Hocam kesinlikle beyaz yakali ama bunun icerisinde metro calisanlari, soforler de dahil olabilir.
Metro çalışanları ve şoförlerde bunu yaparlarsa aslında örtülü bir zam anlamına gelir ve şirketlerin maliyetleri artar.
Çünkü varolan elemanlar 32 saat çalışıp 40 saat ücreti alırlar.
Diğer yandan da şirket kalan 3 gün taşımanın devam etmesi için ek eleman istihdam etmek zorunda kalır.
Sonuçta üretilen taşıma performansı değişmez ama işgücü maliyeti artar.
Şirketler zarar etmesin iş gücü maliyeti artmasın denilirse, o zaman da insanlar haftada 40 saat değil 32 saatlik gelire mahkum edilir yıllık gelirleri %20 düşer.
Ama işin asıl ilginç yanı devlet bunu sosyal eşitliği sağlamak için bir servet vergisi olarak uygulayabilir.
Yani ticari işletmelerin üzerine ekstra bir iş gücü maliyeti yıkarak onların kazançlarının vergilendirebilir.
Sadece vergi devlete değil, işgücüne ücret olarak ödenir.
Sonuçta şirketlerin karlılıkları düşer, ama ekonomik büyüme yaratmadan istihdam açığı ortaya çıkarılabilir.
Böylece işsiz sayı azalır, genel ücretler yükselir, insanlar daha iyi kazandıkları için ekonomide dönen para artar.
İnsanlar daha iyi tasarruf yapabilir.
Bizim gibi ülkelerde ticari işletmelerden beklenen ekstra bir şey vereceklerse bunu devlete vermeleri.
Devlet de aldığı fazladan vergileri iktidar yandaşları arasındaki ranta harcar o para hakedenin cebine girmez.
İngiltere'nin bahsettiği sistem genele yayılırsa bu işverenden alınacak ekstra %20 vergidir, ama bu vergi devlete değil iş gücüne ödenerek sosyal adalete, ekonomik büyümeye ve tüketime katkı sağlayabilir.