• 26-02-2021, 23:20:23
    #64
    Ben %80 sistemden kaynaklı olduğunu düşünüyorum . Rekabet ortamı yaratıp iyi bir eğitim verirseniz ve yönlendirilirse bu şekilde olmazdı diye düşünüyorum sadece yazılım öğrenemeyiz veya şöyle söyleyim herkesin kafası buna basmaz basmak da zorunda değil .

    Atatürk o zor dönemde yurtdışında eğitim için öğrenci gönderirken şu dönemde devletin eğitime yatıracağı parayı diyanete yatırması çok saçma eğitim olursa o para kat kat hepsine döner

    Bir çok üniversite açarak liseden çıkanı işsiz yapmak yerine öğrenci yapmak işsizlik sorununu kısa dönem çözmek gibi şuan bu şekilde bile işsizlik sorunu var
  • 26-02-2021, 23:23:33
    #65
    Merhaba ben çok fabrika dolaştım işsizlik yok ama çalışma şartları da kolay değil bu yüzden insanlar işe gitmek istemiyor sanırım ve üniversite okumayan kalmadı neredeyse bende okudum ve bizim hocamız aynen bunu demişti yakinda çöpçüler dâhi 2 yıllık mezunu olur diye adam haklıydı sanırım şimdi iki yıllık okuyan adam da fabrikada 12 saat ayakta çalışmayı kabul etmiyor iş verende mesai ücretini fazlası ile veriyorum diyor yani bence bu gidişin asıl kaynağı bizim evlatlarımızı okutma arzumuzdan geliyor ben çok ezildim çocuğum müdür olsun diyoruz ama hepimiz aynısını söylüyoruz bu ülkeye işçi temizlikçi hademe de lazım o yüzden üniversitelerin daha az mezun vermesi hak edenlerin mezun olması gerekiyor.
  • 27-02-2021, 00:05:42
    #66
    mehmet_26 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Merhaba ben çok fabrika dolaştım işsizlik yok ama çalışma şartları da kolay değil bu yüzden insanlar işe gitmek istemiyor sanırım ve üniversite okumayan kalmadı neredeyse bende okudum ve bizim hocamız aynen bunu demişti yakinda çöpçüler dâhi 2 yıllık mezunu olur diye adam haklıydı sanırım şimdi iki yıllık okuyan adam da fabrikada 12 saat ayakta çalışmayı kabul etmiyor iş verende mesai ücretini fazlası ile veriyorum diyor yani bence bu gidişin asıl kaynağı bizim evlatlarımızı okutma arzumuzdan geliyor ben çok ezildim çocuğum müdür olsun diyoruz ama hepimiz aynısını söylüyoruz bu ülkeye işçi temizlikçi hademe de lazım o yüzden üniversitelerin daha az mezun vermesi hak edenlerin mezun olması gerekiyor.
    Bu ülkeye temizlikçi, hademe, çöpçü de lazım demek birilerinin üzerine basarak yükselmek istemektir.

    Almanya'da temizlikçi ya da çöpçü olduğunuzda kazandığınız para ile kendinize yaşanabilir bir ev. Binilebilecek bir araba almanız 10 sene sürmez. Ve bu para ile senede bir kez yurt dışı tatiline rahat rahat gidersiniz.
    İnsanların Türkiye'de çöpçü ya da hademe olmak istememelerinin nedeni işin zorluğu değil, bu zorluk karşısında alınan paranın hayallerini gerçekleştirebilecek bir rakam olmaması.7

    Bu ülkenin temizlikçiye de ihtiyacı var, hademeye de ihtiyacı var diyenler bana söylesin bir hademe maaşı ile bu ülkede ev almak kaç sene sürer?

    Mesele bu ülkeyi yöneten adamların rant üzerinden vurgun yapabilmek için devlet kaynaklarını inşaata harcamaları. İnşaatın yarattığı tek bir katma değer vardır o da rant. Ve bu rantın peşindeki siyasiler devlet kaynaklarını arge ye değil, yüksek katma değerli imalata değil, ara malı imalatına değil betona yatırıyorlar.

    Bu ülke yüksek katma değerli ürün üretmeye başlarsa ülkenin genel ekonomik durumu gelişir. Ülke ekonomisi ve milli gelir yükseldikçe o gelirden hademeye, temizlikçiye, çöpçüye verilen pay da yükselir. Hademe, çöpçü, temizlikçi de doktor gibi mühendis gibi evini arabasını alıp tatiline çıkabilir hale geldiğinde kimse mühendis olacağım diye diretmez. Mutlu olacağı bir hayatın peşinden gider.

    Bu ülkeye hademede lazım, temizlikçi de diyenler işi gücü bırakıp ayda 2800 lira artı mesai ile fabrikada çalışmaya başlasınlar bakalım. O maaşa o zahmet değecek mi?
    Bir adamın başka şansı yoksa o işe girer çalışır. Yok adamın evi varsa destek olan ailesi varsa kimse hademe olmak için can atmıyor daha iyi bir iş bulana kadar direnir iş arar.
  • 27-02-2021, 00:41:49
    #67
    Üyeliği durduruldu
    Üniversiteler maalesef zombi yetiştiriyor. Büyük holding ve şirketlerin çoğunda önemli pozisyonlar eş dost akraba hemşehri ucube takımı tarafından dolduruluyor. Belediyeler ve memurluk bildiğiniz gibi torpil.
    1998 myo mezunuyum ülkede hiçbir şey değişmedi. Siz muhalifsiniz ben de iktidar yanlısıyım. Ama ülkedeki sorunlar yüzünden ikimiz de aynı sorunları yaşıyoruz. Bu sorunlar 10 20 yıllık değil daha da eski.

    İnsanların çoğu uyanıklık yapıp çocuğunu torpille işe sokuyor. Torpili olmayanlar dışarıda kalıyor. Devlet ne yaparsa yapsın. Torpili yapan da yaptıran da yine bu toplumun uyanıkları.

    İnsanlar kendi menfaati için her türlü dini-kanuni ve evrensel ilke ve kanunları çiğneyebiliyor. Başkasının yaptığına karşı sanki kendisi çok dürüstmüş gibi tepki gösteriyor. Bunu yapan insan sayıs çok çok fazla. Akp chp meselesi değil. Din memleketin siyasi görüş fark etmiyor. hepsinde eşit oarnda var.


    Ülkede çok ciddi kültürel ve ahlaki çöküş var. Bu çöküş sadece 10 veya 30 40 yıllık bir süreç de değil. sadece son 30 yılda ivmesi arttı. Bunun olumsuz sonuçlarını her zaman her yerde görüyoruz.


    TVde milyonlar ödeyip afilli reklam çakan holdinglerin bile çoğu tırt, yalaka ****** çakal sürüsü milleti aldatıp pis işlerini gizliyorlar.
  • 27-02-2021, 00:51:38
    #68
    Üyeliği durduruldu
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bu ülkeye hademede lazım, temizlikçi de diyenler işi gücü bırakıp ayda 2800 lira artı mesai ile fabrikada çalışmaya başlasınlar bakalım. O maaşa o zahmet değecek mi?
    Bir adamın başka şansı yoksa o işe girer çalışır. Yok adamın evi varsa destek olan ailesi varsa kimse hademe olmak için can atmıyor daha iyi bir iş bulana kadar direnir iş arar.
    İşin kötüsü artık o iş bile bulunamıyor. Artık asgari ücretle hademelik yapmak için bile torpil gerekiyor. İş yok.

    Katma değer her yolun çıktığı son nokta. Bugün tonlarca fındık üreten zeytin üreten bile hala ağlıyorsa katma değer olmadığı için. Çıkan ürün verdiğin emeğe değmiyor.

    Avrupa yıllarca afrikanın kaynaklarını sömürüp zengin oldu sefahat sürdü. Afrika ise kendi topraklarında sefilleri oynadı. Değişen dünyada şu anda biz de afrika gibi oluyoruz. Katma değer anahtarını kullanamazsak o yönde düşmeye devam.

    ***

    Ben 43 yaşındayım ömrüm köyde geçti. bahçede yetiştirdiğimiz sebze zarar ettirdiği için yavaş yavaş birçok sebze üretimini terk etmeye başladık. Halak sebze meyveyi pahalı olduğu için alamıyor.
    Fideler hibrit gdolu tohumlardan yapılıyor, birçok çiftçi hazır hibrit fide kullanıyor.
    Yurtdışından gelen ucuz pahalı gıda ürünleri ülkede rekabeti ölrüdürüyor, üretimi bitiriyor.

    Birbirine bağlı çarklar arasında eziliyoruz.
  • 27-02-2021, 01:06:17
    #69
    looktr adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    İşin kötüsü artık o iş bile bulunamıyor. Artık asgari ücretle hademelik yapmak için bile torpil gerekiyor. İş yok.

    Katma değer her yolun çıktığı son nokta. Bugün tonlarca fındık üreten zeytin üreten bile hala ağlıyorsa katma değer olmadığı için. Çıkan ürün verdiğin emeğe değmiyor.

    Avrupa yıllarca afrikanın kaynaklarını sömürüp zengin oldu sefahat sürdü. Afrika ise kendi topraklarında sefilleri oynadı. Değişen dünyada şu anda biz de afrika gibi oluyoruz. Katma değer anahtarını kullanamazsak o yönde düşmeye devam.

    ***

    Ben 43 yaşındayım ömrüm köyde geçti. bahçede yetiştirdiğimiz sebze zarar ettirdiği için yavaş yavaş birçok sebze üretimini terk etmeye başladık. Halak sebze meyveyi pahalı olduğu için alamıyor.
    Fideler hibrit gdolu tohumlardan yapılıyor, birçok çiftçi hazır hibrit fide kullanıyor.
    Yurtdışından gelen ucuz pahalı gıda ürünleri ülkede rekabeti ölrüdürüyor, üretimi bitiriyor.

    Birbirine bağlı çarklar arasında eziliyoruz.
    Vatandaş yeni nesil sömürgecilik sisteminin farkında değil.
    Eskiden sanayileşmiş ülkeler diğer ülkelerin ham madde kaynaklarını kullanarak doğrudan sömürürlerdi.
    Tam sömürgecilik vardı.

    Bugün gelişmekte olan ülke diye bir şey uydurulmuş, orta gelir tuzağı denilen bir yere sıkıştırılmış ülkeler var.
    Bizim gibi, Brezilya gibi, Arjantin gibi, Endonezya gibi...
    Bu ülkelere düşük katma değerli sanayi teknolojisini vermişler, kendileri yüksek katma değerli sanayilere yönelmişler.

    Katma değerli deyince kimse anlamıyor ucuz pahalı diyeyim.
    Biz tekstil gibi, gıda ürünleri gibi, yedek parça gibi, basit makine gibi ucuz malların üretildiği sektörlerde üretim yapıyoruz.
    Bu adamlar da pahalı sektörlerde, ilaç, petro kimya, otomotiv, eletronik, yarı iletken, enerji, yazılım gibi sektörlerde üretim yapıyor.
    Biz sürekli ucuz ürün satıp pahalı ürün satın aldığımız için cari açık veriyoruz borcumuz artıyor.
    Ve bu cari açığı finanse etmek için ve ucuz malları üretmek için adamlardan kredi ve borç alıyoruz bir de toplam kazancımızdan bunlara faiz geliri kazandırıyoruz.

    Yani şu anda Türkiye dünya ekonomisine entegre dolaylı bir sömürgedir.
    Birileri Türkiye bağımsızdır yalanları ile milleti kandırıyor sanki bağımsız politika izliyormuş masalları anlatıyor.
    Oysa Avrupa Birliği yaptırım tehdidini yaptığı an Doğu Akdenizden araştırma gemimizi çektik.
    Çünkü ekonomik olarak adamların sömürgesiyiz.

    Bu işin partisi falan yok.
    Bu halk kendisine masallar anlatan sağcı ya da solcu siyasetçilere oy verdiği sürece bu iş böyle gider.
    Türkiye gelişmiş ülkelerin sömürgesiyken, yarattıkları inşaat ekonomisi ile ülkeyi sömüren siyasetçiler var.
    Kanal İstanbul saçmalığını vatandaşın vergileri ile yapacaklar ama Katar'ın prensesleri bölgede arsa aldılar, iktidarın tüm yandaşları bölgeyi parsellediler.
    Çünkü amaç hizmet değil rant paylaşımı.
    Atatürk Havalimanına ek bir pist yaparak yolcu sayısı 2040 yılına kadar idare eder hale getirilebilirken milyarlarca dolar yeni havalimanına basıldı.
    O havalimanının çevresi, köprü yol güzargahlarının tapu kayıtlarını incelesen anlarsın asıl hainlerin kim olduğunu.

    Havaalanı yerine bir silikon güneş paneli üretim tesis kurulsaydı, ya da bir mikro çip döküm fabrikası kurulsaydı veya led panel üretim tesis geliştirilseydi...
    Bugün tıpkı ihalar gibi yurt dışına satacağımız pahalı katma değeri yüksek mallarımız olurdu.
    Bugün elimizdeki havaalanıları, köprüler, otoyollar bu ülke vatandaşına hizmet etmiyor, eziyet ediyor.

    Bu vatandaş siyasetçilerin hepsinin yalancı olduğunu, hepsinin güvenilmez olduğunu anlarsa,
    Siyasetçilerin harcadıkları her kuruş verginin şeffafça hesabını vermesi gereken potansiyel hırsızlar olduğunu anlarsa belki bir gün gelişmeye başlarız.
  • 27-02-2021, 01:26:24
    #70
    ben anlamadım bu adam üniversitedeki eğitime kızıp faturayı 18 yaşındaki öğrenciye mi kesmiş jskdfjksakjfsadf
  • 27-02-2021, 02:02:52
    #71
    Üyeliği durduruldu
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Vatandaş yeni nesil sömürgecilik sisteminin farkında değil.
    Eskiden sanayileşmiş ülkeler diğer ülkelerin ham madde kaynaklarını kullanarak doğrudan sömürürlerdi.
    Tam sömürgecilik vardı.

    Bugün gelişmekte olan ülke diye bir şey uydurulmuş, orta gelir tuzağı denilen bir yere sıkıştırılmış ülkeler var.
    Bizim gibi, Brezilya gibi, Arjantin gibi, Endonezya gibi...
    Bu ülkelere düşük katma değerli sanayi teknolojisini vermişler, kendileri yüksek katma değerli sanayilere yönelmişler.

    Katma değerli deyince kimse anlamıyor ucuz pahalı diyeyim.
    Biz tekstil gibi, gıda ürünleri gibi, yedek parça gibi, basit makine gibi ucuz malların üretildiği sektörlerde üretim yapıyoruz.
    Bu adamlar da pahalı sektörlerde, ilaç, petro kimya, otomotiv, eletronik, yarı iletken, enerji, yazılım gibi sektörlerde üretim yapıyor.
    Biz sürekli ucuz ürün satıp pahalı ürün satın aldığımız için cari açık veriyoruz borcumuz artıyor.
    Ve bu cari açığı finanse etmek için ve ucuz malları üretmek için adamlardan kredi ve borç alıyoruz bir de toplam kazancımızdan bunlara faiz geliri kazandırıyoruz.

    Yani şu anda Türkiye dünya ekonomisine entegre dolaylı bir sömürgedir.
    Birileri Türkiye bağımsızdır yalanları ile milleti kandırıyor sanki bağımsız politika izliyormuş masalları anlatıyor.
    Oysa Avrupa Birliği yaptırım tehdidini yaptığı an Doğu Akdenizden araştırma gemimizi çektik.
    Çünkü ekonomik olarak adamların sömürgesiyiz.

    Bu işin partisi falan yok.
    Bu halk kendisine masallar anlatan sağcı ya da solcu siyasetçilere oy verdiği sürece bu iş böyle gider.
    Türkiye gelişmiş ülkelerin sömürgesiyken, yarattıkları inşaat ekonomisi ile ülkeyi sömüren siyasetçiler var.
    Kanal İstanbul saçmalığını vatandaşın vergileri ile yapacaklar ama Katar'ın prensesleri bölgede arsa aldılar, iktidarın tüm yandaşları bölgeyi parsellediler.
    Çünkü amaç hizmet değil rant paylaşımı.
    Atatürk Havalimanına ek bir pist yaparak yolcu sayısı 2040 yılına kadar idare eder hale getirilebilirken milyarlarca dolar yeni havalimanına basıldı.
    O havalimanının çevresi, köprü yol güzargahlarının tapu kayıtlarını incelesen anlarsın asıl hainlerin kim olduğunu.

    Havaalanı yerine bir silikon güneş paneli üretim tesis kurulsaydı, ya da bir mikro çip döküm fabrikası kurulsaydı veya led panel üretim tesis geliştirilseydi...
    Bugün tıpkı ihalar gibi yurt dışına satacağımız pahalı katma değeri yüksek mallarımız olurdu.
    Bugün elimizdeki havaalanıları, köprüler, otoyollar bu ülke vatandaşına hizmet etmiyor, eziyet ediyor.

    Bu vatandaş siyasetçilerin hepsinin yalancı olduğunu, hepsinin güvenilmez olduğunu anlarsa,
    Siyasetçilerin harcadıkları her kuruş verginin şeffafça hesabını vermesi gereken potansiyel hırsızlar olduğunu anlarsa belki bir gün gelişmeye başlarız.



    Bunlarla ilgili çok şey söylenebilir. Ancak Türkiyenin önceliği her zaman ulusal güvenliktir.
    İkinci mesele toplumun kültürel ve ahlaki düzeyi
    Bilim teknoloji ve üretim adalet sağlanabilir. fakat 1. ve 2. madde sorunlu olduğu sürece her şey yalandır, hiçbir çaba sonuç vermez.
    Son 70 yılda yaşanan terör, suikast siyasi kriz gibi birçok olayın temelinde ulusal güvenlik sorunu yatıyor. Ülkeye katkı sağlayacak onlarca hamle engellendi durduruldu.

    Ve bu krizler arasında toplumda yaşanan kötü olaylarda toplumun zaafiyetleri etki yapmıştır. Örneğin 12 eylül öncesi kaos durumunda yaşanan çatışmalar ve cinayetler. Yine bunca sıkıntı bir şekilde aşıldıysa ond da toplumun üstün özellikleri fayda sağlamıştır.

    ***

    Şu zamanda batı kaynaklı toplumda yayılan misyonerlik - özgürlük - lgbt vb şeyler toplumun bu yapısını daha da bozmak ve direncini kırmak için.
    Yoksa adamlar senin benim Hz İsa için ne düşündüğünü neye inandığını kimlerle çiftleşmek istediğini umursamaz. zaten kendi dinleri inançları da göstermelik.

    ***

    Toplumu bu hale getirdikten sonra eğitim bilim üniversite olmuş ne fayda. İşte tam da şimdi bunun sonuçlarını görüyoruz. Üniversite kampüsleri birer terör kampı gibi, birer fuhuş yuvası gibi.
    50 yıldır ne kadar bilim üretti ki bu kafayla bundan sonra bilim üretilsin?
    Onca üniversite onca bölüm onca öğrenci profesör var ancak üniversiteler hep siyasi ve ideolojik kamplaşma yeri olmuştur maalesef.
  • 27-02-2021, 02:26:03
    #72
    Üyeliği durduruldu
    white35 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Yenilikçi olamamak, iş ahlakının olmamasının temel sebebi ülke yönetimidir. Yabancı ülkeler analarının karnından ahlaklı ve yenilikçi değildir. İnsan nasıl büyük oranda doğduğu aileye göre şekillenirse aynı zamanda doğduğu ülkeye göre şekillenir. Sen mevcut yasadaki kanunları dahi uygulatamıyorsan ülkede ahlak olmaz. Sen okullarında iyi eğitim veremiyorsan nesilde ona göre yetişir yenilikçi olmaz, üretken olmaz. Yani devletin başına gerçekten hayatını ülkesine adayacak idealist biri gelmediği sürece bu iş böyle gidecek. Her gelen para peşinde, lüks yaşam peşinde koştuğu sürece bu ülkenin bir adım ileri gitmez.
    Dünyada kanun ve kural ihlali konusunda en önde giden toplumlardan birisiyiz. disiplin ve düzene karşı son derece saldrıgan ve bencil bir toplumuz. Bunu her zaman her yerde görebilirsin. Devlet ne kadar kanun koysa da onu çiğneyip aşmaya hazır milyonlarca insan var. Hangi birisini takip edeceksin?

    Üstelik en basit kanun konulduğunda bile insanlar keyfi kaçtığı için tepki göstermeye başlıyor.
    Devletin başın idealist dürüst biri geçecek vs vs bu hayaller çıkmaz sokak.

    Toplumun kültürel ve ahlaki yapısı düzelmediği müddetçe kanun devlet hiçbir işe yaramaz.