, insanlar daha iyi kazandıkları için ekonomide dönen para artar.
    İnsanlar daha iyi tasarruf yapabilir.

    Bizim gibi ülkelerde ticari işletmelerden beklenen ekstra bir şey vereceklerse bunu devlete vermeleri.
    Devlet de aldığı fazladan vergileri iktidar yandaşları arasındaki ranta harcar o para hakedenin cebine girmez.
    İngiltere'nin bahsettiği sistem genele yayılırsa bu işverenden alınacak ekstra %20 vergidir, ama bu vergi devlete değil iş gücüne ödenerek sosyal adalete, ekonomik büyümeye ve tüketime katkı sağlayabilir.
  • 20-01-2022, 16:08:08
    #15
    Bunu Türkiye'de uygulamayazsınız çünkü Türkiye'de statü ve refah arttıkça nitelik, verim ve profesyonellik gittikçe düşüyor ( Belki diğer ülkelerde de böyledir ) . Her 20-30 yılda bir 400 yıldır aynı sorunu yaşamamızın nedeni de bu. Biz bunun en önemli etkisini sadece siyasetten kaynaklandığını düşünüyoruz fakat ne yazık ki öyle değil bu sebeple her yıl 20-30 yılda bir aynı sorunları yaşıyoruz. Paranın nasıl değerlendirilmeyeceği, yönetilemeyeceği, nasıl biriktirilemeyeceği ve harcanmaması konusunda en kötü örneklerden biri olabiliriz orta doğuda.

    10 yıllık Ab ile uyum sürecinde onlarca öğrenci ve farklı pozisyonlarda insanlar iyi statüleri ve gelirleri ile Avrupa ülkelerine gitme fırsatı buldular bir çoğu Avrupa'daki geçici ve kısmi Erasmus sürecini Eğitim ve Gelişim beklentisi ile değil Turistik Eğlence ve Hovardalık amacı ile kullandı. Yurt dışında geçmiş yıllardan gitmiş onlarca insanımız var. Bir çoğu geçmiş zamanın zorluğundan orada eğitim sistemine ve kurumsallığına tam anlamıyla adapte olamadılar, onlarında çocukları adapte olamadı. Bir çoğu Türkiye'de benzer tarzda yaptıkları ciddi nitelik gerektirmeyen işlerle Euro ve işçi değerinin yüksekliği ile orada refahını yüksekte tutuyor. Fakat sonuç kendini topluma ve kendine kanıtlama durumuna geldiğinde eğitim, mesleki profesyonellik için yeterli özveriyi göstermeyen bizler en güzel ürün ve hizmetleri alarak o kanıtlanma hissini elde etmek için geride kalmıyoruz. Ülke içinde de ülke dışında da sorumsuzluğumuz ve profesyonellikten uzaklığımız ne yazık ki acı bir gerçek. Eğitim sistemindeki sorunlarda bundan kaynaklanıyor. Ortaokuldan itibaren öğrencilerin bir çoğunda bu sorumsuzluğun başlangıcı ciddi bir şekilde görülmeye başlanıyor. 8. sınıfa kadarlık ortaokul eğitiminin zorunlu ve ücretsiz olmasını makul karşılayabilirim fakat günümüz çağında bizzat içerisinde de yer almış biri olarak Lise ve Üniversite eğitimlerinin herkes için ücretsiz ve bu kadar bedelsiz teşviği ne yazık ki ekonomik ve sosyolojik olarak ciddi bir hata.

    Bu yurt içinde de geçerli. İnsanların toplumsal tabularından kurtulmak imkansız. Bazen en önemli gereken şey para ve zenginlik olurken bazen para bile yetersiz kalabiliyor. Sizden ekonomik olarak çok daha başarısız olan insanlar size ekonomi konusunda tavsiyeler verebiliyorlar. Hayat planlaması konusunda faciaya sahip insanlar ben böyle hatalar yaptım haberin olsun deyip geçmek yerine sen şöyle yap, böyle yap diyebiliyorlar. Şu bölümü yaz, şunu oku, okuma kimsede demiyor ki banane ben kendimi yönetebiliyor muyum kendi içimde ne kadar başarılı ve yeterliyim de başkalarına tavsiye veriyorum....

    Bu arada @digiklan; beyinde dediği gibi bu tarz uygulamaları her sektörde meslekte uygulayamazsınız. Bir çok endüstriyel alanda firmalar neredeyse tam otomatik sistemlere geçebilecek kadar ilerlediler. Geçmemelerinin nedeni çok sayıda aktif ve yüksek adaptasyonlu ekonomik insan iş ve beyin gücü dünyada bir çok ülkede var olduğu sürece her şeyi makineleştirmek için gereken makine başı 100 bin veya milyon dolarlık maliyetleri her alanda uygulamayı matematiksel olarak mantıklı bulmuyorlar. Olurda 50-100 yıllık süreçte dünya nüfusu çok ciddi oranda düşerse ve insanlık iş gücü yerine beyin gücü odaklı bir sürece girerse uluslararası endüstri bu konuda gerekli yatırımı yapar.